<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Diyarbakır &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/diyarbakir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Dec 2022 06:20:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>11 Yıl Oldu.. Adalet Yerini Buluncaya Dek Roboski Demeye Devam Edeceğiz!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/11-yil-oldu-adalet-yerini-buluncaya-dek-roboski-demeye-devam-edecegiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2022 06:20:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7418</guid>

					<description><![CDATA[Bundan tam 11 yıl önce, 28 Aralık 2011 tarihinde, Roboskililer hayatlarının en uzun, en karanlık ve en dehşetli gecesini yaşadılar. O günden bu güne tüm geceler Roboskililer için uzundur, kederlidir, ıstırap doludur. Yaşamış oldukları hayat koşullarının zorluğu, adeta kaderleri hükmüne gelmiş kronik yoksulluğa çare bulmak için, tek geçim kaynakları ‘‘yapay bir sınır’’ın ötesindeki akrabaları ile &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan tam 11 yıl önce, 28 Aralık 2011 tarihinde, Roboskililer hayatlarının en uzun, en karanlık ve en dehşetli gecesini yaşadılar. O günden bu güne tüm geceler Roboskililer için uzundur, kederlidir, ıstırap doludur.</p>
<p>Yaşamış oldukları hayat koşullarının zorluğu, adeta kaderleri hükmüne gelmiş kronik yoksulluğa çare bulmak için, tek geçim kaynakları ‘‘yapay bir sınır’’ın ötesindeki akrabaları ile alışveriş olan Roboskililer, 11 yıl önce bir aralık gecesi vatandaşı oldukları devletin savaş uçakları tarafından bir katliama maruz kaldılar.</p>
<p>17’si çocuk olmak üzere büyük bir kısmı henüz ömrünün baharında olan tam 34 can, baba, evlat, eş, kardeş, sevgili yitirdiler. Ceset parçaları bembeyaz karların üzerine serpildi, haykırışlar dağları, vadileri doldurdu. Analar, oğulları için ‘‘evladımı ayaklarından tanıdım’’ dedi. Gencecik kızların çeyizleri sandıklarında, yürekleri ise buruk kaldı. Roboskililerin tek teselli kaynağı ise evlatlarının arkasında kalan hatıralar, üzerinde gözyaşı döktükleri mezarlar oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7419" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9-300x232.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9-310x241.jpg 310w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9.jpg 720w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Roboskililerin yaşadığı sadece bundan ibaret kalmadı elbet. Devlet, hesap vermek bir yana, Roboskililer için hep korkulu bir rüya olmaya devam etti. Roboskililer, yürüttükleri adalet mücadelesinde siyasi mercilerce hakaretlere uğradılar, tutuklandılar, adaletin peşinde koşarken cezalandırıldılar. Defalarca mahkeme ve TBMM’nin kapısına ‘‘adalet umudu’’ ile geldiler; fakat bu taleplerine hiç bir karşılık bulamadılar.</p>
<p>Bu süre içerisinde “adalet” beklediğimiz kurumlar Roboski’ye adaleti sağlamak bir yana, yaşanan katliamın üstünü örtmenin peşinde oldular. Katliamın üzerinden tam 11 yıl geçmesine rağmen, sorumluların halen bulunmamış, adaletin halen tecelli etmemiş olması, bize bu katliamın Ankara’nın karanlık dehlizlerinde unutulmaya veya unutturulmaya terk edildiğini göstermektedir. Bu durum, başta Roboskili aileler olmak üzere,  adalet talebinde olan tüm ehl-i vicdanın vicdanını yaralamaktadır. Roboski, insanlığın yüzünde kara bir leke olmaya devam etmektedir.</p>
<p>Yaralanmış olan adalet duygusunun onarılması ve devletin bir daha asla bu tarz katliamlara girişmemesi için, elbette yapılması gereken, katliama sebep olanların adalet önünde yargılanmasıdır.</p>
<p>Bizler Hak İnisiyatifi olarak;</p>
<ul>
<li>Roboski katliamının da bir parçası olduğu Kürt Sorununun çözümü için, ilgili tarafları tekrar müzakere masasına dönmeye çağırıyoruz.</li>
<li>Roboski katliamına sebep olan sorumluların, adalet önüne çıkarılarak, yargılanmalarını istiyoruz.</li>
<li>11 yıldan beridir ‘‘<em>katır sırtında taşınan ölüleri unutursak kalbimiz kurusun</em>’’ diye verdiğimiz sözün gereği olarak, ‘‘Roboski’ye Adalet!’’ gelsin diyoruz. Roboskili ailelerin yaşadığı acıların ortağı olduğumuzu belirtiyoruz.</li>
<li>‘‘<em>Küfür devam eder, ama zulüm devam etmez</em>’’ diyerek, Roboskili ailelerin yaşadığı zulmün er veya geç cezasız kalmayacağını, yürüttükleri adalet mücadelesinin sahibi, şahidi ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyoruz.</li>
<li>Eğer adalet bu dünyada tecelli etmese bile, şahitliğimizi adl-i ilahi önünde, makeme-i kübrada, adalet-i mutlakanın tecellisi için yapacağımıza Roboskililere ve kamuoyuna söz veriyor, <em>zalimler için yaşasın cehennem</em></li>
</ul>
