<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Darbe &amp; OHAL &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/kategoriler/darbe-ohal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 May 2025 09:11:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>AYM’den Adil Bir Karar ile Çalışma Hakkına Yönelik Ağırİhlallere Son Vermesini Bekliyoruz</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/aymden-adil-bir-karar-ile-calisma-hakkina-yonelik-agirihlallere-son-vermesini-bekliyoruz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 09:11:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8487</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve kamuoyuna; 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen ve her defasında üçer ay uzatılmak suretiyle 19 Temmuz 2018 tarihine kadar iki yıl süren Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında 31 adet OHAL Kararnamesi çıkarılarak bu kararnameler eki listelerde isimleri yer alan 130.000’den fazla kamu görevlisi, tabi olduğu olağan usullerden &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s2">Basına ve kamuoyuna</span><span class="s2">;</span></p>
<p class="s3"><span class="s2">15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen ve her defasında üçer ay uzatılmak suretiyle 19 Temmuz 2018 tarihine kadar iki yıl süren Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında 31 adet OHAL Kararnamesi çıkarılarak bu kararnameler eki listelerde isimleri yer alan 130.000’den fazla kamu görevlisi, tabi olduğu olağan usullerden ayrıksı şekilde, Anayasa ve AİHS başta olmak üzere hukukun evrensel ilkeleri kapsamında korunan haklarına riayet edilmeksizin,</span> <span class="s2">torba niteliğinde bir tasarrufla, kamuoyuna “irtibat</span><span class="s2">/</span><span class="s2">iltisaklı” ilan edilerek, </span><span class="s2">alenen</span><span class="s2"> etiketlenerek,</span><span class="s2"> bir daha kamu görevinde istihdam edilmemek üzere</span><span class="s2"> kamu görevlerinden çıkarıldılar. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">OHAL sürecinin bitmesi, bu hukuksuz uygulamanın sonlanması için yeterli olmadı</span><span class="s2">.</span><span class="s2"> 375 sayılı KHK’ya 25/7/2018 tarihinde eklenen </span><span class="s2">Geçici Madde</span> <span class="s2">35 kapsamında binlerce insan, bu defa bünyesinde çalıştıkları kurumların üst amirlerinin inisiyatifine bağlı olarak ve yine “irtibat</span><span class="s2">/</span><span class="s2">iltisaklı” ilan edilerek kamu görevinden çıkarılmaya devam edildi.</span><span class="s2"> 30 Temmuz 2022 tarihinde kurum üst amirlerine verilen bu yetki son bulduktan sonra ise Yüksek Disiplin Kurulu işlemleriyle kamu görevinden çıkarmalar devam etmektedir. Dolayısıyla masumiyet karinesi başta olmak üzere hukukun evrensel ilkelerine aykırı şekilde kamu görevinden çıkarılanların toplam sayısının 400 bin mertebesinde olduğu tahmin edilmektedir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">OHAL süreci ile kamu makamları ve yargı mercilerince kullanılmaya başlanan “irtibat/iltisak” kavramlarının, 15 Temmuz 2016 öncesinde hukuk literatürümüzde yeri bulunmuyordu. Hukuka aykırılık teşkil eden, insanların yalnızca tabi oldukları olağan usullerden ayrıksı şekilde torba niteliğinde bir tasarrufla, savunmaları alınmaksızın</span><span class="s2">, bu işleme karşı hangi yargısal sürece başvurabilecekleri gösterilmeksizin </span><span class="s2">ve hangi eylemlerinin kamu görevinden çıkarılmalarına gerekçe gösterildiği kendilerine bildirilmeksizin kamu görevlerinden çıkarılmaları değildir. Bizzat “irtibat/iltisak” kavramları, hukuk terminolojisinde, 15 Temmuz 2016 tarihinden önce yer almayan, hangi eylemlerin bu kavramlara vücut verdiği, hangi gerekçelerle kişilerin bu kavramlara dayanılarak kamu görevlerinden çıkarılabileceği bilinmeyen, sınırları olmayan, kısaca “öngörülebilirliği” ve “belirliliği” bulunmayan kavramlardır. Elbette bu durum hukuk güvenliği açısından tehlike yaratmış, hukuki güvenilirliği ortadan kaldırmış, bir korku atmosferi meydana getirmiştir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Öngörülebilirliği</span><span class="s2"> ve belirliliği bulunmayan “irtibat/iltisak” kavramlarına dayanılarak ölünceye kadar kamu görevinde çalıştırılmamak üzere kamu görevinden çıkarılan</span><span class="s2"> yüz</span><span class="s2"> binlerce insan yalnızca işini kaybetme</span><span class="s2">di</span><span class="s2">. </span><span class="s2">Aynı zamanda s</span><span class="s2">osyal güvenlik kayıtlarında haklarında bu kavramlara dayalı olarak ihraç edildiklerine dair fişleme </span><span class="s2">n</span><span class="s2">iteliğinde kodlar düşülerek, özel sektörde istihdam edilmeleri imkânsız hale getiri</span><span class="s2">ldi</span><span class="s2">, birçok işveren, OHAL ve sonrası süreç kapsamında kamu görevinden çıkarılan kişileri, istihdam etmekten kaçın</span><span class="s2">dı</span><span class="s2">. Emeklilik hakları, sosyal güvenceleri dahil olmak üzere mülkiyet hakları ve özel hayata saygı hakları kapsamında bulunan tüm güvencelerinden mahrum bırak</span><span class="s2">ıldı</span><span class="s2">lar</span><span class="s2">.