<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Duyurular &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/duyurular/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Oct 2025 07:19:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK ve DEMOKRASİ KOMİSYONU’NA SUNULAN METİN</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/9138.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 07:14:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Hak İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=9138</guid>

					<description><![CDATA[Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 08.10.2025 tarihli oturumunda Hak İnisiyatifi Derneği olarak yaptığımız sunumun tam hali aşağıdadır: Silav û rêzên me! Em jî hêvîdar in ku her bijî aşîtî! (Selam ve saygılarımızla! Biz de umut ediyoruz ki yaşasın barış!) Sayın Başkan, değerli hazirun, Hak İnisiyatifi Derneği’ni temsilen sizleri sevgiyle selamlar,saygılarımı iletirim; bu çağrıya kulak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 08.10.2025 tarihli oturumunda Hak İnisiyatifi Derneği olarak yaptığımız sunumun tam hali aşağıdadır:</p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">Silav</span><span class="s2"> û </span><span class="s2">rêzên</span><span class="s2"> me! Em </span><span class="s2">jî</span> <span class="s2">hêvîdar</span><span class="s2"> in </span><span class="s2">ku</span><span class="s2"> her </span><span class="s2">bijî</span> <span class="s2">aşîtî</span><span class="s2">!</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">(Selam ve saygılarımızla! Biz de u</span><span class="s4">mut ediyoruz ki yaşasın barış!)</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Sayın Başkan, değerli </span><span class="s4">haz</span><span class="s4">i</span><span class="s4">run</span><span class="s4">,</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Hak İnisiyatifi Derneği’ni temsilen sizleri </span><span class="s4">sevgiyle </span><span class="s4">selaml</span><span class="s4">a</span><span class="s4">r</span><span class="s4">,</span><span class="s4">saygılarımı iletirim</span><span class="s4">; bu çağrıya kulak verdiğiniz, bu tarihi komisyon sürecini Meclis çatısı altında toplumsal katılımla yürütmeye niyet ettiğiniz</span><span class="s4"> için teşekkür ediyoruz.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><strong>Bu ülkenin en yakıcı ve en çok can yakan meselesi olan Kürt meselesinin çözümü için birlikte gösterdiğiniz bu irade, gelecek nesillerin kardeşçe yaşayabileceği bir Türkiye için umut vericidir</strong>. Ancak bu umut, aynı zamanda derin bir acının içinden konuşmakt</span><span class="s4">ır</span><span class="s4">. Çünkü on yıllardır </span><span class="s4">bu </span><span class="s4">topraklarda</span><span class="s4">annelerin gözyaşı, mezarlıkların susmayan dili, yas tutamayan kalabalıklar var. “</span><span class="s5">Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa… şimdi en güzel şiir barıştır</span><span class="s4">” </span><span class="s4">demektedir Yaşar Kemal.</span><span class="s4"> Umudumuz</span><span class="s4"> odur ki</span><span class="s4">, </span><span class="s4">artık </span><span class="s4">bu şiirin yazılabileceği zamandayız.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s4">Biz bu derneği, sadece başörtüsü yasağına karşı çıkan değil, Kürt meselesini de kendi dertlerinden bilen insanlarla kurduk. </span><span class="s4">Roboski’de</span><span class="s4"> nöbet tuttuk, hendek yıkıntılarında hak ihlallerini raporladık, </span><span class="s4">s</span><span class="s4">onuncusu </span><span class="s4">Diyarbakır’da </span><span class="s4">olmak üzere </span><span class="s4">üç kez Kürt Forumu topladık</span><span class="s4">. </span></strong><span class="s4">Y</span><span class="s4">alnızca silahların değil, kalıpların ve kalıplaşmış zihi</span><span class="s4">nlerin de değişi</span><span class="s4">mi</span><span class="s4">ni gerektiren süreçte görüşlerimizi ifade ederken</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> öncelikle şu hususları </span><span class="s4">belirtmek </span><span class="s4">isteriz:</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">.</span>​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Komisyon çalışmalarında kendi dilinde konuşmak isteyen barış annesinin konuşturulmaması</span><span class="s4">nı</span><span class="s4">, sürecin daha başında anadil onurunun görmezden gelindiğinin göstergesi</span><span class="s4">olarak gördüğümüzü bildirmek isteriz.</span></p>
<p class="s3">​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Türk-Kürt-Arap kardeşliği gibi sınırlı söylemler, diğer halkları dışlamakta, </span><span class="s4">Çerkes</span><span class="s4">, Alevi, Boşnak, Süryani, Ermeni gibi çok sayıda topluluğun kendini dışarda hissetmesine neden olmakta</span><span class="s4">, bu kesimleri sürece yabancılaştırmaktadır. Bütün kes</span><span class="s4">iml</span><span class="s4">erin sürece dahil olacağı </span><span class="s4">bir </span><span class="s4">dil</span><span class="s4"> kullanımı</span><span class="s4">nın</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> sürecin başarısı için hayati önemde</span><span class="s4"> olacağını hatırlatmak i</span><span class="s4">s</span><span class="s4">teriz.</span></p>
<p class="s3">​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Bu sürecin yalnızca silahlı çatışma</span><span class="s4">nın bitmesine</span><span class="s4"> değil, toplumun bir arada yaşayabileceği onurlu ve eşit bir gelecek kurmaya yönelmesi gerekir.</span> <span class="s4">Bu itibarla haklarının ihlal edildiğini düşünen </span><span class="s4">ve giderek büyüyen </span><span class="s4">kesimlerin güvenini kazanacak </span><span class="s4">tedbirlerin zaman geçirilmeden atılması gerekiyor. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">           </span><span class="s4">•</span>​ <span class="s4">2013 sürecinin çöküşüyle yerle bir olan Sur, Cizre, Şırnak ve yitirilen canlar hâlâ hafızadadır. </span><span class="s4">Bu nedenle yeni sürece destek çok yüksek olmasına rağmen tereddütlerin y</span><span class="s4">oğun </span><span class="s4">olmasını dikkate alan</span><span class="s4">, </span><span class="s4">bu tereddütleri giderecek tutum içinde olunması gerektiği</span><span class="s4">ni</span><span class="s4"> ve </span><span class="s4">toplum olarak </span><span class="s4">a</span><span class="s4">ynı hatalara tahammülümüz</span><span class="s4">ün kalmadığını hatırlatmak isteriz.</span></p>
<p class="s3">​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Son olarak, </span><span class="s4">Türkiye’nin Suriye’deki </span><span class="s4">gelişmelere karşı barışı teşvik edecek politikaların yanında olmasının süreci destekleyeceği</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> aksi durumda sürece zarar vereceği ve </span><span class="s4">halklar arasında ka</span><span class="s4">lıcı güvensizlik yarat</span><span class="s4">acağını hatırlatmak isteriz.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">SİYASET: ÇÖZÜMÜN ADRESİ</span><span class="s2">DİR</span><span class="s2">.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Türkiye Kürt </span><span class="s4">meselesini</span><span class="s4"> ilk kez tartışmıyor; </span><span class="s4">ancak </span><span class="s4">son olmasını umut ediyoruz. Yaklaşık bir asırdır süregelen bu mesele, her dönem</span><span class="s4"> başka biçimlerde gündeme gelmiştir.</span><span class="s4">B</span><span class="s4">ugün </span><span class="s4">bu </span><span class="s4">meseleyi farklı kılan şey, dünyanın ve ülkenin yaşadığı baş döndürücü değişimlerin ortasında artık “inkâr edilemeyen bir gerçek” haline gelmiş olmasıdır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Artık mesele Kürtlerin varlığı değil, birlikte nasıl yaşayacağımızdır. Güvenlik, ayrılıkçılık, terör gibi </span><span class="s4">kavramlar </span><span class="s4">bu gerçeği açıklamaya yetmiyor. Sorun</span><span class="s4">; </span><span class="s4">aidiyet, eşitlik, yurttaşlık, temsil ve adalet meselesidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Kürt </span><span class="s4">meselesi,</span><span class="s4"> eğitimden kent yaşamına, yerel yönetimlerden dijital alana dek her yere sinmiş durumdadır. Bu toplumsallaşma, çözümün de yalnızca teknik değil; siyasal, kültürel ve vicdani düzeyde gerçekleşmesi gerektiğini göstermektedir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><strong>Her başarısızlık, çözümün adresinin ne olmadığını gösterdi. Her bastırma girişimi, hafızayı büyüttü. Her inkâr, direnişi besledi. Ve artık açıkça söylemek gerekir: Çözümün tek adresi siyasettir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ama siyaseti çözüm adresi olarak göstermek, onun kolay olduğunu söylemek değildir. Aksine, siyaset; müzakere, karşılıklı tanıma ve rahatsız edici gerçeklerle yüzleşme cesareti ister. