<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Cezaevleri &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/kategoriler/cezaevleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Dec 2022 16:25:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>&#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ohal-uygulamalari-sonrasinda-adalet-arayisinda-neredeyiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2022 15:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7391</guid>

					<description><![CDATA[Ankara&#8217;da Genel Merkezimizde &#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?&#8221; konulu &#8217;10 Aralık İnsan Hakları Günü&#8217; etkinliğimizde moderatörümüz Avukat, Gazeteci Büşra Taşkıran,  konuğumuz İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman&#8217;dı. Feray Salman, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve devamındaki süreçte mağdurların ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin de ellerinden alındığı, çıkarılan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da Genel Merkezimizde &#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?&#8221; konulu &#8217;10 Aralık İnsan Hakları Günü&#8217; etkinliğimizde moderatörümüz Avukat, Gazeteci Büşra Taşkıran,  konuğumuz İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman&#8217;dı.</p>
<p>Feray Salman, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve devamındaki süreçte mağdurların ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin de ellerinden alındığı, çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile binlerce kamu personelinin işten çıkarıldığı,  binlerce kişi hakkında  adli işlem yapıldığı, halen yüz binden fazla soruşturma, kırk sekiz binden fazla davanın bulunduğu,  hak ihlallerinin sivil ölüm boyutuna ulaştığı, bu zorlu ve milyonlarca mağdur yaratan &#8216;adalet arayışı&#8217; sürecini değerlendirdi. Katılımcıların katkıları ile sorunlara ilişkin çözüm önerileri ele alındı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7401" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-300x169.jpg" alt="" width="374" height="211" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-300x169.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1024x576.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-768x432.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1536x864.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-845x475.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1240x698.jpg 1240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />h<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7402" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-300x225.jpg" alt="" width="297" height="223" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-1024x768.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-1536x1152.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 297px) 100vw, 297px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7397" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-300x225.jpg" alt="" width="296" height="222" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-1024x768.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-1536x1152.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7393" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-300x169.jpg" alt="" width="374" height="211" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-300x169.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1024x576.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-768x432.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1536x864.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-845x475.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1240x698.jpg 1240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe.jpg 1599w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Her Şeye Karşın İşkencesiz Bir Türkiye ve Dünya Mümkündür…</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/her-seye-karsin-iskencesiz-bir-turkiye-ve-dunya-mumkundur.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 11:27:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7273</guid>

