<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Raporlar &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/faaliyetler/raporlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Nov 2023 16:11:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Depremin Altıncı Ayı Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/depremin-altinci-ayi-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Aug 2023 19:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7490</guid>

					<description><![CDATA[6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen şiddetli depremlerde 50 binin üzerinde insan yaşamını yitirmiş, on binlercesi ise yaralanmıştır. On il, onlarca ilçe ve binlerce yerleşim yerinde ciddi yıkımlar meydana gelmiş, 15 milyona yakın insan depremlerden doğrudan etkilenmiştir. Deprem sonrasında kamu kurumları ve STK’lar (ulusal/uluslararası) deprem bölgesinde yoğun faaliyetlerde bulunmuşlardır (gecikmeler ve bir takım &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 4">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen şiddetli depremlerde 50 binin üzerinde insan yaşamını yitirmiş, on binlercesi ise yaralanmıştır. On il, onlarca ilçe ve binlerce yerleşim yerinde ciddi yıkımlar meydana gelmiş, 15 milyona yakın insan depremlerden doğrudan etkilenmiştir. Deprem sonrasında kamu kurumları ve STK’lar (ulusal/uluslararası) deprem bölgesinde yoğun faaliyetlerde bulunmuşlardır (gecikmeler ve bir takım koordinasyon sorunlarına rağmen). Sonraki süreçte cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin ülke gündemine girmesi, deprem bölgesi ve burada yaşanan sorunların medyada yeterince yer almaması, STK’ların çoğunluğunun alandan çekilmesi nedenlerinden dolayı, depremin ciddi yıkıma neden olduğu kentlerde bir raporlama çalışmasının yapılarak kamuoyu ile paylaşılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Depremin altıncı ayında kentlerdeki mevcut durumun ne olduğu, depremzedelerin sorunlarının tespiti için belli kent merkezlerine (Malatya, Kahramanmaraş, Elbistan, Pazarcık, Adıyaman, Gölbaşı ve Çelikhan) gidilmiş, bu kentlerde çeşitli gözlem, inceleme ve tespitlerde bulunulmuş, görüşmeler yapılmıştır.</p>
<p>Elde edilen veriler sonucunda, depremin altıncı ayında ilgili kentlerde mevcut durumun ve sorunların benzer olduğu saptanmıştır. En büyük sorun olan barınma sorunu genellikle konteyner kentler ile çözülmeye çalışılıyor olsa da, yeni konutların yapımının yavaş ilerlediği ve bir an önce yeteri kadar konut yapılması gerektiği saptanmıştır. Konteyner kentlerde su, elektrik ve bazı temel ihtiyaç maddelerinin ücretsiz verildiği, fakat ulaşım, su, klima eksikliği (bir kısmında), kışa hazır olmama gibi sorunlarının olduğu izlenmiştir. Bunun yanında bazı kentlerde sağlığa erişim konusunda ciddi sorunların olduğu da görülmüştür. Ayrıca sadece depremzedelerin değil, alanda hizmet sunan personelin de çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır.</p>
<p>Deprem bölgesindeki kentlerde enkazların kaldırılmış olduğu, ağır hasarlı binaların yıkımın oldukça yavaş ilerlediği, yıkım esnasında su kullanılmaması ve demirin yıkım alanında enkazdan ayrıştırılmasının ciddi sağlık sorunlarına ve kirliliğe sebebiyet verdiği, bu konuda yeteri denetimlerin yapılmadığı görülmüştür. İnceleme yapılan kentlerin adeta birer şantiye sahası oldukları izlenmiştir. Evi onarılabilecek durumda olan depremzedelerin ciddi maliyetlerle karşılaştıkları, ev kiralarının yüksek olduğu, ayrıca oturulabilecek olan evlere yavaş yavaş yerleşildiği saptanmıştır.</p>
</div>
</div>
</div>
<div class="page" title="Page 5">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>İnceleme yapılan deprem bölgesinde derin bir belirsizlikle beraber, toplumda korku, kaygı ve endişelerin yoğun olduğu saptanmıştır. Depremin üzerinden altı ay geçmiş olmasına rağmen yaşam şartlarında ciddi bir değişimin olmaması, konteyner kentlerde ne kadar kalınacağının bilinememesi, yeni konutların ne zaman teslim edileceğinin belli olmaması ve en önemlisi ise depremzedelerin gelecekte kendilerini neyin beklediğini öngörememelerinin, toplumda derin bir belirsizlik yarattığı görülmüştür.</p>
<p>Diğer yandan kentin 20-30 yıl içinde normale dönemeyeceği öngörüsü, esnafın ekonomik kayıpları, kamu hizmetlerindeki aksamalar, sürekli bir deprem tedirginliği, deprem sonrası devam eden travmatik sorunlar ve buna bağlı oraya çıkan semptomlar, kentin hiç bir şekilde güven vermemesi, can kayıpları nedeniyle ölümün sıradanlaşması hissi ve devam eden yas süreci, terk edilmişlik, sahipsizlik ve yalnız bırakılmış duygusu gibi hususların, toplumda var olan korku, kaygı ve endişelerin temel nedenleri olarak saptanmıştır.</p>