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Siyaset aynı zamanda eylem ve icraat gerektirir. Geçtiğimiz dönemde aşikâr bir konu vardır: inkâr direnişi beslemiş, baskı hafızayı büyütmüştür. Artık acı çekmek yerine konuşmak, talepte bulunmak ve harekete geçmek gerekir. Bu ise Kürt </span><span class="s4">meselesini</span><span class="s4"> yeniden siyasal zemine oturtmak, onu inkârın değil müzakerenin konusu haline getirmek demektir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Geçtiğimiz yıllar bize gösterdi ki Türkiye’nin gelecekteki istikrarı, farklılıkları </span><span class="s4">inkar</span><span class="s4"> etmekte</span><span class="s4"> değil; onlarla birlikte yaşamayı öğrenmektedir. Asıl zorluk, bir Kürt </span><span class="s4">meselesinin </span><span class="s4">olup olmadığı değil; bir ‘ortak ulusal </span><span class="s4">varlık</span><span class="s4">’ olarak bu gerçekle yüzleşmeye cesaret edilip edilmeyeceğidir. Bu yüzden diyoruz ki: çözümün adresi siyaset olmaya devam ediyor. Ne </span><span class="s4">diplomasi,</span><span class="s4"> ne güç, ne propaganda… sadece siyaset. Hem gerçekçilik hem de hayal gücü gerektiren, çoğu zaman sinir bozucu ama yegâne seçenek olan ‘birlikte yaşama </span><span class="s4">sanatı’dır</span><span class="s4">. Güvenlik </span><span class="s4">politika </span><span class="s4">yanılsamalarını bırakıp siyasetin ve demokrasinin cesaretini yeniden keşfetme zamanıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">Bu itibarla daha </span><span class="s2">spesifik önerilerimiz şunlardır:</span></strong></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1.</span> <span class="s2">Bu ülkede ölüm, hücrede değil</span><span class="s2">, kendi evinde</span><span class="s2"> şefkatle karşılanmalı</span><span class="s2">dır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Cezaevlerinde ölü</span><span class="s4">m</span><span class="s4">e terk edilen hasta ve yaşlı mahpuslar</span><span class="s4">ın zaten meri hukuka göre faydalanmaları gereken infaz </span><span class="s4">düzenlemelerinin bir an önce uygulanması gerekiyor. </span><span class="s4">İnfaz düzenlemesindeki </span><span class="s4">ayrımcı</span><span class="s4">lıklar </span><span class="s4">nedeniyle uzun yıllar haklarına ulaşamayan hasta ve yaşlı tutuklulara yönelik ayrımcı uygulamanın kaldırılması</span><span class="s4">,</span> <span class="s4">sürece güveni de arttıracak</span><span class="s4">tır. </span><span class="s4">B</span><span class="s4">arış, önce </span><span class="s4">cezaevi</span><span class="s4"> hücrelerin</span><span class="s4">in</span><span class="s4"> kapısından başlamalı</span><span class="s4">dır;</span><span class="s4"> b</span><span class="s4">u</span><span class="s4">nun</span><span class="s4"> bir lütuf değil, geç kalmış bir borç</span><span class="s4">olduğunu hatırlamalıyız.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">2</span></strong><span class="s2"><strong>. Eşitlikçi bir İnfaz Yasası çıkarılmalı, uygulamadaki keyfilikler önlenmelidir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Siyasi mahpuslara yönelik ayrımcılık, yalnızca bireye değil temsil ettiği kimliğe yöneliktir. Siyasi mah</span><span class="s4">puslara</span><span class="s4"> yönelik ayrımcı uygulamalar nedeniyle geçmişte </span><span class="s4">Covid</span><span class="s4">  döneminde</span><span class="s4">şiddet kullanmış mahk</span><span class="s4">umlar</span><span class="s4"> bile denetimli serbestlikten faydalan</span><span class="s4">arak</span> <span class="s4">erken tahliye ol</span><span class="s4">urken,</span><span class="s4"> siyasi mah</span><span class="s4">puslar</span><span class="s4"> ve hatta hükmü kesinleşmemiş tutuklu olarak yargılananlar bu düzenlemeden faydalanamamıştı. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Yine ayrımcı uygulamalar nedeniyle umut hakkı çerçevesinde A</span><span class="s4">İH</span><span class="s4">M kararlarını uygulamakta sıkıntı çekmekteyiz</span><span class="s4">.</span> <span class="s4">K</span><span class="s4">ısaca siyasi mah</span><span class="s4">puslara </span><span class="s4">ayrımcı uygulamaya sebep olan düzenlemeler kaldırılmalıdır. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Mevzuatta görünürde ayrımcılık olmasa da Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları eliyle keyfi şekilde ayrımcılık uygulanmaktadır. Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu ayrımcılığı ortadan kaldıracak adımlar atılmalı, infaz uygulamalarında idari kurulların inisiyatif kullanmasının önüne geçilmelidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir infaz düzenlemesi ile ayrımsız tüm siyasi suçluların özgürlüklerine kavuşmaları toplumun beklentisidir ve bunun sağlanması halinde barış sürecine olan inanç pekişecektir. Anayasamızın eşitlik ilkesine ve suçların ve cezaların şahsiliği gibi binlerce yıllık bir ilkeye aykırı olan ayrımcı öneriler, bir nevi komisyonunuza çizilen sınırlar dikkate alınmadan, ayrımsız bir infaz düzenlemesi sağlanmalı ve düzenlemede idari kurullara bir inisiyatif tanınmamalıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">3</span><span class="s2">. Anayasa, halkların ortak sözleşmesidir; bütün farklılıkları kapsamalıdır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Yeni anayasa yalnızca teknik değil, tarihsel bir yüzleşmedir. Çoğulculuğun tanındığı, saygı gösterildiği bir iklimde bunu yok sayan ve Türkiye’nin zengin çeşitliliğini de göz ardı eden/bastıran vatandaşlık tanımı yerine vatandaşların etnik kökenine referans vermeyen, kısaca anayasal vatandaşlık ilkesine dayanması gerektiğini belirtiriz. Ayrıca yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlayacak ve yine anadilinde eğitimin güvenceye alınacağı anayasal değişikliklerin de gündemde olması gerektiğini vurgulamak isteriz.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">4</span></strong><span class="s2"><strong>. Adalet mülkün temelidir, hukuk devleti ilkelerinin işler hale getirilmesi gerekir</strong>. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Son günlerde oldukça sık karşılaştığımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması hukuksuzluktur. Hemen aklımıza gelen Selahaddin Demirtaş, Figen </span><span class="s4">Yüksekdağ</span><span class="s4">, Osman Kavala gibi bireysel hak ihlalini ilgilendiren kararların uygulanmamasına ilave olarak on</span> <span class="s4">binleri ilgilendirdiği bizzat AİHM tarafından ifade edilen </span><span class="s4">KHK’lı</span><span class="s4"> öğretmen Yüksel Yalçınkaya kararının uygulanmamasında gördüğümüz inatçı hukuksuzluklar barışa duyulan güveni </span><span class="s4">zedelemektedir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ayrıca Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmalarının müebbet ceza alan harp okulu öğrencileri ve Akın Öztürk ile ilgili olarak verdikleri keyfi tutukluluk kararlarının da iç hukukta hiç dikkate alınmamış olmasının Türkiye’deki yargı mekanizmalarına yaygın güvensizliği beslediği uyarısını yapmak isteriz. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Mekanizmaları ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kararlarına da konu olduğu şekilde OHAL KHK’ları ile ihraçlar</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> hukuka aykırıdır, OHAL dönemi ve devamındaki tutuklamalar keyfidir. OHAL KHK’ları ve halen devam eden OHAL uygulamaları ülkemizin beyin kanamasıdır. KHK’larla ve bir mahkeme kararına dayanmaksızın idari tasarruflarla görevlerinden çıkarılan vatandaşların mağduriyetleri giderilmelidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bu itibarla hukuku tanımayan </span><span class="s4">sistem,</span><span class="s4"> ne barışa tanıklık edebilir ne ona sahiplik yapabilir.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">5</span><span class="s2">. Barış, yalnızca silahların susması ile </span><span class="s2">sağlanamaz,  ifade</span></strong><span class="s2"><strong>özgürlüğü üzerindeki baskıların da kalkması gerekir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Konuşanı cezalandıran bir sistemde barış olmaz; yalnızca korku olur. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı bu sürecin taşıyıcı sütunlarıdır. O sütunlar yıkılırsa, ba</span><span class="s4">rış yerle bir olur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Her ne kadar resmi olarak Türkiye’de Olağanüstü Hal kalkmış olsa da </span><span class="s5">de </span><span class="s5">facto</span><span class="s4"> olarak pek çok sınırl</span><span class="s4">ar</span><span class="s4">la karşılaşıyoruz. Toplanma ve gösteri yapma izni pek çok şehirde OHAL dönemini andıran şekilde hemen yasaklanıyor, valinin 15 günlük yasaklama hakkını her 15 gün bitince uzatmasında olduğu gibi. </span><span class="s4">Yine gösterilerde uygulanan</span> <span class="s4">polis şiddeti ve yaygın gözaltı</span><span class="s4">lar </span><span class="s4">bu çerçevede uzak durulması gereken uygulamalardır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">6</span></strong><span class="s2"><strong>. Anadili üzerindeki yasak, şabloncu bir zihniyet meselesidir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Dil, insanın yurdudur. Devlet bu yurda yıllarca sınır çizdi, bazen yasakladı, büyük travmalara yol açtı. Bazıları ortadan kalkmış bazıları ortadan kalkmak üzere olan dillerin anadili olarak bulunduğu coğrafyamızda anadili olarak sadece Türkçe’nin okutulup öğretileceği maddesi toplumun zenginliği ve çoğulculuğunu sınırladı. Artık o sınır Anayasa’nın 42. maddesinden silinmelidir. Devlet, vatandaşına onun anadilinde seslendiği gün; barış ilk kez doğru bir şekilde duyulur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bu hususta ilahi mesaj Rum Suresi 22. Ayette; “</span><span class="s5">Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O&#8217;nun </span><span class="s5">âyetlerindendir</span><span class="s5">. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.</span><span class="s4">” </span><span class="s4">Demektedir. </span><span class="s4">Bu hususu vurgulamakta ve farklı dillerin Allah’a ait bir iz olarak belirtmektedir. Bu sebeple tüm farklı dillere ilahi bir ayet olarak hürmet edilmesi gerekir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Tüm farklı kimliklerin devlet tarafından açıkça kabul edilmesi ve yasal korumaya alınması gerekir.</span> <span class="s4">Kürtçe hâlâ okulda yok, sanatı sokakta riskli, tiyatroda engelli. Bu halkın kültürü, bu ülkenin gerçeğidir. Eğitim sistemi farklılıkları bastırmak için değil, görünür kılmak için düzenlenmelidir.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">7</span></strong><span class="s2"><strong>. Kalıcı barışın tesisi için TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kaldırılmalıdır</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Terörle Mücadele Kanunu’nun terörü şiddet ile </span><span class="s4">sınırlamaması</span><span class="s4">sonucu son derece sıradan hususların terör ile yargılanmaya </span><span class="s4">bahane</span><span class="s4"> olabildiği ve </span><span class="s4">bu nedenle sayıları </span><span class="s4">milyonları bulan </span><span class="s4">davaların açılması nedeniyle öncelikle vatandaşların hak ihlaline uğradığı</span><span class="s4">;</span><span class="s4"> yargı ve güvenlik bürokrasisinin </span><span class="s4">bu konularda aşırı meşgul olması nedeniyle toplumu </span><span class="s4">gerçekten </span><span class="s4">tehdit eden </span><span class="s4">gerçek suçlara</span><span class="s4"> zaman ayıramamas</span><span class="s4">ından dolayı,</span><span class="s4">yaygın şiddete maruz kalan bir toplum gerçeğiyle karşılaş</span><span class="s4">ıyo</span><span class="s4">ruz. B</span><span class="s4">u nedenle b</span><span class="s4">ir başka cinayete karışan zanlının onlarca başka suç </span><span class="s4">kapsamında </span><span class="s4">aranmakta olduğu </span><span class="s4">çok sıradan </span><span class="s4">haberlerden olmuştur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Yine Ceza Kanununda bulunmayan “</span><span class="s4">irtibat ve </span><span class="s4">iltisak” gibi tabirlerin, “Bank Asya’da hesabı olmak”, “soh</span><span class="s4">b</span><span class="s4">ete katılmak”, “çocuklarını bazı okullara göndermiş olmak</span><span class="s4">”,..</span> <span class="s4">gibi</span><span class="s4"> sıradan, olay</span><span class="s4">lar</span><span class="s4">ın vuku bulduğu zaman suç oluşturmayan hususlar nedeniyle</span><span class="s4">,</span> <span class="s4">yüzbinlerce </span><span class="s4">insan</span><span class="s4">ı</span><span class="s4">n “terör” örgütü ile </span><span class="s4">iltisaklı</span><span class="s4">olduğu ileri sürülerek yargılanmaların</span><span class="s4">a sebep olması, </span><span class="s4">çeşitli ceza davalarına konu olması ve idari cezalar almasının</span><span class="s4"> da hukuksuzluklar</span><span class="s4">ı doğurduğunu </span><span class="s4">hatırlatmak isteriz.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Barışçıl taleplerin suç kapsamına alındığı bir ülkede barış değil, suskunluk olur. </span><span class="s4">Bu itibarla </span><span class="s4">TMK </span><span class="s4">ya</span><span class="s4"> kaldırılmalı ya da gerekli değişiklikler yapılmalı ve</span><span class="s4"> adaleti öncele</span><span class="s4">yen bir ceza hukuku</span><span class="s4">na </span><span class="s4">ge</span><span class="s4">çil</span><span class="s4">melidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><strong>8. Silah bırakmış kişilerin entegrasyonu için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Silah bırakmış </span><span class="s4">kişilerin</span><span class="s4"> topluma dönüşü, yalnızca teknik değil, ruhsal bir meseledir. Bu kişilere yönelik toplumsal rehabilitasyon programları STK’larla birlikte geliştirilmelidir. Barış, </span><span class="s4">toplumsallaşmadan kurum</span><span class="s4">sal</span><span class="s4">laşamaz.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><strong>9. Seçilmişlere kayyım atanması seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Halkın iradesine saygı duyulmadıkça hiçbir demokrasi söylemi inandırıcı olamaz. </span><span class="s4">Olağanüstü Hal Döneminde çıkarılan bir düzenleme ile daha suçun oluştuğuna yönelik iddianame bile hazırlanmadan </span><span class="s4">seçilmiş belediye başkanları görevden alınabiliyor yerine </span><span class="s4">vali veya kaymakam gibi kamu görevlileri </span><span class="s4">kayyım atanabiliyor.</span><span class="s4"> Bu itibarla OHAL düzenlemeleri ve uygulamalarına son vermek, kayyımların yerine, seçilmişleri görevlerine iade etmek gerekir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><strong>10. Sürecin olumlu ilerlemesi için acilen yasal güvencelerin sağlanması gerekmektedir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Geçmişte</span><span class="s4">ki barış</span><span class="s4"> süre</span><span class="s4">çlerine</span><span class="s4"> katkı sunmuş kişi ve kurumların uğradığı</span> <span class="s4">yaptırımlar hâlâ hafızadadır. Aynı korkuyla süreci yürütemeyiz. Tüm aktörler</span><span class="s4"> yasal güvenceyle korunmalıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1</span><span class="s2">1</span><span class="s2">. Kalıcı bir barış için geçmişteki hatalarla yüzleşmek gerekir.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Şeyh Said, Seyit Rıza</span><span class="s4">, Said-i </span><span class="s4">Nursi </span><span class="s4">gibi</span><span class="s4"> isimler</span><span class="s4">in </span><span class="s4">mezarları bile yok. Bir halkın hafızasını tanımadan onunla barış yapılamaz. Bu isimle</span><span class="s4">re iade-i itibar sağlanmalı</span><span class="s4">, devlet kayıtlarına bakılarak mezar yerleri tespit edil</span><span class="s4">meli ve</span><span class="s4"> kamuoyu bilgisine sunulmalıdır. </span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1</span><span class="s2">2</span><span class="s2">. Barış hakkı yalnızca bir siyasal tercih değil, doğuştan gelen bir insan hakkıdır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">B</span><span class="s4">iz </span><span class="s4">önce </span><span class="s4">insan haklarını savunuyoruz ve </span><span class="s4">insan haklarının</span><span class="s4">içinde barış, temel bir sütundur. Bu süreçte atılacak her adımı izlemeye, desteklemeye ve gerekt</span><span class="s4">iğinde uyarmaya devam edeceğiz.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1</span><span class="s2">3</span><span class="s2">. Suriye politikası bu süre</span><span class="s2">çte hayati önem taşımaktadır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Suriye’deki Kürtlere yönelik düşmanlık, içerideki süreci zehirlemektedir. Aynı halkı içeride tan</span><span class="s4">ı</span><span class="s4">yıp dışarıda tehdit ilan etmek çifte standar</span><span class="s4">ttır. Barış tutarlılık ister.