<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Hak inisiyatifi &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/etiket/hak-inisiyatifi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Jan 2019 10:48:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Suriyeli Sığınmacılara Dönük Nefret Söyleminin Engellenmesi için Devlet Tedbir Almalı</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/suriyeli-siginmacilar-donuk-nefret-soyleminin-engellenmesi-icin-devlet-tedbir-almali.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jan 2019 10:48:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Temsilcilikler]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Gazikent]]></category>
		<category><![CDATA[Hak inisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=4857</guid>

					<description><![CDATA[Gaziantep Hak İnisiyatifi Gazikent&#8217;te Türkiye vatandaşları ve Suriyeli mülteciler arasında yaşanan olaylar hakkında bir açıklamada bulundu. &#8220;Suriyeli sığınmacılara dönük nefret söyleminin engellenmesi ve güvenliklerinin sağlanması için Devlet gereken tedbirleri almalı&#8221; dendi. Basına da yansıdığı gibi 28 Aralık 2018 Pazar gecesi Gaziantep&#8217;in Gazikent semtinde bir grup Türkiye vatandaşı ile Suriyeli sığınmacı arasında henüz bilinmeyen bir nedenle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Hak İnisiyatifi Gazikent&#8217;te Türkiye vatandaşları ve Suriyeli mülteciler arasında yaşanan olaylar hakkında bir açıklamada bulundu. &#8220;Suriyeli sığınmacılara dönük nefret söyleminin engellenmesi ve güvenliklerinin sağlanması için Devlet gereken tedbirleri almalı&#8221; dendi.</p>
<p>Basına da yansıdığı gibi 28 Aralık 2018 Pazar gecesi Gaziantep&#8217;in Gazikent semtinde bir grup Türkiye vatandaşı ile Suriyeli sığınmacı arasında henüz bilinmeyen bir nedenle yaralanmayla sonuçlanan bir kavga olayı yaşanmıştır. Söz konusu olayda, kavgaya karışan taraflardan; Mert Bağcı ve Necati Bağcı isimli iki kardeşin ağır şekilde yaralandığı, kardeşlerden Necati Bağcı isimli şahsın yoğun bakımda bulunduğu ve hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenilmiştir.</p>
<p>Olayla ilgili olarak yaralı şahsın ailesinin basına verdiği beyanlarda geçen, adli makamlarca müdahalenin çok geç gerçekleştirildiği, olaydan sonra yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı ve şüphelilerin bulunmasına yönelik işlemlerin yapılmadığı konusundaki iddiaların üzerinde hassasiyetle durulması gerekmektedir.</p>
<p>Olaydan sonra ise basında ve sosyal medyada Suriyeli sığınmacıları hedef alan birçok paylaşımın yapıldığı görülmüştür. Dezenformatif haber ve paylaşımların yaygınlaşmasıyla semtte Suriyeli sığınmacıları hedef alan gösteriler düzenlenmiş, bu gösterilerde sığınmacılara ait iş yerleri tahrip edilmiş, çok sayıda yaralama ve linç olayı gerçekleşmiştir.  Bu olayların neticesinde bazı semt ve sokaklarda Suriyeli sığınmacıların sokağa çıkamadığı ve iş yerlerini açamadığı tarafımızca gözlemlenmiştir. Öte yandan nefret ve ayrımcılık suçu kapsamında değerlendirilmesi gereken tüm bu olayları önlemek için yeterince müdahale edilmediği ve önleyici tedbirlerin alınmadığı görülmüştür.</p>
<p>Benzeri olayların yaygınlaşmasını önlemek amacıyla yapısal bazı düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda nefret suçunun evrensel tanımının yapılması ve caydırıcı cezaların tayin edilebileceği hükümlerin mevzuatta yer alması gerekmektedir. Önceki yıllarda nefret suçlarının cezasız kalmasını önlemek iddiasıyla mevzuata eklenen hükmün uygulamada yetersiz kaldığı tecrübe edilmiştir. Türk Ceza Kanunu&#8217;nun &#8220;nefret ve ayrımcılık&#8221; başlığı ile tanımlanan 122. Madde&#8217;sindeki suçun &#8220;işlenmez&#8221; bir nitelik taşıması sebebiyle kanunda nefret suçlarını cezalandıracak bir hüküm bulunmamaktadır.</p>