					<description><![CDATA[26 Haziran 2022 Bugün 26 Haziran. “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” Ülkemizde ve dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün. Birleşmiş Milletler (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. BM 1997 yılında bu günü  “İşkence Görenlerle Dayanışma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>26 Haziran 2022<br />
Bugün 26 Haziran. “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” Ülkemizde ve dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün.<br />
Birleşmiş Milletler (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. BM 1997 yılında bu günü  “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” olarak ilan etmiştir.<br />
Türkiye’nin de altına imza attığı bu Sözleşme, insanın sahip olduğu onur ve değeri korumak için işkenceyi mutlak olarak yasaklar. İnsanlık ailesinin ortak kazanımı olan ve modern insan hakları hukukunun en temel kurallarından birini oluşturan bu yasak, normlar hiyerarşisi açısından üstün kural, başka bir deyişle buyruk kural niteliğindedir. Dolayısıyla hiçbir koşulda istisnası olmaz. Sözleşmenin 2. maddesinin 2. paragrafında bu durum şöyle ifade edilir: “Hiçbir istisnai durum ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dâhili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez”.<br />
Bu açık ve net belirlemeye karşın işkence, hâlen dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından toplumlara karşı insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak kullanılmaktadır.<br />
Türkiye “İşkenceye Karşı Sözleşme”yi 1988 yılında kabul etmiş, Anayasa ve Ceza Kanunu’nda işkenceyi yasaklamıştır. Maalesef ülkemizde de işkence ve diğer kötü muamele sadece askeri darbeler döneminde değil tüm cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını korumuştur. Ancak, ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren mevcut siyasal iktidarın, her geçen gün daha da artan baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu, günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Ekte yer alan dosyada paylaşılan veriler mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu veriler “İşkenceye sıfır tolerans” sözünün tarihsel ve olgusal olarak koca bir yalandan ibaret olduğunu göstermektedir.<br />
Siyasal iktidarın giderek daha fazla otoriterleşmesi ile orantılı biçimde; devlet erkinin çeşitli kademelerinde yaygınlaşan yasa, kural ve norm denetiminden kaçınma, keyfilik, bilinçli ihmal gibi sebeplerle usul güvencelerinin ihlal edilmesi, gözaltı sürelerinin uzunluğu, izleme ve önleme mekanizmalarının işlevsiz kılınması ya da bağımsız izleme ve önlemenin hiç olmaması, en yetkili ağızlardan yapılan işkenceyi bizzat teşvik edici söylemler, köklü cezasızlık politikaları vb. sonucunda, resmi gözaltı merkezlerinde işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları tüm ağırlığı ve vehameti ile devam etmektedir.<br />
Kolluk güçlerinin barışçıl toplanma ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekânlar da, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları da önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta varmıştır. Kolluk güçlerinin, evrensel hukukta ve ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesine geçen kural dışı, denetlenmeyen, cezalandırılmayan, siyasal iktidar tarafından görmezden gelinen hatta teşvik edilen bu şiddeti sıradanlaşmış, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir.<br />
Keza yıl boyunca demokratik bir toplumun temelini oluşturan ve Anayasa tarafından da teminat altına alınmış olan toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini barışçıl biçimde kullanmak isteyen kadınlar ve LGBTİ+’lar, işçiler, yaşam savunucuları, siyasi partilerin üye ve yöneticileri, meslek örgütlerinin üye ve yöneticileri, insan hakları savunucuları bu zalimane kolluk şiddetine maruz kalmışlardır.<br />
Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan, insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma/kaybetme vakaların da OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden bir artış görülmesi son derece endişe vericidir. Kaçırılan Yusuf Bilge Tunç isimli kişiden 6 Ağustos 2019 tarihinden bu yana haber alınamamaktadır.<br />
Türkiye’de hapishaneler, her dönem işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının yoğun olarak yaşandığı mekanlar olmuştur. Özellikle de 2015 Temmuz’unda Türkiye’nin yeniden çatışma ortamına girmesiyle başlayan, daha sonra askeri darbe girişiminin bastırılması ve ardından OHAL ilan edilmesiyle devam ederek günümüze varan süreçte hapishanelerde tutuklu ve hükümlülere yönelik işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında olağanüstü düzeyde artışlar yaşanmaktadır. Diğer yandan var olan yapısal sorunlar, etkin ve bağımsız izleme mekanizmalarının bulunmaması yanı sıra Covid-19 salgını gerekçesiyle yapılan kısıtlamalar ve alınan tedbirler hep birlikte değerlendirildiğinde hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlalleri iyice görünmez hale gelmiştir.<br />
Açıklama ekindeki verilerle görünürlük kazandırmaya çalıştığımız endişe verici bu gerçeklik uluslararası önleme mekanizmalarının ve insan hakları kurumlarının raporlarına da yansımaktadır. Ne var ki, Anayasa başta olmak üzere hiçbir kural ve normla kendine sınırlandırmak istemeyen siyasal iktidar, uluslararası mekanizmaları, onların yaptığı eleştiri ve uyarıları da dikkate almamakta, işkenceyi önlemeye yönelik iyileştirmeleri yapmamaktadır. Aksine, mevzuatta işkence yasağının mutlak niteliğine aykırı düzenleme ve değişiklikler yaparak cezasızlığı “güvence” altına almaya çalışmakta, ihlalleri görünür kılmaya çalışan insan hakları savunucularına yönelik tehditlerle işkenceye karşı mücadeleyi engelleyebileceğini düşünmektedir.<br />
Hakikatin bu iç karartıcı niteliğine rağmen “işkence” insan eliyle gerçekleştiği için, insan eliyle de durdurulması mümkündür.<br />
İşkenceyi önleme/durdurma yükümlülüğü öncelikle devletlere aittir. Dolayısıyla insan hakları savunuculuğunun bir gereği olarak yıllardır sabır ve ısrarla dile getirdiğimiz aşağıdaki asgari talepleri siyasal iktidara bir kez daha hatırlatıyor ve ivedilikle gerçekleştirilmesini istiyoruz:<br />
•     İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.<br />
•     Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.<br />
•     Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.<br />
•     Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.<br />
•     Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı OPCAT ve Paris İlkelerine uygun tümüyle bağımsız bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.<br />
•     Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.<br />
•     İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.<br />
•     İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.<br />
Ancak şunu da hatırlatmak isteriz ki, insanlık onuruna sahip çıkmak ve işkenceyi önlemek aynı zamanda tüm toplumun da sorumluluğudur. İnsan ve yurttaş olmak için, bizi toplum yapan müşterek bağı korumak için işkencenin yol açtığı acıları görmek ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.<br />
Var oluş nedenleri işkencesiz bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan İHD ve TİHV olarak, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm örtbas etme, korkutma, susturma çabalarına karşın, başlarına geleni kader olarak kabul etmeyip, yüksek sesle haykırabilmeleri için işkence görenlerin her koşulda yanında olmaya; maruz kaldıkları işkenceyi belgeleyip raporlamaya; fiziksel ve ruhsal onarım süreçlerine destek vermeye; adalete erişimlerine yardımcı olmaya; yaşadıkları acıların bir daha asla tekrarlanmaması için cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.<br />
Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz…<br />
İnsanlık onuru işkenceyi mutlaka yenecek…<br />