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere yönelik politikası yalnızca stratejik bir hata değil, barış sürecini doğrudan zehirleyen bir çelişkidir. Suriye’deki Kürtlerin özerklik taleplerine karşı çıkmak değil, bu talepleri anlamak ve saygı göstermek gerekir. İçte barış isteyen dışta savaş dilini bırakmalıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">14. Farklı kimlikleri tehlike olarak kabul eden resmi tarih anlayışı düzeltilmelidir.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Kürtlerin, Arapların, Çerkezlerin farklı kimliklerini tehlike olarak gören ve </span><span class="s4">inkar</span><span class="s4"> eden eğitim politikalarından vazgeçilmelidir. </span><span class="s4">Kürtleri şaki, eşkıya ve hain olarak gören resmi tarih anlayışı terk edilmelidir. Türkiye&#8217;deki eğitim maalesef devletin önemli bir ideolojik aygıtı hükmündedir. Farklı kültürlere ve dillere müsamaha gösteren bir eğitim anlayışımız yoktur. Kürtler başta olmak üzere, Anadolu’daki diğer halkların ve inanç topluluklarının kültür ve değerleri eğitim müfredatına dahil edilmelidir. Kürtlerin </span><span class="s4">Mem</span><span class="s4"> u </span><span class="s4">Zin</span><span class="s4">destanı neden devlet tiyatrolarında Kürtçe sahnelenmesin? Kültür ve Turizm Bakanlığı neden Kürt sinemasını destekleyip, Kürtçe konserler düzenlemesin? </span><span class="s4">Amedspor</span><span class="s4"> niçin ülkenin dört büyük takımı ile karşılıklı olarak dostluk ve kardeşlik maç</span><span class="s4">ları</span><span class="s4"> yapmasın?</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Saygıdeğer üyeler,</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s4">Anadolu’yu barış ve esenlik yurdu yapmak, her türlü farklı kimliğin kendini özgürce ifade ettiği ve onur içinde yaşadığı bir vatana dönüştürmek hepimizin torunlarımıza borcudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Çerkezlerin ve eşit yurttaşlık temelinde tüm vatandaşların “</span><span class="s4">devleti”  olmalıdır</span><span class="s4">. Bu ise tüm farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, şeffaf, denetlenebilir, demokratik bir hukuk devletini hep birlikte inşa etmemiz ile mümkün olacaktır</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s2">Teşekkür ederiz.</span></p>
<p class="s6"><span class="s2">Hak İnisiyatifi Derneği</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>AVRUPA KONSEYİ GENÇLİK DELEGESİ VE İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU ENES HOCAOĞULLARI DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/8914.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 18:54:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8914</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve Kamuoyuna Avrupa Konseyi Gençlik Delegesi ve İnsan Hakları Savunucusu Enes Hocaoğulları Derhal Serbest Bırakılsın! Avrupa Konseyi Türkiye Gençlik Delegesi, insan hakları savunucusu ve ÜniKuir’in Uluslararası Savunuculuk ve Kaynak Geliştirme Koordinatörü Enes Hocaoğulları, 5 Ağustos 2025 tarihinde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla Ankara Sulh Ceza Hakimliği tarafından hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmıştır. Tutuklamanın &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Basına ve Kamuoyuna</strong></p>
<p><strong>Avrupa Konseyi Gençlik Delegesi ve İnsan Hakları Savunucusu Enes Hocaoğulları Derhal Serbest Bırakılsın!</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi Türkiye Gençlik Delegesi, insan hakları savunucusu ve ÜniKuir’in Uluslararası Savunuculuk ve Kaynak Geliştirme Koordinatörü Enes Hocaoğulları, 5 Ağustos 2025 tarihinde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla Ankara Sulh Ceza Hakimliği tarafından hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmıştır.</p>
<p>Tutuklamanın gerekçesi, Enes Hocaoğulları’nın Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin 24 &#8211; 27 Mart 2025 tarihlerinde Türkiye’deki belediye başkanlarının tutuklanması hakkında açılan acil gündemli 48. oturumunda yaptığı konuşmadır.</p>
<p>Söz konusu konuşmada, 19 Mart 2025 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanmasıyla başlayan barışçıl protestolar sırasında kolluk güçlerinin uyguladığı şiddet, protestoculara yönelik plastik mermi ve göz yaşartıcı kimyasal ajanların kullanımı, gözaltına alınan bazı kişilere işkence ve diğer kötü muamele yöntemi olan çıplak aramanın dayatılması, Türkiye’de insan hakları ve demokrasi değerlerine saygıda yaşanan kaygı verici gerileme ve hukuka aykırı uygulamalar dile getirilmiştir. Söylenenler, basında yer alan, insan hakları kurumlarının ve baroların rapor ve açıklamalarında dile getirilen hakikatlere dayanmaktadır. Bu konuşmanın cezai soruşturmaya konu edilmesi, Türkiye’nin hem anayasadan hem de uluslararası sözleşmelerden doğan, başta ifade özgürlüğünün ve insan hakları savunucularının korunması olmak üzere tüm yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelmektedir.</p>
<p>Enes Hocaoğulları’nın konuşması paylaşıldıktan hemen sonra sosyal medyada hedef gösterilmiş ve bir damgalama kampanyası başlatılmıştır. Enes Hocaoğulları, “ajanlık”, “vatana ihanet” ve “sapkınlık” gibi söylemlerle hedef alınmıştır. Bu kabul edilemez gelişmenin ardından Enes Hocaoğulları hakkında hem İstanbul hem de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Daha sonra Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da TCK’nın 301. maddesinde düzenlenen devletin kurumlarını ve organlarını aşağılama suçundan bir soruşturma daha açılmıştır. Bu soruşturmalar yetkisizlikle Ankara’ya gönderilmiştir. Enes Hocaoğulları, hakkında açılan soruşturmaları bilmesine rağmen iş nedeniyle bulunduğu yurt dışından kendi isteğiyle dönmüş, ancak buna rağmen kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştır.</p>
<p>İfade özgürlüğü, yalnızca bireylerin düşüncelerini açıklamasından ibaret değildir, aynı zamanda toplumun bilgi edinme ve hakikati öğrenme hakkını da içerir. Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ifade özgürlüğünü demokratik toplumun vazgeçilmez unsuru olarak güvence altına alır. İfade özgürlüğü, eleştirel görüşlerin dile getirilmesini, kamusal sorunların tartışılmasını ve gerektiğinde hak ihlallerinin ifşa edilmesini kapsar.</p>
<p>AİHM’in Handyside v. Birleşik Krallık kararında belirtildiği gibi kimi zaman rahatsız edici, şoke edici, toplumun önemli bir kesiminin karşı çıkacağı görüşler de ifade özgürlüğünün kapsamındadır. İnsan hakları savunucularının en önemli kullanım alanlarından biri olan ifade özgürlüğü, bilhassa ihlallerin görünürlük kazanması, kamu görevlilerinin uygulamalarını eleştirisi, sorumluluklarının hatırlanması bakımından özel bir işleve sahiptir. Böylelikle, toplumun haksız uygulamaları bilmesi ve yetkililerin insan hakları ihlallerinden geri durması, gerektiğinde sorumlular hakkında yaptırım uygulanması amaçlanır.</p>
<p>Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi (halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma), muğlak tanımıyla ifade özgürlüğünü kullanan herkes üzerinde bir baskı aracına dönüşmüştür. Bu madde, insan hakları avunucularının, gazetecilerin ve muhalif seslerin meşru faaliyetlerini engellemek ve cezalandırmak için giderek daha sık kullanılmaktadır. Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu (Venedik Komisyonu), bu düzenlemenin demokratik toplumda gerekli olmadığını ve ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.</p>
<p>Türkiye, tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ve BM İnsan Hakları Savunucularının Korunmasına İlişkin Bildirge uyarınca, insan hakları savunucularının güvenli bir ortamda çalışmasını sağlamakla yükümlüdür. Oysa, insan hakları savunucuları yargı tacizi, hedef gösterme, sosyal medya linçleri, keyfi gözaltılar ve tutuklamalarla susturulmaya çalışılmaktadır. Enes Hocaoğulları’nın tutuklanması bu baskı zincirinin yeni bir halkasıdır. Aynı zamanda yürütülen hedef gösterme kampanyasında nefret söylemiyle hedef alınan Enes Hocaoğulları, LGBTİ+ haklarını savunmanın kriminalize edilmeye çalışıldığı mevcut politik atmosferin bir yansımasıdır.</p>
<p>Biz aşağıda imzası bulunan insan hakları kurumları olarak:</p>
<ul>
<li>Enes Hocaoğulları’nın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını,</li>
<li>TCK 217/A başta olmak üzere ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin kaldırılmasını,</li>
<li>BM İnsan Hakları Savunucularının Korunmasına İlişkin Bildirge’nin gereklerinin yerine getirilmesini,</li>
<li>İnsan hakları savunucularına yönelik tüm idari ve yargısal tacizlere derhal son verilmesini talep ediyoruz.</li>
</ul>
<p>Ayrıca, insan hakları ve demokrasi değerlerinden yana olan herkesi sürecin yakın takipçisi olmaya ve Enes Hocaoğulları ile dayanışmaya davet ediyoruz.</p>
<p>Saygılarımızla,</p>
<p><strong>İnsan Hakları Savunucuları Susturulamaz!</strong></p>