</span><span class="s2">Dahası OHAL KHK’ları ile uygulanan ilave tedbirler kapsamında pasaportlarına dahi “idari tahdit” uygulanarak yurt dışına çıkma hürriyetlerinin dahi önüne geçildi. </span><span class="s2">Kamuoyuna açıkça “irtibat/iltisaklı” ilan edilmelerinin sosyal hayatlarında meydana getirdiği etiketleme ise tüm bu sonuçların en ağırıdır. Özetle “irtibat/iltisak” kavramlarına dayanılarak kamu görevinden çıkarılanlar adeta “sivil ölüm”e terk edildi. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Dahası 22 Mayıs 2017 tarihinde kurulan OHAL </span><span class="s2">İşlemleri İnceleme </span><span class="s2">Komisyonu</span><span class="s2"> (OHAL Komisyonu)</span><span class="s2"> öncesinde yayımlanan KHK’lar ile kamu görevinden çıkarılanlara, bu işleme karşı hangi yargısal sürece başvurabilecekleri dahi gösterilmedi. Her ne kadar idari yargı yoluna başvursalar da idari yargı yolunda açılan davaları, OHAL Komisyonuna tevdi edildi. OHAL Komisyonuna yapılan başvurularının neticelenmesi ise seneleri aldı. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">N</span><span class="s2">ihayetinde OHAL Komisyon kararı ile idari yargı yoluna başvurabilen KHK’lılar bu defa yargı yolunda, idari yargı mercilerince bir “ceza yargılaması olmadığı” iddia edilen</span><span class="s2"> ancak netice</span><span class="s2">si </span><span class="s2">ve ağırlığı nedeniyle açıkça suç ve suçlunun tespiti</span><span class="s2">ni</span><span class="s2"> içeren </span><span class="s2">“irtibat/iltisak” değerlendirmesine tabi tutulmakta</span><span class="s2">lar. S</span><span class="s2">eneler önce gerçekleştirdikleri yasal ve meşru eylemleri yahut kamu görevinden çıkarma işlemi ile eş zamanlı açılan adli yargı dosyaları gerekçe gösterilerek davaları reddedilmek</span><span class="s2">te</span><span class="s2"> ve adeta bir kısır döngü meydana getirilmektedir. </span></p>
<p class="s3"><span class="s2">Hukukun evrensel ilkelerine riayet edilmeksizin yüz binlerce kişinin kamu görevinden uzaklaştırılması; kişilerin Anayasa ve </span><span class="s2">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (</span><span class="s2">AİHS</span><span class="s2">)</span><span class="s2"> ile koruma altına alınan pek çok hakkını ihlal eden, onları sosyal dışlanma ve sivil ölüme mahkûm eden bir uygulamaya dönüşmüştür. </span><span class="s2">Anayasa Mahkemesi (AYM) 29 Mayıs Perşembe günü iltisak ve irtibat gerekçesiyle meslekten çıkarılan 3 (üç) yargı mensubunun başvurusunu karara bağlayacağını duyurmuştur. </span><span class="s4">Bu ağır hak ihlallerinin son bulması için </span><span class="s4">AYM’den</span><span class="s4">, hukuk devleti ilkesine ve temel haklara uygun adil bir karar </span><span class="s4">vermesini, insanımızın mağduriyetini bir nebze olsun gidermesini </span><span class="s4">bekliyoruz</span><span class="s2">.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Tarafı Olduğumuz AİHM Kararlarına Uyulmalı, Benzer Mağduriyetlere Son Verilmelidir!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/tarafi-oldugumuz-aihm-kararlarina-uyulmali-benzer-magduriyetlere-son-verilmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Sep 2023 13:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7510</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 26.09.2023 tarihinde vermiş olduğu Yalçınkaya kararı ile “Gülen Yapılanması” davalarına ilişkin  yapılan yargılamalarda bylock kullanmış olan herkesin ilke olarak bu temelde terör örgütü ile bağlantısı olduğuna dair mahkeme kararlarında; keyfi kovuşturma, mahkumiyet ve cezalandırmaların söz konusu olduğu, tüm bunlara karşı  ulusal ve uluslararası hukuktaki usuli güvencelerin sağlanmadığı sebepleriyle adil yargılanma hakkı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 26.09.2023 tarihinde vermiş olduğu Yalçınkaya kararı ile “Gülen Yapılanması” davalarına ilişkin  yapılan yargılamalarda bylock kullanmış olan herkesin ilke olarak bu temelde terör örgütü ile bağlantısı olduğuna dair mahkeme kararlarında; keyfi kovuşturma, mahkumiyet ve cezalandırmaların söz konusu olduğu, tüm bunlara karşı  ulusal ve uluslararası hukuktaki usuli güvencelerin sağlanmadığı sebepleriyle adil yargılanma hakkı ve kanunsuz ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar aynı zamanda, nihai amacı ve yöntemi bilmeyen ve istemeyen kişiler için silahlı örgüt üyeliği suçu oluşmayacağını vurgulayarak, Türkiye’de yapılan “Gülen Yapılanması” yargılamalarında örgütün nihai amacını bilerek ve isteyerek örgüte üye olunup olunmadığının araştırılması gerektiğini,  yapılan yargılamalarda bu unsurun incelenmemesi ve sendika üyeliğinin başka hiçbir araştırmaya yer verilmeden terör örgütü üyesi olarak kabul edilmesi sebepleriyle  toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün de ihlal edildiğine karar vermiştir.</p>