<p><strong>Hak İnisiyatifi Derneği</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Recep Hantaş cinayetiyle ilgili doğru bilgilendirme ve adil soruşturma istiyoruz!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/recep-hantas-cinayetiyle-ilgili-dogru-bilgilendirme-ve-adil-sorusturma-istiyoruz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 07:52:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[recep hantaş]]></category>
		<category><![CDATA[slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=4923</guid>

					<description><![CDATA[Diyarbakır Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’ne Çağrı: Recep Hantaş cinayetiyle ilgili doğru bilgilendirme ve adil soruşturma istiyoruz! Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre 20 yaşındaki Recep Hantaş isimli genç, 14 Nisan 2019 Pazar günü sabaha karşı 04.00 sularında Diyarbakır Sümerpark civarında polis tarafından açılan ateş sonucu başından vurularak yaşamını yitirmiştir. Olay yerinde yaşamını yitiren Hantaş’ın cenazesinin Dicle &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’ne Çağrı:<br />
<strong>Recep Hantaş cinayetiyle ilgili doğru bilgilendirme ve adil soruşturma istiyoruz!</strong></p>
<p>Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre 20 yaşındaki Recep Hantaş isimli genç, 14 Nisan 2019 Pazar günü sabaha karşı 04.00 sularında Diyarbakır Sümerpark civarında polis tarafından açılan ateş sonucu başından vurularak yaşamını yitirmiştir. Olay yerinde yaşamını yitiren Hantaş’ın cenazesinin Dicle Üniversitesi’n kaldırıldığı ve öğle saatlerinde pols ablukası altında Yeniköy Mezarlığı’na defnedildiği, aile bireyleri dışında hiçkimsenin defin törenine katılmasına izin verilmediği de iddia edilmekte ve bu iddia basına yansıyan görüntülerle desteklenmektedir. Bir başka iddia da Hantaş vurulduğunda yanında bulunan bir kişinin polis tarafından gözaltına alındığı ve nereye götürüldüğüne dair bir açıklama yapılmadığı da iddialar arasında yer almaktadır.</p>
<p>Diyarbakır Valiliği’nin yaptığı açıklamada; Recep Hantaş ve beraberindeki R. Y. isimli kişinin yüzlerinin maskeli olduğunu ve polislerin üzerine doğru kaçarken yapılan dur ihtarına uymayan Recep Hantaş’ın vurulduğu ifade edilmektedir. Ayrıca 2 “personelin” Diyarbakır Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiği ve idari tahkikat başlatıldığı bilgisi de paylaşılmıştır.</p>
<p>Bu cinayete ilişkin basına bilgi veren ağabey Efe Hantaş, polisin kendilerine “Recep Hantaş’ın arama listesinde olan biriyle görüştüğünü, operasyon yaptıklarını ve Recep’in burada yanlışlıkla öldürüldüğünü&#8221; söylediğini ancak bunun doğru olmadığını ve kardeşinin daha önce polis tarafından tehdit edildiğini söylemiştir.</p>
<p><strong>HAK İnisiyatifi </strong>olarak “yargısız infaz” şüphesinin yüksek olduğu bu cinayeti kınıyor ve haksız yere öldürülmüş bir gencin cenazesinin alelacele ve polis ablukası altında defnedilmesinin defin törenine saygısızlık, keyfilik ve hukuksuzluk olduğunu düşünüyoruz. Valiliğin açıklamasında polisin üzerine yürüyen/koşan bir şüpheli neden belden aşağısına değil de baş bölgesine ateş ettiğine, aileye söylenen “yanlışlıkla vurduk” bilgisine ve ailenin açıkladığı tehdit iddiasına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu belirsizlikler cinayetin bir “yargısız infaz” olduğu kanaatini ve cezasızlık politikasının burada da tekrar edilme riskinin yüksek olduğu kaygısını güçlendirmektedir. Ayrıca öldürülen Recep Hantaş hakkında sabıka kaydının paylaşılması “yanlışlıkla” işlendiği söylenen bu “yargısız infaz”ı haklı çıkarma çabası taşımaktadır.</p>
<p>Daha önce Şahin Öner, Kemal Kurkut ve benzer öldürülme olaylarında delillerin karartıldığını, kamuoyunun Valilik ve Emniyet tarafından gerçek dışı beyanlarla bilgilendirildiğini, cezasızlığın teşvik edildiğini hatırlatarak şeffaf, adil ve etkin bir soruşturma çağrısında bulunuyoruz. İddialar ve ailenin paylaştığı bilgiler ışığında Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nü şüpheleri aydınlatmaya ve gereken soruşturmayı kamuoyunu tatmin edecek şekilde yürütmeye çağırıyoruz.</p>
<p><strong>HAK İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Temsilciliği</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zarok TV’ye Hoşgörüsüzlük Kürtçe’ye Hoşgörüsüzlüktür!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/zarok-tvye-hosgorusuzluk-kurtceye-hosgorusuzluktur.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/zarok-tvye-hosgorusuzluk-kurtceye-hosgorusuzluktur.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 18:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1134</guid>