<p><strong>#ENESEÖZGÜRLÜK #FREEDOMENES</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/08/deb4813b-c236-4124-9df0-657002ffb003.jpeg" length="117356" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/08/deb4813b-c236-4124-9df0-657002ffb003.jpeg" width="1600" height="1066" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İNSAN HAKLARI OKULU</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/insan-haklari-okulu-2.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2025 06:22:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8319</guid>

					<description><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği Genel Merkezi, insan hakları ile ilgilenenlere yönelik 03.05.2025 &#8211; 17.05.2025 tarihleri arasında İnsan Hakları Okulu düzenlemektedir. Eğitimler, Gündoğumu Cad. Ahmediye Han No:25 Kat:3 Üsküdar/İstanbul adresinde ( https://maps.app.goo.gl/FX6s88XUxN7zyYPF7?g_st=aw ) olan Eğitim İlke-Sen Genel Merkezi&#8217;nde yüz yüze gerçekleştirilecektir. 1.Ders: Toplumsal Yaşam ve İnsan Hakları (03.05.2025  saat 14:00) 2.Ders: Olağanlaşan Olağanüstü Hal Uygulamaları (03.05.2025  saat 16:30) 3. Ders: Vatandaşlık Hakları (10.05.2025 saat 14:00) &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi Derneği Genel Merkezi, insan hakları ile ilgilenenlere yönelik 03.05.2025 &#8211; 17.05.2025 tarihleri arasında İnsan Hakları Okulu düzenlemektedir. Eğitimler, Gündoğumu Cad. Ahmediye Han No:25 Kat:3 Üsküdar/İstanbul adresinde ( https://maps.app.goo.gl/FX6s88XUxN7zyYPF7?g_st=aw ) olan Eğitim İlke-Sen Genel Merkezi&#8217;nde yüz yüze gerçekleştirilecektir.</p>
<p>1.Ders: Toplumsal Yaşam ve İnsan Hakları (03.05.2025  saat 14:00)</p>
<div>
<p>2.Ders: Olağanlaşan Olağanüstü Hal Uygulamaları (03.05.2025  saat 16:30)</p>
<p>3. Ders: Vatandaşlık Hakları (10.05.2025 saat 14:00)</p>
<p>4. Ders: 24 Ocak&#8217;tan Bugüne Ekonomik ve Sosyal Hakların Gaspı (10.05.2025 saat 16:00)</p>
<p>5. Ders: İnsan Hakları ve Evrensel Koruma Mekanizmaları (10.05.2025 saat 18:00)</p>
<p>6.  Ders: İnsan Hakları Bağlamında Dünden Bugüne Filistin (17.05.2025 saat 12:00)</p>
<p>7.  Ders: Geçmişten Geleceğe Kürt Realitesi (17.05.2025  saat 14:00)</p>
<p>Başvurular online şekilde yapılacak olup son başvuru tarihi 30.04.2025 Çarşamba günüdür.</p>
<p>Başvuru için: https://docs.google.com/forms/d/1uwkWWVN6wSJYZg0wF4KopusiLmPc32LHkv2P2lBxHfM/edit</p>
<p>Eğitime katılım tamamen ücretsizdir.</p>
<p>Eğitimlerin sonunda, 7 eğitimden en az 5’ine katılan kişilere &#8220;İnsan Hakları Okuluna Katılım Sertifikası&#8221; verilecektir.</p>
<p>Sorular için iletişim numarası: 05367671755</p>
</div>
<div>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-8320" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-240x300.jpg" alt="" width="240" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-240x300.jpg 240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-820x1024.jpg 820w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-768x959.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-1230x1536.jpg 1230w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-845x1055.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0.jpg 1281w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>III. KÜRT FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/iii-kurt-forumu-sonuc-bildirgesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Feb 2025 21:09:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Hak İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8064</guid>

					<description><![CDATA[Derneğimiz tarafından düzenlenen III. Kürt Forumu farklı toplumsal kesimlerden katılımcılarla 15-16 Şubat 2025’te Diyarbakır’da gerçekleştirilmiştir. Bu forum, ilki 1992’de Ankara’da, ikincisi 2012 yılında İznik’te olmak üzere Kürt meselesinin hak ve adalet ekseninde çözümü konusunda gerçekleştirilen etkinliklerin üçüncüsüdür. İki gün süren programda sivil toplum temsilcileri, siyasetçiler ve farklı toplumsal kesimlerden katılımcılar, Kürt meselesinin tarihsel süreci, süreç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derneğimiz tarafından düzenlenen <strong>III. Kürt Forumu </strong>farklı toplumsal kesimlerden katılımcılarla <strong>15-16 Şubat 2025</strong>’te <strong>Diyarbakır</strong>’da gerçekleştirilmiştir. Bu forum, ilki 1992’de Ankara’da, ikincisi 2012 yılında İznik’te olmak üzere Kürt meselesinin hak ve adalet ekseninde çözümü konusunda gerçekleştirilen etkinliklerin üçüncüsüdür. İki gün süren programda sivil toplum temsilcileri, siyasetçiler ve farklı toplumsal kesimlerden katılımcılar, Kürt meselesinin tarihsel süreci, süreç içerisinde yaşanan değişimler, İslami kesimden çeşitli grupların konuya yaklaşımlarının niteliği ve ne olması gerektiği ile güncel siyasal gelişmelerin ortaya çıkardığı imkanlar, riskler ve fırsatlar ele alınmıştır.</p>
<p>Osmanlı’dan bugüne devredilen, on milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen ve çözüm bekleyen çok boyutlu bir sorunla karşı karşıyayız. Kürt halkı yüzyıla varan bir süre boyunca yok sayılması nedeniyle ağır acılar yaşadı ve büyük bedeller ödedi. Hem diğer bölge ülkelerinde hem de Türkiye’de bu mesele uzun yıllardır demokrasi ve insan hakları ihlallerinin gerekçesi olarak öne sürüldü. Dolayısıyla, Kürt meselesinin “çözülmesi”, yalnızca farklı coğrafyalarda yaşayan ve milyonlarca fertten oluşan Kürt halkının doğal haklarına kavuşması anlamına gelmeyecek, Türkiye’nin ve bölgenin demokratikleşmesi açısından da ciddi bir moment oluşturacaktır.</p>
<p>Öte yandan, mevcut gelişmelerin uluslararası siyaset bağlamındaki yeni reel-politik koşulların bir dayatması niteliğinde olduğunu vurguluyoruz. Bugün yürütülen süreç, bir silahsızlanma unsurunu içerse de net bir çerçeveye sahip değildir. İsmi konmamış, yöntemi tanımlanmamış, muhatapları belirsiz bırakılmıştır. Bir yanda çözüm için müzakereler yapılırken, diğer yanda gözaltılar, tutuklamalar ve kayyum uygulamaları devam etmektedir. Bu tür uygulamalar, barışa giden yolu açmak yerine, sürecin güvenilirliğini halklar nezdinde sarsmakta, toplumsal barış umutlarını zayıflatmaktadır. Süreç, geniş toplumsal kesimlerin katılımıyla değil, çatışmanın tarafları arasındaki dar bir mutabakat arayışı çerçevesinde ilerlemektedir. Oysa, geçmiş deneyimler göstermektedir ki, toplumsal desteğe dayanmayan hiçbir girişim kalıcı ve sürdürülebilir olamaz.</p>
<p><strong>ÖNERİLERİMİZ VE ÇAĞRIMIZ</strong></p>
<ol>
<li>Süreç, tüm toplumsal kesimlerin takip edebileceği ve dahil olabileceği bir şekilde yürütülmeli, kapalı kapılar ardında yürütülen bir pazarlık olmaktan çıkartılmalıdır. Sürecin aşamaları toplumun her kesimine anlatılmalı ve geniş bir toplumsal mutabakata dayandırılmalıdır. Sürecin toplumsallaşması için ülkenin doğusunda olduğu gibi batısında da güçlü bir farkındalık yaratılmalıdır.</li>
<li>Türkiye’de sivil toplumun yıllar içinde geliştirdiği deneyim ve birikim görmezden gelinmemeli, sivil toplum kuruluşlarının bağımsız ve özgür bir şekilde sürece katkı sunmaları önündeki her türlü engel kaldırılmalıdır.</li>
<li>Bahsi geçen toplumsal katılımın sağlanabilmesi ve yaşanan sürecin toplum tarafından özgür bir şekilde tartışılması, eleştirilmesi, ve değerlendirilmesi için gerekli güvenceler temin edilmelidir. Bu süreçteki en çarpıcı fikir ve kanaat açıklamalarının dahi ilerleyen günlerde bir suç konusu olarak kabul edilmemesi için ilgili düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.</li>
<li>Yerel yönetimlere hukuk dışı müdahaleler son bulmalıdır. Kayyum uygulamaları, demokratik temsiliyet ilkesini zedelemekte, toplumda derin bir güvensizlik yaratmaktadır. Seçilmiş yöneticilere uygulanan idari yaptırımlar, hukuk çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. Kayyum atanan belediyeler, halk tarafından seçilmiş belediye meclislerine iade edilmelidir.</li>
<li>Anadilde eğitim hakkının sağlanması tartışmasız bir gerekliliktir. Bu temel hak, hiçbir pazarlığın konusu yapılmadan anayasal olarak tanınmalı ve hızla hayata geçirilmelidir. Yürütülen süreç sonucunda özellikle bireysel ve/veya kolektif temel hak ve özgürlüklerle ilgili mutabık kalınan hususların yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması büyük önem taşımaktadır.</li>
<li>Silah ve şiddetin siyasetin bir aracı olmaktan çıkması hayati önemdedir. Tüm taraflar, şiddet ve çatışma yöntemlerini kesin bir şekilde geride bırakarak bölgesel barışı bozacak hamlelerden kaçınmalı ve sivil siyaset alanında ilerleme konusunda kararlı bir duruş sergilemelidir.</li>
<li>İslami kimliği benimseyen özgür ve bağımsız toplumsal kesimlerin bu süreçte inançlarından kaynaklanan özel bir sorumluluğu vardır. Bu kesimler mevcut sürecin toplumsallaştırılmasında ve tüm olası sorunlara rağmen istikrarla sürdürülmesinde baskı unsuru olarak inisiyatif almalı ve adil şahitlik görevini yerine getirmelidir.</li>