İşkencesiz bir Türkiye ve dünya mümkün!</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği<br />
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Çocukların Tutuklu Yargılamalarına Son Verilsin</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/cocuklarin-tutuklu-yargilamalarina-son-verilsin.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 11:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7004</guid>

					<description><![CDATA[31 Ekim 2021 itibariyle Türkiye hapishanelerinde 1.347 tutuklu çocuk bulunuyor. 566 hükümlü çocuğun ise cezaları, COVID-19 izniyle hapishane dışında infaz ediliyor. Tutuklu çocuklar, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında ya da yetişkin kapalı ceza infaz kurumlarının çocuk koğuşlarında tutulmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (BMÇHS), bir çocuğun tutuklanmasının başvurulacak en son &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Ekim 2021 itibariyle Türkiye hapishanelerinde 1.347 tutuklu çocuk bulunuyor. 566 hükümlü çocuğun ise cezaları, COVID-19 izniyle hapishane dışında infaz ediliyor. Tutuklu çocuklar, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında ya da yetişkin kapalı ceza infaz kurumlarının çocuk koğuşlarında tutulmaya devam ediyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (BMÇHS), bir çocuğun tutuklanmasının başvurulacak en son yöntem olması ve bunun en kısa süreyle uygulanmasını devletlere bir yükümlülük olarak verirken Türkiye’de tutuklu çocukların sayısı, tüm zamanlarda hükümlü çocuklardan daha fazla olmuştur ve çocuklar, kimi suç tiplerinde veya kanun yollarına giden dosyalarda çok uzun süre tutuklu yargılamalarla karşılaşmaktadır.</p>
<p>Çocuk Koruma Kanunu, öngördüğü koruyucu ve destekleyici tedbirlerin suçla ilişkilenen çocuklar hakkında da uygulanmasını düzenler. Buna karşılık çocuklar, yeterli risk ve ihtiyaç analizi yapılmaksızın ve etkin tedbirler uygulanmaksızın tutuklanmaktadır. Bu da suçtan uzaklaşmalarının aksine bir sonuç doğurmaktadır. Onarıcı adalet, çocuklar için yerini cezalandırıcı adalete bırakmıştır.</p>
<p>Tutuklu çocukların aileleriyle ve dış dünyayla kurdukları sınırlı iletişim, hapishanede erişebildikleri sınırlı sosyal ve kültürel etkinlikler, eğitim-öğrenim ve sağlıklı gelişim hakkının önündeki engeller pandeminin getirdiği sınırlılıklarla eskisinden çok daha olumsuz koşullar yaratmaktadır. Çocuklar, bir yılı aşkın süredir bu olağan dışı tecrit şartlarında tutulmaktadır. Tecridin sonucu olarak tetiklenen şiddet ve bu şiddetin önlenmesi adına yapılan çalışmaların bağımsız izleme mekanizmaları tarafından denetlenemiyor olması, en büyük endişelerimizden biridir.</p>
<p>Pandemi döneminde hükümlü çocukların izinli sayılarak cezalarını denetimde -kurum dışında geçirmeleri, bu durumdan yararlandırılmayan tutuklu çocukların ceza almayı göze alarak haklarındaki yargılamanın bir an önce bitmesini istemelerine sebep olmaktadır; haklarındaki ceza kesinleştiğinde hükümlü sıfatıyla tahliye olabileceklerdir. Bunun anlamı, çocukların savunma haklarından vazgeçtikleri, bir diğer deyişle uygulamanın çocukların adil yargılanma haklarını ihlal ettiğidir.</p>
<p>Ceza adalet mevzuatı çocuklar için BMÇHS ve evrensel insan haklarını ihlal eden pek çok düzenlemeye sahipken günümüzdeki uygulama, bizi bu ihlallerin daha ağır boyutlarla yaşandığı sonucuna götürmektedir.</p>
<p>Çocuk tutukluluklarına son verilmesi, adalet sisteminin öncelikli meselelerinden biri olmalıdır! Tutuklama, bir cezalandırma aracı olarak çocukların karşısına çıkmaktadır. Hapishane koşullarından dolayı pek çok ek -sosyal hayattan uzaklaştırılma ve disiplin cezaları gibi- yaptırım da bu cezalandırmaya eklenmektedir. Çocukların duygusal ve fiziksel olarak sağlıklı gelişimlerinin sağlanabilmesi için hemen bugün harekete geçilmelidir.</p>
<p><strong>TUTUKLAMANIN BAŞVURULMASI GEREKEN SON YÖNTEM OLDUĞU VE EN KISA SÜREYLE UYGULANMASI GEREKTİĞİNE DAİR BAĞLAYICI DÜZENLEMELERE UYULARAK TUTUKLU ÇOCUKLAR, GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE TAHLİYE EDİLMELİ VE HAKLARINDA KORUYUCU VE DESTEKLEYİCİ TEDBİRLER UYGULANMALIDIR.</strong></p>
