<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Ortak Açıklamalar &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/faaliyetler/ortak-aciklamalar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 May 2025 11:43:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>HUKUK DIŞI DEPORTLARA SON VERİLSİN</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hukuk-disi-deportlara-son-verilsin.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 May 2025 11:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8481</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve kamuoyuna, Taha El Gazi 2014 yılından bu yana Türkiye’de yaşıyordu. Kendisi 2018 yılında vatandaşlığa kabul edilmiş, birçok mülteciye, göçmene destek olmuş değerli bir insan hakları aktivistidir. Sınır dışı edilmeden birkaç gün önce de bir Özbek mültecinin hak mücadelesi davasına destek amacıyla bir basın toplantısındaydı. Ve bugün bizler malesef ki Taha Elgazi için bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Basına ve kamuoyuna,</strong></p>
<p>Taha El Gazi 2014 yılından bu yana Türkiye’de yaşıyordu. Kendisi 2018 yılında vatandaşlığa kabul edilmiş, birçok mülteciye, göçmene destek olmuş değerli bir insan hakları aktivistidir.<br />
Sınır dışı edilmeden birkaç gün önce de bir Özbek mültecinin hak mücadelesi davasına destek amacıyla bir basın toplantısındaydı.<br />
Ve bugün bizler malesef ki Taha Elgazi için bir basın toplantısı düzenliyoruz.<br />
Çünkü bu değerli insan uğruna hak mücadelesi verdiği diğer insanlar gibi hakları hiçe sayılarak vatandaşlıktan çıkarılmış ve sınır dışı edilmiştir. Üstelik sadece kendisi değil eşi de…<br />
Sınır dışı edildikten hemen sonra telefonla katıldığı bir basın toplantısında süreci şöyle aktarmıştır;<br />
“(16 Mayıs)Cuma günü, saat 21.30 sıralarında ben evde değildim. Eşim telefonla aradı. Evde üç polis var, seni istiyorlar dedi. Polislere telefonda neden geldiklerini sordum. Bu binadaki adres kaydını teyit etmek için yanıtını verdiler. Uzakta olduğumu, yarın karakol ya da muhtarlığa geleceğimi söyleyince, o zaman eşini gözaltına alırız dediler. Eşim de tüp bebek tedavisi gördüğü için kaygılandım ve tamam geliyorum dedim. Binaya daha varmadan beş sivil polis yanıma geldi ve beni sokaktan alıp Vatan’a(İstanbul Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne) götürdüler. Üzerimde tahdit kodu olduğunu söylediler, provokatif eylemlere katılma… Ellerim arkadan bağlı, başım eğik videomu çektiler. Sonra beni Arnavutköy Geri Gönderme Merkezi’ne götürdüler. Sağlık kontrolünden sonra jandarma eşliğinde İstanbul dışına götürüldüm, nereye götürüldüğümü o an bilmiyordum. Rica ettim telefonla hem avukatıma hem de eşime haber verebildim, İzmir’e geldiğimizi söyledim. Sonra haber veremedim. Aydın’da Atatürk Devlet Hastanesi’ne getirildim. Yine sağlık raporu alındı ve Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne getirildim. Sınır dışı edilene kadar iyi davrandılar. Bir süre sonra bana bir kişi 60 sayfalık bir dosya gösterdi bana ve ‘hakkında sınır dışı kararı çıktı’ dedi. Eşimin de aynı durumda olabileceğini söylediklerinde eşimin sağlık durumunu düşündüm ve Gönüllü Geri Dönüş Formu’na imza atmak istediğimi söyledim. Çünkü zaten sınır dışı edilmiştim.”</p>
<p>Taha Elgazi’ye yapılan bu uygulama; açık ki göçmenlerle dayanışma gösteren ve ırkçılıkla mücadele eden tüm hak savunucularına da gözdağı vermeyi hedeflemektedir.<br />
Kendisi provakatif eylemlerde bulunma gerekçesiyle sınır dışı edilmiştir.<br />
Bizler kendisini tanıyoruz. Herhangi bir provokatif eylemde bulunduğuna tanık olmadık. Kendisi insan hakları savunucusudur. Ezilenlerle, göçmenlerle dayanışan bir aktivisttir. Birçok demokratik inisiyatifin, siyasi partinin, hak temelli mücadele veren kurumun ve göçmen dayanışma ağlarının, platformlarının dostudur.</p>
<p>Taha Elgazi ile eşinin tüm hukuki hakları ve Türkiye’deki temel hakları çiğnenmektedir.</p>
<p>Gözaltı gerekçesi açıklanmamış, gözaltına alındığı yerden yüzlerce kilometre uzaklıktaki Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne götürülerek ve idari tedbir kararı alınarak hukuki yardıma erişimi engellenmiş, vatandaşlık iptaline dair karar tebliğ edilmeksizin doğrudan sınır dışı işlemleri uygulanmış, itiraz ve yargı yolunu kullanmasına izin verilmemiş olması ciddi bir sorundur. Bu uygulamalar Anayasa ve Türkiye’nin tarafı olduğu sözleşmeler ile 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma kanununda güvence altına alınan Temel ilkelerle bağdaşmamaktadır.<br />
Taha Elgazi’nin hukuka erişimi engellenmiş, haklarını kullanmasına imkan tanınmamıştır.</p>
<p>Bu yanlış uygulamadan bir an önce vaz geçilmelidir. Taha Elgazi’nin ve eşinin uzun yıllardır yaşadığı Türkiye’ye hemen geri dönmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Taha Elgazi’nin maruz kaldığı bu uygulamalar son yıllarda birçok göçmenin başına gelmiş, hakları hiçe sayılarak “gönüllü” olarak sınır dışı edilmiştir.</p>
<p>Göçmenlere ve mültecilere yönelik hak ihlallerine, geri gönderme merkezlerindeki hukuka erişimi engelleyen uygulamalara son verilmelidir.</p>
<p><strong>İzmir Mülteci Dayanışma Platformu </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/05/0f08bab5-d7c8-48be-a792-60c58ca29ecc.jpg" length="259493" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/05/0f08bab5-d7c8-48be-a792-60c58ca29ecc.jpg" width="2048" height="1536" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>TÜSİAD YİK BAŞKANI HAKKINDA BAŞLATILAN, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ve ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİ NİTELİĞİNDE OLAN SORUŞTURMA KABUL EDİLEMEZ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/tusiad-yik-baskani-hakkinda-baslatilan-hukukun-ustunlugu-ve-adil-yargilanma-hakkinin-ihlali-niteliginde-olan-sorusturma-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 16:15:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8073</guid>

					<description><![CDATA[Hukuk, bir toplumun düzenini sağlayan ve bireylerin haklarını güvence altına alan en temel mekanizmadır. Ancak, hukukun sadece yazılı kuralların ötesinde, adaletin doğru ve tarafsız bir şekilde uygulanmasını sağlaması gerekmektedir. Toplumun huzuru ve güvenliği için hukuk, yalnızca yazılı normlarla değil, aynı zamanda adil bir süreçle işler olmalıdır. Son dönemde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın, TÜSİAD YİK Başkanı Mehmet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk, bir toplumun düzenini sağlayan ve bireylerin haklarını güvence altına alan en temel mekanizmadır. Ancak, hukukun sadece yazılı kuralların ötesinde, adaletin doğru ve tarafsız bir şekilde uygulanmasını sağlaması gerekmektedir. Toplumun huzuru ve güvenliği için hukuk, yalnızca yazılı normlarla değil, aynı zamanda adil bir süreçle işler olmalıdır.</p>