<p>Karar, somut olarak bylock uygulaması ve sendika üyeliği olan kişilerin sistematik olarak örgüt üyesi olarak değerlendiremeyeceğine ilişkinken, bu karar “Gülen Yapılanması” yargılamalarında banka müşterisi olmak, dergi ve gazeteye abone olmak, ankesörlü telefondan aranmak gibi sadece teknik incelemelerin yapıldığı, terör örgütü üyeliği için kabul edilen delillerin keyfi ve öngörülemez şekilde yorumlandığı, silahların eşitliği ilkesinin bertaraf edilerek yapılan bütün yargılamalarda da uygulanacağı kuşkusuzdur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın binlerce insanı ilgilendiriyor olması yıllardır süregelen hukuk garabetine artık son verilmesi gerektiğini göstermektedir.</p>
<p>Esasen verilmiş olan karar yalnızca ceza yargılamaları bakımından değil, takipsizlik veya beraat kararı alıp görevine iade edilmeyen kamu görevlilerini de kapsamaktadır. Bu sebeple Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin  46. Maddesi ile Anayasa 93. Maddeleri gereğince derhal uygulanması, halihazırda yapılan ve yapılacak olan yargılamalarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi- Yalçınkaya kararının dikkate alınarak delillerin keyfi olarak yorumlanmaması, yargılamalardaki sistematik sorunların düzeltilmesi, yapılan yargılamalar neticesinde beraat ve takipsizlik kararı alan kamu görevlilerinin görevlerine derhal iade edilmeleri gerektiğini, Hak İnisiyatifi Derneği olarak bütün süreçlerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/09/WhatsApp-Image-2023-09-27-at-13.44.56-1.jpeg" length="19168" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/09/WhatsApp-Image-2023-09-27-at-13.44.56-1.jpeg" width="739" height="415" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ohal-uygulamalari-sonrasinda-adalet-arayisinda-neredeyiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2022 15:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7391</guid>

					<description><![CDATA[Ankara&#8217;da Genel Merkezimizde &#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?&#8221; konulu &#8217;10 Aralık İnsan Hakları Günü&#8217; etkinliğimizde moderatörümüz Avukat, Gazeteci Büşra Taşkıran,  konuğumuz İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman&#8217;dı. Feray Salman, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve devamındaki süreçte mağdurların ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin de ellerinden alındığı, çıkarılan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da Genel Merkezimizde &#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?&#8221; konulu &#8217;10 Aralık İnsan Hakları Günü&#8217; etkinliğimizde moderatörümüz Avukat, Gazeteci Büşra Taşkıran,  konuğumuz İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman&#8217;dı.</p>
<p>Feray Salman, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve devamındaki süreçte mağdurların ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin de ellerinden alındığı, çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile binlerce kamu personelinin işten çıkarıldığı,  binlerce kişi hakkında  adli işlem yapıldığı, halen yüz binden fazla soruşturma, kırk sekiz binden fazla davanın bulunduğu,  hak ihlallerinin sivil ölüm boyutuna ulaştığı, bu zorlu ve milyonlarca mağdur yaratan &#8216;adalet arayışı&#8217; sürecini değerlendirdi. Katılımcıların katkıları ile sorunlara ilişkin çözüm önerileri ele alındı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7401" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-300x169.jpg" alt="" width="374" height="211" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-300x169.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1024x576.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-768x432.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1536x864.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-845x475.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1240x698.jpg 1240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />h<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7402" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-300x225.jpg" alt="" width="297" height="223" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-1024x768.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-1536x1152.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 297px) 100vw, 297px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7397" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-300x225.jpg" alt="" width="296" height="222" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-1024x768.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-1536x1152.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7393" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-300x169.jpg" alt="" width="374" height="211" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-300x169.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1024x576.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-768x432.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1536x864.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-845x475.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1240x698.jpg 1240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe.jpg 1599w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>İNSAN HAKLARI GÜNÜ ETKİNLİĞİ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/insan-haklari-gunu-etkinligi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2022 17:05:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7386</guid>