<p>Deprem bölgesinde çözüm bekleyen sorunlar uzun vadeli olup, gerek kamu kurumları gerekse de ilgili STK’ların gerekli hassasiyeti göstermesi gerekmektedir. Bu raporda saptanan sorunlar ve sorunlara dair çözüm önerilerinin, deprem bölgesinde hizmet sunan ilgili kamu kurumları ve STK’lar için önemli katkılar sunacağını arzu etmekteyiz.</p>
<p style="text-align: right;">Fatma BOSTAN ÜNSAL</p>
<p style="text-align: right;">Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı</p>
</div>
<p style="text-align: left;"><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/08/Hak-Inisiyatifi-Dernegi-Depremin-Altinci-Ayi-Raporu.pdf"><span style="color: #0000ff;">Rapora erişmek için lütfen buraya tıklayınız.</span></a></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/08/WhatsApp-Image-2023-08-29-at-21.39.37.jpeg" length="94406" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/08/WhatsApp-Image-2023-08-29-at-21.39.37.jpeg" width="1024" height="577" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi: Malatya Gözlem, İnceleme ve Tespit Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/6-subat-2023-kahramanmaras-depremi-malatya-gozlem-inceleme-ve-tespit-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Mar 2023 10:44:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7461</guid>

					<description><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydan gelen deprem(ler)den en çok etkilenen illerden biri olan Malatya iline dönük inceleme. gözlem ve tespit raporunu yayımladı. Raporun sonuç ve öneriler kısmı şu şekildedir: Depremin hemen ardından kentte büyük bir kaos yaşanmıştır. Kentten çıkabilecek imkânı olanlar kenti terk etmeye başlamış, kalanlar ise ya dışarıda kalmış &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi Derneği 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydan gelen deprem(ler)den en çok etkilenen illerden biri olan Malatya iline dönük inceleme. gözlem ve tespit raporunu yayımladı.</p>
<p>Raporun sonuç ve öneriler kısmı şu şekildedir:</p>
<p>Depremin hemen ardından kentte büyük bir kaos yaşanmıştır. Kentten çıkabilecek imkânı olanlar kenti terk etmeye başlamış, kalanlar ise ya dışarıda kalmış ya da araba, cami vb yerlere sığınmışlardır. Depremin ilk anından itibaren kamu kurumları yeteri kadar seferber olamamış, öncesinde bu tarz bir felakete dönük önlemler alınmamıştır.</p>
<p>-Depremin hemen ardından yakınları enkaz altında kalanlar, kendi çabaları ile yakınlarını kurtarmaya çalışmışlardır. Kentte özellikle ilk iki gün profesyonel arama-kurtarma faaliyetleri yapılmamış, ilgili kamu kurumları oldukça geç kalmışlardır. Enkaz altında kalanların kurtarılmasına yönelik hayati önem taşıyan ilk 48 saatte ilgili kamu kurumlarının neden seferber olmadıklarına dönük etkin soruşturmalar yürütülmelidir. Ayrıca bu tarz büyük felaketlerde ivedi bir şekilde harekete geçmesi gereken kurumlar yeniden yapılandırılmalıdır.</p>
<p>-İlk başta hukuki delillerin toplanmadan enkazların kaldırıldığı, daha sonra ise bunun bir sisteme oturtulduğu tespit edilmiştir. Fakat enkazlardan alınan hukuki delillerin niteliğine dönük soru işaretleri bulunmaktadır. Enkazların toplanmasına dönük hassas bir süreç yürütülmeli, ihlali olan kişiler hakkında etkin soruşturmalar yapılmalıdır. Diğer yandan enkazların kaldırılması noktasında yapılan ihalelerin şeffaf olmadıklarına dair yaygın bir kanaat elde edinilmiştir. Bu kapsamda yapılan ihaleler ilgili yasa ve yönetmelikler çerçevesinde şeffaf olarak yapılmalı, bu konudaki yolsuzluk iddiaları hakkında soruşturmalar açılmalıdır.</p>
<p>-Deprem sonrası ilk birkaç gün çadırların dağıtılması ve erişimde bir takım sorunlar olsa da, bunların büyük bir kısmı süreç içerisinde çözülmeye çalışılmıştır. Kentte çadıra erişimde ciddi bir sorunun olmadığı gözlenmiştir. Deprem sonrası kentte kalan kişiler ya kamp tipi yerlerde (çadırkent/konteynerkent) veya kendi evlerinin önünde kurdukları çadırlarda barınmaktadırlar. Artçı depremlerin devam etmesi nedeniyle sağlam kalan konutlara bile kimse kolay kolay girememektedir. Sıcak ayların yakın olması nedeniyle çadırlar uzun süre yaşanabilecek düzeyde değildir. Toplu konutlar yapılana kadar konteyner kentler inşa edilmeli, depremzedelere insani barınma koşulları sağlanmalıdır.</p>
<p>-Depremin hemen sonrasında kente gelen yardımların dağıtılmasında ciddi sorunlar yaşanmıştır. Bazı yerlere gereğinde fazla, bazı yerlere ise yeteri kadar yardım ulaşmamıştır. Yardımların dağıtılmasında en ciddi sorun koordinasyonsuzluk olmuştur. Gerek kamu kurumları gerekse de STK’lar/gönüllüler tarafından dağıtılan yardımlar merkezi bir koordinasyon dahilinde ihtiyaç sahiplerine dağıtılmamıştır. Olası bir felakette bu tarz sorunların bir daha yaşanmaması için, ilgili kamu kurumlarının etkin politikalar üretmeleri, önlem almaları gerekmektedir.</p>