<p>Son dönemde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın, TÜSİAD YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında &#8216;adil yargılamayı etkilemeye  teşebbüs&#8217; ve &#8216;gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma&#8217; suçlarından başlattığı soruşturma, hukuki dayanaklara  dayanıyor olsa da, sürecin adil olup olmadığı sorusu gündeme gelmektedir. Soruşturma, yasal  çerçevede geçerli bir zemine sahip olabilir; ancak adaletin sağlanabilmesi, yalnızca yasal bir çerçeveye dayanmakla sınırlı değildir. Adaletin gerçekleşebilmesi için, yargının tarafsız ve bağımsız olması, her türlü siyasi ve düşünsel etkiden uzak durması gerekmektedir.</p>
<p>Yargı süreçlerinin adil işleyişi, halkın hukuka olan güvenini sağlar. Ancak, son yıllarda İstanbul Başsavcılığı&#8217;nın yürüttüğü soruşturma ve davalar, yalnızca belirli bir siyasi çizgideki figürleri hedef aldığını gözlemliyoruz, bu durum hukukun güvenilirliğini ve meşruiyetini sorgulatmaktadır. Bu tür soruşturmaların yalnızca muhalif siyasi aktörlerle sınırlı olması, toplumda adaletin herkese eşit şekilde uygulanmadığına dair derin bir endişelere yol açmaktadır.</p>
<p>Adaletin gerçek anlamda tesis edilebilmesi, yalnızca hukukun yazılı kurallarına dayalı değil, aynı zamanda toplumsal güvenin sağlanmasıyla mümkündür. Savcılıklar, kamu adına hareket etmekle yükümlü kurumlardır. Bu nedenle, yargı sürecinde yalnızca hukukun ihlaline yönelik değil, adaletin sağlanması adına da gerekli özeni göstermelidirler. Siyasi ve ideolojik yargılamalardan kaçınılmalı, hukukun temeli olan eşitlik ve tarafsızlık ilkesine sadık kalınmalıdır.</p>
<p>Toplum olarak, hukukun adil ve tarafsız işlemesi için çaba sarf etmek, yalnızca yasal süreçleri denetlemekle değil, aynı zamanda adaletin gerçekleşmesine olan katkıyı sağlamaktır. Soruşturmanın temeli, yalnızca açık bir tehdit ve hukuk düzenini bozan eylemler karşısında atılmalıdır. Bu süreçlerin şeffaf, hesap verebilir ve adil olması gerektiği unutulmamalıdır.</p>
<p>Adaletin sağlanması, toplumsal barışın ve huzurun teminatıdır. Bu sebeple, yargı organlarının tüm kararlarında hukukun ve adaletin temel ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalmaları, ülkemizin demokrasi ve hukuk devletinin güçlenmesine katkı sunacaktır. <strong>HAK İnisiyatifi</strong>, olarak TÜSİAD YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras hakkında tesis edilen soruşturmanın; savunduğumuz ortak değerlerden olan hukukun üstünlüğü ve adil bir yargı süreci ve toplumsal barışın sağlanmasına katkı sağlamadığını kamuoyuna deklare ederiz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>III. KÜRT FORUMU SONUÇ BİLDİRGESİ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/iii-kurt-forumu-sonuc-bildirgesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Feb 2025 21:09:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Hak İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8064</guid>

					<description><![CDATA[Derneğimiz tarafından düzenlenen III. Kürt Forumu farklı toplumsal kesimlerden katılımcılarla 15-16 Şubat 2025’te Diyarbakır’da gerçekleştirilmiştir. Bu forum, ilki 1992’de Ankara’da, ikincisi 2012 yılında İznik’te olmak üzere Kürt meselesinin hak ve adalet ekseninde çözümü konusunda gerçekleştirilen etkinliklerin üçüncüsüdür. İki gün süren programda sivil toplum temsilcileri, siyasetçiler ve farklı toplumsal kesimlerden katılımcılar, Kürt meselesinin tarihsel süreci, süreç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Derneğimiz tarafından düzenlenen <strong>III. Kürt Forumu </strong>farklı toplumsal kesimlerden katılımcılarla <strong>15-16 Şubat 2025</strong>’te <strong>Diyarbakır</strong>’da gerçekleştirilmiştir. Bu forum, ilki 1992’de Ankara’da, ikincisi 2012 yılında İznik’te olmak üzere Kürt meselesinin hak ve adalet ekseninde çözümü konusunda gerçekleştirilen etkinliklerin üçüncüsüdür. İki gün süren programda sivil toplum temsilcileri, siyasetçiler ve farklı toplumsal kesimlerden katılımcılar, Kürt meselesinin tarihsel süreci, süreç içerisinde yaşanan değişimler, İslami kesimden çeşitli grupların konuya yaklaşımlarının niteliği ve ne olması gerektiği ile güncel siyasal gelişmelerin ortaya çıkardığı imkanlar, riskler ve fırsatlar ele alınmıştır.</p>
<p>Osmanlı’dan bugüne devredilen, on milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen ve çözüm bekleyen çok boyutlu bir sorunla karşı karşıyayız. Kürt halkı yüzyıla varan bir süre boyunca yok sayılması nedeniyle ağır acılar yaşadı ve büyük bedeller ödedi. Hem diğer bölge ülkelerinde hem de Türkiye’de bu mesele uzun yıllardır demokrasi ve insan hakları ihlallerinin gerekçesi olarak öne sürüldü. Dolayısıyla, Kürt meselesinin “çözülmesi”, yalnızca farklı coğrafyalarda yaşayan ve milyonlarca fertten oluşan Kürt halkının doğal haklarına kavuşması anlamına gelmeyecek, Türkiye’nin ve bölgenin demokratikleşmesi açısından da ciddi bir moment oluşturacaktır.</p>
<p>Öte yandan, mevcut gelişmelerin uluslararası siyaset bağlamındaki yeni reel-politik koşulların bir dayatması niteliğinde olduğunu vurguluyoruz. Bugün yürütülen süreç, bir silahsızlanma unsurunu içerse de net bir çerçeveye sahip değildir. İsmi konmamış, yöntemi tanımlanmamış, muhatapları belirsiz bırakılmıştır. Bir yanda çözüm için müzakereler yapılırken, diğer yanda gözaltılar, tutuklamalar ve kayyum uygulamaları devam etmektedir. Bu tür uygulamalar, barışa giden yolu açmak yerine, sürecin güvenilirliğini halklar nezdinde sarsmakta, toplumsal barış umutlarını zayıflatmaktadır. Süreç, geniş toplumsal kesimlerin katılımıyla değil, çatışmanın tarafları arasındaki dar bir mutabakat arayışı çerçevesinde ilerlemektedir. Oysa, geçmiş deneyimler göstermektedir ki, toplumsal desteğe dayanmayan hiçbir girişim kalıcı ve sürdürülebilir olamaz.</p>
<p><strong>ÖNERİLERİMİZ VE ÇAĞRIMIZ</strong></p>
<ol>
<li>Süreç, tüm toplumsal kesimlerin takip edebileceği ve dahil olabileceği bir şekilde yürütülmeli, kapalı kapılar ardında yürütülen bir pazarlık olmaktan çıkartılmalıdır. Sürecin aşamaları toplumun her kesimine anlatılmalı ve geniş bir toplumsal mutabakata dayandırılmalıdır. Sürecin toplumsallaşması için ülkenin doğusunda olduğu gibi batısında da güçlü bir farkındalık yaratılmalıdır.</li>
<li>Türkiye’de sivil toplumun yıllar içinde geliştirdiği deneyim ve birikim görmezden gelinmemeli, sivil toplum kuruluşlarının bağımsız ve özgür bir şekilde sürece katkı sunmaları önündeki her türlü engel kaldırılmalıdır.</li>