					<description><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformundan Feray Salman, &#8220;OHAL uygulamalari Sonrasinda Adalet Arayisinda Neredeyiz?&#8221; başlığı ile konuğumuz olacak. İlgilileri bekleriz 🗓12 Aralık pazartesi ⏰18:00 🌐Hak İnisiyatifi Genel Merkezi Adres: Kızılay Mahallesi, Necatibey Cad. No:19/28, Çankaya/Ankara]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7387" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f-212x300.jpg" alt="" width="180" height="255" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f-212x300.jpg 212w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f-724x1024.jpg 724w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f-768x1086.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f-1086x1536.jpg 1086w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f-845x1195.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/31087078-f47d-4034-b4e3-3e91d1e0196f.jpg 1131w" sizes="auto, (max-width: 180px) 100vw, 180px" /></p>
<p>İnsan Hakları Ortak Platformundan Feray Salman, &#8220;OHAL uygulamalari Sonrasinda Adalet Arayisinda Neredeyiz?&#8221; başlığı ile konuğumuz olacak.<br />
İlgilileri bekleriz</p>
<p>🗓12 Aralık pazartesi<br />
⏰18:00<br />
🌐Hak İnisiyatifi Genel Merkezi<br />
Adres: Kızılay Mahallesi, Necatibey Cad. No:19/28, Çankaya/Ankara</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Her Şeye Karşın İşkencesiz Bir Türkiye ve Dünya Mümkündür…</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/her-seye-karsin-iskencesiz-bir-turkiye-ve-dunya-mumkundur.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jun 2022 11:27:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7273</guid>

					<description><![CDATA[26 Haziran 2022 Bugün 26 Haziran. “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” Ülkemizde ve dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün. Birleşmiş Milletler (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. BM 1997 yılında bu günü  “İşkence Görenlerle Dayanışma &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>26 Haziran 2022<br />
Bugün 26 Haziran. “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” Ülkemizde ve dünyada insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün.<br />
Birleşmiş Milletler (BM) “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme” 26 Haziran 1987 tarihinde yürürlüğe girmiştir. BM 1997 yılında bu günü  “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” olarak ilan etmiştir.<br />
Türkiye’nin de altına imza attığı bu Sözleşme, insanın sahip olduğu onur ve değeri korumak için işkenceyi mutlak olarak yasaklar. İnsanlık ailesinin ortak kazanımı olan ve modern insan hakları hukukunun en temel kurallarından birini oluşturan bu yasak, normlar hiyerarşisi açısından üstün kural, başka bir deyişle buyruk kural niteliğindedir. Dolayısıyla hiçbir koşulda istisnası olmaz. Sözleşmenin 2. maddesinin 2. paragrafında bu durum şöyle ifade edilir: “Hiçbir istisnai durum ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dâhili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez”.<br />
Bu açık ve net belirlemeye karşın işkence, hâlen dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından toplumlara karşı insanlık dışı bir cezalandırma ve yıldırma aracı olarak kullanılmaktadır.<br />
Türkiye “İşkenceye Karşı Sözleşme”yi 1988 yılında kabul etmiş, Anayasa ve Ceza Kanunu’nda işkenceyi yasaklamıştır. Maalesef ülkemizde de işkence ve diğer kötü muamele sadece askeri darbeler döneminde değil tüm cumhuriyet tarihi boyunca sistematik bir devlet pratiği olarak varlığını korumuştur. Ancak, ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren mevcut siyasal iktidarın, her geçen gün daha da artan baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı sonucu, günümüzde tüm ülke adeta işkence mekânı haline gelmiştir. Ekte yer alan dosyada paylaşılan veriler mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkencenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu veriler “İşkenceye sıfır tolerans” sözünün tarihsel ve olgusal olarak koca bir yalandan ibaret olduğunu göstermektedir.<br />
Siyasal iktidarın giderek daha fazla otoriterleşmesi ile orantılı biçimde; devlet erkinin çeşitli kademelerinde yaygınlaşan yasa, kural ve norm denetiminden kaçınma, keyfilik, bilinçli ihmal gibi sebeplerle usul güvencelerinin ihlal edilmesi, gözaltı sürelerinin uzunluğu, izleme ve önleme mekanizmalarının işlevsiz kılınması ya da bağımsız izleme ve önlemenin hiç olmaması, en yetkili ağızlardan yapılan işkenceyi bizzat teşvik edici söylemler, köklü cezasızlık politikaları vb. sonucunda, resmi gözaltı merkezlerinde işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları tüm ağırlığı ve vehameti ile devam etmektedir.<br />