					<description><![CDATA[Açık kaynaklardan edinilen ve teyit edilen bilgilere göre Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türkiye’nin ilk Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV’ye, 17 ve 20 Mart tarihlerinde yayımlanan iki Kürtçe şarkı sebebiyle ceza vermiştir. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_1dwg _1w_m _q7o">
<div>
<div id="js_5t" class="_5pbx userContent _3ds9 _3576" data-ft="{&quot;tn&quot;:&quot;K&quot;}">
<div id="id_5b622228b50857e89267085" class="text_exposed_root text_exposed">
<p>Açık kaynaklardan edinilen ve teyit edilen bilgilere göre Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türkiye’nin ilk Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV’ye, 17 ve 20 Mart tarihlerinde yayımlanan iki Kürtçe şarkı sebebiyle ceza vermiştir. Cezanın gerekçesi, bir müzik programında söylenen şarkıların “örgütün amacına hizmet ettiği” şeklinde keyfi bir değerlendirmedir. Bu şekilde keyfi değerlendirmeler her zaman ifade özgürlüğünün aleyhine <span class="text_exposed_show">işlemiştir. Oysa ifade özgürlüğü herkesin üzerinde mutabık olduğu yorumlar için değil “şok edici” de olsa aykırı görüşler içindir. </span></p>
<p><span class="text_exposed_show">RTÜK, gelenekselleşmiş Kürtçe bir şarkı olan ve Kürtlerin yaşadığı geniş coğrafya olan Kürdistan’ın tabiat güzelliğini anlatan “Kurdistan pir şêrîne” şarkısı için “Türkiye Cumhuriyeti tarafından varlığı kabul edilmeyen ve Kürdistan olarak adlandırdıkları coğrafi bölgeye atıf yapılarak, övgüyle bahsedildiği görülmüştür.” ifadesini kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tarafından varlığı kabul edilmemesi o bölgenin yok sayılacağı anlamına gelmeyeceği gibi buraya övgünün suç sayılması hukukla izah edilebilir bir tutum değildir. Ayrıca başbakanının geçtiğimiz günlerde Ankara’da hükümet tarafından ağırlandığı ve Türkiye’nin komşusu olan Kürdistan hem idari hem de ticari olarak resmen tanınmaktadır. TRT ve diğer Türkiyeli medya organlarında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden “Kuzey Irak” diye bahsedilmesi bu gerçeği değiştirmemektedir.</span></p>
<div class="text_exposed_show">
<p>Daha önce OHAL kapsamında kapatılan ancak tepkiler üzerine geri açılan Zarok TV, Kürt çocuklarının kendi dillerini öğrenebilmeleri için en önemli kurumlardan biridir. Yüz yıllık bir asimilasyon politikasından utanç duyup özür dilenmesi gerektiği ve Zarok TV gibi mecraların çalışmalarına destek verilmesi gerektiği yerde bu kanalın “gözünün üzerinde kaş var” gibi bahanelerle cezalandırılması asimilasyon politikalarının devamı anlamına gelmektedir. Zarok TV’ye uyarı yapılmadan en ağır cezanın verilmiş olması bu tahammülsüzlüğün göstergesidir. RTÜK ve hükümetin diğer kurumlarına Zarok TV’yi gündelik politikanın aracı yapmamaları, keyfi cezalardan vazgeçmeleri ve bu tür yayınları teşvik etmeleri çağrısında bulunuyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ &#8211; Diyarbakır</strong></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/zarok-tvye-hosgorusuzluk-kurtceye-hosgorusuzluktur.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır ve Urfa STK’ları Suruç’ta Buluşuyor!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/diyarbakir-ve-urfa-stklari-suructa-bulusuyor.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/diyarbakir-ve-urfa-stklari-suructa-bulusuyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jun 2018 21:31:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1124</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre; 25 Haziran 2018 günü, Ağrı iline bağlı Doğubayazıt ilçesinin Türkmen köyünde bakkal dükkânı işleten ve AK Parti Müşahidi olduğu belirtilen Mevlüt BENGİ (46), Yaygınyurt Köyü mevkiinde elektrik direğine bağlı ve başından tabanca ile vurularak öldürülmüş halde bulunmuş ve bu cinayetin PKK tarafından üstlenildiği bilgisi edinilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere Türkiye’de hem Genel hem de Cumhurbaşkanlığı seçimleri 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilecektir. Elbette ki tüm kesimler açısından büyük öneme sahip bu seçim sürecinde halkın beklentisi, siyasi rekabetin demokratik olgunluk içerisinde gerginlikten uzak bir şekilde yürütülmesidir.</p>
<p>Ancak halkın bu beklentisi maalesef 14 Haziran 2018 tarihinde Şanlıurfa ilinin Suruç ilçesinde gerçekleşen ve 4 kişinin ölümü ile birçok kişinin yaralanmasıyla neticelenen olaylar nedeniyle akamete uğramıştır. Bu acı ve ağır vaka neticesinde siyasetin seçim sürecindeki atmosferi, istenmeyen olayların gelişimine potansiyel ortam oluşturmuştur. Hemen hatırlatmak isteriz ki; hiçbir seçim veya yarış insan yaşamından kıymetli olamaz ve insanın yaşam hakkıyla kıyaslanamaz.</p>