<p>-Depremin ardındaki ilk 1-2 gün temel ihtiyaçlara erişimde bazı sorunlar yaşansa da, bu sorunların genellikle üstesinden gelinmiştir. Fakat daha özel ihtiyaçlara (mama, çocuk bezi, ped vb) erişimde sorunlar yaşanmıştır.</p>
<p>-Kentte banyo-WC ve temiz suya erişimde depremin ilk gününde beri ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Sıcaklıkların başlaması ile söz konusu temel ihtiyaçların daha da aciliyet kesbettiği ortadadır. Kent genelinde ulaşılabilir banyo-WC ve temiz suyun bir an önce sağlanması gerekmektedir. İlgili kamu kurumlarının bu konuda derhal inisiyatif almaları zaruriyetini korumaktadır.</p>
<p>-Kentte temel beslenme ürünlerine erişimde bir sorunun olmadığı (depremden sonra ilk birkaç gün olsa da) saptanmıştır. Kamu kurumlarının sıcak yemek dağıtması, kent genelinde bakkal, market ve manavların (daha çok seyyar) bir kısmının açık olması nedeniyle yeme-içme vb ihtiyaçlara erişim nispeten kolaylaşmıştır.</p>
<p>-Deprem hemen sonrasında sağlık hizmetleri ve ilaca erişimde ciddi engellerle karşılaşılmış olsa da, bu sorun süreç içerisinde nispeten çözülmüştür. Kentteki bazı sağlık kuruluşları ve eczaneler hizmet vermektedir. Deprem travmasının üstesinden gelinmesi noktasında en önemli hizmetlerden biri olan psiko-sosyal hizmetlerin sunumunda ciddi eksikliklerin olduğu saptanmıştır. Bu alanda çalışan yeterli düzeyde deneyimli personelin olmadığı, sunulan hizmetlerin nitelik ve sürdürülebilirlikten uzak olduğu, bir takım bürokratik engeller ile karşılaşıldığı anlaşılmıştır. Psiko-sosyal desteğin sunulması hususunda ilgili kamu kurumlarının deneyimli profesyonellerden oluşan ekiplerle, daha nitelikli ve şeffaf hizmet sunmaları gerekmektedir.</p>
<p>-Kentte eğitime erişim en büyük sorunlardan biri olarak saptanmıştır. Kent genelinde bütün okullar kapalı olup, öğrenciler eğitim hizmetlerinden yararlanamamaktadır. Özellikle yıl sonunda merkezi sınavlara girecek öğrencilere başka illerden görevlendirme ile eğitim desteği verildiği belirtilmiş olsa da, bunun yeterli olamayacağı düşünülmektedir. Kentte eğitim hizmetinin sağlanması hususunda görevli kurumların ivedi bir şekilde harekete geçmeleri gerekmektedir. Konteyner veya prefabrik yapılar da bile olsa bütün öğrenciler için eğitime erişim sağlanmalıdır.</p>
<p>-Kent genelinde güvenlikle ilgili ciddi bir sorunun olmadığı, yeteri kadar güvenlik personelinin olduğu izlenmiştir. Bir takım yağma ve hırsızlık gibi olaylar olsa da, bu tarz olayların münferit oldukları izlenmiştir. Meydana gelen yağma ve hırsızlık olaylarının daha çok Suriyelilerin üzerine atıldığı, Suriyelilere dönük bu konuda yaygın bir suçlamanın olduğu görülmüştür.</p>
<p>-Kent genelinde Suriyelilere (kısmen de olsa Romanlara) dönük ciddiye alınacak derecede ayrımcılığın, ötekileştirmenin ve dışlamanın olduğu saptanmıştır. İnsani ve vicdani davranan kişilerde bile Suriyelilere dönük bir ayrımcılığın baş gösterdiği saptanmıştır. Suriyeliler ihtiyaç fazlası yardım alma, yağma-hırsızlık olaylarına karışma, kamp yerlerinde taşkınlık/olay çıkarma gibi durumlarla sıklıkla suçlanmıştır. “Yerel toplumun” büyük bir kısmının kenti terk etmesi ve geride Suriyelilerin çoğunluk olarak kalmaları, “kentin yeni sahipleri” olarak görülmelerine ve daha fazla “göze batmalarına” neden olmuştur. Özellikle Suriyelilerin, kentin sosyolojik yapısını değiştirebileceğine dönük endişelerin yoğunlukta olduğu gözlenmiştir. Suriyelilere dönük ayırımcı, dışlayıcı, ötekileştirici ve yer yer ırkçı söylem ve pratiklerin üstesinden gelinmesi noktasında hem devlete hem de STK’lara ciddi görevler düşmektedir. Özellikle deprem sonrası Suriyelilere dönük daha da artan suçlayıcı ve dışlayıcı söylemlere/pratiklere karşı “bütünleştirici/kabul edici” politikalar yürütülmelidir. Bu konuda kamu-STK işbirliği yapmalıdır.</p>
<p>-Kentte insan hakları ihlali kapsamında herhangi bir olaya (güvenlik güçleri tarafından uygulanan işkence, kötü muamele, dayak vb) denk gelinmemiştir. Kentte adalete erişimin deprem sonrası daha da zorlaştığı aktarılmıştır. Depremin hukuki boyutuna yönelik olarak ise, müteahhit ve sorumlu kamu çalışanlarına yönelik (daha çok belediye başkanları ve çalışanları) suç duyurularının yapıldığı saptanmıştır. Bu kapsamda insanların yaşamını tehlikeye atarak elverişsiz konutlar inşa eden ve bu konutlara imar/ruhsat izni veren tüm sorumlular hakkında etkin soruşturmalar yürütülmeli, bu kişilerin adalet önünde hak ettikleri cezaları almaları sağlanmalıdır.</p>