<p>Gaziantep Hak İnisiyatifi Temsilciliği olarak, bu gibi olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunuyor, nefret suçları ile ayrımcı söylem ve eylemlere yönelik caydırıcı ve cezalandırıcı nitelikte etkili düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Yetkilileri linç, provokasyon ve benzeri olayların tekrarlanmaması için acil ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" length="133510" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>7 Yılın Ardından Roboski Hala Adalet Bekliyor!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/7-yilin-ardindan-roboski-hala-adalet-bekliyor.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 10:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Hak inisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Roboski]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=4846</guid>

					<description><![CDATA[28 Aralık 2011 akşamı 34 sivil köylünün ölümüyle neticelenen Roboski Katliamının üzerinden 7 yıl geçti. Bölgedeki idari ve güvenlik birimleri tarafından gayrı-resmi sınır ticareti yaptıkları bilinen Roboski (Ortasu) ve Bejuh (Gülyazı) köylüleri, 28 Aralık akşamı sınır geçişi yapıp köylerine dönerken savaş uçaklarının bombardımanına hedef olmuş ve 38 kişilik kafilede 34 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenlerden 19’u &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Aralık 2011 akşamı 34 sivil köylünün ölümüyle neticelenen Roboski Katliamının üzerinden 7 yıl geçti. Bölgedeki idari ve güvenlik birimleri tarafından gayrı-resmi sınır ticareti yaptıkları bilinen Roboski (Ortasu) ve Bejuh (Gülyazı) köylüleri, 28 Aralık akşamı sınır geçişi yapıp köylerine dönerken savaş uçaklarının bombardımanına hedef olmuş ve 38 kişilik kafilede 34 kişi hayatını kaybetmişti. Ölenlerden 19’u henüz 18 yaşını tamamlamamış çocuklardı.</p>
<p>Geçen yıllar boyunca maalesef bu katliamın sorumluları yargı önüne çıkarılmadığı gibi etkin soruşturma yürütülebileceğine dair umutlar da tüketildi. Dönemin Başbakanı tarafından soruşturmanın “Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmayacağı” yönünde hem kamuoyuna hem de ailelerle yüz yüze iken verilen taahhütlere rağmen soruşturmalar yarım kaldı, davalar kapatıldı, ailelerin adalet talebi önüne resmi kurumlar tarafından sürekli olarak engeller çıkarıldı. Dava için Anayasa Mahkemesi ve AİHM’ne yapılan başvurular ise sorumlu avukatın usuli hataları yüzünden maalesef kabul edilmedi.</p>
<p>Bu 7 yıl içinde hak arayışına devam eden aileler ise çeşitli baskılara maruz kaldı. Anma toplantılarına yönelik defalarca cezalar kesildi, ölenlerin yakınları gözaltına alındı ve kurdukları dernek bir KHK ile kapatıldı.</p>
<p>Roboski katliamı, yakın tarihimizin en ağır yüküdür. Cinayete ilişkin hakikatin örtülmesi, sorumluların cezasız bırakılması Kürt sorununun çözümüne yönelik umutları da tüketmektedir. Katliamın gerçekleştiği gece görüntülerin kim veya kimler tarafından değerlendirildiği, emir-komuta zincirinin nasıl işlediği kamuoyuna açıklanmalı ve bu bilgiler doğrultusunda soruşturma tekrar başlatılmalıdır. Tekrar hatırlatırız ki, suçluların açığa çıkarılması ve adaletin tesisi Hükümetin sorumluluğundadır.</p>