<p>Demokratik düzenin olmazsa olmaz koşullarından biri olan ve halkın yönetime doğrudan katılımını ve yönetimi belirlemesini sağlayan seçimlerin, seçime katılan tüm kesimlere yüklediği sorumluluklar vardır. Bu sorumlulukların başında, sağduyulu açıklamalar ve davranışlarla seçim atmosferinin gerginliklerden uzak bir şekilde yaşanmasını sağlamak gelmektedir. Bu sorumluluğun gereği olarak, Suruç ilçesinde yaşanan bu vahim olay neticesinde tarafları telkin edici ve gerginliği azaltıcı sağduyulu yaklaşımların tüm siyasi partiler ve ilgililerce gösterilmesi elzemdir. Diğer taraftan tüm kesimlerin de bu sağduyulu yaklaşımların gerçekleşmesini ve normalleşmeyi sağlayacak ortamların oluşmasına yardımcı olması gerekmektedir.</p>
<p>İşte bu nedenle, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerinde bulunan sivil toplum kuruluşları olarak birlikte, Suruç ilçesinde gerçekleşen bu vakaları araştırmak, mevcut gerginliği azaltmak ve üstümüze düşen toplumsal görevi yerine getirmek amacıyla 17 Haziran 2018 Pazar günü Suruç ilçemizi ziyaret etme kararı almış bulunmaktayız.</p>
<p>Başta Suruç ilçesindeki vaka neticesinde hayatını kaybeden tüm yurttaşların kederli ailelerine ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi sunmakla birlikte, tüm siyasi partileri, tarafları ve ilgili herkesi sağduyulu açıklamalarda bulunmaya ve davranmaya davet ediyoruz. Muhtemel provokasyonların ve olası istenmeyen olayların ancak bu şekilde önüne geçilebileceğini önemle belirtiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td width="304">DİSK Diyarbakır Şubesi</td>
<td width="304">İnsan Hakları Derneği Şanlıurfa Şubesi</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyanet-Sen Diyarbakır Şubesi</td>
<td width="304">Şanlıurfa Barosu</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyarbakır Barosu</td>
<td width="304">Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyarbakır Diş Hekimleri Odası</td>
<td width="304">Şanlıurfa Girişimci İş Kadınları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyarbakır Eczacılar Odası</td>
<td width="304">Şanlıurfa Sanayici ve İş Adamları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Bağlı 42 Meslek Odası</td>
<td width="304">Şanlıurfa Tabip Odası</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyarbakır İş Kadınları Derneği</td>
<td width="304">Şanlıurfa Ticaret Borsası</td>
</tr>
<tr>
<td width="304">Diyarbakır Mermerciler Derneği</td>
<td width="304">Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Diyarbakır Organize Sanayi İş Adamları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Diyarbakır Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Diyarbakır Tabip Odası</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Diyarbakır Ticaret Borsası</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş Adamları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Hak İnisiyatifi &#8211; Diyarbakır</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">KESK Diyarbakır Şubesi</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">MÜSİAD Diyarbakır Şubesi</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Ortadoğu Sanayici Genç İşadamları Derneği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Özgürlükçü Hukukçular Derneği Diyarbakır Şubesi</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Türkiye İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilciliği</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="608">Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odaları Birliği Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/diyarbakir-ve-urfa-stklari-suructa-bulusuyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halepçe, Soykırım Olarak Tanınmalıdır!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/halepce-soykirim-olarak-taninmalidir.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/halepce-soykirim-olarak-taninmalidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2018 14:30:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[halapja]]></category>
		<category><![CDATA[halepçe]]></category>
		<category><![CDATA[helebçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1089</guid>