<p>-Deprem öncesi 650 binin üzerinde kişinin yaşadığı kent merkezinde 50-100 bin kişinin kaldığı, geri kalanların kenti terk ettikleri sıklıkla aktarılmıştır. İş yeri sağlam kalan ve kayısı ile uğraşan (ki bu kişilerin büyük bir kısmı yakın köylerde kalıp, gündüzleri kente gelmektedirler) oldukça küçük bir grup dışında geri dönüşün olmadığı saptanmıştır. Kentte barınma ve istihdam gibi sorunlar hali hazırda ciddi bir şekilde devam edip, söz konusu sorunlar devam ettiği sürece kitlesel bir geri dönüşün sağlanması mümkün görünmemektedir. Bu konuda öncelikle yeni konutlar yapılmalı, kentte ticareti/istihdamı canlandıracak politikalara öncelik verilmelidir.</p>
<p>-Meydana gelen büyük depremler sonucu kentin büyük bir yıkıma uğradığı, kentte adeta savaş sonrası bir manzaranın hakim olduğu görülmüştür. Kentin tekrar eski haline kavuşması ve geri dönüşlerin sağlanması kolay olmayacaktır. Kentin yeniden imarı için alanında uzman, kolektif hareket edebilen, işin ehli konumundaki kişilerin yer aldığı bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.</p>
<p>-Savaş, deprem gibi büyük afetlerde toplumun en kırılgan grupları yoksullar ve göçmenlerdir. Depremin etkili olduğu illerdeki yoksul ve göçmenler daha da dezavantajlı duruma gelmiş, kırılganlıkları artmıştır. Toplumun bu kesimindeki %10’luk kısmına 3 yıl süreyle temel gelir desteği sağlanmalıdır. Aksi halde bu gruplar söz konusu büyük felaketin üstesinde gelemeyeceklerdir.</p>
<p>Malatya Deprem Raporumuza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:</p>
<p><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/03/Hak-İnisiyatifi-Malatya-Deprem-Raporu.pdf">6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi: Malatya Gözlem, İnceleme ve Tespit Raporu</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/03/20230311_164516-scaled.jpg" length="120750" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/03/20230311_164516-scaled.jpg" width="1152" height="2048" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Konya Meram&#8217;da Kürt Bir Aileden Yedi Kişinin Katledilmesine İlişkin İnceleme ve Araştırma Raporu (English Version Added)</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/konya-meramda-kurt-bir-aileden-yedi-kisinin-katledilmesine-iliskin-inceleme-ve-arastirma-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 May 2022 08:09:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6913</guid>

					<description><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği, Konya&#8217;nın Meral ilçesinde Dedeoğulları ailesine mensup 7 kişinin katledilmesine ilişkin bir inceleme ve araştırma raporu yayınladı. Raporun tam metninin Türkçe ve İngilizce versiyonunun linkleri Raporun özeti şu şekildedir: Yakın dönemde Konya’nın Meram ilçesinde meydana gelen Dal ailesine yönelik saldırı ve Dedeoğulları ailesinden yedi kişinin katledilmesi ile neticelenen olaylar hakkında kamuoyunda ‘’ırkçı saldırı‘’ &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi Derneği, Konya&#8217;nın Meral ilçesinde Dedeoğulları ailesine mensup 7 kişinin katledilmesine ilişkin bir inceleme ve araştırma raporu yayınladı. Raporun tam metninin Türkçe ve İngilizce versiyonunun linkleri</p>
<p>Raporun özeti şu şekildedir:</p>
<p>Yakın dönemde Konya’nın Meram ilçesinde meydana gelen Dal ailesine yönelik saldırı ve Dedeoğulları ailesinden yedi kişinin katledilmesi ile neticelenen olaylar hakkında kamuoyunda ‘’ırkçı saldırı‘’ iddiaları gündeme gelmişti. Bu hadiseler ile ilgili olarak “ırkçı saldırı” ve “husumete dayanan sebepler” şeklinde iki ayrı iddia süreç içerisinde dile getirilmiştir.</p>
<p>Olaylar hakkında inceleme yapmak üzere Hak İnisiyatifi Derneğini temsilen oluşturulan bir heyet 8 ve 9 Ağustos 2021 tarihlerinde olay yerine intikal etmiştir. 12 Mayıs 2021 ve 30 Temmuz 2021 tarihlerinde DEDEOĞULLARI ailesine yönelik gerçekleştirilen saldırılara ve katliama ilişkin tespit ve incelemeler yapmak üzere çeşitli görüşmeler gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Rapor çalışması için çeşitli kurum ve kuruluşlardan görüşme talep edilmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde henüz soruşturma aşaması devam ediyor olmasına rağmen kamu kurumlarındaki genel kanaat, saldırıların ve katliamın ırkçı saiklerle işlenmediği yönündeyken; yerel halk ve esnafla yapılan görüşmelerde ise genellikle çekimser bir tavır takınıldığı, katliama yönelik herhangi bir bilgi ve duyumlarının olmadığı yönünde beyanda bulunulduğu gözlemlenmiştir.</p>
<p>Dedeoğulları ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut ile yapılan görüşmede linç olayının yargıya taşınmasından katliamın gerçekleşmesine kadar işleyen hukuki süreçler hakkında bilgi alınmıştır. Alınan bilgiler doğrultusunda öncelikle kolluk kuvvetlerinin ihmal içeren tutumları olduğu, saldırıya katılanların tespiti ve cezalandırılması yönünde etkin soruşturmanın yürütülmediği, çeşitli kurumların saldırılar için önleyici tedbirler almadığı, yargı sürecinin öncelikle cezasızlık politikası temelinde işlediği yönünde ciddi bulguların olduğu saptanmıştır.</p>