<li>Bahsi geçen toplumsal katılımın sağlanabilmesi ve yaşanan sürecin toplum tarafından özgür bir şekilde tartışılması, eleştirilmesi, ve değerlendirilmesi için gerekli güvenceler temin edilmelidir. Bu süreçteki en çarpıcı fikir ve kanaat açıklamalarının dahi ilerleyen günlerde bir suç konusu olarak kabul edilmemesi için ilgili düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.</li>
<li>Yerel yönetimlere hukuk dışı müdahaleler son bulmalıdır. Kayyum uygulamaları, demokratik temsiliyet ilkesini zedelemekte, toplumda derin bir güvensizlik yaratmaktadır. Seçilmiş yöneticilere uygulanan idari yaptırımlar, hukuk çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. Kayyum atanan belediyeler, halk tarafından seçilmiş belediye meclislerine iade edilmelidir.</li>
<li>Anadilde eğitim hakkının sağlanması tartışmasız bir gerekliliktir. Bu temel hak, hiçbir pazarlığın konusu yapılmadan anayasal olarak tanınmalı ve hızla hayata geçirilmelidir. Yürütülen süreç sonucunda özellikle bireysel ve/veya kolektif temel hak ve özgürlüklerle ilgili mutabık kalınan hususların yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması büyük önem taşımaktadır.</li>
<li>Silah ve şiddetin siyasetin bir aracı olmaktan çıkması hayati önemdedir. Tüm taraflar, şiddet ve çatışma yöntemlerini kesin bir şekilde geride bırakarak bölgesel barışı bozacak hamlelerden kaçınmalı ve sivil siyaset alanında ilerleme konusunda kararlı bir duruş sergilemelidir.</li>
<li>İslami kimliği benimseyen özgür ve bağımsız toplumsal kesimlerin bu süreçte inançlarından kaynaklanan özel bir sorumluluğu vardır. Bu kesimler mevcut sürecin toplumsallaştırılmasında ve tüm olası sorunlara rağmen istikrarla sürdürülmesinde baskı unsuru olarak inisiyatif almalı ve adil şahitlik görevini yerine getirmelidir.</li>
</ol>
<p><strong>TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEYİZ!</strong></p>
<p>Önümüzdeki uzun yılları şekillendirme imkanına sahip tarihi bir eşikteyiz. Çözüm ve barış süreci, belirsizliklerle yürütülemez; toplumsal irade yok sayılarak ilerletilemez. Kürt meselesini sonlandırmak için çatışan taraflar arasında ulaşılacak bir anlaşma gerekli olsa da yetersizdir. Toplumsal bir barış ikliminin hayata geçirilebilmesi için, kamuoyunun önünde şeffaf biçimde yürütülen ve ilgili tüm siyasi ve sivil aktörlerin özgürce katılım sağlayabileceği bir toplumsal mutabakatın tesisi gerekmektedir. Tüm şerh ve endişelerimize rağmen bu yüz yıllık sorunun onurlu bir barışla çözülmesine yönelik güncel adımları ciddiyetle karşıladığımızı belirtiyor, kalıcı ve gerçek bir barışın toplumsal katılım, temel hak ve özgürlükler ve demokrasiyle mümkün olduğunu vurguluyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/02/a6a3311a-e6c8-4a78-a411-c8a4edd2daee.jpg" length="25120" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/02/a6a3311a-e6c8-4a78-a411-c8a4edd2daee.jpg" width="360" height="382" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Halkların Demokrasi Partisi&#8217;ne Yönelik Açılan Kapatılma Davası</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/halklarin-demokrasi-partisine-yonelik-acilan-kapatilma-davasi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 16:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7426</guid>

					<description><![CDATA[Bu dava, seçimlerden önce siyasi muhalefete ve demokratik kurallara karşı bir saldırıdır! [İstanbul, 9 Ocak 2023] Hak İnisiyatifi Derneği ‘nin de  aralarında bulunduğu 10 uluslararası ve yerel sivil toplum örgütü, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ikinci büyük muhalefet partisinin tasfiyesine yönelik mevcut çabaların siyasi partilerin kapatılmasına yönelik son derece sorunlu uygulamaların &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu dava, seçimlerden önce siyasi muhalefete ve demokratik kurallara karşı bir saldırıdır!</strong></p>
[İstanbul, 9 Ocak 2023]
<p>Hak İnisiyatifi Derneği ‘nin de  aralarında bulunduğu 10 uluslararası ve yerel sivil toplum örgütü, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ikinci büyük muhalefet partisinin tasfiyesine yönelik mevcut çabaların siyasi partilerin kapatılmasına yönelik son derece sorunlu uygulamaların en son örneği olduğunu belirtti. Geçmiş uygulamalar, örgütlenme, toplanma ve ifade özgürlükleri ile seçmenlerin arzu ettikleri temsilcileri seçme hakkı da dahil olmak üzere serbest ve adil seçim haklarını ihlal etmişti.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nden, mecliste 56 milletvekili bulunan bir siyasi parti olan Halkların Demokratik Partisi HDP&#8217;nin kapatılmasına karar vermesi talep ediliyor. Siyasi parti aleyhindeki iddianame ile, 451 siyasetçi ve parti üyesinin beş yıllık bir süre boyunca örgütlü siyasi faaliyetten ve siyasi parti üyeliğinden yasaklanması ile partinin malvarlığına el konulması talep ediliyor. 5 Ocak tarihinde Anayasa Mahkemesi, partinin meclisteki siyasi parti gruplarının almaya hak kazandığı hazine desteğini içeren banka hesaplarının geçici olarak bloke edilmesine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tedbir talebini kabul etti. 10 Ocak&#8217;ta Başsavcı, Anayasa Mahkemesi&#8217;ne parti aleyhindeki davaya ilişkin sözlü beyanlarda bulunacak. HDP, Başsavcının beyanlarına karşı sonraki bir tarihe kadar savunmalarını sunduktan sonra, Mahkeme müzakere için toplanarak nihai bir karar verecek.</p>
<p>11 Ekim 2022 tarihinde 10 sivil toplum örgütü, siyasi partilerin keyfi olarak kapatılmasının çok sayıda hak ihlaline sebebiyet verdiğini savunarak Anayasa Mahkemesi&#8217;ne bir üçüncü taraf görüşü sundular.</p>
<p>Görüşü sunan sivil toplum örgütleri arasındaki Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi&#8217;nden Philip Leach, ”Uluslararası hukuk, örgütlenme, ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü çerçevesinde siyasi partilerin haklarını güvence altına almakta, her vatandaşın kamusal faaliyetlerin yürütülmesine katılma, seçme ve seçilme haklarını demokrasinin temel ilkeleri olarak ele almaktadır. Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin kapatılma ihtimaline ilişkin olarak Türkiye&#8217;de Anayasa Mahkemesi&#8217;nde görülen dava, mahkemenin uluslararası hukuka uyup uymayacağı ve demokratik normlara saygı gösterip göstermeyeceği konusunda temel bir test niteliği taşımaktadır. Bir siyasi partiyi zorunlu gerekçeler olmadan kapatmak çok sayıda hak ihlaline sebebiyet verir ve bu aynı zamanda demokrasiye yönelik bir saldırıdır” dedi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nde görülen dava, 7 Haziran 2021 tarihli ve 834 sayfalık bir iddianameye dayanıyor. İddianamede HDP&#8217;nin faaliyetlerinin yasadışı silahlı Kürdistan İşçi Partisi/Kürdistan Topluluklar Birliği&#8217;nin (PKK/KCK) amaçları doğrultusunda yürütüldüğü iddia ediliyor. İddianameye göre, PKK/KCK ile HDP&#8217;nin faaliyetleri arasında &#8220;organik&#8221; bir bağ bulunuyor. Savcı bu faaliyetlerin &#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne .. aykırı&#8221; şekilde bölücülüğü desteklediğini ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;nın 68/4. maddesi ile Siyasi Partiler Kanunu&#8217;ndaki hükümleri ihlal ettiğini iddia ediyor. İddianame, parti üyelerini ve alt organlarını bu nitelikteki suçların işlenmesine iştirak etmekle, bu suçları işlemeye teşvik etmekle veya bu suçları ve işleyenleri övmekle suçluyor.</p>