					<description><![CDATA[Bildiğimiz üzere 16 Mart 1988 Tarihinde dönemin Irak rejiminin Enfal operasyonun devamında onlarca uçak ve helikopterle Halepçe’de büyük bir katliam gerçekleştirilmiştir. Enfal ve Halepçe katliamları; dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS rejimi tarafından Irak’ı Araplaştırma politikası doğrultusunda, Güney Kürdistan bölgesinde gelişen Kürt muhalefetini bastırmak, o bölgede yerleşik olan Kürtleri toplu katliamlara maruz bırakmak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bildiğimiz üzere 16 Mart 1988 Tarihinde dönemin Irak rejiminin Enfal operasyonun devamında onlarca uçak ve helikopterle Halepçe’de büyük bir katliam gerçekleştirilmiştir. Enfal ve Halepçe katliamları; dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS rejimi tarafından Irak’ı Araplaştırma politikası doğrultusunda, Güney Kürdistan bölgesinde gelişen Kürt muhalefetini bastırmak, o bölgede yerleşik olan Kürtleri toplu katliamlara maruz bırakmak üzere planlanmış sistemli uygulamalardır. Bu yönüyle bakıldığında, bu operasyonlar Kürtlere dönük tabiri caizse bir soykırım faaliyetleridir.</p>
<p>Enfal hareketi süresince 4.500 köy, ya zehirli gaz atılarak veya dozerlerle evler yıkılarak insansızlaştırıldı ve yaklaşık olarak 180.000 insan katledilmiştir. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak düşen bu katliamların son halkası olan Halepçe’de, 16 Mart 1988 tarihinde Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS rejimi tarafından gerçekleştirilen kimyasal gaz bombardımanı sonrası çoğunluğunu çocuk ve kadınların oluşturduğu 6.357 kişi zehirlenerek ya da yanarak katledilmiş, 14.765 kişi ağır yaralanmıştır. Toplamda 43.753 kişinin ölümüne, 61.200 kişinin de sakat kalmasına sebep olan bu kimyasal saldırılar bütün dünya devletlerinin gözü önünde cereyan etmiş; BM, NATO, İslam Konferansı Örgütü ve Arap Birliği gibi kuruluşlar bu katliamlara seyirci kalmışlardır.</p>
<p>Birçok akademik araştırma sonucunda Halepçe’de kimyasal saldırıdan kaynaklı engelli doğum oranının Hiroşima ve Nagazaki’den 4-5 kat daha fazla olduğu belirtilmiştir. Bu durum Halepçe’deki barbarlığın hangi boyutlarda olduğunu göstermesi açısından dikkate değerdir.</p>
<p>Elbette Halepçe katliamının tek sorumlusu Saddam Hüseyin değildir. Batılı devletler Irak-İran Savaşı’nda Saddam’ı destekledikleri için bu katliamlara seyirci kalmış, hatta bu katliamlarda kullanılan kimyasal silahlar batılı ülkelerden temin edilmiş ve bölge ülkeleri de hem kimyasal maddelerin sevkiyatına destek olmuş hem de Batılı devletler gibi katliamlar karşısında suskun kalarak zımnen desteklemişlerdir. Bu zemini hazırlayanlar, kimyasal silahlar verenler ve daha sonrasında cinayetleri görmezlikten gelenler de bu zulme ortaktırlar ve en az Saddam Hüseyin kadar suçludurlar.</p>
<p>Ne yazık ki Halepçe katliamı bölgesel bir olay ve insanlık tarihindeki tek örnek değildir. Bu katliam Afrika’da siyahîlere, Amerika’da Kızılderililere ve Avustralya’da Aborjinlere karşı işlenen toplumsal cinayetlerin Kürtleri hedef alan uzantısıdır. Bu bağlamda; Halepçe’de yaşananları en doğru tanımlayacak olan tanım soykırımdır.</p>
<p>Belirtmeliyiz ki değişen diktatörlere, sınır ve şartlara rağmen; kimyasal silahların üretimi, silah pazarları, savaşlar, katliamlar, insanlık suçları devam ediyor. İnsanlık ailesinin yeni Halepçelerin, Hiroşimaların yaşanmaması için güçlü bir ses ortaya koymaları gerekmektedir.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak; binlerce insanın yaşam hakkının vahşice ihlal edildiği Halepçe katliamının 30. yıldönümünde bir kez daha Halepçe özelinde insanlığa bu acıları yaşatanları kınıyoruz. Bu zulümde en önemli payın katliama seyirci kalan ya da lojistik destek veren devletlerin ve uluslararası kuruluşların olduklarını bir kez daha ifade ediyor, Halepçe kurbanlarına Allah’tan rahmet diliyoruz.</p>
<p>Halepçe’de işlenen bu katliamların bir soykırım olarak tanınması için başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği ve diğer tüm uluslararası kurum ve kuruluşları sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ &#8211; Diyarbekir</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/halepce-soykirim-olarak-taninmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık Engellenmelidir!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-2018.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-2018.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2018 00:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1084</guid>

					<description><![CDATA[8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özgürlüğü kısıtlanan, hak ihlallerine maruz kalan kadınların dayanışma içinde haklarını gündem yaptıkları bir gündür. Günümüzde, kadınların mücadeleleri sonucu kazanılmış hakların, imzalanan sözleşmelerin varlığına rağmen kadınlar ayrımcılık ve şiddete yaşamlarının her alanında maruz kalmaktadır. İşte bu yüzden sesimizi duyurmak amacıyla da bugünü önemsiyor, kadınların hak arama mücadelesinde taraf olduğumuzu beyan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özgürlüğü kısıtlanan, hak ihlallerine maruz kalan kadınların dayanışma içinde haklarını gündem yaptıkları bir gündür. Günümüzde, kadınların mücadeleleri sonucu kazanılmış hakların, imzalanan sözleşmelerin varlığına rağmen kadınlar ayrımcılık ve şiddete yaşamlarının her alanında maruz kalmaktadır. İşte bu yüzden sesimizi duyurmak amacıyla da bugünü önemsiyor, kadınların hak arama mücadelesinde taraf olduğumuzu beyan ediyoruz.</p>