</ol>
<p><strong>TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEYİZ!</strong></p>
<p>Önümüzdeki uzun yılları şekillendirme imkanına sahip tarihi bir eşikteyiz. Çözüm ve barış süreci, belirsizliklerle yürütülemez; toplumsal irade yok sayılarak ilerletilemez. Kürt meselesini sonlandırmak için çatışan taraflar arasında ulaşılacak bir anlaşma gerekli olsa da yetersizdir. Toplumsal bir barış ikliminin hayata geçirilebilmesi için, kamuoyunun önünde şeffaf biçimde yürütülen ve ilgili tüm siyasi ve sivil aktörlerin özgürce katılım sağlayabileceği bir toplumsal mutabakatın tesisi gerekmektedir. Tüm şerh ve endişelerimize rağmen bu yüz yıllık sorunun onurlu bir barışla çözülmesine yönelik güncel adımları ciddiyetle karşıladığımızı belirtiyor, kalıcı ve gerçek bir barışın toplumsal katılım, temel hak ve özgürlükler ve demokrasiyle mümkün olduğunu vurguluyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/02/a6a3311a-e6c8-4a78-a411-c8a4edd2daee.jpg" length="25120" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/02/a6a3311a-e6c8-4a78-a411-c8a4edd2daee.jpg" width="360" height="382" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>4. OLAĞAN GENEL KURUL İLANI</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/4-olagan-genel-kurul-ilani.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 18:46:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7691</guid>

					<description><![CDATA[Değerli Üyelerimiz; &#160; Derneğimizin 4. Olağan Genel Kurul toplantısının 19 Ekim 2024 saat 10:30&#8216;da derneğimizin Genel Merkez ofisinde yapılmasına, &#160; Bu toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamaması halinde, ikinci toplantının 26 Ekim 2024&#8216;te aynı yer ve saatte yapılmasına, &#160; Gündemin; &#160; 1- Açılış ve yoklama, 2- Divan teşkili, 3- Yönetim ve denetim kurullarının faaliyet ve hesap raporlarının &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Değerli Üyelerimiz;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Derneğimizin 4. Olağan Genel Kurul toplantısının <strong>19 Ekim 2024 saat 10:30</strong>&#8216;da derneğimizin Genel Merkez ofisinde yapılmasına,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamaması halinde, ikinci toplantının <strong>26 Ekim 2024</strong>&#8216;te aynı yer ve saatte yapılmasına,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gündemin;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1- Açılış ve yoklama,</p>
<p>2- Divan teşkili,</p>
<p>3- Yönetim ve denetim kurullarının faaliyet ve hesap raporlarının okunması,</p>
<p>4- Görüşme,</p>
<p>5- Yönetim ve denetim kurullarının ibrası,</p>
<p>6- Tahmini bütçenin görüşülmesi ve oylanması,</p>
<p>7- Yönetim, denetim ve disiplin kurullarının seçimi,</p>
<p>8- Dilek ve temenniler</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>olarak tayinine karar verilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Saygı ve önemle duyurulur.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" length="133510" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Sığınmacılara Yönelik Keyfi Uygulamalara Son Verilmelidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/siginmacilara-yonelik-keyfi-uygulamalara-son-verilmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 13:17:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7544</guid>

					<description><![CDATA[2 Ocak 2024 tarihinde İstanbul Emniyetinde gözaltına alınan ve İl Göç İdaresine teslim edilen 56 yabancı kişiye, ailesi ve avukatları 11 gün boyunca ulaşamadı ve nerede olduklarına dair bir haber alamadı. İstanbul, Niğde, Kırklareli, Ankara, Kırklareli hiç bir yerde bulunamadılar. Günlerdir gözaltı ve idari gözetim kararı alınmaksızın haber alınmaması /bilgi verilmemesi durumu bir çok hak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2 Ocak 2024 tarihinde İstanbul Emniyetinde gözaltına alınan ve İl Göç İdaresine teslim edilen 56 yabancı kişiye, ailesi ve avukatları 11 gün boyunca ulaşamadı ve nerede olduklarına dair bir haber alamadı.</p>
<p>İstanbul, Niğde, Kırklareli, Ankara, Kırklareli hiç bir yerde bulunamadılar. Günlerdir gözaltı ve idari gözetim kararı alınmaksızın haber alınmaması /bilgi verilmemesi durumu bir çok hak ihlalinin yanında &#8220;zorla kaybettirme&#8221; (enforced disappearance) ve &#8220;tecrit&#8221; (incommunicado) anlamına da gelmektedir.</p>
<p>Bu kişilerin hakka/avukata/mahkemeye erişimi bu ihlal ile tamamen kapatılmıştır. Bu sığınmacıların tecrit durumu sonlandırılsa bile, haklarındaki idari işleme karşı dava açtıklarında, 7 günlük hak düşürücü dava süresi engeline takılacakları açıktır.</p>
<p>Açık kaynaklardan öğrendiğimize göre, bu kişilerin bir kısmının Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezine teslim edildiğini, diğer 5 kişinin ise gönüllü terk evrakı bile imzlatılmadan Özbekistan ülkesine sınır dışı edildiklerini öğrendik. Memurların sığınmacılar yerine imza atmaları, tecrite alıp zorla gönderilmeleri 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun(YUKK), 4 ve 55. Madde, geri göndermeme, işkence yasağının açıkça ihlali olup Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığının bu keyfi muamele ile ağır hak ihlaline sebep olan kamu görevlileri hakkında acil ve etkili soruşturma açmasını ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyor, Hak İnisiyatifi Derneği olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-16-at-10.15.16.jpeg" length="33001" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-16-at-10.15.16.jpeg" width="640" height="360" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>8 MART DÜNYA (EMEKÇİ) KADINLAR GÜNÜ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-dunya-emekci-kadinlar-gunu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 10:31:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7448</guid>

					<description><![CDATA[8 Mart… İnsanlık ailesinin onurlu üyesi “Kadın”ın medeniyetin her zerresinde hissedilen varlığının altını dünya çapında çizdiğimiz gün. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü, Sanayi Devrimi’nin tarlalardan fabrikalara sürdüğü, emekleri kölelerinkine benzer bir şekilde sömürülen Batılı kadının “Erkek”e değil, insana emeğinden başkasını vermeyen, emeğin değersizleştirilmesini kabul etmeyen yaratıcının buyruğuna rıza göstermeyerek genelde zayıf bırakılan tüm insanların ve özelde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #500050;">8 Mart… İnsanlık ailesinin onurlu üyesi “Kadın”ın medeniyetin her zerresinde hissedilen varlığının altını dünya çapında çizdiğimiz gün. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü, Sanayi Devrimi’nin tarlalardan fabrikalara sürdüğü, emekleri kölelerinkine benzer bir şekilde sömürülen Batılı kadının “Erkek”e değil, insana emeğinden başkasını vermeyen, emeğin değersizleştirilmesini kabul etmeyen yaratıcının buyruğuna rıza göstermeyerek genelde zayıf bırakılan tüm insanların ve özelde kadın işçilerin emeklerini değersizleştiren kapitalist boyunduruğa fıtri bir karşı koyuşun simgesidir. Bu, aynı zamanda, hür yaratılmış insanın sömürünün her çeşidini reddetmesi gerektiğini bildiren ilahi buyruğu insiyaki kabulün bir örneğidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #500050;">Bu karşı koyuşun üzerinden geçen yaklaşık 160 senede kadınların yüzleşmek zorunda kaldıkları problemler değişik coğrafyalarda, kültürlerde, rejimlerde farklılık gösterse de, tüm bunların temelinde “insan”a layık olduğu değeri vermekten imtina eden, kadını ise çok zaman “insan”ın “ikinci”si telakki eden buyurgan anlayış yer almıştır. Bu buyurgan anlayış makineleşmenin artması ile üretimin işgücü konumundan belli ölçüde çektiği kadını mamülün hedefi ve pazarlamanın çığırtkan kuşu haline dönüştürmüştür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #500050;">Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan rakamlar kadınların hassaten örgün ve yaygın eğitim alanlarından dışlanmışlığını ortaya koyuyor. Kadınlar gerek şehirlerde gerekse kırsal alanda aynı yaş grubundaki erkeklerin neredeyse yarısına tekabül eden bir oranda eğitime katılma imkânı bulabiliyor. Kadınların eğitimindeki bu zafiyet onların haklarını bilme ve kullanma yolunda gösterdikleri gayretin niteliğini de olumsuz yönde etkiliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #500050;">Bir kız çocuğu yetiştiren babanın ilahi lütuflar ve cennet ile müjdelendiği bir dine, İslam’a mensup insanların yaşadığı,  yüz yıllar boyu farklı kültürlere yurt olmuş bu topraklarda kadına yönelik aşağılama ve şiddet, dini/ ilahi değerlerin mahiyetini kavrayamamış, dinin kadın-erkek ayrımı yapmaksızın “insan”ı inşa için var