<p>Sivil toplum örgütleri, üçüncü taraf görüşlerinde HDP aleyhindeki davanın Türkiye’nin siyasi parti kapatmalarına ilişkin uzun geçmişi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu geçmişin Avrupa Konseyi’nin üyesi olan diğer ülkelerden önemli ölçüde farklılaştığını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin defaatle ihlal edildiğinin tespit edildiğini savunmuştur.</p>
<p>Türkiye’nin Anayasa Mahkemesi, 1982’den bu yana incelediği 40 davada <a href="https://www.swp-berlin.org/en/publication/the-motion-before-turkeys-constitutional-court-to-ban-the-pro-kurdish-hdp">19 ayrı siyasi partinin kapatılmasına</a> karar verdi. Kapatılan partilerin çoğu Türkiye’deki Kürtlerin haklarını savunan partiler ile solcu partilerdi. Geniş ve belirsiz niteliğe sahip “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne .. aykırı” hareket etme yasağı ise başlıca isnadı oluşturmuştu. Eşit şekilde belirsizliğe sahip “demokratik ve laik cumhuriyetin ilkelerine .. aykırı” faaliyet gösterme gerekçesiyle ise üç parti kapatıldı. 2008 yılında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendisi de bu gerekçeyle kapatılmaktan zorlukla kurtulabildi.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye ilişkin olarak, incelediği yedi davanın altısında siyasi parti kapatma kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini tespit etti.</p>
<p>AİHM, temelde bu davalardaki kararlarıyla geliştirdiği içtihadında siyasi partilerin kısıtlanması ya da kapatılmasına yönelik tedbirlerin istisnai ve olağandışı olduğuna hükmetti. Mahkeme’nin, bir siyasi parti kapatma kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlululuğunun incelenmesine ilişkin kriterlerinin üç unsuru bulunmaktadır. Mahkeme, kapatmanın yasal bir dayanağa sahip olup olmadığını, meşru bir amacı olup olmadığını, demokratik toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığını incelemektedir.</p>
<p>Sivil toplum örgütleri sundukları görüşte, Kürtlerin haklarını savunan partilere ilişkin AİHM’e gönderilen davaların tümünde, Mahkemenin, halkların kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını, Kürtçe diline ilişkin hakların veya Kürt kimliğinin tanınmasını barışçıl şekilde savunmanın kendi başına demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmadığına, siyasi parti kapatmanın örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdiğini vurgulamışlardır. AİHM, siyasi partilerin kapatılmasının birçok durumda “acil bir toplumsal ihtiyacı” karşıladığının söylenemeyeceğini tespit etmiştir.</p>
<p>STK&#8217;lar görüşlerinde ayrıca AİHM&#8217;in HDP&#8217;lilerle ilgili davalarda yakın tarihlerdeki tespitlerini, ceza yargılamalarının siyasi rakip olarak algılananlar ve hükümeti eleştirenleri susturmak için kötüye kullanıldığına ilişkin uygulamaları ve Türkiye hükümetinin yargıya sistematik olarak müdahale ettiğine dair delilleri incelemektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;ne üçüncü taraf müdahalesini sunan STK&#8217;lar şunlardır:</p>
<p>ARTICLE 19,</p>
<p>Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD),</p>
<p>Dünyada Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupalı Hukukçular Birliği (ELDH),</p>
<p>Avrupalı Demokrat Avukatlar (AED),</p>
<p>İnsan Hakları Derneği (İHD),</p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW),</p>
<p>Uluslararası Hukukçular Komisyonu (ICJ),</p>
<p>Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH),</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP).</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı Derhal Serbest Bırakılmalıdır! Açılan Soruşturmanın Yasal Dayanağı Yoktur!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ttb-baskani-sebnem-korur-fincanci-derhal-serbest-birakilmalidir-acilan-sorusturmanin-yasal-dayanagi-yoktur.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Oct 2022 12:45:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7366</guid>

					<description><![CDATA[26 Ekim 2022 Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı insan hakları ve özellikle de İşkence ve Kötü Muamele yasağı konusunda etkin faaliyetlerde bulunan bir akademisyen ve aktivisttir. Türk Tabipler Birliği’nin seçilmiş başkanıdır. Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın kendi uzmanlık alanı ve TTB Başkanı olarak görev alanına giren bir konuda sorulan bir soru üzerine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7367" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/10/a6723fcb-2487-41ce-9548-28efe84a4164-300x163.jpg" alt="" width="300" height="163" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/10/a6723fcb-2487-41ce-9548-28efe84a4164-300x163.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/10/a6723fcb-2487-41ce-9548-28efe84a4164-768x418.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/10/a6723fcb-2487-41ce-9548-28efe84a4164-845x460.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/10/a6723fcb-2487-41ce-9548-28efe84a4164.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />26 Ekim 2022<br />
Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı insan hakları ve özellikle de İşkence ve Kötü Muamele yasağı konusunda etkin faaliyetlerde bulunan bir akademisyen ve aktivisttir. Türk Tabipler Birliği’nin seçilmiş başkanıdır.<br />
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın kendi uzmanlık alanı ve TTB Başkanı olarak görev alanına giren bir konuda sorulan bir soru üzerine açıkladığı görüşü, 20.10.2022 tarihinde medya üzerinden bir video görüntüsüyle kamuoyuna yansıtılmıştır. Siyasal iktidar ve farklı bazı kesimler bu açıklamaya yoğun ve sert tepkiler göstererek, kolluk ve yargı harekete geçirilmiş ve bu beyanı ile ilgili olarak soruşturma açıldığı bilgisi duyurulmuştur. Bu sırada yurt dışında bulunan Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı yurda dönmüş ve derhal ilgili kurumlara başvurarak açılan soruşturma var ise ifade vermeye hazır olduğunu bildirmiş olduğu halde ifadesi alınmamıştır.<br />