<p>Kadınlar her devirde hak ihlalleriyle karşılaşıyorlar ve bu konuda yetkili merciler çözüm noktasında bir adım atmazken, kimi zaman da “cezasızlık” ile adeta ihlalcinin ödüllendirilmesine sebep oluyorlar. Kültürel altyapıdan ve dini argümanların geleneksel yorumları ile “meşrulaştırılan” kadına yönelik ayrımcı uygulamalar kadınları eğitim hayatlarından çalışma hayatlarına kadar pek çok alanda dezavantajlı hale getirmiştir.</p>
<p>Evlerinde, iş yerlerinde tecavüz, fiziksel-sözel taciz ve diğer fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan kadınların sayısı endişe verici boyuttayken aynı zamanda kadınlara yönelik bu tutum sonucu olarak şiddetin en uç noktası olan yaşam hakkı ihlallerinin sayısının resmi rakamlara göre arttığını görmekteyiz.</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun rakamlarına göre 2017’de 339 kadın, 2018’in başı itibariyle ise 76 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Dünya Ekonomik Forumu’nun raporuna göre ise Türkiye, cinsiyet eşitsizliği uçurumunda 140 ülke arasında 2016 yılında 130’uncu sıradayken, 2017 yılında 131’inci sıraya geriledi. Aile içi şiddet, istismar, boşanma davalarında kadına verilen koruma kararının uygulanmaması konularına bir çözüm geliştirilmezken, hükümet politikalarının boşanma oranlarını düşürme odaklı olması kadınların hayatlarının ikinci plana atıldığını göstermektedir.</p>
<p>Bu konuda kadınların mücadeleleri sonucu elde ettikleri ve İstanbul Sözleşmesi (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ve CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) gibi sözleşmelerle teminat altına alınan hukuki kazanımların bağlayıcılığını hatırlatıyoruz.</p>
<p>Kadınlara karşı yapılan hak ihlallerinin her zaman peşinde olacağımızı, özelde kadın haklarının genelde de insan haklarının pazarlık ve politik malzeme konusu yapılamayacağını beyan ediyor, tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ &#8211; Diyarbekir</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-2018.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğrenci Andı Ölmedi, Ders Kitaplarında Yaşıyor!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/andimizkaldirilsin.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/andimizkaldirilsin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2018 09:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1068</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği üzere Öğrenci Andı, tek tipçi ve ırkçı olduğu gerekçesiyle, 2013 yılında bir “demokratikleşme paketi” kapsamında kaldırılmış ve o tarihten bu yana okullarda çocuklara okutulmamaktadır. 2013 yılında atılan bu adım 2009 yılından beri “Andımız Kaldırılsın” kampanyaları düzenleyen tarafımızca memnuniyetle karşılanmıştı. Ancak bu metnin okullarda okutulmasına son verilirken metnin ders kitaplarından çıkarılmaması talep sahibi kamuoyunda “samimiyet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere Öğrenci Andı, tek tipçi ve ırkçı olduğu gerekçesiyle, 2013 yılında bir “demokratikleşme paketi” kapsamında kaldırılmış ve o tarihten bu yana okullarda çocuklara okutulmamaktadır. 2013 yılında atılan bu adım 2009 yılından beri “Andımız Kaldırılsın” kampanyaları düzenleyen tarafımızca memnuniyetle karşılanmıştı. Ancak bu metnin okullarda okutulmasına son verilirken metnin ders kitaplarından çıkarılmaması talep sahibi kamuoyunda “samimiyet sorgulaması” sebebi olmuş ve eleştirilegelmişti. Bu andın bu yıl da kitaplarda yer aldığı gerekçesiyle kurumumuza yapılan bir başvuru üzerine, Bilgi Edinme Yasası kapsamında ilgili kurumlarla yazışmalar gerçekleştirilmiştir. Yaptığımız başvurulara verilen cevaba göre, 2013 yılında yapılan değişiklikle, İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde andın okunmasını düzenleyen 12. maddesi kaldırılmış ancak Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’nin halen yürürlükte olan 8. maddesine dayanılarak  bu metin 1, 2 ve 3. sınıf ders kitaplarında hala zorunlu olarak yer almaktadır. Ancak mevcut yönetmelik ilk üç sınıfı kapsamasına rağmen bu ırkçı metin yönetmeliğe aykırı olarak ilkokul 4. sınıfların ders kitaplarında da yer almaktadır.</p>