olduğunu göz ardı eden kişilerce de körükleniyor, bunun için gerekçeler üretiliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #500050;">Kadının değerini düşüren ve onu bir başka şekilde suiistimale açık hale getiren tüm bu süreçlere karşı çıkmak hangi görüşten olursa olsunlar onurlu ve fıtrata duyarlı insanların vazifesidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #500050;">HAK İNİSİYATİFİ Dünya Kadınlar Günü’nde sadece hükümete/ hükümetlere değil, “insan”ı oluşturmakla mükellef olan âlimlere/ din adamlarına, insanın ilerlemeye dönük yüzünü her daim aydınlatmakla mükellef entelektüellere, fıtratın gereği olarak “adalet”e, “hakkaniyet”e ve “ihsan”a kulak veren vicdan sahibi her insana seslenmeyi bir vazife addediyor:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif';">Emeğin, değerin, sevginin, adaletin, ahlakın sömürülmediği, hür kadınların ve hür erkeklerin “insan”a layık olduğu şekilde davranmayan, onu fıtratının dışında yaşamaya, haksızlığa boyun eğmeye zorlayan tüm yerel ve uluslararası güçlere karşı duran bir dili, bilinci, kararlılığı var edelim. Dünya Kadınlar Günü’nü “hür insan”ı yaratmak için bir milat bilelim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> </span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>MERKEZİLEŞTİRME ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ DIŞLANMASI FELAKETİN BOYUTLARINI BÜYÜTMEKTEDİR</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/merkezilestirme-ve-sivil-toplum-kuruluslarinin-dislanmasi-felaketin-boyutlarini-buyutmektedir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2023 17:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7435</guid>

					<description><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli yaşanan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler sebebiyle Adana, Hatay, Osmaniye, Şanlıurfa, Gaziantep, Diyarbakır, Adıyaman , Malatya ve Kilis başta olmak üzere tüm ülke maddi ve manevi bir şekilde felaketten etkilenmiş, binlerce insan hayatını kaybederken on binlerce insan yaralanmıştır. Felaketin yaşandığı ilk andan itibaren tüm yurttaşlarda genel bir seferberlik algısıyla ihtiyaçlar belirlenmiş, yardımlar toplanmış &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş merkezli yaşanan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler sebebiyle Adana, Hatay, Osmaniye, Şanlıurfa, Gaziantep, Diyarbakır, Adıyaman , Malatya ve Kilis başta olmak üzere tüm ülke maddi ve manevi bir şekilde felaketten etkilenmiş, binlerce insan hayatını kaybederken on binlerce insan yaralanmıştır. Felaketin yaşandığı ilk andan itibaren tüm yurttaşlarda genel bir seferberlik algısıyla ihtiyaçlar belirlenmiş, yardımlar toplanmış ve öyle ki çoğu zaman yapılan çağrılar ile enkaz altından nice canlar çıkarılmıştır.</p>
<p>Deprem bölgesine gidebilen insanlarımız sahada yardım ve enkaz çalışmalarına destek olurken, farklı illerde olanlar ise ihtiyaçları en kısa zamanda temin edebilmek için canla başla çalışmışlardır. Kamuoyuna yansıyan ve deprem bölgesinde çalışan gönüllülerin aktardığı bilgilere göre felaketin yaşandığı ilk günden gelinen bu zamana kadar koordinasyon eksikliğinin olduğu bilinmektedir. Özellikle ilçe ve köylere ihtiyaçların ulaştırılamaması, ülkenin dört bir yanından gönderilen yardımların şehir merkezinde bırakılmak zorunda kalınması, ihtiyaç dağıtımlarının tek elden yürütülmeye çalışılması ile felaketin boyutu katlanarak devam etmiştir. Yine bilinmektedir ki yardım ağının tek elden yürütülmeye çalışılması fiziki imkansızlıkları da beraberinde getirmektedir.</p>
<p>Öyle ki; gelinen bu noktada bütün yardımların yalnızca AFAD aracılığıyla yapılacağı, AFAD&#8217;ın bilgisine sunulmadan diğer illerden gelen yardımların kabul edilmeyeceği ve ihtiyaçların sadece AFAD bünyesinde giderilebileceği bilgisine ulaşılmıştır. Fakat özellikle vurgulamak isteriz ki; böylesi yıkıcı bir felaketten etkilenen milyonlarca insanın ihtiyacı, destek almayan bir kurum ile giderilmesi imkansızdır. Bu durum ihtiyaçların, ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen bir uygulamadır.</p>
<p>Yaşamış olduğumuz felaketin üzerinden neredeyse 5 gün geçmişken, henüz hiçbir ihtiyacına ulaşamayan veya kısıtlı bir şekilde ulaşan binlerce insanın olduğu bilinmektedir. Yaşamsal koşulların bu denli zor olduğu günlerde destek ve dayanışmayla yaralarımızın bir nebze de olsa sarılacağı aşikardır. Ancak sivil toplum kuruluşlarını, sivilleri, profesyonel ve gönüllü kuruluşları bu dayanışma ağının dışında görmek, kasten sürecin dışında tutmak ancak ve ancak felaketin daha fazla büyümesine yol açacaktır.</p>
<p>Bu sebeple özellikle dağıtım ağının güçlendirilmesini, yardımların koordinesiz bir şekilde tek elde tutulmasının engellenmesini, sivillerin ve sivil toplum kuruluşlarının dağıtım ağına ivedilikle dahil edilmesini talep eder; konuyla ilgili siyasi partilerin, kamuoyu figürlerinin, il ve ilçe temsilciliklerinin ilgili mekanizmayı kurması gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunarız.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Halkların Demokrasi Partisi&#8217;ne Yönelik Açılan Kapatılma Davası</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/halklarin-demokrasi-partisine-yonelik-acilan-kapatilma-davasi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 16:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7426</guid>

					<description><![CDATA[Bu dava, seçimlerden önce siyasi muhalefete ve demokratik kurallara karşı bir saldırıdır! [İstanbul, 9 Ocak 2023] Hak İnisiyatifi Derneği ‘nin de  aralarında bulunduğu 10 uluslararası ve yerel sivil toplum örgütü, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ikinci büyük muhalefet partisinin tasfiyesine yönelik mevcut çabaların siyasi partilerin kapatılmasına yönelik son derece sorunlu uygulamaların &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu dava, seçimlerden önce siyasi muhalefete ve demokratik kurallara karşı bir saldırıdır!</strong></p>
[İstanbul, 9 Ocak 2023]
<p>Hak İnisiyatifi Derneği ‘nin de  aralarında bulunduğu 10 uluslararası ve yerel sivil toplum örgütü, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ikinci büyük muhalefet partisinin tasfiyesine yönelik mevcut çabaların siyasi partilerin kapatılmasına yönelik son derece sorunlu uygulamaların en son örneği olduğunu belirtti. Geçmiş uygulamalar, örgütlenme, toplanma ve ifade özgürlükleri ile seçmenlerin arzu ettikleri temsilcileri seçme hakkı da dahil olmak üzere serbest ve adil seçim haklarını ihlal etmişti.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nden, mecliste 56 milletvekili bulunan bir siyasi parti olan Halkların Demokratik Partisi HDP&#8217;nin kapatılmasına karar vermesi talep ediliyor. Siyasi parti aleyhindeki iddianame ile, 451 siyasetçi ve parti üyesinin beş yıllık bir süre boyunca örgütlü siyasi faaliyetten ve siyasi parti üyeliğinden yasaklanması ile partinin malvarlığına el konulması talep ediliyor. 5 Ocak tarihinde Anayasa Mahkemesi, partinin meclisteki siyasi parti gruplarının almaya hak kazandığı hazine desteğini içeren banka hesaplarının geçici olarak bloke edilmesine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tedbir talebini kabul etti. 10 Ocak&#8217;ta Başsavcı, Anayasa Mahkemesi&#8217;ne parti aleyhindeki davaya ilişkin sözlü beyanlarda bulunacak. HDP, Başsavcının beyanlarına karşı sonraki bir tarihe kadar savunmalarını sunduktan sonra, Mahkeme müzakere için toplanarak nihai bir karar verecek.</p>
<p>11 Ekim 2022 tarihinde 10 sivil toplum örgütü, siyasi partilerin keyfi olarak kapatılmasının çok sayıda hak ihlaline sebebiyet verdiğini savunarak Anayasa Mahkemesi&#8217;ne bir üçüncü taraf görüşü sundular.</p>
<p>Görüşü sunan sivil toplum örgütleri arasındaki Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi&#8217;nden Philip Leach, ”Uluslararası hukuk, örgütlenme, ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü çerçevesinde siyasi partilerin haklarını güvence altına almakta, her vatandaşın kamusal faaliyetlerin yürütülmesine katılma, seçme ve seçilme haklarını demokrasinin temel ilkeleri olarak ele almaktadır. Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin kapatılma ihtimaline ilişkin olarak Türkiye&#8217;de Anayasa Mahkemesi&#8217;nde görülen dava, mahkemenin uluslararası hukuka uyup uymayacağı ve demokratik normlara saygı gösterip göstermeyeceği konusunda temel bir test niteliği taşımaktadır. Bir siyasi partiyi zorunlu gerekçeler olmadan kapatmak çok sayıda hak ihlaline sebebiyet verir ve bu aynı zamanda demokrasiye yönelik bir saldırıdır” dedi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nde görülen dava, 7 Haziran 2021 tarihli ve 834 sayfalık bir iddianameye dayanıyor. İddianamede HDP&#8217;nin faaliyetlerinin yasadışı silahlı Kürdistan İşçi Partisi/Kürdistan Topluluklar Birliği&#8217;nin (PKK/KCK) amaçları doğrultusunda yürütüldüğü iddia ediliyor. İddianameye göre, PKK/KCK ile HDP&#8217;nin faaliyetleri arasında &#8220;organik&#8221; bir bağ bulunuyor. Savcı bu faaliyetlerin &#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne .. aykırı&#8221; şekilde bölücülüğü desteklediğini ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;nın 68/4. maddesi ile Siyasi Partiler Kanunu&#8217;ndaki hükümleri ihlal ettiğini iddia ediyor. İddianame, parti üyelerini ve alt organlarını bu nitelikteki suçların işlenmesine iştirak etmekle, bu suçları işlemeye teşvik etmekle veya bu suçları ve işleyenleri övmekle suçluyor.</p>