Buna rağmen kaçma veya delil karartma çabası içindeymiş gibi 26 Ekim 2022 tarihinde sabah 06:30’da Şebnem Korur Fincancı’nın evine polisler gelmiş, ev içinde arama yapılmış ve kendisi hakkında da yakalama işlemi yapılarak gözaltına alınmıştır.<br />
Bunun yanı sıra, bazı medya organlarında başlatılan karalama kampanyası kamu kurumları eliyle devam ettirilmektedir. Ev araması sırasında emniyet mensuplarının el koyduğu bazı materyallere ilişkin görüntüler suç kanıtları gibi teşhir edilerek başta TRT olmak üzere bir takım malum medya organları tarafından dolaşıma sokulmuştur. Yapılan bu muamele usulü   eziyet ve itibarsızlaştırmaya yol açar nitelikte siyasi saikler içermektedir.<br />
Bu hukuksuzluğu Prof.Dr. Şebnem Korur Fincancı şahsında tüm insan hakları aktivistlerine ve kurumlarına yönelik yeni bir tehdit olarak değerlendirmekteyiz.<br />
Uzmanlığına güvendiğimiz ve yıllardır insan hakları alanındaki içten ve fedakârca çabalarına tanık olduğumuz Şebnem Korur Fincancı hakkında açılan soruşturma ve TTB Başkanlığı görevini yapmasını engelleme amacıyla yapılan tüm idari ve yargısal işlemler sonlandırılmalı ve derhal serbest bırakılmalıdır.</p>
<p>Eşit Haklar İçin İzleme Derneği</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği – İnsan Hakları Derneği</p>
<p>İnsan Hakları Gündemi Derneği</p>
<p>Yurttaşlık Derneği</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>KARABURUNDAKİ SIĞINMACILARA İLİŞKİN GÖZLEM VE BASIN AÇIKLAMAMIZDIR.</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/karaburundaki-siginmacilara-iliskin-gozlem-ve-basin-aciklamamizdir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2022 20:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7354</guid>

					<description><![CDATA[GÖZLEMLERİMİZ: Basında yer alan haberler üzerine, 25 STK.nın bileşeni olduğu  İzmir Mülteci Dayanışma Platformu gönüllüleri  ile birlikte, Karaburun Belediyesine ait boş ve metruk düğün salonuna,  yerinde tespit ve basın açıklaması yapmak üzere  geldik. Yerinde tespitte, basında yer alan haberlerdeki mekan  heyetimizce gezildi. Girişten 10 basamak ile çıkılan bir yükseklikteki teras olduğu, iki adet tuvaletin olduğu, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7355" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>GÖZLEMLERİMİZ:</p>
<p>Basında yer alan haberler üzerine, 25 STK.nın bileşeni olduğu  İzmir Mülteci Dayanışma Platformu gönüllüleri  ile birlikte, Karaburun Belediyesine ait boş ve metruk düğün salonuna,  yerinde tespit ve basın açıklaması yapmak üzere  geldik. Yerinde tespitte, basında yer alan haberlerdeki mekan  heyetimizce gezildi. Girişten 10 basamak ile çıkılan bir yükseklikteki teras olduğu, iki adet tuvaletin olduğu, bir kapalı odanın yer aldığı ve bunların önündeki teras kısmının üzerinin açık olduğu görüldü. Bu terasın bir kısmında demir korkuluklar yapıldığı ve muhtemelen güneşten korunmak için üzerinin kapatılabileceği  gözlemlendi. Bir tarafında bazı yataklar ve çokça BM. Logoları olan battaniyeler ve bir kısım yere açmak için naylon örtüler görüldü.</p>
<p>Mahallinde bulunan vatandaşlar ve ulaşılabilen yetkililer ile görüşmeye geçildi. Öncelikle alt kattaki bir şahıs  ile görüşüldü. Bu şahıs, sığınmacıların bir süreden beri geldiğini ve yukarıda açık alanda kaldıklarını, sonra götürüldüklerini söyledi.</p>
<p>Karaburun merkezde bulunan kafeye gidildi. Burada bir toplantıda bulunan Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’a bu konu soruldu. Kendisi, ilçe halkının da bu durumdan muzdarip olduğunu, aslında sığınmacıların Jandarmaya ait daha uygun mekanlarda tutulmasının uygun olacağını ancak belediyeye ait bu düğün salonunda tutulduklarını, buranın koşullarının insani olmadığını, demir korkulukların bu şahıslar güneş altında kalmasın diye Belediye tarafından yapıldığını, hijyen konusunda da destek olduklarını, ancak bu konuda yetki ve imkanlarının olmadığını, muhatabın Göç idaresi olduğunu söylemiştir.</p>
<p>Görüştüğümüz bazı yetkililer, burada sığınmacıların bir günde resmi işlemlerinin bittiğini ancak Göç İdaresinin sevki geciktirdiğini, İOM ve ASAM isimli STK.ların yemek konusunu sağladıklarını belirtmişlerdir.</p>
<p>Sığınmacıların yemeklerini temin eden lokantacı ile görüşüldü. Bunlara günlük 20,00 TL.lik iki öğün yemek verdiklerini, bazen kalanların 20 kişi olduğunu ancak iki üç gün 350 kişiye yemek çıkarmak durumunda kaldıklarınıı söyledi. Bu olay 4 yıldan beri devam etmektedir, ancak son yılda İzmir Göç İdaresinin Geri Gönderme Merkezinde yer sıkıntısı olduğu için yığılma olmaktadır, dedi.</p>
<p>BASIN AÇIKLAMAMIZ:</p>
<p>SIĞINMACILARIN TUTUKLU MUAMELESİ GÖRMESİ KABUL EDİLEMEZ.</p>
<p>Ortadoğu’da  ve dünyada yaşanan savaş ve katliamlar nedeniyle Türkiye’ye gelen mülteciler, Yunan adalarına geçmek üzere Ege sahillerine yönelmeye devam etmektedir.  İzmir’in Karaburun ilçesi de deniz yolu ile Yunanistan’a geçiş noktasında olması nedeniyle mültecilerin tehlikeli yolculuklarında güzergâh olarak kullandıkları ilçelerden birisidir. Botlarla Yunanistan’a geçtikten sonra geri itilerek yeniden Karaburun kıyılarına gönderilen mülteciler,  belediyeye ait eski düğün salonunun çatısında kilit altında tutulmaktadır.</p>
<p>Yukarıda gözlemlerimizde anlattığımız koşullar nazara alındığında, Anayasanın  19.maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği  hakkı, yine tutulma koşulları sebebiyle Anayasanın 17.maddesinde düzenlenmiş işkence yasağı  ihlal edilmekte, hiçbir suçu olmayan ve içinde çocukların da olduğu sığınmacılara yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak suçlu muamelesi yapılmakta, insani olmayan koşullarda tutulmaktadırlar.</p>
<p>İltica temel insan haklarındandır. Bu keyfi ve hukuksuz muameleden derhal vazgeçilmesini , bu uygulamaya sebep olan Kamu Görevlileri hakkında acilen yasal işlem yapılmasını talep ediyor, 25 STK nın bileşeni olduğu, İzmir Mülteci Dayanışma Platformu olarak konunun takipçisi olacağımızı Kamuoyuna bildiriyoruz.24.09.2022</p>
<p>İzmir Mülteci Dayanışma Platformu</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Zaho Katliamını Kınıyor Sorumluların Açığa Çıkarılmasını İstiyoruz!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/zaho-katliamini-kiniyor-sorumlularin-aciga-cikarilmasini-istiyoruz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jul 2022 11:14:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7330</guid>