<p>Öğrenci Andı’nın “demokratikleşme paketi” kapsamında okullarda okunmasına son verildiği dönemde Başbakan ve şu anda Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan bu metnin kaldırılmasını “30&#8217;larda Hitler ve Stalin gibi toplumu formatlamak için bu tür uygulamalar yapılıyordu. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çocukların içtimaya dizildiği, ırkçı sloganlar okunan metinler göremezsiniz.” sözleriyle yorumlayıp desteklemiştir. Bu sözlerin, nasıl ki Andımız’ın okunmasına karşı söylenmesi gerekiyorsa aynı şekilde kitaplarda yer almasına karşı da söylenmesi tutarlılık gereğidir. Sonuç olarak metin aynı metindir ve bu defa çocuklara zorunlu ders kitaplarının içerisinde dayatılmaktadır.</p>
<p>Türkiye, Türk etnik kimliğiyle beraber, otuzu aşkın başka etnik kimliği barındıran, çok kimlikli ve çok kültürlü bir ülkedir. İlkokul kitaplarındaki öğrenci andında &#8220;Türküm&#8221; ile başlayan ve &#8220;varlığım Türk varlığına armağan olsun&#8221;, &#8220;Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.&#8221; ve son olarak &#8220;Ne mutlu Türküm diyene!&#8221; şeklindeki ifadeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kimlikli, çok kültürlü yapısına zarar veren, toplumu tek tip olarak algılayn ve algılamak isteyen ifadelerdir. Bu metinde &#8220;Türk&#8221; ırkını esas alan, Türkiye&#8217;deki diğer etnik kimliği görmezden gelen hatta asimile sonucu doğurabilecek ifadeler olmakla birlikte ideolojik devlet algısını küçücük çocuklara dayatan tek tipçi ve ırkçı bir metindir.</p>
<p>Çocuklarımız ne Türklüğe ne de başka bir ırka varlıklarını armağan etme andını zorunlu olarak okutulan kitaplarında görmek mecburiyetinde bırakılmamalıdır. Çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren bir ideolojinin kalıplarına sıkıştırılan insanlar olmaktan çıkarılmalıdır. Sonuç olarak; Türkiye&#8217;deki tüm etnik ve diğer kimliklerin özgürce var olma, farklı ırkların ve ideolojilerin kendilerine dayatılmadığı özgür bir ortamda eğitim görme hakkı olmalıdır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak; Cumhurbaşkanı’nın deyimiyle “30&#8217;larda Hitler ve Stalin gibi toplumu formatlamak için” icat edilmiş ve 2013 yılında öğrencilere okutma dayatmasına son verilen tek tipleştirici ve farklılıkları yok sayarak ideolojik nitelik taşıyan “Andımız” metninin ilkokul kitaplarından da kaldırılması için Milli Eğitim Bakanlığı ve hükümete çağrıda bulunuyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ &#8211; Diyarbekir</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/andimizkaldirilsin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır&#8217;da &#8220;Ayrımcılığın Apolitik Halleri&#8221; konuşuldu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/diyarbakirda-ayrimciligin-apolitik-halleri-konusuldu.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/diyarbakirda-ayrimciligin-apolitik-halleri-konusuldu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Dec 2017 16:20:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kategoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1018</guid>

					<description><![CDATA[İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır&#8217;da düzenlenen “Ayrımcılığın ‘Apolitik’ Halleri” başlıklı panelde, Amedspor ve Kürtçe çizgi film kanalı Zarok Tv’nin maruz kaldığı baskılar konuşuldu. 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır Hak İnisiyatifi tarafından “Ayrımcılığın ‘apolitik’ halleri” konulu panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Diyarbakır Hak İnisiyatifi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu’nun yaptığı panelde konuşmacılar olarak Amedspor Kulübü Başkanı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır&#8217;da düzenlenen “Ayrımcılığın ‘Apolitik’ Halleri” başlıklı panelde, Amedspor ve Kürtçe çizgi film kanalı Zarok Tv’nin maruz kaldığı baskılar konuşuldu.</p>
<div>10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında Diyarbakır Hak İnisiyatifi tarafından “Ayrımcılığın ‘apolitik’ halleri” konulu panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Diyarbakır Hak İnisiyatifi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu’nun yaptığı panelde konuşmacılar olarak Amedspor Kulübü Başkanı Nurullah Edemen ile Zarok TV Genel Koordinatörü Dilek Demiral yer aldı. Zarok TV ile Amedspor üzerindeki baskı ve ayrımcılığın konuşulduğu paneli çok sayıda katılımcı takip etti.</div>
<div></div>
<div><strong>‘TOPLUM AYRIMCILIĞI İÇSELLEŞTİRDİ’</strong></div>
<div></div>
<div>Panelin açılış konuşmasını yapan moderatör Reha Ruhavioğlu, toplumda ayrımcılığın içselleştirildiğini belirterek, Türkiye’de kimliklere rol biçildiğini ve insanların bu kimlik çerçevesinde hareket etmeleri beklendiğini ifade etti.</div>
<div></div>