<p>Katliam sonrası henüz soruşturma başlamadığı halde gerek adli, gerek idari, gerekse de siyasi yetkililer tarafından, olayın ırkçı saiklerle gerçekleşmediği ve iki aile arasında gerçekleşen husumetten kaynaklandığı belirtilmiş, maktullerin akrabalarının ise “olayı başka yönlere çekmemeleri” yönünde uyarıldığı tespit edilmiştir. Katliamı gerçekleştiren ve katledilen ailelerin komşularının tavırlarının da genel kabul görülen davranışların tezahürü niteliğinde olduğu ve Dedeoğulları ailesinin Kürt olduklarının sürekli bir şekilde vurgulandığı görülmüştür. Komşular tarafından hem ilk linç olayından sonra Dedeoğulları ailesine geçmiş olsun ziyaretine hem de katliamdan sonra taziye ziyaretine gidilmemiş olması dikkatimizi çeken bir unsur olmuştur.</p>
<p>Öte taraftan, Dedeoğulları ailesine 12 Mayıs&#8217;taki ilk saldırı ulusal basına yansımış ve kamuoyunda tepki çekmiş olmasına rağmen; 21 Temmuz’da aynı ilçede yine Kürt olması nedeniyle saldırıya uğrayıp öldürüldüğü iddia edilen Hakim DAL cinayeti de ulusal kamuoyunda tepki çekmiştir. Bu süreçte DEDEOĞULLARI ailesinin hem adli ve idari makamlara hem de İçişleri Bakanı ve CİMER’e çeşitli yollarla korunmalarını talep etmek üzere müracaatları olmuştur. Fakat buna rağmen ne yereldeki adli ve idari otoriteler, ne de merkezi otoritelerin herhangi bir önlem alma çabalarına rastlanmamıştır.</p>
<p>Rapor sonrasında ise yukarıda belirtmiş olduğumuz tespitlerin yanında, Dedeoğulları ailesinin akrabalarının anlatımlarından süreç içerisinde kendilerine dönük soruşturmaların açılması yönünde kaygıları olduğu, Dedeoğulları ailesinin akrabaları ve bazı komşularının beyan verirken isimlerinin deşifre edilmesinden kaçındıkları gözlemlenmiştir.</p>
<p>Bütün bunların yanında Kamu yetkililerinin ve siyasi parti yetkililerinin benzer olaylar sonrasında, Türkiye’de ırkçılığın olmadığı, nefret suçuna rastlanmayacağı gibi peşin hüküm içeren söylemler kullandığı tekrar görülmüştür. Bu söylemler, yaşanan mağduriyetlerin üzerini örtmekte, soruşturmaların derinleştirilmesini engellemektedir. Henüz etkin bir soruşturma ve hazırlanmış iddianame dahi yokken, suçların hangi kategoride ele alınacağını belirleyen söylemler mağdurların aleyhine bir soruşturma sürecinin işlemesine neden olmaktadır. Bu sebeple, ırkçılık ve nefret suçları ile mücadelenin hem sivil hem siyasi hem de yargı düzleminde yürütülmesi gerekmektedir. Rapor süresince edinilen en önemli bulgu ise; ırkçılık ve nefret söylemlerinin belki bir tarlada veya bir pazarda basit bir günlük tartışmada başladığı, özellikle siyasi veya etnik kimlikleri vurgulayan söylemlerin kullanımıyla arttığı ve netice itibariyle bugün yaşanan bu hadiseye sebep verebildiği  bulgusudur. Irkçılık; hangi anlamda, hangi düzlemde ve hangi söylemde olursa olsun mücadele edilmesi gereken bir suçtur. Bu nedenle gerçekleri inkar etmek yerine bütün bunlarla yüzleşmek gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/08/Hak-İnisiyatifi-Konya-Meramda-Kürt-Bir-Aileden-Yedi-Kişinin-Katledilmesine-İlişkin-İnceleme-ve-Araştırma-Raporu-v2.pdf">Raporun tam metnine ulaşmak için tıklayınız</a>.</p>
<p><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/08/Investigation-and-Research-Report-on-the-Murder-of-Seven-Members-of-a-Kurdish-Family-in-Meram.pdf">To access the English version of the report, please click here.</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/08/olay-yeri-5.jpeg" length="88717" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/08/olay-yeri-5.jpeg" width="1600" height="737" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Afgan Göçmenlere İlişkin Bitlis İli Tatvan İlçesi Gözlem Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/afgan-gocmenlere-iliskin-bitlis-ili-tatvan-ilcesi-gozlem-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2020 18:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6662</guid>

					<description><![CDATA[27 Haziran 2020 tarihinde Van Gölü’nde göçmenleri taşıyan bir teknenin battığı ve teknedeki 60’a yakın göçmenden kurtulan olmadığı bilgisi açık kaynaklara düştü. Bu kaza Van Gölü’nde göçmenleri taşıyan bir teknenin yaptığı ilk kaza değildi. 26 Aralık 2019’da da bir tekne batmış ve 7 göçmenin cansız bedenine ulaşılmış, 64 göçmen ise hastanede tedavi edilmek üzere kurtarılmıştı. Aktarılan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Haziran 2020 tarihinde Van G<span lang="SV">ö</span>lü’nde göçmenleri taşıyan bir teknenin battığı ve teknedeki 60<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>a yakın göçmenden kurtulan olmadığı bilgisi açık kaynaklara düştü. Bu kaza Van G<span lang="SV">ö</span>lü’nde göçmenleri taşıyan bir teknenin yaptığı ilk kaza değildi. 26 Aralık 2019<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>da da bir tekne batmış <span lang="EN-US">ve 7 g</span>öçmenin cansız bedenine ulaşılmış, 64 göçmen ise hastanede tedavi edilmek üzere kurtarılmıştı.</p>