<p>Hayatını kaybedenleri rahmet ve saygıyla anıyoruz. Ailelerin adalet talepleri ve hak arayışının yanında yer almaya devam edeceğiz.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Genel Merkezi, 28 Aralık 2018.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/8EE9E571-9942-410C-90D6-5096B7B524ED.jpeg" length="144977" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/8EE9E571-9942-410C-90D6-5096B7B524ED.jpeg" width="1024" height="680" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri İle İlgili Ortak Basın Açıklaması</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/cezaevlerinde-yasanan-hak-ihlalleri-ile-ilgili-ortak-basin-aciklamasi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Dec 2018 19:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hak inisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=4802</guid>

					<description><![CDATA[Değerli Basın Emekçileri; Bilindiği üzere, ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirisi&#8217;nin 5. maddesi ve ‘Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi&#8217;nin 7. maddesi, hiç kimsenin işkence veya diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılmayacağını öngörmektedir. Ancak, Türkiye hapishaneleri, kapalı mekânlar olması nedeniyle hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı mekânlardandırlar. Türkiye hapishaneleri, başta yaşam hakkı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Basın Emekçileri;</p>
<p>Bilindiği üzere, ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirisi&#8217;nin 5. maddesi ve ‘Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi&#8217;nin 7. maddesi, hiç kimsenin işkence veya diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılmayacağını öngörmektedir. Ancak, Türkiye hapishaneleri, kapalı mekânlar olması nedeniyle hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı mekânlardandırlar. Türkiye hapishaneleri, başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere her türlü insanlık dışı ve onur kırıcı muamelenin yapıldığı birer işkence mekânları haline gelmişlerdir. Sivil toplum örgütlerinin, ihlallerin tespitine dair raporlama çalışmaları ve bu ihlalleri kamuoyu ile paylaşımına rağmen, hapishanelerin bu gerçekliği değişmemiştir. Türkiye Hapishanelerinde, halen yoğun olarak ölümler, sevk ve sürgünler, işkence ve kötü muamele, tecrit ve izolâsyon, ailelerle görüş engelleri, haberleşme haklarının engellenmesi, disiplin soruşturmaları gibi çok sayıda hak ihlali yaşanmaktadır.</p>
<p>Ceza infaz Kurumlarında yaşanan hak ihlalleri;<br />
Sağlık Hakkına Erişimin Engellenmesi ilişkin ihlaller, Savunma Hakkının Engellenmesine ilişkin ihlaller, Cezaevlerinin Fiziki Şartlarından ve Cezaevi İdaresinden Kaynaklanan İhlaller, Dilekçe, İletişim ve Haberleşme Hakkına İlişkin İhlaller, Kötü Muamele, İşkence ve Diğer Konulara İlişkin İhlaller, Mahpus Yakınlarının Yaşadığı İhlaller, Çocuk Mahpusların ve Cezaevinde Ebeveynleriyle Kalan Çocukların yaşadığı hak İhlalleri gibi başlıklar altında ele alınabilir.</p>
<p>Değerli Basın Emekçileri;</p>
<p>Ayrıca hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini şu şekilde sıralayabiliriz;</p>
<ol>
<li>Türkiye’nin son birkaç yıldır içinde bulunduğu Olağanüstü süreçte yoğun tutuklamalar ile birlikte hapishanelerin kapasiteleri aşılmıştır. Cezaevlerinin mevcut kapasitelerinin aşılması ile mahpusların günlük yaşamlarını idame ettirebilecekleri uygun koşullar da ortadan kaldırılmıştır. Bu durum mahpusların hijyenik olmayan yerlerde (örneğin tuvalet kapılarında ve merdiven altlarında) uyumalarına sebep olmaktadır. Cezaevlerinde kapasitelerin aşılması aynı zamanda yoğun sevklerin/sürgünlerin yaşanmasını da beraberinde getirmiştir. Mahpuslar, ailelerinden binlerce kilometre uzaktaki hapishanelere sevk/sürgün edilmiştir. Bu sevklerin/sürgünlerin sonucu olarak yüzlerce mahpusun da aileleriyle görüş hakkı imkânsızlaştırılmıştır. Mahpuslar, sevk/sürgün edildikleri cezaevi girişlerinde fiziki şiddete ve çıplak aramaya maruz bırakılmıştır.</li>
