<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/genel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Nov 2025 08:19:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Selahattin Demirtaş Hakkında Verilen AİHM Kararı Derhal Uygulanmalıdır</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/selahattin-demirtas-hakkinda-verilen-aihm-karari-derhal-uygulanmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=9248</guid>

					<description><![CDATA[AİHM Demirtaş ve Demirhan Kararları Gecikmeksizin Uygulanmalıdır Hukukun Üstünlüğü, Adaletin Tesisi İçin Kararların Derhal Yerine Getirilmesi Gerekmektedir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demirtaş/Türkiye (No. 2) ve Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarının Büyük Daire’ye gönderilmesi taleplerinin reddedilmesiyle birlikte, bu kararlar artık kesinleşmiştir. Bu aşamadan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46. maddesi uyarınca bu kararları &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AİHM Demirtaş ve Demirhan Kararları Gecikmeksizin Uygulanmalıdır</strong><br />
<strong>Hukukun Üstünlüğü, Adaletin Tesisi İçin Kararların Derhal Yerine Getirilmesi Gerekmektedir</strong></p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demirtaş/Türkiye (No. 2) ve Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararlarının Büyük Daire’ye gönderilmesi taleplerinin reddedilmesiyle birlikte, bu kararlar artık kesinleşmiştir.<br />
Bu aşamadan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46. maddesi uyarınca bu kararları derhal ve eksiksiz biçimde uygulama yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Demirtaş Kararında: Haksız Tutukluluğun Sona Erdirilmesi Gereklidir</strong></p>
<p>AİHM, Demirtaş kararında Kobani davasında tutukluluğun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğini, ayrıca tutuklamanın adil yargilanma hakkı kapsamında AİHS 5/1-3-4 ve siyasi saiklerle hakların kısıtlanması 18. madde kapsamında gerçekleştirildiğini tespit etmiştir.<br />
Kararın kesinleşmiş olması, Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerektiği anlamına gelmektedir.<br />
Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, sadece bireysel özgürlük hakkının değil, hukukun üstünlüğü ilkesinin de ağır biçimde ihlali sonucunu doğurur.</p>
<p><strong>Demirhan ve Diğerleri Kararında: “Kanunsuz Ceza Olmaz” İlkesinin İhlali</strong></p>
<p>AİHM, Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararında, aynen Yalçınkaya ilke kararında da belirtildiği üzere 2016 sonrasında uygulanan bazı cezaların kanunî dayanaklardan yoksun biçimde verildiğini, dolayısıyla AİHS’in 7. maddesi anlamında “kanunsuz ceza olmaz” (nullum crimen, nulla poena sine lege) ilkesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.<br />
Bu karar, yalnızca başvuranlar bakımından değil, aynı hukuksal zeminde yargılanan tüm kişiler açısından emsal niteliktedir.<br />
Dolayısıyla, bu kişiler hakkında yürütülen davalarda beraat kararları verilmesi, hukuk devleti ilkesinin gereğidir.</p>
<p><strong>Tazminat ve Telafi Yükümlülüğü</strong></p>
<p>Haksız tutukluluk, uzun yargılama ve kanunsuz cezalandırma nedeniyle mağdur olan kişilere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları uyarınca etkin tazminat ödenmesi gerekmektedir.<br />
Bu tazminatlar sadece bireysel telafi aracı değil, aynı zamanda benzer ihlallerin tekrarını önlemeye yönelik yapısal bir yükümlülük niteliğindedir.<br />
Mağdurların bir kısmının işlerini kaybetmiş olmaları, bu tazminatların kapsamlı biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.</p>
<p><strong>Kararların Uygulanmamasının Sonuçları</strong></p>
<p>AİHM kararlarının uygulanmaması, hem uluslararası yükümlülüklerin ihlali hem de Avrupa Konseyi üyeliği çerçevesinde yaptırım riskleri doğurabilir.<br />
Bunun yanında, hukukun üstünlüğüne olan güvenin zedelenmesi, toplum ile devlet arasındaki güven bağlarını da zayıflatacaktır.<br />
Bu nedenle, gecikmeksizin hukuka uygun adımların atılması, hem bireysel mağduriyetlerin giderilmesi hem de ülkemizin hukuk karnesinin iyileştirilmesi bakımından zorunludur.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerden doğan yükümlülükleri yerine getirmesini,<br />
AİHM kararlarının tam ve gecikmeksizin uygulanmasını, mağdurların özgürlüklerinin iade edilmesini ve uğradıkları zararların tazmin edilmesini insan haklarının ve adaletin gereği olarak talep ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK ve DEMOKRASİ KOMİSYONU’NA SUNULAN METİN</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/9138.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 07:14:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Hak İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=9138</guid>

					<description><![CDATA[Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 08.10.2025 tarihli oturumunda Hak İnisiyatifi Derneği olarak yaptığımız sunumun tam hali aşağıdadır: Silav û rêzên me! Em jî hêvîdar in ku her bijî aşîtî! (Selam ve saygılarımızla! Biz de umut ediyoruz ki yaşasın barış!) Sayın Başkan, değerli hazirun, Hak İnisiyatifi Derneği’ni temsilen sizleri sevgiyle selamlar,saygılarımı iletirim; bu çağrıya kulak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 08.10.2025 tarihli oturumunda Hak İnisiyatifi Derneği olarak yaptığımız sunumun tam hali aşağıdadır:</p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">Silav</span><span class="s2"> û </span><span class="s2">rêzên</span><span class="s2"> me! Em </span><span class="s2">jî</span> <span class="s2">hêvîdar</span><span class="s2"> in </span><span class="s2">ku</span><span class="s2"> her </span><span class="s2">bijî</span> <span class="s2">aşîtî</span><span class="s2">!</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">(Selam ve saygılarımızla! Biz de u</span><span class="s4">mut ediyoruz ki yaşasın barış!)</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Sayın Başkan, değerli </span><span class="s4">haz</span><span class="s4">i</span><span class="s4">run</span><span class="s4">,</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Hak İnisiyatifi Derneği’ni temsilen sizleri </span><span class="s4">sevgiyle </span><span class="s4">selaml</span><span class="s4">a</span><span class="s4">r</span><span class="s4">,</span><span class="s4">saygılarımı iletirim</span><span class="s4">; bu çağrıya kulak verdiğiniz, bu tarihi komisyon sürecini Meclis çatısı altında toplumsal katılımla yürütmeye niyet ettiğiniz</span><span class="s4"> için teşekkür ediyoruz.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><strong>Bu ülkenin en yakıcı ve en çok can yakan meselesi olan Kürt meselesinin çözümü için birlikte gösterdiğiniz bu irade, gelecek nesillerin kardeşçe yaşayabileceği bir Türkiye için umut vericidir</strong>. Ancak bu umut, aynı zamanda derin bir acının içinden konuşmakt</span><span class="s4">ır</span><span class="s4">. Çünkü on yıllardır </span><span class="s4">bu </span><span class="s4">topraklarda</span><span class="s4">annelerin gözyaşı, mezarlıkların susmayan dili, yas tutamayan kalabalıklar var. “</span><span class="s5">Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa… şimdi en güzel şiir barıştır</span><span class="s4">” </span><span class="s4">demektedir Yaşar Kemal.</span><span class="s4"> Umudumuz</span><span class="s4"> odur ki</span><span class="s4">, </span><span class="s4">artık </span><span class="s4">bu şiirin yazılabileceği zamandayız.