<p>Aktarılan kaza haberleri Van G<span lang="SV">ö</span>lü çevresinde göçmen akışının yoğunlaştığını g<span lang="SV">ö</span>stermektedir. Bu nedenle göçmenlerin uğrak noktalarından birine d<span lang="SV">ö</span>nüşmüş olan, Van G<span lang="SV">ö</span>lü kıyısındaki <span lang="SV">ö</span>nemli merkezlerden Bitlis<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>in Tatvan ilçesinde g<span lang="SV">ö</span>zlemlerde bulunarak göçmenlerin yaşadığı sorunlar hakkında bir rapor hazırlanması gerektiğ<span lang="IT">i d</span>üşünülmüştür.</p>
<p>Türkiye, çeşitli nedenlerle Afganistan<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>dan kaçarak sığınma talep eden kişileri “şartlı mülteci” kapsamında değerlendirerek, bu kişilere yalnızca kı<span lang="IT">sa d</span><span lang="SV">ö</span>nemli olarak Türkiye<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>de kalma izni vermekte, Avrupa<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>dan ve Suriye<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>den gelen göçmenlere nazaran daha ağı<span lang="DA">r k</span>ısıtlamalar uygulamaktadır.</p>
<p>Gözlemler yaptığımız Tatvan<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>da karşılaşılan göçmenlerin ekserisini Afgan mülteciler oluşturmakla birlikte Afganistan-Pakistan-İran güzergahında yer alan ülkelerin uyruğunda bulunan bireyler de göç<span lang="DE">men n</span>ü<span lang="FR">fusu i</span>çerisinde yerini almaktadır. Rapor oluşturulurken göçmenler ve onlarla dayanışma g<span lang="SV">ö</span>steren STK temsilcileri ile g<span lang="SV">ö</span>rüşülmüş, göçmenlerin yaşadıkları alanlarda g<span lang="SV">ö</span>zlemlerde bulunulmuştur.</p>
<p>İnsan kaçakçılarının polis kontrol noktalarını aşmak amacıyla göçmenleri Van G<span lang="SV">ö</span>lü üzerinden tekneyle taşımak istedikleri düşünülmektedir. Tatvan<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>a ulaşan ve otogar mevkiinde kümeleş<span lang="NL">en g</span>öçmen gruplar, Batı illerine ulaşmak için beklemektedir. Çeşitli sivil toplum <span lang="SV">ö</span>rgütlerinin değişik zamanlarda insani yardım amacıyla göçmenlere yardım ettikleri, zaman zaman belediyenin de sıcak yemek ve konaklama konusunda yardımcı olduğu ancak bu yardımların sürdürülebilir olmadığı<span lang="EN-US">, Covid-19 vir</span>üsünün oluşturduğu olağanüstü durum neticesinde göçmenlerin gündemden düştüğü değerlendirilmiştir. Göçmenlerin insani ihtiyaçlara (duş, tuvalet, kişisel temizlik) erişimlerinin olmadığı, otogar çevresindeki beton alanlarda <span lang="SV">ö</span>zellikle kış aylarında zorluklar yaşadıkları ve aç kaldıkları g<span lang="SV">ö</span>zlemlenmiştir. Kişisel hijyen koşullarının olmaması, yeterli beslenmeme ve konaklama koşullarının bulunmamasının çeşitli hastalıklara davetiye çıkardığı, hasta olan kayı<span lang="FR">t d</span>ışı düzensiz göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişim sağlayamadığı ifadelerinden anlaşılmıştır.</p>
<h4>Raporun tamamı için <a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/07/Afgan-Göçmenler-Tatvan-Raporu.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</h4>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/07/AfganGoecmenlerHak.jpg" length="140598" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/07/AfganGoecmenlerHak.jpg" width="2048" height="1531" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye &#8211; Yunanistan Sınırı Göçmen Krizi Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/turkiye-yunanistan-siniri-gocmen-krizi-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2020 14:13:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[geri gönderme]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[kriz]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6605</guid>

					<description><![CDATA[28 Şubat 2020 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Türkiye’den Avrupa’ya geçmek isteyen göçmenlerin engellenmeyeceğini açıklamıştır. Bu açıklama üzerine sınır kapılarından özgürce geçebileceğini düşünen on binlerce göçmen Yunanistan sınırına yığılmıştır. Ancak göçmenlerin resmi açıklamalar sonucunda ulaştıkları kanaatlerinin aksine sınır kapıları resmi olarak karşılıklı bir şekilde açılmamıştı. Türkiye resmi otoritelerinin teşviği ile sınırı geçmeye teşebbüs eden göçmenlerin tüm &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="page" title="Page 6">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>28 Şubat 2020 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Türkiye’den Avrupa’ya geçmek isteyen göçmenlerin engellenmeyeceğini açıklamıştır. Bu açıklama üzerine sınır kapılarından özgürce geçebileceğini düşünen on binlerce göçmen Yunanistan sınırına yığılmıştır. Ancak göçmenlerin resmi açıklamalar sonucunda ulaştıkları kanaatlerinin aksine sınır kapıları resmi olarak karşılıklı bir şekilde açılmamıştı. Türkiye resmi otoritelerinin teşviği ile sınırı geçmeye teşebbüs eden göçmenlerin tüm bu süreçte yaşadıkları ve Yunanistan’ın göçmenleri şiddet kullanarak geri itmesi (pushback) pek çok insan hakkı ihlalinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.</p>