Kolluk güçlerinin barışçıl toplanma ve gösterilere müdahalesi sırasında, sokak ve açık alanlarda ya da ev ve iş yeri gibi mekânlar da, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence ve diğer kötü muamele uygulamaları da önceki dönemlerde görülmeyen bir boyuta varmıştır. Kolluk güçlerinin, evrensel hukukta ve ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesine geçen kural dışı, denetlenmeyen, cezalandırılmayan, siyasal iktidar tarafından görmezden gelinen hatta teşvik edilen bu şiddeti sıradanlaşmış, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir.<br />
Keza yıl boyunca demokratik bir toplumun temelini oluşturan ve Anayasa tarafından da teminat altına alınmış olan toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini barışçıl biçimde kullanmak isteyen kadınlar ve LGBTİ+’lar, işçiler, yaşam savunucuları, siyasi partilerin üye ve yöneticileri, meslek örgütlerinin üye ve yöneticileri, insan hakları savunucuları bu zalimane kolluk şiddetine maruz kalmışlardır.<br />
Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan, insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma/kaybetme vakaların da OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden bir artış görülmesi son derece endişe vericidir. Kaçırılan Yusuf Bilge Tunç isimli kişiden 6 Ağustos 2019 tarihinden bu yana haber alınamamaktadır.<br />
Türkiye’de hapishaneler, her dönem işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının yoğun olarak yaşandığı mekanlar olmuştur. Özellikle de 2015 Temmuz’unda Türkiye’nin yeniden çatışma ortamına girmesiyle başlayan, daha sonra askeri darbe girişiminin bastırılması ve ardından OHAL ilan edilmesiyle devam ederek günümüze varan süreçte hapishanelerde tutuklu ve hükümlülere yönelik işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında olağanüstü düzeyde artışlar yaşanmaktadır. Diğer yandan var olan yapısal sorunlar, etkin ve bağımsız izleme mekanizmalarının bulunmaması yanı sıra Covid-19 salgını gerekçesiyle yapılan kısıtlamalar ve alınan tedbirler hep birlikte değerlendirildiğinde hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlalleri iyice görünmez hale gelmiştir.<br />
Açıklama ekindeki verilerle görünürlük kazandırmaya çalıştığımız endişe verici bu gerçeklik uluslararası önleme mekanizmalarının ve insan hakları kurumlarının raporlarına da yansımaktadır. Ne var ki, Anayasa başta olmak üzere hiçbir kural ve normla kendine sınırlandırmak istemeyen siyasal iktidar, uluslararası mekanizmaları, onların yaptığı eleştiri ve uyarıları da dikkate almamakta, işkenceyi önlemeye yönelik iyileştirmeleri yapmamaktadır. Aksine, mevzuatta işkence yasağının mutlak niteliğine aykırı düzenleme ve değişiklikler yaparak cezasızlığı “güvence” altına almaya çalışmakta, ihlalleri görünür kılmaya çalışan insan hakları savunucularına yönelik tehditlerle işkenceye karşı mücadeleyi engelleyebileceğini düşünmektedir.<br />
Hakikatin bu iç karartıcı niteliğine rağmen “işkence” insan eliyle gerçekleştiği için, insan eliyle de durdurulması mümkündür.<br />
İşkenceyi önleme/durdurma yükümlülüğü öncelikle devletlere aittir. Dolayısıyla insan hakları savunuculuğunun bir gereği olarak yıllardır sabır ve ısrarla dile getirdiğimiz aşağıdaki asgari talepleri siyasal iktidara bir kez daha hatırlatıyor ve ivedilikle gerçekleştirilmesini istiyoruz:<br />
•     İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni işkence yasağının mutlak niteliği ile bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir.<br />
•     Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır.<br />
•     Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır.<br />
•     Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.<br />
•     Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı OPCAT ve Paris İlkelerine uygun tümüyle bağımsız bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır.<br />
•     Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir.<br />
•     İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır.<br />
•     İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.<br />
Ancak şunu da hatırlatmak isteriz ki, insanlık onuruna sahip çıkmak ve işkenceyi önlemek aynı zamanda tüm toplumun da sorumluluğudur. İnsan ve yurttaş olmak için, bizi toplum yapan müşterek bağı korumak için işkencenin yol açtığı acıları görmek ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.<br />
Var oluş nedenleri işkencesiz bir ülke ve dünyaya ulaşmak olan İHD ve TİHV olarak, dün olduğu gibi bundan sonra da tüm örtbas etme, korkutma, susturma çabalarına karşın, başlarına geleni kader olarak kabul etmeyip, yüksek sesle haykırabilmeleri için işkence görenlerin her koşulda yanında olmaya; maruz kaldıkları işkenceyi belgeleyip raporlamaya; fiziksel ve ruhsal onarım süreçlerine destek vermeye; adalete erişimlerine yardımcı olmaya; yaşadıkları acıların bir daha asla tekrarlanmaması için cezasızlıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.<br />
Görüyoruz, susmuyoruz, mücadele ediyoruz…<br />
İnsanlık onuru işkenceyi mutlaka yenecek…<br />
İşkencesiz bir Türkiye ve dünya mümkün!</p>
<p>Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği<br />