<li>Dezavantajlı grupların başında gelen çocuk mahpuslar, cezaevlerinde ciddi hak ihlallerine maruz kalmakta, korku ve baskı altında bunları dile getirememekte yada adalete erişimi sağlanamamaktadır.Çocuk cezaevlerinin çocuğu suçtan arındırmadığı aksine yeniden suça teşvik ettiğinin kabulü ile çocuk cezaevlerinin kapatılmasının tartışılması gerekirken, çocuk cezaevlerinin sayısının giderek arttığı gözlemlenmiştir. Yine Mahpus olan anneleri ile birlikte cezaevlerinde yaşamak zorunda kalan küçük yaştaki çocukların, ortamın şartlarından psikolojik ve fiziksel açıdan olumsuz etkilendikleri, dış sosyal ortamdan faydalanmasının sağlanamadığı gözlemlenmiştir.</li>
<li>Sağlık hakkına erişimin engellenmesi ( kelepçeli muayene, revirde yeterli sayıda hekim bulundurulmaması, hastane sevklerinin ve revir muayenelerinin gecikmeli yapılması) ziyaret edilen cezaevlerinin neredeyse tamamında öncelikli sayılan problem olarak ifade edilmiştir.</li>
<li>Birçok cezaevinde mahpusların çeşitli nedenlerle cezaevlerinden sevk/sürgünleri sırasında kelepçenin tersten takılması ve cezaevi personellerinin sözlü ve fiziki tacizlerde bulunması, bazı mahpusların kameralarla donatılan, her tarafı sünger veya benzeri bir malzeme ile kaplı “süngerli oda” olarak tabir edilen odalarda keyfi bir şekilde tutulması gibi birçok uygulama, kötü muamele ve işkence yasağının ihlali anlamına gelmektedir. En son Patnos, Bolu, Düzce, Elazığ, Tarsus ve Trabzon Beşikdüzü hapishanelerinde mahpuslara yönelik kötü muamele ve işkence iddiaları gündeme gelmiştir.</li>
<li>Mahpuslar tarafından gönderilen ya da dışardan gelen mektupların Kürtçe olması ve Kürtçe tercüman bulunmaması sebebiyle cezaevi idaresi tarafından mahpusların dilekçe, iletişim ve haberleşme haklarının engellendiği belirtilmiştir.</li>
<li>Birçok cezaevinde görüşe (açık ve kapalı) gelen mahpus yakınlarının cezaevi girişlerinde sürekli taciz boyutuna varan, sıkı bir şekilde ince aramaya kadar üstleri aranmaktadır. Bu uygulama özellikle kadın görüşçüler üzerinde uygulanmaktadır. Ayrıca mahpusların açık görüşlerde aileleri ile yan yana oturmalarına izin verilmediği, karşı karşıya oturtularak araya bir masanın bırakıldığı ifade edilmiştir.</li>
</ol>
<p>Ceza İnfaz Kurumlarında Yaşanan Hak İhlallerine İlişkin Öneriler</p>
<ol>
<li>Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasal güvence altındaki en temel haklardan olup mahpusların tedavilerinin düzenli bir şekilde uygun koşullarda yapılması sağlanmalı, tedavisi yapılmayan hasta mahpusların hekime ve sağlık birimlerine ulaşmada hızlı ve etkin bir şekilde hareket edecek kurumsal mekanizmalar oluşturulmalı, bu bağlamda sağlık koşulları sebebiyle tahliye olması gereken mahpusların, mevzuat ya da Adli Tıp uygulamaları gibi engellere takılmadan tahliyeleri sağlanmalıdır.</li>
<li>Ceza infaz memurları ve hapishane idarelerinin olumsuz ve hatta suç teşkil eden tutumlarının önüne geçmek için etkili bir denetim mekanizması oluşturulmalı; sorumlular hakkında idari ve adli soruşturma yürütülerek cezasızlığın önüne geçilmelidir.</li>
<li>Savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılması hususu ceza hukuku açısından hayati derecede önem taşıdığından bu hakkı ihlal eden her türlü keyfi uygulamadan vazgeçilmelidir. Anadilde savunma hakkının etkin şekilde kullandırılması sağlanmalıdır.</li>