<div>Kürt kimliğinin ülkede ikincil kimlik olarak tanımlanmasını eleştiren Ruhavioğlu, bu duruma ilişkin şu örnekleri verdi: “Kürt biri Yozgat’ta inşaat işçisi olursa, bir sorun olmuyor ama Kürt kimliğiyle siyaset yapmak istediği zaman sorun oluyor. Bu ülkede Kürt kimliğine biçilen rolün bir sonucudur. Yine aynı şekilde iki kişi Türkçe konuşurken, biri Kürtçe konuşmaya başladığı zaman ‘neden ikinci kanala geçiyorsun, bana küfür etmediğini nereden bileceğim?’ gibi bir tepkiyle karşılaşabiliyor. İki kişi Türkçe konuşurken biri İngilizce konuşmaya başlasa karşıdaki kendini ezik hisseder ve ikinci kanal gibi bir benzetme aklına gelmez. Bu aslında Kürt dilinin sanki sadece küfür etmek için var edildiği gibi bir algıyı da beraberinde getiriyor. Bu örnekler ayrımcılığın ne kadar içselleştirildiğini bize gösteriyor.”</div>
<div></div>
<div><strong>‘AMEDSPOR’UN HİKAYESİ İSMİNİN DEĞİŞMESİYLE BAŞLADI’</strong></div>
<div></div>
<div>Amedspor Başkanı Nurullah Edemen de, Amedspor’un hikayesinin isminin değişmesiyle başladığını dile getirerek, “Kulübün ismini Amedspor yaptıktan sonra ciddi sorunlarla karşılaşmaya başladık. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ismimize ve rengimize çok takıldı. İsmimize sürekli olarak siyasi bir etiket olarak bakıldı. Linç girişimlerine maruz kaldık. 44 yaşımdan sonra saldırıya uğradım, bu saldırıda burnum kırıldı” dedi.</div>
<div></div>
<div><strong>‘ÇOCUKLAR ÖLMESİN DEDİĞİMİZ İÇİN CEZA ALDIK’</strong></div>
<div></div>
<div>Edemen, şunları dile getirdi: Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş şekilde Amedspor’a 39 maçtır deplasmanda seyirci yasağı uygulanıyor. Her söylediğimiz sorun yapıldı. ‘Çocuklar ölmesin maça da gelsin’ dediğimiz için bile ceza aldık. Bize uygulanan seyirci yasaklarına ilişkin İçişleri Bakanlığı’na ısrarla yasakların sebebini sorduğumuzda bize, ‘sizin güvenliğiniz için yasak koyuyoruz’ denildi. Böyle bir saçmalık olabilir mi? benim taraftarım benim için neden tehlike olsun?</div>
<div></div>
<div><strong>‘FENERBAHÇELİ FUTBOLCULAR ÇİÇEKLERİMİZİ ALMADI’</strong></div>
<div></div>
<div>Deplasmanlarda maruz kaldığımız saldırılara karşılık biz rakiplerimizi hep çiçeklerle karşıladık. Havaalanına gelen Fenerbahçe Futbol Takımını karşılaması için kadın futbol takımımızı gönderdik. Orada Fenerbahçe takımının Türk futbolcuları kadın futbolcularımızın verdiği çiçekleri almadı. Bu ayrımcılığın ve milliyetçiliğin geldiği noktayı göstermesi açısından çok önemli fakat biz asla o seviyeye inmeyeceğiz.”</div>
<div></div>
<div></div>
<div>‘KÜRTLER KENDİ DİLİNDEN UZAK BÜYÜMEK ZORUNDA KALDI’</div>
<div></div>
<div>Zarok TV Genel Koordinatörü Dilek Demiral, Zarok TV’nin hikayesini anlatarak başladığı konuşmasında şunları söyledi: “Amacımız bütün Kürt çocuklarının ekranı olabilmek. Kürdistan’da bulunan tüm inançları ve düşünceleri yansıtmaya gayret ediyoruz. Yüzyıllardır bu coğrafyada asimilasyona maruz kalmış bir halk var. Bu halk kendi dilinden uzak tutulduğu için ilk başlarda kanalın dilini anlamakta zorlandı. Bu kendi dilimizle yaşayamamış olmaktan kaynaklanan bir durum.</div>
<div></div>
<div><strong>‘KENDİMİZİ SANSÜRLEMEK ZORUNDA KALIYORUZ’</strong></div>
<div></div>
<div>Yayın içeriklerinde ‘Kürdistan’ kelimesini kullanmak ceza gerekçesi yapılıyor. Kanalda Kürt büyüklerinin sözlerini paylaştığımız zaman troller, ayrımcılık yaptığımızı iddia ederek bizi ‘bölücü’ olmakla itham ediyorlar. Bizi bu şekilde politikleştirmeye çalışıyorlar. Programlarımızı 5 defa izlemek zorunda kalıyoruz. Bu şekilde aslında kendi kendimizi sansürlüyoruz diyebiliriz.</div>
<div></div>
<div></div>
<div><strong>‘İÇSELLEŞTİRİLMİŞ FAŞİZMLE KARŞI KARŞIYAYIZ’</strong></div>
<div></div>
<div>Kürt eşittir ‘bölücü olmak’ gibi bir algı yaratıldı. Atmosfer böyle olunca kimse bize reklam vermek istemiyor. Biz de kendimize başka alternatifler yaratmaya çalışıyoruz. İnanılmaz bir içselleştirilmiş faşizm ve milliyetçilikle karşı karşıyayız.</div>
<div></div>
<div>Tüm bu olumsuzluklar bir yana Kürtçe yayın yapmamız ve dünyanın her yerinden aldığımız geri bildirimler bizim için inanılmaz bir motivasyon kaynağı. Zazaca çizgi filmi izlerken ağladığını belirten bir izleyicimiz vardı. Yine diyebilirim ki; çocuklardan çok yetişkinler televizyonumuzu izliyor. Bu kendin gibi büyüyememenin vermiş olduğu bir psikoloji. Bu yönlü mesajlar çok alıyoruz” diye konuştu.</div>
<div></div>
<div>Panel soru cevap bölümü ile sona erdi.</div>
<div></div>
<div>Kaynak: Mezopotamya Ajansı</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/diyarbakirda-ayrimciligin-apolitik-halleri-konusuldu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