<p><strong>ÇOCUKLARIN BİR DAHA SUÇLA İLİŞKİLENMEMESİ İÇİN YAŞAMDAN SOYUTLANARAK HAPSEDİLMELERİ YERİNE AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIYLA, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE, ALANDA FAALİYET GÖSTEREN MESLEK ÖRGÜTLERİYLE VE ELBETTE ÇOCUKLARLA ORTAK ÇÖZÜMLER ARANMALI, ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLMELİDİR.</strong></p>
<p><strong>TAHLİYELERİ TAMAMLANANA KADAR ÇOCUKLAR, TECRİTİN DOĞURDUĞU OLUMSUZ ETKİLERDEN KORUNMALIDIR. AİLELERİNE, ARKADAŞLARINA, AVUKATLARINA, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE, BAĞIMSIZ DENETİM MEKANİZMALARINA, EĞİTİM VE OYUN MATERYALLERİNE, SAĞLIKLI GIDAYA VE SAĞLIK BİRİMLERİNE ERİŞİMLERİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI VE ÇOCUKLAR BURALARA ERİŞMELERİ İÇİN DESTEKLENMELİDİR.</strong></p>
<p><strong>ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARI VE İYİLİK HALİ ADALET SİSTEMİNİN HER AŞAMASINDA GÖZETİLMELİ, ÇOCUK TUTUKLULUKLARINA KALICI OLARAK SON VERİLMELİDİR. TUTUKLAMA YERİNE RİSK VE İHTİYAÇLARA GÖRE GELİŞTİRİLECEK ADLİ KONTROL UYGULAMALARI İLE ÇOCUKLARIN KORUNMASI VE DESTEKLENMESİ SAĞLANMALIDIR. </strong></p>
<p><strong>HÜKÜMLÜ ÇOCUKLAR İÇİN CEZALANDIRICI UYGULAMALAR DIŞINDA HAPSETMENİN ALTERNATİFLERİ, SALGIN ÖNLEMLERİNDEN SONRA DA ASIL YÖNTEM HALİNE GELMELİDİR.</strong></p>
<p><strong>BİR ÇOCUĞU HAPSETMENİN ONARICI HİÇBİR YÖNÜ YOKTUR.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İMZACI KURUMLAR (Alfabetik sırayla)</strong></p>
<ul>
<li>1- Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği<br />
2- Çocuk İşçiliğini İzleme ve Önleme Derneği<br />
3- Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği<br />
4- Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi<br />
5- Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim<br />
6- Genç Düşünce Enstitüsü<br />
7- Göç ve İnsani Yardım Vakfı<br />
8- Görülmüştür Kolektifi<br />
9- Hak İnisiyatifi Derneği<br />
10- Halk Sağlığı Uzmanları Derneği<br />
11- İnsan Hakları Derneği Çocuk Hakları Komisyonu<br />
12- İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi<br />
13- İnsan Hakları Gündemi Derneği<br />
14- İzmir Barosu<br />
15- Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği<br />
16- Özgürlük İçin Hukukçular Derneği<br />
17- Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi<br />
18- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası<br />
19- Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi<br />
20- Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği<br />
21- Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği<br />
22- Türk Tabipleri Birliği İnsan Hakları Kolu<br />
23- Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı<br />
24- Türkiye İnsan Hakları Vakfı</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/11/ETujsFZWAAA3kW9.jpg" length="33820" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/11/ETujsFZWAAA3kW9.jpg" width="990" height="555" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Ayşe Özdoğan Tahliye Edilmelidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ayse-ozdogan-tahliye-edilmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 09:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6940</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye kamuoyu aylardır ulaşabildiği her yerden derdini anlatan Ayşe Özdoğan’ın yardım çağrılarına sahne olmaktadır. Özdoğan’ın oğlunun kalbinde delik vardır ve bundan dolayı düzenli desteğe ihtiyacı mevcuttur, eşi cezaevinde bulunmaktadır, babası Alzheimer hastasıdır, annesinde de kanser hastalığı ortaya çıkmış durumdadır. Özdoğan’ın kendisi ise Maxciller Sinüs tabir edilen bir kanser türüyle mücadele etmektedir. Şu anda hastalık son &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye kamuoyu aylardır ulaşabildiği her yerden derdini anlatan Ayşe Özdoğan’ın yardım çağrılarına