<p>Bu raporda Hak İnisiyatifi Derneği olarak Türkiye-Yunanistan arasındaki İpsala ve Pazarkule sınır kapıları arasındaki sınır hattına ilişkin gözlemlerimiz ile takip ettiğimiz diğer gönüllü grupların gözlemleri aktarılarak değerlendirilmiştir. Giriş bölümünde krize neden olan olayların gelişimi kısaca aktarılmaktadır. Gözlemler bölümünde Hak İnisiyatifi Derneği’nin dört gönüllüsünün ayrı bölgelerde yaptığı gözlemlere yer verilmiştir. Son olarak, krizin ilk iki haftasına dair tespit edilen hususlar özetlenmiş ve gözlemlenen hak ihlalleri değerlendirilip tavsiyelerde bulunulmuştur.</p>
<div class="page" title="Page 32">
<div class="section">
<div class="layoutArea">
<div class="column">
<p>Raporda sunulan bilgiler görüleceği gibi, Yunanistan’ın kendisine göçmek/kendisinden transit geçmek isteyen insanları ülkeye almak istememesi nedeniyle bu insanlara karşı şiddet ve orantısız güç uyguladığı yönünde tespitler yapılmıştır.</p>
<p>Bununla birlikte, göçmenlerin iradesini sakatlayarak ya da göçmenleri zorlayarak sınıra götürmek, bir şekilde sınırda yer alan göçmenlerin geri dönmesini engellemek ve çeşitli beyan ve politikalarla göçmenleri siyasi çekişmelerin aracı haline getirerek değersizleştirmek ve nesneleştirmek de kesinlikle kabul edilemeyecek bir durumdur.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak tüm sınırların yapay ve tüm insanların eşit olduklarını bir daha hatırlatma gereği hissediyoruz. İlerleyen süreçte de göçmenlere yönelik ihlallerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye &#8211; Yunanistan sınırında yaşanan göçmen krizi sırasında gerçekleşen insan hakları ihlallerini ve yaşanan insani krizi tespit etmeye çalıştığımız bu raporu kamuoyunun ilgisine sunuyoruz.</p>
<h4><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/03/edirneraporv3_2-min.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Raporu okumak için tıklayın</a></h4>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/03/sınır.jpeg" length="228707" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/03/sınır.jpeg" width="1600" height="1066" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Silivri Cezaevi mahkumlarına işkence iddiası</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/silivri-cezaevi-mahkumlarina-iskence-iddiasi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jan 2020 19:48:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6517</guid>

					<description><![CDATA[BASINA VE KAMUOYUNA Derneğimize 21.12.2019 tarihinde Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan İbrahim GÖRGÖZ, Özcan YILDIRIM, İskender ERALAN, Sezgin YILMAZ ve İbrahim YILDIRIM isimli tutuklu-hükümlülere kötü muamele ve işkence yapıldığı şikayeti ile başvuru yapılmıştır. 24.12.2019 tarihinde durumu yerinde incelemek için Silivri Cezaevine avukatımız intikal edecek iken tutukluların çeşitli cezaevlerine nakil edildiği bilgisi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BASINA VE KAMUOYUNA</p>
<p>Derneğimize 21.12.2019 tarihinde Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan <strong>İbrahim GÖRGÖZ, Özcan YILDIRIM, İskender ERALAN, Sezgin YILMAZ</strong> ve <strong>İbrahim YILDIRIM</strong> isimli tutuklu-hükümlülere kötü muamele ve işkence yapıldığı şikayeti ile başvuru yapılmıştır. 24.12.2019 tarihinde durumu yerinde incelemek için Silivri Cezaevine avukatımız intikal edecek iken tutukluların çeşitli cezaevlerine nakil edildiği bilgisi alınmıştır. Sezgin YILMAZ Eskişehir, Özcan YILDIRIM Bursa, İskender ERALAN Kocaeli-Kandıra cezaevlerine nakil edilmişlerdir. 25.12.2019 tarihinde derneğimiz avukatlarından <strong>Av. Şakir ÇALIŞKAN</strong>, Bursa H Tipi Kapalı Cezaevinde Özcan YILDIRIM ile görüşmüştür. 26.12.2019 tarihinde <strong>Av. Emir Seydi KAYA</strong>, Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde İbrahim GÖRGÖZ ile görüşmüştür. Derneğimizin avukatları olaylarla ilgili ekteki tutanakları düzenlemişlerdir.</p>