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s4">Biz bu derneği, sadece başörtüsü yasağına karşı çıkan değil, Kürt meselesini de kendi dertlerinden bilen insanlarla kurduk. </span><span class="s4">Roboski’de</span><span class="s4"> nöbet tuttuk, hendek yıkıntılarında hak ihlallerini raporladık, </span><span class="s4">s</span><span class="s4">onuncusu </span><span class="s4">Diyarbakır’da </span><span class="s4">olmak üzere </span><span class="s4">üç kez Kürt Forumu topladık</span><span class="s4">. </span></strong><span class="s4">Y</span><span class="s4">alnızca silahların değil, kalıpların ve kalıplaşmış zihi</span><span class="s4">nlerin de değişi</span><span class="s4">mi</span><span class="s4">ni gerektiren süreçte görüşlerimizi ifade ederken</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> öncelikle şu hususları </span><span class="s4">belirtmek </span><span class="s4">isteriz:</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">.</span>​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Komisyon çalışmalarında kendi dilinde konuşmak isteyen barış annesinin konuşturulmaması</span><span class="s4">nı</span><span class="s4">, sürecin daha başında anadil onurunun görmezden gelindiğinin göstergesi</span><span class="s4">olarak gördüğümüzü bildirmek isteriz.</span></p>
<p class="s3">​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Türk-Kürt-Arap kardeşliği gibi sınırlı söylemler, diğer halkları dışlamakta, </span><span class="s4">Çerkes</span><span class="s4">, Alevi, Boşnak, Süryani, Ermeni gibi çok sayıda topluluğun kendini dışarda hissetmesine neden olmakta</span><span class="s4">, bu kesimleri sürece yabancılaştırmaktadır. Bütün kes</span><span class="s4">iml</span><span class="s4">erin sürece dahil olacağı </span><span class="s4">bir </span><span class="s4">dil</span><span class="s4"> kullanımı</span><span class="s4">nın</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> sürecin başarısı için hayati önemde</span><span class="s4"> olacağını hatırlatmak i</span><span class="s4">s</span><span class="s4">teriz.</span></p>
<p class="s3">​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Bu sürecin yalnızca silahlı çatışma</span><span class="s4">nın bitmesine</span><span class="s4"> değil, toplumun bir arada yaşayabileceği onurlu ve eşit bir gelecek kurmaya yönelmesi gerekir.</span> <span class="s4">Bu itibarla haklarının ihlal edildiğini düşünen </span><span class="s4">ve giderek büyüyen </span><span class="s4">kesimlerin güvenini kazanacak </span><span class="s4">tedbirlerin zaman geçirilmeden atılması gerekiyor. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">           </span><span class="s4">•</span>​ <span class="s4">2013 sürecinin çöküşüyle yerle bir olan Sur, Cizre, Şırnak ve yitirilen canlar hâlâ hafızadadır. </span><span class="s4">Bu nedenle yeni sürece destek çok yüksek olmasına rağmen tereddütlerin y</span><span class="s4">oğun </span><span class="s4">olmasını dikkate alan</span><span class="s4">, </span><span class="s4">bu tereddütleri giderecek tutum içinde olunması gerektiği</span><span class="s4">ni</span><span class="s4"> ve </span><span class="s4">toplum olarak </span><span class="s4">a</span><span class="s4">ynı hatalara tahammülümüz</span><span class="s4">ün kalmadığını hatırlatmak isteriz.</span></p>
<p class="s3">​<span class="s4">•</span> <span class="s4">Son olarak, </span><span class="s4">Türkiye’nin Suriye’deki </span><span class="s4">gelişmelere karşı barışı teşvik edecek politikaların yanında olmasının süreci destekleyeceği</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> aksi durumda sürece zarar vereceği ve </span><span class="s4">halklar arasında ka</span><span class="s4">lıcı güvensizlik yarat</span><span class="s4">acağını hatırlatmak isteriz.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">SİYASET: ÇÖZÜMÜN ADRESİ</span><span class="s2">DİR</span><span class="s2">.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Türkiye Kürt </span><span class="s4">meselesini</span><span class="s4"> ilk kez tartışmıyor; </span><span class="s4">ancak </span><span class="s4">son olmasını umut ediyoruz. Yaklaşık bir asırdır süregelen bu mesele, her dönem</span><span class="s4"> başka biçimlerde gündeme gelmiştir.</span><span class="s4">B</span><span class="s4">ugün </span><span class="s4">bu </span><span class="s4">meseleyi farklı kılan şey, dünyanın ve ülkenin yaşadığı baş döndürücü değişimlerin ortasında artık “inkâr edilemeyen bir gerçek” haline gelmiş olmasıdır.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Artık mesele Kürtlerin varlığı değil, birlikte nasıl yaşayacağımızdır. Güvenlik, ayrılıkçılık, terör gibi </span><span class="s4">kavramlar </span><span class="s4">bu gerçeği açıklamaya yetmiyor. Sorun</span><span class="s4">; </span><span class="s4">aidiyet, eşitlik, yurttaşlık, temsil ve adalet meselesidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Kürt </span><span class="s4">meselesi,</span><span class="s4"> eğitimden kent yaşamına, yerel yönetimlerden dijital alana dek her yere sinmiş durumdadır. Bu toplumsallaşma, çözümün de yalnızca teknik değil; siyasal, kültürel ve vicdani düzeyde gerçekleşmesi gerektiğini göstermektedir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><strong>Her başarısızlık, çözümün adresinin ne olmadığını gösterdi. Her bastırma girişimi, hafızayı büyüttü. Her inkâr, direnişi besledi. Ve artık açıkça söylemek gerekir: Çözümün tek adresi siyasettir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ama siyaseti çözüm adresi olarak göstermek, onun kolay olduğunu söylemek değildir. Aksine, siyaset; müzakere, karşılıklı tanıma ve rahatsız edici gerçeklerle yüzleşme cesareti ister. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Siyaset aynı zamanda eylem ve icraat gerektirir. Geçtiğimiz dönemde aşikâr bir konu vardır: inkâr direnişi beslemiş, baskı hafızayı büyütmüştür. Artık acı çekmek yerine konuşmak, talepte bulunmak ve harekete geçmek gerekir. Bu ise Kürt </span><span class="s4">meselesini</span><span class="s4"> yeniden siyasal zemine oturtmak, onu inkârın değil müzakerenin konusu haline getirmek demektir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Geçtiğimiz yıllar bize gösterdi ki Türkiye’nin gelecekteki istikrarı, farklılıkları </span><span class="s4">inkar</span><span class="s4"> etmekte</span><span class="s4"> değil; onlarla birlikte yaşamayı öğrenmektedir. Asıl zorluk, bir Kürt </span><span class="s4">meselesinin </span><span class="s4">olup olmadığı değil; bir ‘ortak ulusal </span><span class="s4">varlık</span><span class="s4">’ olarak bu gerçekle yüzleşmeye cesaret edilip edilmeyeceğidir. Bu yüzden diyoruz ki: çözümün adresi siyaset olmaya devam ediyor. Ne </span><span class="s4">diplomasi,</span><span class="s4"> ne güç, ne propaganda… sadece siyaset. Hem gerçekçilik hem de hayal gücü gerektiren, çoğu zaman sinir bozucu ama yegâne seçenek olan ‘birlikte yaşama </span><span class="s4">sanatı’dır</span><span class="s4">. Güvenlik </span><span class="s4">politika </span><span class="s4">yanılsamalarını bırakıp siyasetin ve demokrasinin cesaretini yeniden keşfetme zamanıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">Bu itibarla daha </span><span class="s2">spesifik önerilerimiz şunlardır:</span></strong></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1.