sahne olmaktadır. Özdoğan’ın oğlunun kalbinde delik vardır ve bundan dolayı düzenli desteğe ihtiyacı mevcuttur, eşi cezaevinde bulunmaktadır, babası Alzheimer hastasıdır, annesinde de kanser hastalığı ortaya çıkmış durumdadır. Özdoğan’ın kendisi ise Maxciller Sinüs tabir edilen bir kanser türüyle mücadele etmektedir. Şu anda hastalık son evre olan dördüncü evresinde bulunmaktadır. Hastalık sonucunda Özdoğan’ın yüzünün görüntüsü ve konuşması bozulmuş durumdadır. Üstelik yemek yerken aldığı gıdalar yüzündeki yaralardan dışarı çıkmaktadır ve bu durum sürekli iltihaplanmaya sebep olmaktadır. Özdoğan’ın %72 engelli olduğunu gösterir raporu mevcuttur. Ameliyatlar sonucunda sol üst diş, sol damak, elmacık kemiği, lenf bezleri alınmıştır. Gözyaşı kanalları alındığından dolayı gözyaşları hiç durmamakta, sürekli akmaktadır. Toza maruz kalma, hava sıcaklığının değişimi veya başını 3-4 dakikalık bir süre boyunca ön tarafa eğmesi durumunda ameliyatlar sonucunda yapılan değişikliklerden dolayı büyük ızdıraplar çekmektedir. Tedavisini planlayan hekimler tekrar ameliyatlara girmesi gerektiğini ifade etmektedirler. Özdoğan, hayatını cezaevinde yalnız başına idame ettiremeyecek olmasından hareketle ve önündeki ameliyatlara girebilmek için cezasının infazının ertelenmesini talep etmektedir.</p>
<p>Özdoğan’ın başvurusu üzerine, gerekli tetkikatların yapılmasıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından cezaevinde kalamayacağına yönelik bir rapor düzenlenmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ise bu rapora istinaden yaptığı değerlendirme sonucunda Özdoğan’ın cezaevinde yalnız başına hayatını idame ettirebileceğine kanaat getirerek infaz erteleme talebinin reddedilmesi yönünde görüş bildirmiştir. Bu görüşün sonucu olarak Maxciller Sinüs kanserinin dördüncü evresinde bulunan Ayşe Özdoğan kolluk kuvvetleri tarafından 2 Ekim 2021 günü cezasının infazı için cezaevine yerleştirilmiştir.</p>
<p>Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, Özdoğan’ın dördüncü evre kanser hastası olduğu, konuşmakta ve yiyip içmekte zorluk yaşadığı, hastalığının tedavisi için yeni ameliyatlar geçirmesi gerekliliği reddedilmemektedir. Fakat yine de bu haliyle cezaevinde tek başına hayatını idame ettirebileceği kanaati hasıl olmuştur. Öte yandan kamuoyuna yansıyan görüntü ve videolardan Özdoğan’ın çok ağır bir hastalığın pençesinde ızdırap içerisinde olduğu aşikar görünmektedir.</p>
<p>Türkiye’de uzun yıllardan bu yana düşman ceza hukuku uygulamaları sergilenmektedir. Özellikle terörle ilgili suçları işlediği öne sürülen kişilerle ilgili özgürlükleri kısıtlayıcı nitelikte dar yorumlar ve keyfi uygulamalar egemen olmaktadır. Özellikle, sosyal ve ekonomik gücü olanların olmayacak işi “çözülürken” böyle olmayanların “çözülecek” işlerinin kangrene dönüşmesi kamu vicdanını yaralamaktadır. İşbu sebepten ötürü İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın düzenlediği raporun bilimsel görüşe dayandığı ve gerçekliği temsil ettiği hususunda kamuoyunda yaygın bir şüphe bulunmaktadır.</p>
<p>Öte yandan hapis cezası hürriyeti bağlayıcı bir cezadır. Hürriyeti bağlayıcı cezaların ortak özelliği mahkumların özgürlüklerinden yoksun bırakılarak cezalandırılmasına dayanmasıdır. Fakat Özdoğan’ın yaşadığı hastalıktan dolayı zaten fiilen hürriyeti bağlanmış haldedir. Bir de hapis cezasının infaz edilmesi Özdoğan’ın yaşadıklarını insani sınırların ötesine taşıyarak işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelecektir.</p>
<p>Anayasa’nın 104/16. maddesinde yer alan düzenlemeye göre cumhurbaşkanının sürekli hastalık sebebiyle cezaları kaldırma yetkisi bulunmaktadır. Daha önce en ağır suçlardan mahkum olmuşlar dahil pek çok kişi için işletilen bu kurumun Özdoğan için de işletilmesinin kamu vicdanını teskin açısından hayati bir sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>