					<description><![CDATA[20 Temmuz 2022 tarihinde, Irak Federe Kürdistan Kürdistan Bölgesi sınırları içindeki Dohuk ilinin Zaho ilçesinde gerçekleşen ölümcül topçu ateşi sonucunda 2’si çocuk 9 sivil kişi hayatını yitirmiş, en az 22 sivil kişi ise yaralanmıştı. Olaydan ötürü çok üzgünüz ve kayıpları saygıyla anarak yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Bu katliam insancıl hukukta sivillerin korunması ile ilgili temel ilkelerin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20 Temmuz 2022 tarihinde, Irak Federe Kürdistan Kürdistan Bölgesi sınırları içindeki Dohuk ilinin Zaho ilçesinde gerçekleşen ölümcül topçu ateşi sonucunda 2’si çocuk 9 sivil kişi hayatını yitirmiş, en az 22 sivil kişi ise yaralanmıştı. Olaydan ötürü çok üzgünüz ve kayıpları saygıyla anarak yaralananlara acil şifalar diliyoruz.</p>
<p>Bu katliam insancıl hukukta sivillerin korunması ile ilgili temel ilkelerin korunması gerektiğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda, insancıl hukukun özünde yer alan Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. maddesi hükümlerini yeniden hatırlatmak isteriz. “<i>Bir silahlı çatışma durumunda çatışmanın tüm tarafları, devlet olsun ya da olmasın, uluslararası insancıl hukuk kurallarına bağlıdır ve bu kurallara uyması gerekmektedir.” </i>“Çatışma tarafları, sivil halkı korumak amacıyla, her zaman sivil halk ve savaşçılar arasında ayrım gözetecektir. Ne sivil nüfus ne de sivil kişiler saldırı hedefi olmayacaktır.”</p>
<p>Türkiye’nin hala taraf olmadığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsünün savaş suçlarını düzenleyen 8.maddesinde de sıklıkla atıf yapılan bu ilkeye göre, savaşan tarafların statülerinden bağımsız olarak sivillerin zarar görmemeleri hedeflenmektedir.</p>
<p>Gerçekleşen elim saldırı sonrasında Irak Cumhuriyeti’nin resmi açıklamasını ve Türkiye’yi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikâyetini de takip ediyoruz. Mağdurların etnik kökeninin bu olayda farklı olmasının Irak Hükümeti üzerinde yarattığı hassasiyeti de gözlemliyoruz. Failin ya da mağdurların milliyeti ve etnik kökeninden bağımsız olarak, her insanın yaşam hakkının savunulması ilkesinden hareketle, olayın Roboski katliamı gibi benzerlerinden farklı olarak, tüm taraflarca dikkat ve hassasiyetle ele alınması, etkili bir soruşturma ve kovuşturma süreçleri işletilerek, sonuçların şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılarak sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Türkiye’den bu olaya ilk demokratik tepkiyi veren ve ifade özgürlüklerini kullanan Diyarbakır Barosu’yla diğer bölge barolarına ve bu doğrultuda düşünen herkese yönelen linççi nefret söylemlerini de kınıyoruz.</p>
<p>Bu saldırıyı çevreleyen koşulları ortaya çıkarmak ve hesap verebilirliği sağlamak için olayla ilgili hızlı ve kapsamlı bir soruşturma yapılması aciliyetini korumaktadır. Uluslararası camiayı başka sivillere zarar gelmesini önlemek açısından bağımsız bir soruşturma heyetinin kurulması ve faillerin ortaya çıkarılması için işbirliği yapmaya, Birleşmiş Milletleri ise olayı araştıracak bir misyon oluşturmaya davet ediyoruz.</p>
<p><strong>İnsan Hakları Ortak Platformu</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Azınlık Vakıflarının yeni seçim Yönetmeliği bu vakıfların özgür ve demokratik seçim yapmasını engelleyecek niteliktedir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/azinlik-vakiflarinin-yeni-secim-yonetmeligi-bu-vakiflarin-ozgur-ve-demokratik-secim-yapmasini-engelleyecek-niteliktedir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 15:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7286</guid>

					<description><![CDATA[Azınlık vakıflarının seçimlerini düzenleyen yönetmelik 19 Ocak 2013 tarihinde iptal edilmişti ve azınlık toplumları dokuz yılı aşkın süredir vakıf yönetim kurulu seçimlerini yapamamakta idi. Bu da azınlık toplumlarının kurumlarının idaresini zorlaştırmış, azınlık vakıfları yönetim kurullarını yenileyememiş ve bu da örgütlenme özgürlüğü açısından önemli hak kaybına yol açmıştır. 2 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Azınlık vakıflarının seçimlerini düzenleyen yönetmelik 19 Ocak 2013 tarihinde iptal edilmişti ve azınlık toplumları dokuz yılı aşkın süredir vakıf yönetim kurulu seçimlerini yapamamakta idi. Bu da azınlık toplumlarının kurumlarının idaresini zorlaştırmış, azınlık vakıfları yönetim kurullarını yenileyememiş ve bu da örgütlenme özgürlüğü açısından önemli hak kaybına yol açmıştır.<br />
2 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen İnsan Hakları Eylem Planı’da bu yönetmeliğin Nisan 2022’de yayınlanacağı belirtilmişti. Nihayet dokuz yıldan fazla bir süre Anayasa, her türlü yasa ve yasa yapma tekniğinin ihlali ile geciktirilen bu seçim yönetmeliği 18 Haziran 2022 tarihli Resmi Gazete’de[1] yayınlanmıştır. Bu yönetmelikle birlikte iyileştirme yerine daha da vahim sorunlar ortaya çıkmıştır. Beklenenin aksine bu yeni yönetmelik eskisinden daha kısıtlayıcı olmuş, seçim tertip komitesinden başlayarak aday ve seçmen listelerinin tamamı Vakıflar Genel Müdürlüğünün onayına bağlanmıştır. Bu yeni yönetmelik ile azınlık toplumlarının demokratik ve özgür seçim yapmalarının önüne kalın bir set çekilmiştir. Ve neredeyse azınlık toplumlarının kendilerini özgürce seçme, seçilme ve yönetme hakları ellerinden alınmıştır.<br />
Bu yönetmelik hem Anayasa’nın eşitlik ilkesine hem de zaten Türkiye’nin azınlıklarına hiçbir zaman tam uygulamadığı Lozan Antlaşması’na aykırıdır. Türkiye resmi olarak zaten dar anlamda yorumladığı azınlıkların haklarını koruyup her türlü kolaylığı göstermekle yükümlü olduğu halde, bu yönetmelikle yeni bir eşik atlayıp azınlık toplum kurumlarının her türlü yönetimine ve seçimlerine karışmaktadır; belki de bazı azınlık vakıflarının zapt edilmesine veya tayinle idare edilmelerine kadar gidecek bir yol açılmıştır.  Bu asla kabul edilemez!<br />
Ayrıca yönetmelik, azınlık toplumlarının yüzyıllardır kendilerine ait hastanelerin de idaresini bir nevi sağlık Bakanlığının idaresine sokarak, bu bakanlığın onayını alan başka bir Yönetmelik ile düzenleme esası getirmiştir. Ve diğer vakıfların aksine hastane seçimlerinin tamamlanması için 2023 sonuna kadar süre tanımıştır. (Madde 15 ile getirilen istisna).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7288" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1-300x300.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1-1024x1024.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1-200x200.jpg 200w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1-768x768.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1-845x845.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/f519079e-3218-488f-ad5b-3b6f374ca213-1.jpg 1240w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Azınlık vakıfları bir bütündür ve bütün vakıflar o toplumların tamamına aittir, istisna yapılamaz.  Zaten 5737 No’lu Vakıflar Yasasında da belirtildiği gibi vakıf yöneticilerinin seçim ve usul esasları TEK bir yönetmelikle belirlenir. İdare bu kurumları istediği gibi ayıramaz, yasal olarak da istisna getiremez. İdarenin azınlık kurumlarını kafasına göre bölme/ayırma gibi bir tasarrufu olamaz.<br />