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Ayşe Özdoğan Tahliye Edilmelidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ayse-ozdogan-tahliye-edilmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 09:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6940</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye kamuoyu aylardır ulaşabildiği her yerden derdini anlatan Ayşe Özdoğan’ın yardım çağrılarına sahne olmaktadır. Özdoğan’ın oğlunun kalbinde delik vardır ve bundan dolayı düzenli desteğe ihtiyacı mevcuttur, eşi cezaevinde bulunmaktadır, babası Alzheimer hastasıdır, annesinde de kanser hastalığı ortaya çıkmış durumdadır. Özdoğan’ın kendisi ise Maxciller Sinüs tabir edilen bir kanser türüyle mücadele etmektedir. Şu anda hastalık son &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye kamuoyu aylardır ulaşabildiği her yerden derdini anlatan Ayşe Özdoğan’ın yardım çağrılarına sahne olmaktadır. Özdoğan’ın oğlunun kalbinde delik vardır ve bundan dolayı düzenli desteğe ihtiyacı mevcuttur, eşi cezaevinde bulunmaktadır, babası Alzheimer hastasıdır, annesinde de kanser hastalığı ortaya çıkmış durumdadır. Özdoğan’ın kendisi ise Maxciller Sinüs tabir edilen bir kanser türüyle mücadele etmektedir. Şu anda hastalık son evre olan dördüncü evresinde bulunmaktadır. Hastalık sonucunda Özdoğan’ın yüzünün görüntüsü ve konuşması bozulmuş durumdadır. Üstelik yemek yerken aldığı gıdalar yüzündeki yaralardan dışarı çıkmaktadır ve bu durum sürekli iltihaplanmaya sebep olmaktadır. Özdoğan’ın %72 engelli olduğunu gösterir raporu mevcuttur. Ameliyatlar sonucunda sol üst diş, sol damak, elmacık kemiği, lenf bezleri alınmıştır. Gözyaşı kanalları alındığından dolayı gözyaşları hiç durmamakta, sürekli akmaktadır. Toza maruz kalma, hava sıcaklığının değişimi veya başını 3-4 dakikalık bir süre boyunca ön tarafa eğmesi durumunda ameliyatlar sonucunda yapılan değişikliklerden dolayı büyük ızdıraplar çekmektedir. Tedavisini planlayan hekimler tekrar ameliyatlara girmesi gerektiğini ifade etmektedirler. Özdoğan, hayatını cezaevinde yalnız başına idame ettiremeyecek olmasından hareketle ve önündeki ameliyatlara girebilmek için cezasının infazının ertelenmesini talep etmektedir.</p>
<p>Özdoğan’ın başvurusu üzerine, gerekli tetkikatların yapılmasıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından cezaevinde kalamayacağına yönelik bir rapor düzenlenmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ise bu rapora istinaden yaptığı değerlendirme sonucunda Özdoğan’ın cezaevinde yalnız başına hayatını idame ettirebileceğine kanaat getirerek infaz erteleme talebinin reddedilmesi yönünde görüş bildirmiştir. Bu görüşün sonucu olarak Maxciller Sinüs kanserinin dördüncü evresinde bulunan Ayşe Özdoğan kolluk kuvvetleri tarafından 2 Ekim 2021 günü cezasının infazı için cezaevine yerleştirilmiştir.</p>
<p>Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, Özdoğan’ın dördüncü evre kanser hastası olduğu, konuşmakta ve yiyip içmekte zorluk yaşadığı, hastalığının tedavisi için yeni ameliyatlar geçirmesi gerekliliği reddedilmemektedir. Fakat yine de bu haliyle cezaevinde tek başına hayatını idame ettirebileceği kanaati hasıl olmuştur. Öte yandan kamuoyuna yansıyan görüntü ve videolardan Özdoğan’ın çok ağır bir hastalığın pençesinde ızdırap içerisinde olduğu aşikar görünmektedir.</p>
<p>Türkiye’de uzun yıllardan bu yana düşman ceza hukuku uygulamaları sergilenmektedir. Özellikle terörle ilgili suçları işlediği öne sürülen kişilerle ilgili özgürlükleri kısıtlayıcı nitelikte dar yorumlar ve keyfi uygulamalar egemen olmaktadır. Özellikle, sosyal ve ekonomik gücü olanların olmayacak işi “çözülürken” böyle olmayanların “çözülecek” işlerinin kangrene dönüşmesi kamu vicdanını yaralamaktadır. İşbu sebepten ötürü İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın düzenlediği raporun bilimsel görüşe dayandığı ve gerçekliği temsil ettiği hususunda kamuoyunda yaygın bir şüphe bulunmaktadır.</p>
<p>Öte yandan hapis cezası hürriyeti bağlayıcı bir cezadır. Hürriyeti bağlayıcı cezaların ortak özelliği mahkumların özgürlüklerinden yoksun bırakılarak cezalandırılmasına dayanmasıdır. Fakat Özdoğan’ın yaşadığı hastalıktan dolayı zaten fiilen hürriyeti bağlanmış haldedir. Bir de hapis cezasının infaz edilmesi Özdoğan’ın yaşadıklarını insani sınırların ötesine taşıyarak işkence ve kötü muamele yasağının ihlali anlamına gelecektir.</p>
<p>Anayasa’nın 104/16. maddesinde yer alan düzenlemeye göre cumhurbaşkanının sürekli hastalık sebebiyle cezaları kaldırma yetkisi bulunmaktadır. Daha önce en ağır suçlardan mahkum olmuşlar dahil pek çok kişi için işletilen bu kurumun Özdoğan için de işletilmesinin kamu vicdanını teskin açısından hayati bir sorumluluk olduğunu vurguluyoruz.</p>