<p>Eğer herhangi bir şekilde bu mümkün olmayacaksa, Özdoğan’ın cezasının infazının en azından hastalık süreci sona erene kadar ertelenmesi tüm siyasi mülahazalardan bağımsız insani bir temel sorumluluk mahiyetindedir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının bu yöndeki talebi evrak üzerinden ivedilikle yeniden değerlendirerek görüşünü infazın ertelenmesi yönünde revize etmesiyle kamu vicdanını derinden sarsan bu durumun ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluktur.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak, bütün tartışmaları aşarak anlamsızlaştıran bazı insani durumlar olduğunu hatırlatma gereği hissediyoruz. Eşi cezaevinde, oğlu kronik ve ağır hasta, annesi kanser, babası Alzheimer hastası ve kendisi dördüncü evre kanser olan Özdoğan’ın durumu bu tip durumların örneklerinden biridir. Bu gibi durumlarda artık diğer tartışmalar bir kenara bırakılarak vicdan, empati, anlayış ve merhamet egemen olmalıdır. Hak İnisiyatifi Derneği olarak yetkilileri Özdoğan’ın tahliye edilmesi için gerekeni yapmaya, tüm halkımızı ise bu konunun takipçisi olarak yapılanları takip etmeye davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/10/Ayşe-Özdoğan.jpg" length="219207" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/10/Ayşe-Özdoğan.jpg" width="1000" height="634" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pandeminin Birinci Yılında Hapishaneler</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/pandeminin-birinci-yilinda-hapishaneler.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Mar 2021 11:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6796</guid>

					<description><![CDATA[31 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs (COVID-19), kısa sürede tüm dünyaya yayıldı ve küresel bir salgın haline geldi. Türkiye’de 11 Mart’ta ilk vakanın açıklanmasından bu yana Ceza Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğü tarafından Mart 2020, Kasım 2020 ve Şubat 2021 olmak üzere “COVİD-19 PANDEMİ SÜRECİNDE CEZA İNFAZ KURUMLARI” başlıklı toplamda üç adet &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>31 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs (COVID-19), kısa sürede<br />
tüm dünyaya yayıldı ve küresel bir salgın haline geldi. Türkiye’de 11 Mart’ta ilk vakanın<br />
açıklanmasından bu yana Ceza Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürlüğü tarafından Mart 2020, Kasım 2020 ve Şubat 2021 olmak üzere “COVİD-19 PANDEMİ SÜRECİNDE CEZA İNFAZ KURUMLARI” başlıklı toplamda üç adet açıklama yayınlanmıştır.</p>
<p>Pandemi süreci boyunca CTE’nin açıklamalarına göre toplamda 698 mahpusa Covid-19 tanısı konmuş ve toplam 19 mahpus Covid-19 sebebiyle hayatını kaybetmiştir.</p>
<p><strong>Raporun tamamı için <a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/03/PANDEMİNİN-BİRİNCİ-YILINDA-HAPİSHANELER.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>. </strong></p>
<p><strong>Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği</strong><br />
<strong>Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi</strong><br />
<strong>Hak İnisiyatifi</strong><br />
<strong>İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi</strong><br />
<strong>İstanbul Diş Hekimleri Odası</strong><br />
<strong>İstanbul Tabip Odası</strong><br />
<strong>Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği</strong><br />
<strong>Özgürlük İçin Hukukçular Derneği</strong><br />
<strong>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri</strong><br />
<strong>Türkiye İnsan Hakları Vakfı</strong><br />
<strong>Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>“İşkenceye Sıfır Tolerans” İlkesine Acilen Geri Dönülmelidir!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/iskenceye-sifir-tolerans-ilkesine-acilen-geri-donulmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2020 06:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kategoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6601</guid>