</span> <span class="s2">Bu ülkede ölüm, hücrede değil</span><span class="s2">, kendi evinde</span><span class="s2"> şefkatle karşılanmalı</span><span class="s2">dır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Cezaevlerinde ölü</span><span class="s4">m</span><span class="s4">e terk edilen hasta ve yaşlı mahpuslar</span><span class="s4">ın zaten meri hukuka göre faydalanmaları gereken infaz </span><span class="s4">düzenlemelerinin bir an önce uygulanması gerekiyor. </span><span class="s4">İnfaz düzenlemesindeki </span><span class="s4">ayrımcı</span><span class="s4">lıklar </span><span class="s4">nedeniyle uzun yıllar haklarına ulaşamayan hasta ve yaşlı tutuklulara yönelik ayrımcı uygulamanın kaldırılması</span><span class="s4">,</span> <span class="s4">sürece güveni de arttıracak</span><span class="s4">tır. </span><span class="s4">B</span><span class="s4">arış, önce </span><span class="s4">cezaevi</span><span class="s4"> hücrelerin</span><span class="s4">in</span><span class="s4"> kapısından başlamalı</span><span class="s4">dır;</span><span class="s4"> b</span><span class="s4">u</span><span class="s4">nun</span><span class="s4"> bir lütuf değil, geç kalmış bir borç</span><span class="s4">olduğunu hatırlamalıyız.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">2</span></strong><span class="s2"><strong>. Eşitlikçi bir İnfaz Yasası çıkarılmalı, uygulamadaki keyfilikler önlenmelidir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Siyasi mahpuslara yönelik ayrımcılık, yalnızca bireye değil temsil ettiği kimliğe yöneliktir. Siyasi mah</span><span class="s4">puslara</span><span class="s4"> yönelik ayrımcı uygulamalar nedeniyle geçmişte </span><span class="s4">Covid</span><span class="s4">  döneminde</span><span class="s4">şiddet kullanmış mahk</span><span class="s4">umlar</span><span class="s4"> bile denetimli serbestlikten faydalan</span><span class="s4">arak</span> <span class="s4">erken tahliye ol</span><span class="s4">urken,</span><span class="s4"> siyasi mah</span><span class="s4">puslar</span><span class="s4"> ve hatta hükmü kesinleşmemiş tutuklu olarak yargılananlar bu düzenlemeden faydalanamamıştı. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Yine ayrımcı uygulamalar nedeniyle umut hakkı çerçevesinde A</span><span class="s4">İH</span><span class="s4">M kararlarını uygulamakta sıkıntı çekmekteyiz</span><span class="s4">.</span> <span class="s4">K</span><span class="s4">ısaca siyasi mah</span><span class="s4">puslara </span><span class="s4">ayrımcı uygulamaya sebep olan düzenlemeler kaldırılmalıdır. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Mevzuatta görünürde ayrımcılık olmasa da Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulları eliyle keyfi şekilde ayrımcılık uygulanmaktadır. Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu ayrımcılığı ortadan kaldıracak adımlar atılmalı, infaz uygulamalarında idari kurulların inisiyatif kullanmasının önüne geçilmelidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bir infaz düzenlemesi ile ayrımsız tüm siyasi suçluların özgürlüklerine kavuşmaları toplumun beklentisidir ve bunun sağlanması halinde barış sürecine olan inanç pekişecektir. Anayasamızın eşitlik ilkesine ve suçların ve cezaların şahsiliği gibi binlerce yıllık bir ilkeye aykırı olan ayrımcı öneriler, bir nevi komisyonunuza çizilen sınırlar dikkate alınmadan, ayrımsız bir infaz düzenlemesi sağlanmalı ve düzenlemede idari kurullara bir inisiyatif tanınmamalıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">3</span><span class="s2">. Anayasa, halkların ortak sözleşmesidir; bütün farklılıkları kapsamalıdır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Yeni anayasa yalnızca teknik değil, tarihsel bir yüzleşmedir. Çoğulculuğun tanındığı, saygı gösterildiği bir iklimde bunu yok sayan ve Türkiye’nin zengin çeşitliliğini de göz ardı eden/bastıran vatandaşlık tanımı yerine vatandaşların etnik kökenine referans vermeyen, kısaca anayasal vatandaşlık ilkesine dayanması gerektiğini belirtiriz. Ayrıca yerel yönetimlerin güçlendirilmesini sağlayacak ve yine anadilinde eğitimin güvenceye alınacağı anayasal değişikliklerin de gündemde olması gerektiğini vurgulamak isteriz.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">4</span></strong><span class="s2"><strong>. Adalet mülkün temelidir, hukuk devleti ilkelerinin işler hale getirilmesi gerekir</strong>. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Son günlerde oldukça sık karşılaştığımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması hukuksuzluktur. Hemen aklımıza gelen Selahaddin Demirtaş, Figen </span><span class="s4">Yüksekdağ</span><span class="s4">, Osman Kavala gibi bireysel hak ihlalini ilgilendiren kararların uygulanmamasına ilave olarak on</span> <span class="s4">binleri ilgilendirdiği bizzat AİHM tarafından ifade edilen </span><span class="s4">KHK’lı</span><span class="s4"> öğretmen Yüksel Yalçınkaya kararının uygulanmamasında gördüğümüz inatçı hukuksuzluklar barışa duyulan güveni </span><span class="s4">zedelemektedir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Ayrıca Birleşmiş Milletler insan hakları mekanizmalarının müebbet ceza alan harp okulu öğrencileri ve Akın Öztürk ile ilgili olarak verdikleri keyfi tutukluluk kararlarının da iç hukukta hiç dikkate alınmamış olmasının Türkiye’deki yargı mekanizmalarına yaygın güvensizliği beslediği uyarısını yapmak isteriz. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Mekanizmaları ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kararlarına da konu olduğu şekilde OHAL KHK’ları ile ihraçlar</span><span class="s4">,</span><span class="s4"> hukuka aykırıdır, OHAL dönemi ve devamındaki tutuklamalar keyfidir. OHAL KHK’ları ve halen devam eden OHAL uygulamaları ülkemizin beyin kanamasıdır. KHK’larla ve bir mahkeme kararına dayanmaksızın idari tasarruflarla görevlerinden çıkarılan vatandaşların mağduriyetleri giderilmelidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bu itibarla hukuku tanımayan </span><span class="s4">sistem,</span><span class="s4"> ne barışa tanıklık edebilir ne ona sahiplik yapabilir.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">5</span><span class="s2">. Barış, yalnızca silahların susması ile </span><span class="s2">sağlanamaz,  ifade</span></strong><span class="s2"><strong>özgürlüğü üzerindeki baskıların da kalkması gerekir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Konuşanı cezalandıran bir sistemde barış olmaz; yalnızca korku olur. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı bu sürecin taşıyıcı sütunlarıdır. O sütunlar yıkılırsa, ba</span><span class="s4">rış yerle bir olur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Her ne kadar resmi olarak Türkiye’de Olağanüstü Hal kalkmış olsa da </span><span class="s5">de </span><span class="s5">facto</span><span class="s4"> olarak pek çok sınırl</span><span class="s4">ar</span><span class="s4">la karşılaşıyoruz. Toplanma ve gösteri yapma izni pek çok şehirde OHAL dönemini andıran şekilde hemen yasaklanıyor, valinin 15 günlük yasaklama hakkını her 15 gün bitince uzatmasında olduğu gibi. </span><span class="s4">Yine gösterilerde uygulanan</span> <span class="s4">polis şiddeti ve yaygın gözaltı</span><span class="s4">lar </span><span class="s4">bu çerçevede uzak durulması gereken uygulamalardır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">6</span></strong><span class="s2"><strong>. Anadili üzerindeki yasak, şabloncu bir zihniyet meselesidir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Dil, insanın yurdudur. Devlet bu yurda yıllarca sınır çizdi, bazen yasakladı, büyük travmalara yol açtı. Bazıları ortadan kalkmış bazıları ortadan kalkmak üzere olan dillerin anadili olarak bulunduğu coğrafyamızda anadili olarak sadece Türkçe’nin okutulup öğretileceği maddesi toplumun zenginliği ve çoğulculuğunu sınırladı. Artık o sınır Anayasa’nın 42. maddesinden silinmelidir. Devlet, vatandaşına onun anadilinde seslendiği gün; barış ilk kez doğru bir şekilde duyulur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Bu hususta ilahi mesaj Rum Suresi 22. Ayette; “</span><span class="s5">Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O&#8217;nun </span><span class="s5">âyetlerindendir</span><span class="s5">. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.</span><span class="s4">” </span><span class="s4">Demektedir. </span><span class="s4">Bu hususu vurgulamakta ve farklı dillerin Allah’a ait bir iz olarak belirtmektedir. Bu sebeple tüm farklı dillere ilahi bir ayet olarak hürmet edilmesi gerekir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Tüm farklı kimliklerin devlet tarafından açıkça kabul edilmesi ve yasal korumaya alınması gerekir.</span> <span class="s4">Kürtçe hâlâ okulda yok, sanatı sokakta riskli, tiyatroda engelli. Bu halkın kültürü, bu ülkenin gerçeğidir. Eğitim sistemi farklılıkları bastırmak için değil, görünür kılmak için düzenlenmelidir.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">7</span></strong><span class="s2"><strong>. Kalıcı barışın tesisi için TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kaldırılmalıdır</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Terörle Mücadele Kanunu’nun terörü şiddet ile </span><span class="s4">sınırlamaması</span><span class="s4">sonucu son derece sıradan hususların terör ile yargılanmaya </span><span class="s4">bahane</span><span class="s4"> olabildiği ve </span><span class="s4">bu nedenle sayıları </span><span class="s4">milyonları bulan </span><span class="s4">davaların açılması nedeniyle öncelikle vatandaşların hak ihlaline uğradığı</span><span class="s4">;</span><span class="s4"> yargı ve güvenlik bürokrasisinin </span><span class="s4">bu konularda aşırı meşgul olması nedeniyle toplumu </span><span class="s4">gerçekten </span><span class="s4">tehdit eden </span><span class="s4">gerçek suçlara</span><span class="s4"> zaman ayıramamas</span><span class="s4">ından dolayı,</span><span class="s4">yaygın şiddete maruz kalan bir toplum gerçeğiyle karşılaş</span><span class="s4">ıyo</span><span class="s4">ruz. B</span><span class="s4">u nedenle b</span><span class="s4">ir başka cinayete karışan zanlının onlarca başka suç </span><span class="s4">kapsamında </span><span class="s4">aranmakta olduğu </span><span class="s4">çok sıradan </span><span class="s4">haberlerden olmuştur.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Yine Ceza Kanununda bulunmayan “</span><span class="s4">irtibat ve </span><span class="s4">iltisak” gibi tabirlerin, “Bank Asya’da hesabı olmak”, “soh</span><span class="s4">b</span><span class="s4">ete katılmak”, “çocuklarını bazı okullara göndermiş olmak</span><span class="s4">”,..</span> <span class="s4">gibi</span><span class="s4"> sıradan, olay</span><span class="s4">lar</span><span class="s4">ın vuku bulduğu zaman suç oluşturmayan hususlar nedeniyle</span><span class="s4">,</span> <span class="s4">yüzbinlerce </span><span class="s4">insan</span><span class="s4">ı</span><span class="s4">n “terör” örgütü ile </span><span class="s4">iltisaklı</span><span class="s4">olduğu ileri sürülerek yargılanmaların</span><span class="s4">a sebep olması, </span><span class="s4">çeşitli ceza davalarına konu olması ve idari cezalar almasının</span><span class="s4"> da hukuksuzluklar</span><span class="s4">ı doğurduğunu </span><span class="s4">hatırlatmak isteriz.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Barışçıl taleplerin suç kapsamına alındığı bir ülkede barış değil, suskunluk olur. </span><span class="s4">Bu itibarla </span><span class="s4">TMK </span><span class="s4">ya</span><span class="s4"> kaldırılmalı ya da gerekli değişiklikler yapılmalı ve</span><span class="s4"> adaleti öncele</span><span class="s4">yen bir ceza hukuku</span><span class="s4">na </span><span class="s4">ge</span><span class="s4">çil</span><span class="s4">melidir.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><strong>8. Silah bırakmış kişilerin entegrasyonu için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Silah bırakmış </span><span class="s4">kişilerin</span><span class="s4"> topluma dönüşü, yalnızca teknik değil, ruhsal bir meseledir. Bu kişilere yönelik toplumsal rehabilitasyon programları STK’larla birlikte geliştirilmelidir. Barış, </span><span class="s4">toplumsallaşmadan kurum</span><span class="s4">sal</span><span class="s4">laşamaz.</span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><strong>9. Seçilmişlere kayyım atanması seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Halkın iradesine saygı duyulmadıkça hiçbir demokrasi söylemi inandırıcı olamaz. </span><span class="s4">Olağanüstü Hal Döneminde çıkarılan bir düzenleme ile daha suçun oluştuğuna yönelik iddianame bile hazırlanmadan </span><span class="s4">seçilmiş belediye başkanları görevden alınabiliyor yerine </span><span class="s4">vali veya kaymakam gibi kamu görevlileri </span><span class="s4">kayyım atanabiliyor.</span><span class="s4"> Bu itibarla OHAL düzenlemeleri ve uygulamalarına son vermek, kayyımların yerine, seçilmişleri görevlerine iade etmek gerekir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2"><strong>10. Sürecin olumlu ilerlemesi için acilen yasal güvencelerin sağlanması gerekmektedir</strong>.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Geçmişte</span><span class="s4">ki barış</span><span class="s4"> süre</span><span class="s4">çlerine</span><span class="s4"> katkı sunmuş kişi ve kurumların uğradığı</span> <span class="s4">yaptırımlar hâlâ hafızadadır. Aynı korkuyla süreci yürütemeyiz. Tüm aktörler</span><span class="s4"> yasal güvenceyle korunmalıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1</span><span class="s2">1</span><span class="s2">. Kalıcı bir barış için geçmişteki hatalarla yüzleşmek gerekir.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Şeyh Said, Seyit Rıza</span><span class="s4">, Said-i </span><span class="s4">Nursi </span><span class="s4">gibi</span><span class="s4"> isimler</span><span class="s4">in </span><span class="s4">mezarları bile yok. Bir halkın hafızasını tanımadan onunla barış yapılamaz. Bu isimle</span><span class="s4">re iade-i itibar sağlanmalı</span><span class="s4">, devlet kayıtlarına bakılarak mezar yerleri tespit edil</span><span class="s4">meli ve</span><span class="s4"> kamuoyu bilgisine sunulmalıdır. </span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1</span><span class="s2">2</span><span class="s2">. Barış hakkı yalnızca bir siyasal tercih değil, doğuştan gelen bir insan hakkıdır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">B</span><span class="s4">iz </span><span class="s4">önce </span><span class="s4">insan haklarını savunuyoruz ve </span><span class="s4">insan haklarının</span><span class="s4">içinde barış, temel bir sütundur. Bu süreçte atılacak her adımı izlemeye, desteklemeye ve gerekt</span><span class="s4">iğinde uyarmaya devam edeceğiz.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">1</span><span class="s2">3</span><span class="s2">. Suriye politikası bu süre</span><span class="s2">çte hayati önem taşımaktadır.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Suriye’deki Kürtlere yönelik düşmanlık, içerideki süreci zehirlemektedir. Aynı halkı içeride tan</span><span class="s4">ı</span><span class="s4">yıp dışarıda tehdit ilan etmek çifte standar</span><span class="s4">ttır. Barış tutarlılık ister.</span></p>