<li>Çocuk cezaevlerinin derhal kapatılarak, çocuğu topluma kazandırıcı alternatif modelliklerin tartışılması ve hayata geçirilmesi gerekmektedir . Alternatif modeller olturuncaya kadar, mevcut cezaevi koşullarının çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimlerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.</li>
<li>Mahpus olan anneleri ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda olan çocukların ihtiyaçları ve psikolojik durumları gözetilerek gerekli önlemlerin alınması ve çocuğun dış ortam bağının (kreş vb. sosyal ortamlar) engelsiz ve koşulsuz sosyal devlet ilkesi gereği sağlanması gerekmektedir.</li>
<li>Hapishanelerin denetimin ve şeffaflığın önemli bir unsuru olan baroların ve sivil toplum örgütlerinin hapishaneleri etkin bir şekilde ziyaretlerinin sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.</li>
<li>Hapishane koşullarında tedavi imkanı olmayan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalıdır.</li>
<li>Tecrit koşullarına son verilmeli ve hapishane koşulları düzeltilmelidir.</li>
</ol>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-4815 size-full" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/9C679208-C8A4-43AC-9BB9-0599E9FD8B15.jpeg" alt="" width="1024" height="683" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/9C679208-C8A4-43AC-9BB9-0599E9FD8B15.jpeg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/9C679208-C8A4-43AC-9BB9-0599E9FD8B15-300x200.jpeg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/9C679208-C8A4-43AC-9BB9-0599E9FD8B15-768x512.jpeg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/9C679208-C8A4-43AC-9BB9-0599E9FD8B15-845x564.jpeg 845w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p><strong>Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabip Odası, HAK İnisiyatifi.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/6F3790A6-C570-433A-BC65-545213A604E9.jpeg" length="138004" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/12/6F3790A6-C570-433A-BC65-545213A604E9.jpeg" width="1024" height="683" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İçişleri Bakanı Kutuplaştırıcı Söylemlerden Derhal Vazgeçmelidir!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/icisleri-bakani-kutuplastirici-soylemlerden-derhal-vazgecmelidir.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/icisleri-bakani-kutuplastirici-soylemlerden-derhal-vazgecmelidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jun 2018 14:47:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hak inisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[mevlüt bengi]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman soylu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1129</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre; 25 Haziran 2018 günü, Ağrı iline bağlı Doğubayazıt ilçesinin Türkmen köyünde bakkal dükkânı işleten ve AK Parti Müşahidi olduğu belirtilen Mevlüt BENGİ (46), Yaygınyurt Köyü mevkiinde elektrik direğine bağlı ve başından tabanca ile vurularak öldürülmüş halde bulunmuş ve bu cinayetin PKK tarafından üstlenildiği bilgisi edinilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Basına ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre; 25 Haziran 2018 günü, Ağrı iline bağlı Doğubayazıt ilçesinin Türkmen köyünde bakkal dükkânı işleten ve AK Parti Müşahidi olduğu belirtilen Mevlüt BENGİ (46), Yaygınyurt Köyü mevkiinde elektrik direğine bağlı ve başından tabanca ile vurularak öldürülmüş halde bulunmuş ve bu cinayetin PKK tarafından üstlenildiği bilgisi edinilmiştir.</p>