					<description><![CDATA[28 Şubat 2020 tarihinde çoğu öğrenci yaklaşık 50 kişi, “yeni Fetö yapılanması” iddiası ile Ankara’da gözaltına alınmış ve 4 günlük gözaltı süresi dolduktan sonra iki kez 4’er günlük uzatma alınarak toplam 12 gün gözaltında tutulmuşlardır. Ankara Sulh Ceza Hakimliği, gözaltına alınanlardan 15 kişiyi, 10 Mart tarihinde tutuklanmış ve geri kalanlar denetimli serbestlik ile  bırakılmışlardır. Bu &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubat 2020 tarihinde çoğu öğrenci yaklaşık 50 kişi, “yeni Fetö yapılanması” iddiası ile Ankara’da gözaltına alınmış ve 4 günlük gözaltı süresi dolduktan sonra iki kez 4’er günlük uzatma alınarak toplam 12 gün gözaltında tutulmuşlardır. Ankara Sulh Ceza Hakimliği, gözaltına alınanlardan 15 kişiyi, 10 Mart tarihinde tutuklanmış ve geri kalanlar denetimli serbestlik ile  bırakılmışlardır. Bu süre içinde, şüpheli avukatları görüşme esnasında işkence ve kötü muamele iddialarını öğrenmiş ve Ankara Barosundan destek talep etmişlerdir. Ankara Barosunun bu konuda tespit için görevlendirdiği avukat ise iddiaya göre, yaklaşık 2 saat bekletilmiş ve sonrasında işkenceye maruz kaldığını iddia eden sanıklarla görüştürülmemiş, avukatlara “sizin ne amaçla burada olduğunuzu biliyoruz, tutanağı nizamiyede tutup defolup gidin” denilmiştir. Bunun üzerine işkence ve kötü muamele iddiaları aşağıda belirtildiği üzere müdafi beyanlarına göre tutanakla kayıt altına alınmıştır. 06 Mart 2020 tarihli bu tutanakta işkence iddiasında bulunan iki zanlıdan birisi için; “6 kere mülakat adı altında görüşmeye götürüldüğünü, 3 marttaki görüşmeye ise gece 23.00-24.00 sırasında uykusundan uyandırılarak ana binaya götürüldüğünü, iç çamaşırı kalacak şekilde soyundurulup ters kelepçe yapılarak kafasına poşet geçirilip 30 sn. boyunca nefessiz bırakıldığını, bu işlemin 3-4 defa tekrar edildiğini, içerideki 5 polisten birisinin ellerine eldiven giyip, bir kerpeten göstererek ‘konuşmazsan tırnaklarını kerpeten ile çekeceğiz, üzerimize kan bulaşmasın’ diye tehdit edildiğini, diğer bir mülakat görüşmesinde ise karnının iki yanına ve çenesine yumruk atıldığı, ayağına basıldığı, tüm görüşmelerde sinkaflı küfürler ve aşağılayıcı ifadelerle kötü muamelede bulunduğu” belirtilmiş, diğer zanlı için ise; “her gün mülakat adı altında görüşmelere alındığı, 20 yıl hapiste kalacaksın, seni hücreye koyacaklar, şeklinde tehdit edildiğini, hasta olmasına rağmen ilaçlarını vermedikleri” belirtilmiştir.</p>
<p>Ankara Barosu’ndan işkence ve kötü muamele ihbarı üzerine görevlendirilen avukatın zanlılar ile görüştürülmemesi yasanın ihlalidir. Yine, iddiaya göre “bir korku filmi” formatında, gözaltındaki kişilere yaşatıldığı belirtilen olaylar oldukça vahimdir. Polis, hukuk devletinde yasayla belirtilen alanda hareket etmek mecburiyetindedir. Bu sınırların dışına çıkan yetkililere acilen görevden el çektirilmelidir. İşkence sadece şüphelilere karşı değil bütün topluma karşı işlenen bir suçtur.</p>
<p>Hakkında iddia bulunan kişiler, ancak hukuk çerçevesinde kalınarak sorgulanabilir. Bu kişiler hakkında somut suç delilleri varsa, bunlar dosyasına konulmalı ve yasal işlem yapılmalıdır. Sanıktan işkence ve kötü muamele yöntemleri ile delile ulaşmaya çalışmak, 1980’li yılları hatırlatan, keyfi ve zalim bir yöntemdir. Hukuki olan somut delillerden sanığa ulaşmak ve yasal işlem yapmaktır. İnsanlığın en kadim değerlerinden birisi, iddia edenin somut delillerle suçun ispat edilmesi ve şüpheli hakkında ceza kararı kesinleşinceye kadar kişinin masumiyetini esas alarak muamele edilmesidir.</p>
<p>Hükümet yeniden “İşkenceye sıfır tolerans” iradesini açıklamalı, bu ilkeye acilen geri dönmelidir. Emniyet personelinin masumiyet karinesini ihlal ederek ve işkenceyi meşru görerek şüphelilere muamele etmesinin masum görülmesi kabul edilemez. Ankara Emniyetinde bir kez daha işkence iddialarının dile gelmesi sonrasında hükümet acilen soruşturma açmalıdır. İşkence suçunu işleyen ve işkence yapılmasına göz yuman bütün yetkililer açığa alınmalı, suçluluğu anlaşılanlar görevden uzaklaştırılmalıdır.</p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi Derneği</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