<p>Sivil toplum örgütleri, üçüncü taraf görüşlerinde HDP aleyhindeki davanın Türkiye’nin siyasi parti kapatmalarına ilişkin uzun geçmişi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu geçmişin Avrupa Konseyi’nin üyesi olan diğer ülkelerden önemli ölçüde farklılaştığını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin defaatle ihlal edildiğinin tespit edildiğini savunmuştur.</p>
<p>Türkiye’nin Anayasa Mahkemesi, 1982’den bu yana incelediği 40 davada <a href="https://www.swp-berlin.org/en/publication/the-motion-before-turkeys-constitutional-court-to-ban-the-pro-kurdish-hdp">19 ayrı siyasi partinin kapatılmasına</a> karar verdi. Kapatılan partilerin çoğu Türkiye’deki Kürtlerin haklarını savunan partiler ile solcu partilerdi. Geniş ve belirsiz niteliğe sahip “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne .. aykırı” hareket etme yasağı ise başlıca isnadı oluşturmuştu. Eşit şekilde belirsizliğe sahip “demokratik ve laik cumhuriyetin ilkelerine .. aykırı” faaliyet gösterme gerekçesiyle ise üç parti kapatıldı. 2008 yılında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendisi de bu gerekçeyle kapatılmaktan zorlukla kurtulabildi.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye ilişkin olarak, incelediği yedi davanın altısında siyasi parti kapatma kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini tespit etti.</p>
<p>AİHM, temelde bu davalardaki kararlarıyla geliştirdiği içtihadında siyasi partilerin kısıtlanması ya da kapatılmasına yönelik tedbirlerin istisnai ve olağandışı olduğuna hükmetti. Mahkeme’nin, bir siyasi parti kapatma kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlululuğunun incelenmesine ilişkin kriterlerinin üç unsuru bulunmaktadır. Mahkeme, kapatmanın yasal bir dayanağa sahip olup olmadığını, meşru bir amacı olup olmadığını, demokratik toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığını incelemektedir.</p>
<p>Sivil toplum örgütleri sundukları görüşte, Kürtlerin haklarını savunan partilere ilişkin AİHM’e gönderilen davaların tümünde, Mahkemenin, halkların kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını, Kürtçe diline ilişkin hakların veya Kürt kimliğinin tanınmasını barışçıl şekilde savunmanın kendi başına demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmadığına, siyasi parti kapatmanın örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdiğini vurgulamışlardır. AİHM, siyasi partilerin kapatılmasının birçok durumda “acil bir toplumsal ihtiyacı” karşıladığının söylenemeyeceğini tespit etmiştir.</p>
<p>STK&#8217;lar görüşlerinde ayrıca AİHM&#8217;in HDP&#8217;lilerle ilgili davalarda yakın tarihlerdeki tespitlerini, ceza yargılamalarının siyasi rakip olarak algılananlar ve hükümeti eleştirenleri susturmak için kötüye kullanıldığına ilişkin uygulamaları ve Türkiye hükümetinin yargıya sistematik olarak müdahale ettiğine dair delilleri incelemektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;ne üçüncü taraf müdahalesini sunan STK&#8217;lar şunlardır:</p>
<p>ARTICLE 19,</p>
<p>Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD),</p>
<p>Dünyada Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupalı Hukukçular Birliği (ELDH),</p>
<p>Avrupalı Demokrat Avukatlar (AED),</p>
<p>İnsan Hakları Derneği (İHD),</p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW),</p>
<p>Uluslararası Hukukçular Komisyonu (ICJ),</p>
<p>Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH),</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP).</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>11 Yıl Oldu.. Adalet Yerini Buluncaya Dek Roboski Demeye Devam Edeceğiz!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/11-yil-oldu-adalet-yerini-buluncaya-dek-roboski-demeye-devam-edecegiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2022 06:20:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7418</guid>

					<description><![CDATA[Bundan tam 11 yıl önce, 28 Aralık 2011 tarihinde, Roboskililer hayatlarının en uzun, en karanlık ve en dehşetli gecesini yaşadılar. O günden bu güne tüm geceler Roboskililer için uzundur, kederlidir, ıstırap doludur. Yaşamış oldukları hayat koşullarının zorluğu, adeta kaderleri hükmüne gelmiş kronik yoksulluğa çare bulmak için, tek geçim kaynakları ‘‘yapay bir sınır’’ın ötesindeki akrabaları ile &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan tam 11 yıl önce, 28 Aralık 2011 tarihinde, Roboskililer hayatlarının en uzun, en karanlık ve en dehşetli gecesini yaşadılar. O günden bu güne tüm geceler Roboskililer için uzundur, kederlidir, ıstırap doludur.</p>
<p>Yaşamış oldukları hayat koşullarının zorluğu, adeta kaderleri hükmüne gelmiş kronik yoksulluğa çare bulmak için, tek geçim kaynakları ‘‘yapay bir sınır’’ın ötesindeki akrabaları ile alışveriş olan Roboskililer, 11 yıl önce bir aralık gecesi vatandaşı oldukları devletin savaş uçakları tarafından bir katliama maruz kaldılar.</p>
<p>17’si çocuk olmak üzere büyük bir kısmı henüz ömrünün baharında olan tam 34 can, baba, evlat, eş, kardeş, sevgili yitirdiler. Ceset parçaları bembeyaz karların üzerine serpildi, haykırışlar dağları, vadileri doldurdu. Analar, oğulları için ‘‘evladımı ayaklarından tanıdım’’ dedi. Gencecik kızların çeyizleri sandıklarında, yürekleri ise buruk kaldı. Roboskililerin tek teselli kaynağı ise evlatlarının arkasında kalan hatıralar, üzerinde gözyaşı döktükleri mezarlar oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7419" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9-300x232.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9-310x241.jpg 310w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/ac4b9e46-726a-43a5-8a7f-20031b7594c9.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Roboskililerin yaşadığı sadece bundan ibaret kalmadı elbet. Devlet, hesap vermek bir yana, Roboskililer için hep korkulu bir rüya olmaya devam etti. Roboskililer, yürüttükleri adalet mücadelesinde siyasi mercilerce hakaretlere uğradılar, tutuklandılar, adaletin peşinde koşarken cezalandırıldılar. Defalarca mahkeme ve TBMM’nin kapısına ‘‘adalet umudu’’ ile geldiler; fakat bu taleplerine hiç bir karşılık bulamadılar.</p>
<p>Bu süre içerisinde “adalet” beklediğimiz kurumlar Roboski’ye adaleti sağlamak bir yana, yaşanan katliamın üstünü örtmenin peşinde oldular. Katliamın üzerinden tam 11 yıl geçmesine rağmen, sorumluların halen bulunmamış, adaletin halen tecelli etmemiş olması, bize bu katliamın Ankara’nın karanlık dehlizlerinde unutulmaya veya unutturulmaya terk edildiğini göstermektedir. Bu durum, başta Roboskili aileler olmak üzere,  adalet talebinde olan tüm ehl-i vicdanın vicdanını yaralamaktadır. Roboski, insanlığın yüzünde kara bir leke olmaya devam etmektedir.</p>
<p>Yaralanmış olan adalet duygusunun onarılması ve devletin bir daha asla bu tarz katliamlara girişmemesi için, elbette yapılması gereken, katliama sebep olanların adalet önünde yargılanmasıdır.</p>
<p>Bizler Hak İnisiyatifi olarak;</p>
<ul>
<li>Roboski katliamının da bir parçası olduğu Kürt Sorununun çözümü için, ilgili tarafları tekrar müzakere masasına dönmeye çağırıyoruz.</li>
<li>Roboski katliamına sebep olan sorumluların, adalet önüne çıkarılarak, yargılanmalarını istiyoruz.</li>
<li>11 yıldan beridir ‘‘<em>katır sırtında taşınan ölüleri unutursak kalbimiz kurusun</em>’’ diye verdiğimiz sözün gereği olarak, ‘‘Roboski’ye Adalet!’’ gelsin diyoruz. Roboskili ailelerin yaşadığı acıların ortağı olduğumuzu belirtiyoruz.</li>
<li>‘‘<em>Küfür devam eder, ama zulüm devam etmez</em>’’ diyerek, Roboskili ailelerin yaşadığı zulmün er veya geç cezasız kalmayacağını, yürüttükleri adalet mücadelesinin sahibi, şahidi ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyoruz.</li>
<li>Eğer adalet bu dünyada tecelli etmese bile, şahitliğimizi adl-i ilahi önünde, makeme-i kübrada, adalet-i mutlakanın tecellisi için yapacağımıza Roboskililere ve kamuoyuna söz veriyor, <em>zalimler için yaşasın cehennem</em></li>
</ul>
<p><strong>Hak İnisiyatifi Derneği</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