<p>Evvela tüm dinlerce kutsal olan insan canına yönelen, gerek icra ediliş tarzı ve gerekse de neticesi itibariyle elim ve tehlikeli bu eylemi en sert şekilde kınıyoruz. Meşru savunma kapsamında olmayan hiçbir öldürmenin haklı bir gerekçesi olamaz. Her tür politik görüş ve hareket şiddet içermediği sürece meşru olup saygıdeğerdir. İnsanların, politik düşünce veya hareketlerinden dolayı saldırıya uğramasını kabul etmiyor, kınıyoruz.</p>
<p>Bu itibarla Mevlüt BENGİ’ye Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyoruz. Olayın ve faillerin etkin bir soruşturma yürütülerek tespitini ve failler hakkında gerekli cezai işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz.</p>
<p>27 Haziran’da basına yansıyan başka bir habere göre, Mevlüt BENGİ’nin öldürülmesi olayı ile ilgili olarak İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU’nun HDP Eş Genel Başkanı Pervin BULDAN’ı arayarak tehdit ettiği iddia edilmiştir. Konu ile ilgili olarak Pervin BULDAN tarafından yapılan açıklamada SOYLU’nun kendisini arayarak, “size haddinizi bildireceğiz, size artık yaşama hakkı yok, nereye gidiyorsanız gidin. O köyde taş taş üstünde bırakmayacağım, o teröristleri yakalayacağım, sizi CHP bile kurtaramayacak” dediği ifade edilmiş ve SOYLU’nun, BENGİ’nin öldürülmesi ile ilgili olarak HDP’yi sorumlu tuttuğu belirtilmiştir. Konu ile ilgili olarak SOYLU tarafından basına verilen demeçte ise BULDAN’ın aktardığı tehdit ifadeleri doğrulanmıştır.</p>
<p>Hakkında henüz soruşturma devam eden bir olayla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı görevini yürüten kişi tarafından legal bir partinin başkanına söylendiği iddia edilen ve yalanlanmayan bu sözler oldukça vahimdir. Bu durum, 15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra ilan edilen OHAL ve sonrasında yürütülen iktidar faaliyetlerinin geldiği aşama itibariyle hak ve özgürlükler açısından ne derece endişe verici boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır. Bütün vatandaşlarının can güvenliği ve adil yargılanma hakkı başta olmak üzere tüm haklarının en güçlü koruyucusu olması gereken Devletin ve yetkililerinin, Anayasa ve ilgili kanunlardan aldıkları yetkileri, bu yetkinin verdiği güce dayanarak bireyler aleyhine alabildiğince sorumsuzca genişletip kullanmak niyetini ortaya koyan bu tutum kabul edilemez.</p>
<p>Türkiye’de mevcut anayasal düzene göre teşekkül etmiş bir parti ve meşru kurallara göre seçilmiş bir parti başkanının meşru yargılamalarla ortaya konmamış bağlarla itham edilerek gayrı meşru eylemlerle ilintilendirilmesi toplumun ve bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması açısından son derece tehlikeli bir tutumdur. Böyle bir ilinti ortaya konmuş olsa bile yasalarla tanınmamış tehditkar söylemlerin devlet erkini elinde bulunduranlarca kullanılması toplumun tüm bireyleri için ciddi bir tehdittir ve gayrı-meşrudur. Tüm Devlet yapısının ve yetkililerinin kendilerine yasalarla ve hukukla tanınan yetki alanı içerisinde hareket etmeleri temel insan hakları açısından vazgeçilemez bir gerekliliktir.</p>