<p class="s3"><span class="s4">Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere yönelik politikası yalnızca stratejik bir hata değil, barış sürecini doğrudan zehirleyen bir çelişkidir. Suriye’deki Kürtlerin özerklik taleplerine karşı çıkmak değil, bu talepleri anlamak ve saygı göstermek gerekir. İçte barış isteyen dışta savaş dilini bırakmalıdır.</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s2">14. Farklı kimlikleri tehlike olarak kabul eden resmi tarih anlayışı düzeltilmelidir.</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s4">Kürtlerin, Arapların, Çerkezlerin farklı kimliklerini tehlike olarak gören ve </span><span class="s4">inkar</span><span class="s4"> eden eğitim politikalarından vazgeçilmelidir. </span><span class="s4">Kürtleri şaki, eşkıya ve hain olarak gören resmi tarih anlayışı terk edilmelidir. Türkiye&#8217;deki eğitim maalesef devletin önemli bir ideolojik aygıtı hükmündedir. Farklı kültürlere ve dillere müsamaha gösteren bir eğitim anlayışımız yoktur. Kürtler başta olmak üzere, Anadolu’daki diğer halkların ve inanç topluluklarının kültür ve değerleri eğitim müfredatına dahil edilmelidir. Kürtlerin </span><span class="s4">Mem</span><span class="s4"> u </span><span class="s4">Zin</span><span class="s4">destanı neden devlet tiyatrolarında Kürtçe sahnelenmesin? Kültür ve Turizm Bakanlığı neden Kürt sinemasını destekleyip, Kürtçe konserler düzenlemesin? </span><span class="s4">Amedspor</span><span class="s4"> niçin ülkenin dört büyük takımı ile karşılıklı olarak dostluk ve kardeşlik maç</span><span class="s4">ları</span><span class="s4"> yapmasın?</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Saygıdeğer üyeler,</span></p>
<p class="s3"><strong><span class="s4">Anadolu’yu barış ve esenlik yurdu yapmak, her türlü farklı kimliğin kendini özgürce ifade ettiği ve onur içinde yaşadığı bir vatana dönüştürmek hepimizin torunlarımıza borcudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Çerkezlerin ve eşit yurttaşlık temelinde tüm vatandaşların “</span><span class="s4">devleti”  olmalıdır</span><span class="s4">. Bu ise tüm farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, şeffaf, denetlenebilir, demokratik bir hukuk devletini hep birlikte inşa etmemiz ile mümkün olacaktır</span></strong></p>
<p class="s3"><span class="s2">Teşekkür ederiz.</span></p>
<p class="s6"><span class="s2">Hak İnisiyatifi Derneği</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Beyaz Toros” Tişörtlerinin Satışı: Faili Meçhul Cinayetlerin ve İnsan Hakları İhlallerinin Pazarlanması Kabul Edilemez</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/beyaz-toros-tisortlerinin-satisi-faili-mechul-cinayetlerin-ve-insan-haklari-ihlallerinin-pazarlanmasi-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 12:05:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Basında Hak İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=9109</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde çeşitli online alışveriş platformlarında “Beyaz Toros” ibareli tişörtlerin satışa sunulması, toplumun geniş kesimlerinde haklı bir infiale yol açmıştır. Tepkilerin ardından söz konusu ürünlerin satıştan kaldırılması olumlu bir gelişme olsa da, bu durumun bizzat ortaya çıkması, toplumsal hafızamızdaki ağır insan hakları ihlallerine yönelik duyarsızlığın ve normalleşme çabasının vahim bir göstergesidir. “Beyaz Toros” ifadesi, Türkiye’nin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde çeşitli online alışveriş platformlarında “Beyaz Toros” ibareli tişörtlerin satışa sunulması, toplumun geniş kesimlerinde haklı bir infiale yol açmıştır. Tepkilerin ardından söz konusu ürünlerin satıştan kaldırılması olumlu bir gelişme olsa da, bu durumun bizzat ortaya çıkması, toplumsal hafızamızdaki ağır insan hakları ihlallerine yönelik duyarsızlığın ve normalleşme çabasının vahim bir göstergesidir.</p>
<p>“Beyaz Toros” ifadesi, Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde binlerce insanın gözaltında kaybolduğu, faili meçhul cinayetlerin ve hukuk dışı infazların sembolü haline gelmiştir. Bu araçlar, özellikle 1990’lı yıllarda Güneydoğu Anadolu’da yoğun biçimde kullanılmış; devlet içindeki yasa dışı yapılar tarafından yürütülen operasyonların, kayıpların ve korku atmosferinin bir simgesi olmuştur.</p>
<p>Dolayısıyla, bu sembolün ticari bir ürün haline getirilmesi, sadece toplumsal vicdanı değil, aynı zamanda adalet duygusunu da zedelemektedir. Bu tür girişimler, geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerini sıradanlaştırmakta ve mağdur ailelerin acılarını yeniden canlandırmaktadır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak hatırlatıyoruz:</p>
<p>Faili meçhul cinayetler, devletin hesap vermesi gereken en ağır insan hakları ihlallerindendir.</p>
<p>Bu semboller üzerinden yapılan her türlü ticari faaliyet, “suçu ve suçluyu övme” (TCK m.215), “nefret ve ayrımcılık” (TCK m.122) ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” (TCK m.216) suçlarını gündeme getirebilir.</p>
<p>Trendyol, Hepsiburada ve ilgili firmalar bu sorumluluktan muaf değildir.</p>
<p>Bu vesileyle, tüm çevrimiçi satış platformlarını ve markaları toplumsal hafızaya, mağdur ailelerin acılarına ve insan haklarına saygı göstermeye davet ediyoruz.<br />
Ayrıca, yetkili mercileri bu konuda etkili bir soruşturma yürütmeye, benzer vakaların tekrar yaşanmaması için caydırıcı adımlar atmaya çağırıyoruz.</p>
<p>Geçmişle yüzleşmek; adalet, barış ve toplumsal onurun tesisinin ön şartıdır.<br />
“Beyaz Toros” bir ürün değil, bir insanlık ayıbının sembolüdür. Bu ayıbın yeniden pazarlanmasına sessiz kalmak, insanlık onuruna karşı işlenmiş yeni bir suçtur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Meselesinin İnsan Hakları ve Adalet Temelli Çözümüne Yönelik Çalıştay Sonuç Bildirgesi</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/kurt-meselesinin-insan-haklari-ve-adalet-temelli-cozumune-yonelik-calistay-sonuc-bildirgesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jul 2025 17:56:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8799</guid>

					<description><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği olarak, Kürt meselesinin yeniden çözümüne yönelik 15-16 Şubat 2025 tarihlerinde Diyarbakır’da “Hak İnisiyatifi 3. Kürt Forumunu” gerçekleştirmiş ve forum sonuç raporunu kamuoyu ile paylaşmıştık. Kürt meselesinin çözümü hususunda taraflar arasında devam eden müzakere ve atılan adımların seyri neticesinde, Derneğimiz tarafından bir çalıştay yapılması uygun görülmüştür. Bu doğrultuda 13 Temmuz 2025 tarihinde Ankara’da &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Hak İnisiyatifi Derneği olarak, Kürt meselesinin yeniden çözümüne yönelik 15-16 Şubat 2025 tarihlerinde Diyarbakır’da “Hak İnisiyatifi 3. Kürt Forumunu” gerçekleştirmiş ve forum sonuç raporunu kamuoyu ile paylaşmıştık. Kürt meselesinin çözümü hususunda taraflar arasında devam eden müzakere ve atılan adımların seyri neticesinde, Derneğimiz tarafından bir çalıştay yapılması uygun görülmüştür. Bu doğrultuda 13 Temmuz 2025 tarihinde Ankara’da Derneğimiz genel merkezinde üye ve gönüllülerimizin katıldığı “Kürt Meselesinin İnsan Hakları ve Adalet Temelli Çözümüne Yönelik Çalıştay” gerçekleştirilmiştir. Çalıştayda Kürt meselesinin çözümünde gelinen aşama, tarafların durumu, riskler, fırsatlar vb konular etraflıca tartışılmıştır. Çalıştay sonucunda bilhassa taraflardan beklentiler öne çıkmış, sorunun çözümü için ortaya konulan beklentiler doğrultusunda hareket edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Çalıştay sonuç bildirgemiz kamuoyuna saygı ile duyurulur.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Fatma BOSTAN ÜNSAL</strong><br />