<p>Yapılan görüşmeler değerlendirildiğinde aşağıdaki hususların iddia edildiği tespit edilmiştir. Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi İdaresinin, tutuklu-hükümlüler ile görüşmek istemediği ve gelen taleplerini (kitap temini gibi) dikkate almadığı, dilekçelerin işleme sokulmadığı belirtilmiş, bu cezaevinde kötü muamele ve işkencenin yaygın olduğu iddia edilmiştir. Robokop kıyafetli-joplu infaz koruma memurları tarafından, kameraların kör noktalarında tutukluların darp ve işkenceye maruz kaldıkları söylenmiştir. Darp ve işkence olayları sonrasında mahkum ve tutukluların tedavi edilmediği, darp ve işkence izlerinin çıplak göz ile görülebildiği halde, Silivri Ceza İnfaz Kurumu Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık raporlarına geçirilmediği belirtilmiştir. Kötü muamelenin soğuk odada bekletme, hakaret etme, kasten koğuşun huzurunu bozan ve koğuşta kalanları tahrik eden bir mahkumun ısrarla aynı koğuşa gönderilmesi gibi, değişik yöntemlerle uygulandığı belirtilmiştir. Bu iddialar, kötü muamele ve işkencenin kurumsallaştığı ve yaygınlaştığı konusunda endişelerimizi güçlendirmektedir. Bu olayda, mahkum ve tutukluların meşru taleplerinin hukuk zemininde cevaplanması yerine, keyfi olarak her birinin farklı bir ceza evine nakledilerek cezalandırılması da yanlış bulunmuştur.</p>
<p>Bu iddiaların, kendi içlerinde ve birbirleriyle tutarlı ve yeterince ayrıntılı/ derinlikli olduğu kanaatine varılmış olup, bu haliyle durum bir hukuk devleti için vahimdir ve endişe vericidir.</p>
<p>Bu bağlamda Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun&#8217;un zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı muameleyi yasaklayan 2. Maddesinin; mahkumların yerleştirilmesinde eğilimlerin, işlenen suçların vs dikkate alınmasını öngören 23. maddesinin; muayene ve tedaviyi düzenleyen 71. Maddesinin ihlal edildiği; nakli düzenleyen 53. ve 55. maddelerinin keyfi uygulandığı ve İnfaz Hakimliği Kanunu&#8217;nun, şikayeti düzenleyen maddelerinde verilen kanuni hakların kullandırılmadığı ve bu şikayetlerden dolayı başvurulabilecek etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığı tespit edilmiştir.</p>
<p>Hukuk devletinde, kim olursa olsun, hiçbir tutuklu veya hükümlüye, infazı ikinci bir cezaya dönüştürerek, onur kırıcı, rencide edici, şiddet içeren muamelede bulunulamaz. Hak İnisiyatifi Derneği olarak, bu tür muameleleri kınıyor ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere yetkilileri, bu vahim iddialar hakkında etkin soruşturma yaparak, sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapmaya davet ediyoruz.</p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi Derneği</strong></p>
<hr />
<p><strong>Görüşme notları:</strong></p>
<h4><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/01/İbrahim-GÖRGÖZ-SİLİVRİ-4-NO.LU-CEZAEVİ-İŞKENCE-İDDİALARI-GÖRÜŞME-NOTLARI.pdf">Silivri 4 no.lu cezaevi işkence iddiaları görüşme notları &#8211; İbrahim Görgöz</a></h4>
<h4><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/01/SİLİVRİ-4-NO.LU-CEZAEVİ-İŞKENCE-İDDİALARI-GÖRÜŞME-NOTLARI-1.pdf">Silivri 4 no.lu cezaevi işkence iddiaları görüşme notları &#8211; Özcan Yıldırım</a></h4>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Manisa Sarıbey Köyü &#8211; Mevsimlik Tarım İşçileri Hakkında İnceleme Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/manisa-saribey-koyu-mevsimlik-tarim-iscileri-hakkinda-inceleme-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 20:53:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6434</guid>

					<description><![CDATA[HAK İnisiyatifi, basında yer alan haberlere göre, Manisa’nın Turgutlu ilçesi Sarıbey köyünde mevsimlik işçilere dönük, ırk temelli ayrımcılık yapıldığına ilişkin iddiaların araştırılması kapsamında, Hak İnisiyatifi Gn. Bşk. Mehmet Arif Koçer, GYK üyesi Av. Suphan Erkan, gönüllülerimizden Cahit Sarıyıldız ve Abdülkadir Tiril’den oluşan heyet ile 13.07.2019 tarihinde Sarıbey köyüne gitti. Sarıbey Köyü&#8217;nde çalışan mevsimlik tarım işçilerine &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HAK İnisiyatifi, basında yer alan haberlere göre, Manisa’nın Turgutlu ilçesi Sarıbey köyünde mevsimlik işçilere dönük, ırk temelli ayrımcılık yapıldığına ilişkin iddiaların araştırılması kapsamında, Hak İnisiyatifi Gn. Bşk. Mehmet Arif Koçer, GYK üyesi Av. Suphan Erkan, gönüllülerimizden Cahit Sarıyıldız ve Abdülkadir Tiril’den oluşan heyet ile 13.07.2019 tarihinde Sarıbey köyüne gitti.</p>
<p>Sarıbey Köyü&#8217;nde çalışan mevsimlik tarım işçilerine yönelik ırk temelli ayrımcılık yapılmadığı saptanmış ancak işçilerin kötü şartlarda çalıştıkları anlaşılmıştır.</p>
<p><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/08/Saribey-Mevsimlik-Tarim-işçileri-İnceleme-Raporu.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Raporun tamamını okumak için tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