Yeni yönetmelik özellikle İstanbul’daki vakıflar için yeni bir güçlük daha getirmiştir; vakıf seçimleri için milletvekili seçimlerini esas alan “bölgesel seçim sistemi” getirilmiştir ve seçmenler ve seçilecekler için de seçim tarihi itibarıyla en az altı aydan beri seçim çevresinde ikamet etme şartı aranmaktadır. Nüfusları zaten az olan azınlık toplumları için o seçim bölgesinde en az altı ay yaşamış olma şartı en azından düşüncesizlik veya kötü niyetliliktir. Yönetmeliğe göre İstanbul ili dışındaki cemaat vakıfları, gerekçelerini hazırlayarak seçim çevresi değişikliği talebinde bulunabilirler. Ancak bu değişiklik ve talepler de bütün diğer koşullarda olduğu gibi yine Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından incelenerek karara bağlanacaktır.<br />
Bütün bu çerçeve içinde ve yönetmelikte yer alan diğer kısıtlayıcı hükümler göz önüne alındığında, bu yönetmelik iptal edilmeli ve azınlık toplumlarıyla istişare edilerek yeniden ve çağdaş ihtiyaçları göz önüne alınarak demokratik seçimleri mümkün kılan yeni bir yönetmelik hazırlanmalıdır.<br />
Türkiye Avrupa Konseyi’nin Ulusal Azınlıkların Korunmasına dair Çerçeve Sözleşmesini bir an önce imzalamalıdır.<br />
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği- Hak İnisiyatifi Derneği – İnsan Hakları Derneği –İnsan Hakları Gündemi Derneği – Yurttaşlık Derneği<br />
[1] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/06/20220618-9.htm</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>BASIN KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİNE İLİŞKİN GÖRÜŞÜMÜZ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/basin-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifine-iliskin-gorusumuz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 15:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7278</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7279" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/3c2718d4-5970-4a66-99e1-50e8e904e308-220x300.jpg" alt="" width="220" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/3c2718d4-5970-4a66-99e1-50e8e904e308-220x300.jpg 220w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/3c2718d4-5970-4a66-99e1-50e8e904e308.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 220px) 100vw, 220px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7280" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/4ecc5c27-3541-4e50-9daa-ad652dd04f65-228x300.jpg" alt="" width="228" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/4ecc5c27-3541-4e50-9daa-ad652dd04f65-228x300.jpg 228w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/4ecc5c27-3541-4e50-9daa-ad652dd04f65.jpg 716w" sizes="auto, (max-width: 228px) 100vw, 228px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7281" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/1976ea7b-fca8-470d-be23-b5c6b1b5b454-214x300.jpg" alt="" width="214" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/1976ea7b-fca8-470d-be23-b5c6b1b5b454-214x300.jpg 214w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/1976ea7b-fca8-470d-be23-b5c6b1b5b454.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 214px) 100vw, 214px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7282" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/3ca0cab7-8818-42f0-a722-a6416b17cab3-220x300.jpg" alt="" width="220" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/3ca0cab7-8818-42f0-a722-a6416b17cab3-220x300.jpg 220w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/3ca0cab7-8818-42f0-a722-a6416b17cab3.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 220px) 100vw, 220px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7283" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/5966984e-d23f-4d97-ab59-2710472d1123-208x300.jpg" alt="" width="208" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/5966984e-d23f-4d97-ab59-2710472d1123-208x300.jpg 208w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/5966984e-d23f-4d97-ab59-2710472d1123-709x1024.jpg 709w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/5966984e-d23f-4d97-ab59-2710472d1123.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 208px) 100vw, 208px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7284" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/2dabbacf-8e1e-4ff2-933c-51072b60efc6-235x300.jpg" alt="" width="235" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/2dabbacf-8e1e-4ff2-933c-51072b60efc6-235x300.jpg 235w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/07/2dabbacf-8e1e-4ff2-933c-51072b60efc6.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 235px) 100vw, 235px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Her Şeye Karşın İşkencesiz Bir Türkiye ve Dünya Mümkündür…</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/her-seye-karsin-iskencesiz-bir-turkiye-ve-dunya-mumkundur.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 11:27:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7273</guid>

					<description><![CDATA[26 Haziran 2022 Bugün 26 Haziran. “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” Ülkemizde ve dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün. Birleşmiş Milletler (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. BM 1997 yılında bu günü  “İşkence Görenlerle Dayanışma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>26 Haziran 2022<br />
Bugün 26 Haziran. “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” Ülkemizde ve dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün.<br />
Birleşmiş Milletler (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. BM 1997 yılında bu günü  “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” olarak ilan etmiştir.<br />
Türkiye’nin de altına imza attığı bu Sözleşme, insanın sahip olduğu onur ve değeri korumak için işkenceyi mutlak olarak yasaklar. İnsanlık ailesinin ortak kazanımı olan ve modern insan hakları hukukunun en temel kurallarından birini oluşturan bu yasak, normlar hiyerarşisi açısından üstün kural, başka bir deyişle buyruk kural niteliğindedir. Dolayısıyla hiçbir koşulda istisnası olmaz. Sözleşmenin 2. maddesinin 2. paragrafında bu durum şöyle ifade edilir: “Hiçbir istisnai durum ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dâhili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez”.<br />