<strong>Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı</strong></p>
<p><strong>KÜRT MESELESİNİN İNSAN HAKLARI VE ADALET TEMELLİ ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ</strong></p>
<p><strong>1. Devletten/Hükümetten Beklentiler</strong></p>
<p style="text-align: left;">
• Kürt meselesinin çözümüne dair başlatılan sürecin “yasal güvence” altına alınması, barışın bir daha kesintiye uğramayacağı bir toplumsal mutabakat zemininin oluşturulması.<br />
• TMK’nın (Terörle Mücadele Kanunu), cebir ve şiddet içermeyen söylem ve eylemlerin terör sayılamayacağı hususu göz önünde bulundurularak, AB standartlarında yeniden düzenlenmesi.<br />
• Anadilinde eğitimin anayasal güvenceye alınması, sadece Kürtler için değil ülkedeki tüm halklar için anadilinde eğitimin bir hak olarak tanınması.</p>
<p style="text-align: left;">• Kürtçenin resmi dil olarak tanınması, kamusal alanda ve yerel yönetimlerde kullanımı için anayasal düzenleme yapılması.<br />
• Türkçeleştirilmiş köy, şehir ve coğrafi yer adlarının Kürtçe orijinalleri ile değiştirilmesi.<br />
• Vatandaşlık tanımının etnik temelli değil, eşit yurttaşlık temelinde yeniden yapılması.<br />
• Devletin “Terörsüz Türkiye” gibi dışlayıcı ve kriminalize edici söylemlerden vazgeçmesi; barışçıl sürecin meşruiyetini tanıyan çoğulcu bir dilin benimsenmesi.<br />
• Yerel yönetimlere kayyum atanması ile ilgili yasal düzenlemelerin iptal edilmesi. Kayyum politikalarına son verilerek, yerel yönetimlerin halk iradesiyle şekillenmesi ve seçilmiş temsilcilerin görevden alınmasına dönük antidemokratik uygulamaların kaldırılması.<br />
• Dağdaki ve yurtdışındaki örgüt mensuplarının geri dönüşlerinin sağlanarak, topluma entegrasyonuna dair kapsamlı bir düzenleme ve toplumsal destek mekanizmasının oluşturulması.<br />
• Köy koruculuğu sisteminin kaldırılması. Korucuların toplum yararına hizmet sunan kamu kurumlarında istihdamlarının sağlanması.<br />
• Mahmur Kampındaki göçmenlerin vatandaşlık ve statü sorunu yaşamadan geri dönüşlerini mümkün kılacak yasal düzenlemelerin yapılması.<br />
• Köy boşaltmalarının ve zorla yerinden etmelerin araştırılması için bir “Hakikat Komisyonu” kurulması, yerinden edilenlerin maddi-manevi kayıplarının yeniden tespit edilerek zararlarının tazmin edilmesi.<br />
• Ekonomik kalkınma politikalarında pozitif ayrımcılık ilkesinin işletilmesi. Özellikle Kürt illerinde üretime dayalı kooperatif modellerinin desteklenmesi.<br />
• Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerde bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi.<br />
• Kürtler için tarihsel birer figür olan kişilerin (örneğin Seyyid Rıza, Şeyh Said, Said Nursi) mezar yerlerinin açıklanması.<br />
• Kültürel haklara dönük yasaklayıcı uygulamaların son bulması. Kürt tarihine ilişkin anlatıların eğitim müfredatına ve kamuya açık tartışmalara dahil edilmesi. Kürtlere yönelik dışlayıcı olan resmi tarih tezinden vazgeçilmesi. Bu kapsamda Kürt halkının varlığını inkar eden, asimilasyonu meşrulaştıran tüm akademik tezlerin, yayınların ve resmi belgelerin tekzip edilmesi.<br />
• Sürece resmi bir isim verilmesi; bu isimle birlikte TBMM bünyesinde bir “komisyon” kurulması. Komisyonun “yasa” ile kurulması.<br />
• Geçmişte yürütülen Küçük Millet Meclisi benzeri kolektif yapıların yeniden kurulması. Bu yapılar gözetiminde barış sürecinin yürütülmesi.<br />
• Sosyal medyada artan ırkçı ve ayrımcı içeriklere karşı bir “Nefret Söylemini İzleme ve Araştırma Ağı” kurulması, bu ağın kamu otoriteleriyle birlikte çalışması.<br />
• Tribün liderleri, kültürel aktörler, medya ve sanat alanında faaliyet yürüten kişi ve kurumların barış sürecine aktif bir şekilde katılımlarının teşvik edilmesi.<br />
• Örgütle irtibatlı, iltisaklı gibi muğlak kavramlarla KHK ile kamu görevinden atılan kişilerin görevlerine dönüşlerinin sağlanması.<br />
• Barış Akademisyenlerinin görevlerine dönüşlerinin sağlanması<br />
• Haklarında AİHM tarafından ihlal kararları bulunan Selahattin Demirtaş, Osman Kavala gibi kişilerin derhal serbest bırakılması.<br />
• Sivil toplum örgütlerinin aktif bir şekilde barış ve silahsızlanma sürecine katılımlarının sağlanması. Mecliste kurulacak komisyonda sivil toplum örgütlerinin dahil edilmesi.<br />
• Kürt Meselesinin çözümünde yer alan sivil aktörlerin yasal güvenceye alınması.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>2. Örgütten Beklentiler</strong></p>
<p style="text-align: left;">
• Şiddetin tamamen terk edilmesi, silahların bırakılması ve bu sürecin şeffaf bir şekilde kamuoyuna açık yürütülmesi.<br />
• Örgüt mensuplarının topluma entegrasyonu için örgüt tarafından da destekleyici adımlar atılması.<br />
• Çocuk yaşta örgüte katılmış bireylerin durumuna özel bir hassasiyet gösterilmesi, bu kişilerin rehabilitasyonu için işbirliği yapılması.<br />
• Diyarbakır anneleri gibi kayıp yakını eylemlerinin kriminalize edilmemesi, bu ailelerin çocuklarına ilişkin şeffaf bilgilendirme yapılması.<br />
• Sivil alanla bağ kurma ve taleplerin meşru bir zemin üzerinden kamuoyuna sunulması.<br />
• Demokratik çözüm süreçlerine ve sivil toplumla kurulan ilişkilere zarar veren eylemlerden kaçınılması.<br />
• Sürece dahil olan diğer aktörlerle açık, saygılı ve barışçıl bir diyalogun sürdürülmesi.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>3. Hak İnisiyatifi Olarak Yaptıklarımız</strong></p>
<p style="text-align: left;">
• Sürece dair geçmiş yıllarda yapılan tüm çözüm ve barış girişimlerini izledik, analiz ettik ve bu deneyimlerden beslenen bir perspektif geliştirdik.<br />
• Barış dilinin güçlenmesi için çeşitli kurumlarla lobi faaliyeti yürüttük, yerel ve ulusal aktörlerle temasa geçtik.<br />
• Şiddetsizlik ilkesini esas alan açıklamalar, ziyaretler ve raporlamalar yaparak kamuoyu oluşturduk.<br />
• Sivil toplum ağlarıyla iletişimde kalarak demokratik siyaset alanının genişlemesi yönünde katkı sunduk.</p>
<p style="text-align: left;">
<strong>4. Hak İnisiyatifi Olarak Yapacaklarımız</strong></p>
<p style="text-align: left;">
• Kürt meselesinin çözümüne dair toplumsal hafızayı güçlendirmek amacıyla panel, forum, belgesel ve kamu spotları düzenleyeceğiz.<br />
• Kadın ve gençlik örgütleriyle ortak kampanyalar geliştirerek barışın toplumsallaşmasına katkı sunacağız.<br />
• Yerel inisiyatiflerle işbirlikleri geliştirip, barış dilinin güçlenmesi için kamuoyuna yönelik görünürlük çalışmaları yapacağız.<br />
• Sürece dair sözü olan tüm kişi ve kurumlarla düzenli iletişim ve ortaklaşma zeminleri yaratacağız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basın ve İfade Özgürlüğü Tehlikede</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/basin-ve-ifade-ozgurlugu-tehlikede-2.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 16:51:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8544</guid>

					<description><![CDATA[BASINA VE KAMUOYUNA İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, Halk TV’nin sahibi Sayın Cafer Mahiroğlu hakkında gözaltı kararı verildiği kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu kararın, geçmişte ciddi insan hakları ihlalleriyle anılan Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi, yalnızca “itirafçı beyanları” temel alınarak verildiği anlaşılmaktadır. Bir kişinin özgürlüğünü kısıtlayan adli işlemlerin, somut delillere dayanması, adil &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BASINA VE KAMUOYUNA<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, Halk TV’nin sahibi Sayın Cafer Mahiroğlu hakkında gözaltı kararı verildiği kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu kararın, geçmişte ciddi insan hakları ihlalleriyle anılan Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi, yalnızca “itirafçı beyanları” temel alınarak verildiği anlaşılmaktadır.<br />