<p>Öte yandan yine SOYLU tarafından Pervin BULDAN’ın iddiasına konu aramayla ilgili yapılan açıklamadan sonra, CHP İl Başkanlarının şehit cenazelerinde protokole alınmamasıyla ilgili valilere talimat verildiği ifade edilmiş ve CHP yöneticilerine yönelik düşmanlaştırıcı sözler kullanılmıştır. Bu beyanların, kendilerine kanunla tanınan yetkileri kötüye kullanarak halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun konusunu oluşturabilecek sözlerin sarfı olduğu aşikârdır. Nitekim Kahramanmaraş’ta PKK mensuplarıyla girdiği çatışmada hayatını kaybeden Uzman Çavuş İsa ÖZKAN’ın cenaze töreni sırasında CHP çelengi cenazeye katılanlar tarafından parçalanmak istenmiştir. Toplumun ciddi bir kesiminin teveccühünü alarak mecliste temsil edilen siyasi partiler ve temsilcileri hakkında sarf ettiği bu sözler nedeniyle oluşan kutuplaşma ve bunun dönüşeceği şiddet hareketlerinin sorumluluğu hiç şüphesiz söz sahibindedir.</p>
<p>Söz konusu sebeplerle açıklamamıza konu sözlerin sebep olabileceği sonuçları da öngörerek tüm yetki sahiplerini tabi oldukları yasal sınırlar içerisinde ve sahibi oldukları makamların itibarına yakışır şekilde hareket etmeye, İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU’yu beyanlarını geri almaya ve ilgililerden özür dilemeye davet ediyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ Genel Merkezi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/icisleri-bakani-kutuplastirici-soylemlerden-derhal-vazgecmelidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" length="133510" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>HAK İnisiyatifi resmi kuruluş sürecini tamamladı</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hak-inisiyatifi-resmi-kurulus-surecini-tamamladi.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/hak-inisiyatifi-resmi-kurulus-surecini-tamamladi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 May 2018 18:57:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Hak inisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[kuruluş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1106</guid>

					<description><![CDATA[HAK İnisiyatifi’nin kamuoyuna daha önce ilan edilen Kuruluş Deklarasyonu’nda özetlenen sürecin ardından resmi kuruluşumuzun gerçekleştiğini kamuoyuna ilan ediyoruz. Bir yıla yakın zamandır devam eden temel ilkeleri belirleme ve ortaklaşma yönündeki çabamız sonucunda ilkeli bir hak mücadelesi için kurumsal çatımız tamamlanmıştır. Kısa sürede gerçekleştireceğimiz ilk genel kurulumuzla kuruluşumuz tamamlanacak ve insan hakları alanında çalışmalarımız devam edecektir. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>HAK İnisiyatifi’nin kamuoyuna daha önce ilan edilen Kuruluş Deklarasyonu’nda özetlenen sürecin ardından resmi kuruluşumuzun gerçekleştiğini kamuoyuna ilan ediyoruz. Bir yıla yakın zamandır devam eden temel ilkeleri belirleme ve ortaklaşma yönündeki çabamız sonucunda ilkeli bir hak mücadelesi için kurumsal çatımız tamamlanmıştır. Kısa sürede gerçekleştireceğimiz ilk genel kurulumuzla kuruluşumuz tamamlanacak ve insan hakları alanında çalışmalarımız devam edecektir.</p>
<p>Genel Merkez ve bağlı temsilcilikler ile çalışmaya başlayacak olan HAK İnisiyatifi; bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da her türlü güç grubuna ve siyasi merkeze mesafesini koruyarak, temel insan haklarının herkes için ve her zaman vazgeçilmez olduğunu hatırlatmaya devam edecektir. Bugüne kadar olduğu gibi, zalimin kim olduğunu ve mazlumun kimliğini hiçbir şekilde referans almadan mazlumdan yana tutumunu yükseltmeye ve bu ilkeyle hareket eden kişi ve kuruluşlarla dayanışmaya devam edecektir.</p>
<p>Hiyerarşik olmayan, kollektif yönetimi esas alan, herkesin sözüne değer veren bir örgütlenme modeli ile istişare ve ortaklaşmayı esas alarak kendi yolunu çizecek olan HAK İnisiyatifi; bütün çalışmalarında toplumun kendini yönetim organlarına, güç gruplarına, siyasi teşekküllere karşı savunabilecek şekilde güçlendirilmesini önemseyecektir.</p>