<p>Eğer herhangi bir şekilde bu mümkün olmayacaksa, Özdoğan’ın cezasının infazının en azından hastalık süreci sona erene kadar ertelenmesi tüm siyasi mülahazalardan bağımsız insani bir temel sorumluluk mahiyetindedir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının bu yöndeki talebi evrak üzerinden ivedilikle yeniden değerlendirerek görüşünü infazın ertelenmesi yönünde revize etmesiyle kamu vicdanını derinden sarsan bu durumun ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluktur.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak, bütün tartışmaları aşarak anlamsızlaştıran bazı insani durumlar olduğunu hatırlatma gereği hissediyoruz. Eşi cezaevinde, oğlu kronik ve ağır hasta, annesi kanser, babası Alzheimer hastası ve kendisi dördüncü evre kanser olan Özdoğan’ın durumu bu tip durumların örneklerinden biridir. Bu gibi durumlarda artık diğer tartışmalar bir kenara bırakılarak vicdan, empati, anlayış ve merhamet egemen olmalıdır. Hak İnisiyatifi Derneği olarak yetkilileri Özdoğan’ın tahliye edilmesi için gerekeni yapmaya, tüm halkımızı ise bu konunun takipçisi olarak yapılanları takip etmeye davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/10/Ayşe-Özdoğan.jpg" length="219207" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/10/Ayşe-Özdoğan.jpg" width="1000" height="634" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Uygulaması Kaynaklı Hak İhlalleri  İnceleme ve Araştırma Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/guvenlik-sorusturmasi-ve-arsiv-arastirmasi-uygulamasi-kaynakli-hak-ihlalleri-inceleme-ve-arastirma-raporu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2020 18:11:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6647</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de uzun yıllardır yalnızca güvenlik bürokrasisinde görev yapacak olan kamu personelleri için uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kurumu, 15 Temmuz  darbe girişimi ardından 03/10/2016 tarihli bir OHAL KHK’sıyla tüm kamu personellerine uygulanacak şekilde genişletilmiş, söz konusu KHK, OHAL’in bitmesinin ardından 01/02/2018 tarihinde TBMM tarafından onaylanarak kanunlaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi 24/07/2019 tarihli kararında uygulamanın bu şekilde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de uzun yıllardır yalnızca güvenlik bürokrasisinde görev yapacak olan kamu personelleri için uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kurumu, 15 Temmuz<span class="Apple-converted-space">  </span>darbe girişimi ardından 03/10/2016 tarihli bir OHAL KHK’sıyla tüm kamu personellerine uygulanacak şekilde genişletilmiş, söz konusu KHK, OHAL’in bitmesinin ardından 01/02/2018 tarihinde TBMM tarafından onaylanarak kanunlaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi 24/07/2019 tarihli kararında uygulamanın bu şekilde genişletilmesinin hak ihlallerine sebep olduğu gerekçesiyle yeni düzenlemeyi iptal etmiştir. Öte yandan bu tarihten sonra düzenlemenin yeniden kanunlaştırılması TBMM gündemine gelmiş olsa da kamuoyunun tepkileri sonucunda revize edilerek yeniden gündeme getirilmek üzere geri çekilmiştir.</p>
<p>Yayınladığımız bu rapor tekrar gündeme getirilen düzenlemenin neden olduğu hak ihlallerini tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu raporun hazırlanmasında, güvenlik soruşturması ve arşiv taramasının olumsuz sonuçlanmasının sebeplerinin resmi bir şekilde öğrenilebileceği yegane kaynak olan gerekçeli mahkeme kararlarından yararlanılması yoluna gidilmiştir. Söz konusu mahkeme kararları, derneğimiz tarafından kamuoyuna yapılan çağrı ve açık kaynaklarda yapılan araştırmalar ile toplanmıştır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Elde edilen mahkeme kararlarının içeriklerinden anlaşıldığı üzere, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması uygulamasıyla mevzuatın uygulayıcıların takdir marjını ileri derecede geniş tutmasından dolayı kanunilik ve eşitlik ilkeleri ihlal edilmektedir. Bu uygulama çerçevesinde, şeffaflık, hukuki öngörülebilirlik, kamu görevine katılma hakkı, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı ve suçun ve cezanın şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Mevcut haliyle bürokratik ve siyasi güce/konuma sahip olanların suiistimaline açık olan ve birçok hak ihlaline kapı aralayan bu uygulamanın bir an önce tamamen kaldırılması, buna benzer bir uygulamanın yeniden ihdas edilmesine dair çalışmalara son verilmesi, uygulamanın yeniden ihdas edileceği beklentisi ile mevcut atamaların bekletilmesinden vazgeçilmesi, uygulama şu an için tüm kamu personeli bakımından cari olmadığından dolayı kimi kamu kurumlarının gayri resmi yollar ile bu uygulama benzeri araştırmaları yapmayı durdurması ve bu uygulamadan kaynaklanmış olan mevcut hak ihlallerinin de giderilmesi konusunda kamu otoritesine ciddi sorumluluklar düşmektedir. Hak İnisiyatifi Derneği olarak sürecin takipçisi olacağız.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Raporun tamamı için <strong><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/06/güvenlik-soruşturması-raporu-v5.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buraya tıklayınız.</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/06/files-scaled.jpg" length="299221" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/06/files-scaled.jpg" width="2048" height="1366" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Ortak açıklama: Zorla Kaçırmalara Son Verilsin, Etkili Soruşturma Açılsın!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ortak-aciklama-zorla-kacirmalara-son-verilsin-etkili-sorusturma-acilsin.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 11:31:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6424</guid>