Bir kişinin özgürlüğünü kısıtlayan adli işlemlerin, somut delillere dayanması, adil yargılanma hakkına ve masumiyet karinesine saygı çerçevesinde yürütülmesi evrensel hukuk normlarının gereğidir. Bu ilkelere aykırı uygulamalar yalnızca bireylerin haklarını ihlal etmekle kalmaz, toplum genelinde hukuk devleti ilkesine olan güveni de zedeler.<br />
Son dönemlerde yürütülen soruşturmaların belirli bir siyasi partiyi ve bağımsız medya kuruluşlarını hedef alacak şekilde genişletilmesi, ifade ve basın özgürlüğünü tehdit eder niteliktedir. Oysa demokratik bir toplumda medya, dördüncü güç olarak kamuoyunun bilgilendirilmesinde ve hesap verebilirliğin sağlanmasında hayati bir rol üstlenmektedir.<br />
İfade özgürlüğü, yalnızca popüler ya da çoğunluk tarafından kabul gören görüşler için değil; rahatsız edici, eleştirel ve muhalif sesler için de geçerlidir. Bu özgürlüklerin baskı altına alınması, demokratik toplum düzenini zayıflatır ve toplumsal barışı tehdit eder.<br />
Bugün Türkiye&#8217;nin gündeminde olan Kürt meselesi, demokratik anayasa arayışı ve temel haklar gibi konular, ancak çoğulcu ve özgür bir tartışma ortamında değerlendirilebilir. Medya özgürlüğünün kısıtlanması, bu tür hayati meselelerde toplumun sağlıklı kararlar almasını engelleyeceği açıktır.<br />
Hak İnisiyatifi olarak, ifade ve basın özgürlüğüne yönelik her türlü müdahaleye karşı olduğumuzu, yargı süreçlerinin siyasallaşmaması gerektiğini ve insan haklarına dayalı bir hukuk sisteminin herkes için güvence altına alınması gerektiğini kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur’an Meallerine Müdahale, İnanç ve İfade Özgürlüğüne Aykırıdır</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/kuran-meallerine-mudahale-inanc-ve-ifade-ozgurlugune-aykiridir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 May 2025 16:22:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8497</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve Kamuoyuna Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nun onayını almayan Kur’an meallerinin toplatılıp imha edilmesini öngören yeni düzenleme; düşünce, inanç ve ifade özgürlükleri açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Oysa Anayasa Mahkemesi, 7 Aralık 2023 tarihli kararıyla, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen “İslam dininin temel &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Basına ve Kamuoyuna</p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nun onayını almayan Kur’an meallerinin toplatılıp imha edilmesini öngören yeni düzenleme; düşünce, inanç ve ifade özgürlükleri açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.</p>
<p>Oysa Anayasa Mahkemesi, 7 Aralık 2023 tarihli kararıyla, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen “İslam dininin temel niteliklerine aykırı” bulunan meallerin basımının, yayımının, dağıtımının ve erişiminin engellenmesine ilişkin yetkiyi iptal etmişti. Bu iptal, din ve vicdan özgürlüğünün devlet müdahalesinden bağımsız bir alan olarak korunması gerektiği ilkesinin açık bir ifadesidir.</p>
<p>Yeni düzenleme, AYM kararını yok sayarak aynı müdahaleyi bu kez yasama eliyle yeniden hayata geçirmeyi hedeflemektedir. Bu durum, yalnızca anayasal denetim mekanizmalarına meydan okumakla kalmamakta; aynı zamanda hukuk devleti ilkesini ve kuvvetler ayrılığını zedelemektedir.</p>
<p>Devletin dini metinlerin yorumları üzerindeki denetleyici ve tasfiyeci yaklaşımı, İslam düşüncesinde tarih boyunca var olan çoğulculuğu görmezden gelmekte; tekçi bir dini anlayışı kurumsallaştırma riskini taşımaktadır. Oysa din, devletin kontrolü altına alındığında; vicdanları harekete geçiren, toplumu uyandıran asli niteliğini yitirir.</p>
<p>Bu mesele yalnızca bir insan hakları ihlali değil; aynı zamanda devletin sivil alan üzerindeki tahakkümünü genişletme çabasıdır. Sivil alana ait olan dini düşünce ve ifade özgürlüğü, iktidarın ideolojik sınırlarına sıkıştırılamaz.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak, bu özgürlük karşıtı yasal düzenlemenin derhal geri çekilmesini; dini metinlerin yorumlanmasında çoğulculuğun, özgür tartışma ortamının ve hukuk devleti ilkelerinin korunmasını talep ediyoruz. Tüm toplumu, vicdan özgürlüğüne ve sivil alanın özerkliğine sahip çıkmaya çağırıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt Meselesinde Yeni Dönem: Barış ve Demokratik Çözüm İradesi</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/kurt-meselesinde-yeni-donem-baris-ve-demokratik-cozum-iradesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 12:38:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8423</guid>

					<description><![CDATA[Kürt Meselesi etrafında şekillenen ve yıllardır çok sayıda can kaybına, hak ihlaline ve toplumsal ayrışmaya neden olan çatışmalı sürecin sona erebileceğine dair gelen haberler, toplumun tüm kesimlerinde umutla karşılanmıştır. PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma ve örgütsel yapısını feshetme kararı, bu coğrafyada yaşayan herkes için yeni bir başlangıcın kapısını aralamaktadır. Bu gelişmeyi yalnızca bir örgütün tasfiyesi olarak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt Meselesi etrafında şekillenen ve yıllardır çok sayıda can kaybına, hak ihlaline ve toplumsal ayrışmaya neden olan çatışmalı sürecin sona erebileceğine dair gelen haberler, toplumun tüm kesimlerinde umutla karşılanmıştır.</p>
<p>PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma ve örgütsel yapısını feshetme kararı, bu coğrafyada yaşayan herkes için yeni bir başlangıcın kapısını aralamaktadır. Bu gelişmeyi yalnızca bir örgütün tasfiyesi olarak değil, aynı zamanda adalet, eşitlik ve barış temelinde toplumsal bir dönüşümün mümkün hale gelmesi bakımından tarihsel bir fırsat olarak görüyoruz.</p>
<p>Bu noktada bir kez daha altını çiziyoruz:<br />
Kürt Meselesi’nin çözümü, güvenlik eksenli politikalarla değil; demokratik, şeffaf ve kapsayıcı bir diyalogla mümkün olabilir. Silahların susması, ancak toplumsal adaletin ve eşit yurttaşlığın sağlanmasıyla anlam kazanır. Bu sürecin ilerlemesi için; Kürt halkının ana dil, kültürel haklar, siyasal temsil ve geçmişle yüzleşme taleplerinin karşılık bulması zorunludur.</p>
<p>Devletin, toplumsal barışa giden bu tarihsel fırsatı görmezden gelmeden; hukuki, anayasal ve yapısal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirmesi gerektiğini vurguluyoruz. Aynı şekilde, toplumun tüm kesimlerinin bu süreci sahiplenmesi, kutuplaştırıcı ve kriminalize edici söylemlerden uzak durması elzemdir.</p>
<p>Barış; yalnızca silahların susması değil, aynı zamanda hakikatin dile gelmesi, adaletin tesisi ve onurlu bir ortak yaşamın inşasıdır. Bu inançla, Hak İnisiyatifi olarak, sürecin insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasinin ilkeleri doğrultusunda ilerlemesi için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukuk Dışı Muameleler Rutinleştirilemez</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hukuk-disi-muameleler-rutinlestirilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 May 2025 06:49:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8365</guid>