<p>Geçmişte maruz kaldığımız hukuksuzlukları ve bu haksızlıkların faillerini geride bırakarak, birbirinin hukukuna saygıyı vazgeçilmez kabul eden kişiler olarak yeni bir yola çıkıyoruz. Uzun yıllar süren insan hakları mücadelesi vesilesiyle öğrendiğimiz değerler eski dönemden elimize kalan tek mirastır.</p>
<p>İnsan hakları açısından oldukça sıkıntılı bir dönemin yaşandığı Türkiye’de farkında olsun ya da olmasın herkesin güçlü ve ilkeli bir insan hakları mücadelesine ihtiyacı acil önemdedir. Bu zor dönemde yüzümüzü geleceğe dönerek kuruluşumuzu tamamlarken herkesi değerler etrafında ortak bir mücadeleye çağırıyoruz.</p></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/hak-inisiyatifi-resmi-kurulus-surecini-tamamladi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" length="133510" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Afrin’e Sınırötesi Müdahale Felakettir!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/afrine-sinirotesi-mudahale-felakettir.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/afrine-sinirotesi-mudahale-felakettir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Jan 2018 12:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Afrin]]></category>
		<category><![CDATA[Hak inisiyatifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1048</guid>

					<description><![CDATA[Bir süredir Hükümet yetkililerince, Suriye’nin kuzeyinde bulunan Afrin’e sınır ötesi operasyon yapılacağı ifade edilmektedir. Suriye’de 2011 yılından beri devam eden iç çatışmalara, katliamlara, göç ve sefalete halen uluslararası kamuoyu ve güçlerce bir çözüm bulunamamışken; yeni bir müdahale, aynı zamanda yeni ölümler ve kitlesel göç dalgası anlamına gelecektir. Ayrıca, sözü edilen müdahalenin Kürt Meselesi ile ilişkisi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir Hükümet yetkililerince, Suriye’nin kuzeyinde bulunan Afrin’e sınır ötesi operasyon yapılacağı ifade edilmektedir. Suriye’de 2011 yılından beri devam eden iç çatışmalara, katliamlara, göç ve sefalete halen uluslararası kamuoyu ve güçlerce bir çözüm bulunamamışken; yeni bir müdahale, aynı zamanda yeni ölümler ve kitlesel göç dalgası anlamına gelecektir.</p>
<p>Ayrıca, sözü edilen müdahalenin Kürt Meselesi ile ilişkisi hükümet dahil herkesin malumudur. 2013’te başlayan Çözüm Süreci’nin 2015 yılında taraflarca sona erdirilerek çatışmaya dönülmesi yoğun hak ihlallerine sebep olmuş ve tamiri güç yıkımlarla neticelenmiştir. Hal böyle iken, Afrin’den Türkiye’ye fiili bir saldırı olmadığı halde, Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi, içerde kangrene dönmek üzere olan Kürt Meselesinde çözümü daha da zora sokacak ve toplumsal gerilimin tırmanmasına sebep olacaktır.</p>
<p>Böyle bir müdahale, yakın coğrafyamızdaki toplumlar arasına nefret sokulmasına sebep olacak, Suriye krizinin çözümüne giden yolu uzatacak, Türkiye’nin uluslararası alanda büyük güçlere muhtaç kalmasına neden olacak ve Kürt Meselesinin kardeş ve komşuluğa uygun bir mecrada çözüme gidişine yeni engeller çıkaracaktır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi her ne sebeple olursa olsun, savaşın ve çatışmanın karşısındadır. Ancak Suriye’de ortaya çıkan trajik tecrübe ve Türkiye içindeki Kürt Meselesi’nde çok daha büyük çıkmaza sebep olma ihtimali yüksek bu müdahaleye karşı olduğumuzu deklare ediyor, hükümeti barış politikalarına dönmeye çağırıyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/afrine-sinirotesi-mudahale-felakettir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" length="133510" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