Bu açık ve net belirlemeye karşın işkence, hâlen dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından toplumlara karşı insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak kullanılmaktadır.<br />
Türkiye “İşkenceye Karşı Sözleşme”yi 1988 yılında kabul etmiş, Anayasa ve Ceza Kanunu’nda işkenceyi yasaklamıştır. Maalesef ülkemizde de işkence ve diğer kötü muamele sadece askeri darbeler döneminde değil tüm cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını korumuştur. Ancak, ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren mevcut siyasal iktidarın, her geçen gün daha da artan baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu, günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Ekte yer alan dosyada paylaşılan veriler mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu veriler “İşkenceye sıfır tolerans” sözünün tarihsel ve olgusal olarak koca bir yalandan ibaret olduğunu göstermektedir.<br />
Siyasal iktidarın giderek daha fazla otoriterleşmesi ile orantılı biçimde; devlet erkinin çeşitli kademelerinde yaygınlaşan yasa, kural ve norm denetiminden kaçınma, keyfilik, bilinçli ihmal gibi sebeplerle usul güvencelerinin ihlal edilmesi, gözaltı sürelerinin uzunluğu, izleme ve önleme mekanizmalarının işlevsiz kılınması ya da bağımsız izleme ve önlemenin hiç olmaması, en yetkili ağızlardan yapılan işkenceyi bizzat teşvik edici söylemler, köklü cezasızlık politikaları vb. sonucunda, resmi gözaltı merkezlerinde işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları tüm ağırlığı ve vehameti ile devam etmektedir.<br />
Kolluk güçlerinin barışçıl toplanma ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekânlar da, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları da önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta varmıştır. Kolluk güçlerinin, evrensel hukukta ve ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesine geçen kural dışı, denetlenmeyen, cezalandırılmayan, siyasal iktidar tarafından görmezden gelinen hatta teşvik edilen bu şiddeti sıradanlaşmış, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir.<br />
Keza yıl boyunca demokratik bir toplumun temelini oluşturan ve Anayasa tarafından da teminat altına alınmış olan toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini barışçıl biçimde kullanmak isteyen kadınlar ve LGBTİ+’lar, işçiler, yaşam savunucuları, siyasi partilerin üye ve yöneticileri, meslek örgütlerinin üye ve yöneticileri, insan hakları savunucuları bu zalimane kolluk şiddetine maruz kalmışlardır.<br />
Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan, insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma/kaybetme vakaların da OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden bir artış görülmesi son derece endişe vericidir. Kaçırılan Yusuf Bilge Tunç isimli kişiden 6 Ağustos 2019 tarihinden bu yana haber alınamamaktadır.<br />
Türkiye’de hapishaneler, her dönem işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının yoğun olarak yaşandığı mekanlar olmuştur. Özellikle de 2015 Temmuz’unda Türkiye’nin yeniden çatışma ortamına girmesiyle başlayan, daha sonra askeri darbe girişiminin bastırılması ve ardından OHAL ilan edilmesiyle devam ederek günümüze varan süreçte hapishanelerde tutuklu ve hükümlülere yönelik işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında olağanüstü düzeyde artışlar yaşanmaktadır. Diğer yandan var olan yapısal sorunlar, etkin ve bağımsız izleme mekanizmalarının bulunmaması yanı sıra Covid-19 salgını gerekçesiyle yapılan kısıtlamalar ve alınan tedbirler hep birlikte değerlendirildiğinde hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlalleri iyice görünmez hale gelmiştir.<br />
Açıklama ekindeki verilerle görünürlük kazandırmaya çalıştığımız endişe verici bu gerçeklik uluslararası önleme mekanizmalarının ve insan hakları kurumlarının raporlarına da yansımaktadır. Ne var ki, Anayasa başta olmak üzere hiçbir kural ve normla kendine sınırlandırmak istemeyen siyasal iktidar, uluslararası mekanizmaları, onların yaptığı eleştiri ve uyarıları da dikkate almamakta, işkenceyi önlemeye yönelik iyileştirmeleri yapmamaktadır. Aksine, mevzuatta işkence yasağının mutlak niteliğine aykırı düzenleme ve değişiklikler yaparak cezasızlığı “güvence” altına almaya çalışmakta, ihlalleri görünür kılmaya çalışan insan hakları savunucularına yönelik tehditlerle işkenceye karşı mücadeleyi engelleyebileceğini düşünmektedir.<br />
Hakikatin bu iç karartıcı niteliğine rağmen “işkence” insan eliyle gerçekleştiği için, insan eliyle de durdurulması mümkündür.<br />
İşkenceyi önleme/durdurma yükümlülüğü öncelikle devletlere aittir. Dolayısıyla insan hakları savunuculuğunun bir gereği olarak yıllardır sabır ve ısrarla dile getirdiğimiz aşağıdaki asgari talepleri siyasal iktidara bir kez daha hatırlatıyor ve ivedilikle gerçekleştirilmesini istiyoruz:<br />
•     İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.<br />
•     Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.<br />
•     Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.<br />
•     Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.<br />
•     Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı OPCAT ve Paris İlkelerine uygun tümüyle bağımsız bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.<br />
•     Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.<br />
•     İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.<br />
•     İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.<br />
Ancak şunu da hatırlatmak isteriz ki, insanlık onuruna sahip çıkmak ve işkenceyi önlemek aynı zamanda tüm toplumun da sorumluluğudur. İnsan ve yurttaş olmak için, bizi toplum yapan müşterek bağı korumak için işkencenin yol açtığı acıları görmek ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.<br />
Var oluş nedenleri işkencesiz bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan İHD ve TİHV olarak, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm örtbas etme, korkutma, susturma çabalarına karşın, başlarına geleni kader olarak kabul etmeyip, yüksek sesle haykırabilmeleri için işkence görenlerin her koşulda yanında olmaya; maruz kaldıkları işkenceyi belgeleyip raporlamaya; fiziksel ve ruhsal onarım süreçlerine destek vermeye; adalete erişimlerine yardımcı olmaya; yaşadıkları acıların bir daha asla tekrarlanmaması için cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.<br />
Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz…<br />
İnsanlık onuru işkenceyi mutlaka yenecek…<br />
İşkencesiz bir Türkiye ve dünya mümkün!</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği<br />
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