					<description><![CDATA[Son dönemlerde giderek artan gözaltılar, insan hakları açısından kaygı verici bir hal almaktadır. Başta kişi güvenliği olmak üzere, ifade özgürlüğü, gösteri ve yürüyüş hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi temel insan hakları alanlarında yoğun ihlallerin yaşandığı görülmektedir. Bu da, doğal olarak toplumda sosyal kaygıyı artırmakta, korku iklimini beslemekte, toplumun hukuka olan güvenini sarsmakta ve toplumsal &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerde giderek artan gözaltılar, insan hakları açısından kaygı verici bir hal almaktadır. Başta kişi güvenliği olmak üzere, ifade özgürlüğü, gösteri ve yürüyüş hakkı ve adil yargılanma hakkı gibi temel insan hakları alanlarında yoğun ihlallerin yaşandığı görülmektedir.<br />
Bu da, doğal olarak toplumda sosyal kaygıyı artırmakta, korku iklimini beslemekte, toplumun hukuka olan güvenini sarsmakta ve toplumsal vicdanda derin yaralar açmaktadır.</p>
<p>Hiçbir demokratik toplumda, yurttaşlar düşüncelerinden ya da barışçıl eylemlerinden ötürü cezalandırılamaz.</p>
<p>Hak inisiyatifi olarak ilgilileri, hukukun genel prensiplerine, insan haklarına, demokratik süreçlerin düzgün işlemesine ve eleştiri hakkına saygı göstermeye çağırıyor,<br />
gözaltına alınan yurttaşların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.<br />
İnsan haklarını ihlal eden hiçbir uygulamanın normalleşmesini asla kabul etmiyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSAN HAKLARI OKULU</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/insan-haklari-okulu-2.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Apr 2025 06:22:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8319</guid>

					<description><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği Genel Merkezi, insan hakları ile ilgilenenlere yönelik 03.05.2025 &#8211; 17.05.2025 tarihleri arasında İnsan Hakları Okulu düzenlemektedir. Eğitimler, Gündoğumu Cad. Ahmediye Han No:25 Kat:3 Üsküdar/İstanbul adresinde ( https://maps.app.goo.gl/FX6s88XUxN7zyYPF7?g_st=aw ) olan Eğitim İlke-Sen Genel Merkezi&#8217;nde yüz yüze gerçekleştirilecektir. 1.Ders: Toplumsal Yaşam ve İnsan Hakları (03.05.2025  saat 14:00) 2.Ders: Olağanlaşan Olağanüstü Hal Uygulamaları (03.05.2025  saat 16:30) 3. Ders: Vatandaşlık Hakları (10.05.2025 saat 14:00) &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi Derneği Genel Merkezi, insan hakları ile ilgilenenlere yönelik 03.05.2025 &#8211; 17.05.2025 tarihleri arasında İnsan Hakları Okulu düzenlemektedir. Eğitimler, Gündoğumu Cad. Ahmediye Han No:25 Kat:3 Üsküdar/İstanbul adresinde ( https://maps.app.goo.gl/FX6s88XUxN7zyYPF7?g_st=aw ) olan Eğitim İlke-Sen Genel Merkezi&#8217;nde yüz yüze gerçekleştirilecektir.</p>
<p>1.Ders: Toplumsal Yaşam ve İnsan Hakları (03.05.2025  saat 14:00)</p>
<div>
<p>2.Ders: Olağanlaşan Olağanüstü Hal Uygulamaları (03.05.2025  saat 16:30)</p>
<p>3. Ders: Vatandaşlık Hakları (10.05.2025 saat 14:00)</p>
<p>4. Ders: 24 Ocak&#8217;tan Bugüne Ekonomik ve Sosyal Hakların Gaspı (10.05.2025 saat 16:00)</p>
<p>5. Ders: İnsan Hakları ve Evrensel Koruma Mekanizmaları (10.05.2025 saat 18:00)</p>
<p>6.  Ders: İnsan Hakları Bağlamında Dünden Bugüne Filistin (17.05.2025 saat 12:00)</p>
<p>7.  Ders: Geçmişten Geleceğe Kürt Realitesi (17.05.2025  saat 14:00)</p>
<p>Başvurular online şekilde yapılacak olup son başvuru tarihi 30.04.2025 Çarşamba günüdür.</p>
<p>Başvuru için: https://docs.google.com/forms/d/1uwkWWVN6wSJYZg0wF4KopusiLmPc32LHkv2P2lBxHfM/edit</p>
<p>Eğitime katılım tamamen ücretsizdir.</p>
<p>Eğitimlerin sonunda, 7 eğitimden en az 5’ine katılan kişilere &#8220;İnsan Hakları Okuluna Katılım Sertifikası&#8221; verilecektir.</p>
<p>Sorular için iletişim numarası: 05367671755</p>
</div>
<div>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-8320" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-240x300.jpg" alt="" width="240" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-240x300.jpg 240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-820x1024.jpg 820w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-768x959.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-1230x1536.jpg 1230w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0-845x1055.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/04/c25f575f-071b-4b6b-9ac7-464a94b930b0.jpg 1281w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Protestolara Yönelik Polis Şiddeti ve Demokratik Hakların İhlali Niteliğindeki Haksız Gözaltılar Kabul Edilemez</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/protestolara-yonelik-polis-siddeti-ve-demokratik-haklarin-ihlali-niteligindeki-haksiz-gozaltilar-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2025 10:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8235</guid>

					<description><![CDATA[Demokrasi, yurttaşların ifade özgürlüğünü özgürce kullanabildiği, barışçıl protesto hakkının güvence altına alındığı bir yönetim biçimidir. Ancak, son günlerde Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilen protestolara yönelik güvenlik güçlerinin aşırı ve orantısız müdahalesi, demokratik hakların ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer birçok şehirde gerçekleşen gösterilerde polis, barışçıl toplanma hakkını kullanan yurttaşlara karşı biber gazı, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrasi, yurttaşların ifade özgürlüğünü özgürce kullanabildiği, barışçıl protesto hakkının güvence altına alındığı bir yönetim biçimidir. Ancak, son günlerde Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilen protestolara yönelik güvenlik güçlerinin aşırı ve orantısız müdahalesi, demokratik hakların ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer birçok şehirde gerçekleşen gösterilerde polis, barışçıl toplanma hakkını kullanan yurttaşlara karşı biber gazı, tazyikli su ve fiziksel şiddet içeren müdahalelerde bulunmuştur. Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, orantısız güç kullanımı sonucu yaralanan protestocular, gözaltına alınan vatandaşlar ve sert müdahaleye maruz kalan gazeteciler açıkça görülmektedir.</p>
<p>Özellikle İstanbul’da Şehzade Camisi önünde çekilen görüntülerde, yedi polisin bir protestocuyu darp ettiği anlar, endişelerimizi daha da artırmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda, yetkililere ve kamuoyuna çağrımızdır:<br />
1. Orantısız Polis Müdahalesine Son Verilmelidir: Kolluk kuvvetleri, anayasayla güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkına saygı göstermeli, gereksiz güç kullanımına başvurmamalıdır.<br />
2. Şiddet Olayları Bağımsız Bir Şekilde Soruşturulmalıdır: Son günlerde yaşanan polis şiddetiyle ilgili olarak bağımsız bir soruşturma başlatılmalı, sorumlular adalet önüne çıkarılmalıdır.<br />
3. Hukukun Üstünlüğüne Saygı Gösterilmelidir: Demokratik toplumlarda protesto hakkı, keyfi gözaltılarla ya da baskıcı müdahalelerle engellenemez. Yurttaşların haklarını koruyacak, demokratik değerleri esas alacak bir yaklaşım benimsenmelidir.<br />
4. Gözaltına Alınanların Hukuki Süreçleri Takip Edilmelidir: Protestolarda gözaltına alınan kişilerin hakları ihlal edilmeden, adil bir yargı süreci işletilmeli ve haksız gözaltılara derhal son verilmelidir.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak; hukukun üstünlüğünün ve demokratik değerlerin önemini hatırlatarak, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine karşı sessiz kalmayacağımızı, barışçıl protesto hakkını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