					<description><![CDATA[Zorla Kaçırmalara Son Verilsin, Etkili Soruşturma Açılsın 2019 yılı Şubat ayında farklı günlerde Salim Zeybek, Gökhan Türkmen, Erkan Irmak, Yasin Ugan, Özgür Kaya ve Mustafa Yılmaz zorla kaçırılmıştır. Ailelerin ve kurumların arama mücadelesi bu süreçte devam etmiştir. Kamuoyuna yansıyan bilgilerden “28 Temmuz 2019’da akşam saatlerinde ailelerini arayan polislerin; ailelere Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zorla Kaçırmalara Son Verilsin, Etkili Soruşturma Açılsın</strong></p>
<p>2019 yılı Şubat ayında farklı günlerde Salim Zeybek, Gökhan Türkmen, Erkan Irmak, Yasin Ugan, Özgür Kaya ve Mustafa Yılmaz zorla kaçırılmıştır. Ailelerin ve kurumların arama mücadelesi bu süreçte devam etmiştir.</p>
<p>Kamuoyuna yansıyan bilgilerden “28 Temmuz 2019’da akşam saatlerinde ailelerini arayan polislerin; ailelere Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın rutin GBT kontrollerinde gözaltına alındığını, şu anda Emniyet binasında olduklarını ilettiği, sabah aileler ve avukatların TEM’e giderek görüşme yapmak istediği, akşam saatlerinde ailelerden 1 kişiye 5 dakikalık görüşme izni verildiği ancak gözaltına alınan kişilerin avukatları ile görüşemediği” öğrenilmiştir. Görüşmeden sonra dört kişinin zayıfladıkları ve tedirgin bir halde olduğu bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Kaçırılmanın nasıl gerçekleştiği, kimlerin sorumlu olduğu, bugüne kadar nerede oldukları ve ne tür uygulamalara maruz kaldıkları etkili bir soruşturma yürütülerek ortaya çıkartılmalı ve sorumlu olan kişiler hakkında yasal işlemler başlatılmalıdır.</p>
<p>İşkence ve insan hakları ihlali iddiası olduğunda devletlerin temel görevi etkili bir soruşturma yapmak, iddiaları araştırmak, kanıtların belgelenmesini ve yargıya ulaşmasını sağlamak, suçluları ortaya çıkartmak ve adaletin yerine getirilmesini sağlamaktır.</p>
<p>Devletlerin işkenceyi önleme ve soruşturma yükümlüğü, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin gözaltı giriş/çıkış, cezaevi giriş sırasında tıbbi değerlendirmelerinin yapılarak “işkence ve diğer kötü muamelelerin etkin tıbbi araştırılması ve belgelenmesi”ni gerektirmektedir. Ciddi insan hakları ihlali ve işkence iddiasının varlığı nedeniyle 28 Temmuz’dan itibaren resmi gözaltı süreci başlatılan kişiler hakkında yürütülecek işlemler İstanbul Protokolü’ne tanımlanan yasal etik ve mesleki standartlara uygun olarak yürütülmek durumundadır. Etik normlar ve uluslararası sözleşmelerde özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin ayrıma uğramaksızın, eşit, adil, insan onuruna yakışır bir biçimde sağlık hizmetine ulaşma hakkına sahip olduğu, muayenelerin kişilik haklarına saygılı, hekimlik sanatını uygulamaya elverişli koşullarda ve gizlilik haklarının korunarak yerine getirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ağır ve ciddi insan hakları ihlalleri söz konusu olduğunda bağımsız ve kişinin kendi hekiminin de tanı ve tedavi süreçlerine katılımı sağlanmalıdır. İşkence ve kötü muamele iddiası veya kuşkusu olan tüm durumlarda fiziksel değerlendirmelerin yanı sıra ruhsal yakınmalar ayrıntılı olarak sorgulanarak ruhsal değerlendirme yapılmalıdır. Hekimin tanı ve tedavi süresince klinik kanaati doğrultusunda özgürce hareket etmesi, muayene veya tedavi için farklı bir bilgi veya deneyime ihtiyaç duyması, araştırma ve değerlendirme yönünden kendisini yetersiz hissettiği durumlarda; gerekli yetkinliğe sahip başka bir hekime danışması veya ilgili hekime yönlendirmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Şubat ayından bu yana kayıp altı kişiden Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen ile ilgili olarak ailelere herhangi bir bilgi verilmemiştir. Ailelerin aramasına karşılık olarak “bilgimiz yok” yanıtı verilmiştir. Bu kişilerin hala nerede olduğu ve ne yaşadıkları bilinmemektedir. Bu kişilerin ruh ve bedensel bütünlükleri korunmalı, nerede oldukları konusunda ailelerine bilgi verilmelidir. Belirsizlik hali ile aileler ayrıca acı çekmeye itilmektedir.</p>
<p>Kişi özgürlüğü ve güvenliğinden yoksun bırakacak bir şekilde tehdit, baskı ve zorla kaçırma eylemi işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği ciddi bir suçtur. İnsanlığın ortak kazanımları, insan hakları sözleşmeleri ve yasal düzenlemeler; yaşam hakkı başta olmak üzere insan hakları konusunda ortak birikimi yok sayan ve ihlal eden her türlü davranışın mutlak yasak kapsamında olduğunu, bu davranışlara başvurulmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini ve devletlerin bu tür işlemleri gerçekleştiren kişiler hakkında etkili bir soruşturma yaparak hakikati ortaya çıkartmasını benimser. Mutlak yasak kapsamında olan ve ağır insan hakları ihlali anlamına gelen bu tür uygulamaların bir daha yaşanmaması için Devletler sorumlular hakkında yasal işlemleri başlatmalı ve bu ve benzeri eylemlere asla başvurulamayacağının altını çizmeli, yasadışı olan bu uygulamalara son verilmesi için gerekli çalışmaları yürütmelidir.</p>
<p>Güvenlik ve istihbarat birimleri de bu kurallardan muaf değildir ve faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde sürdürmelidir. Kişilerden baskı ve tehdit yöntemleriyle delil elde etme yöntemi işkence anlamına geleceği gibi tüm yasal metinlerde mutlak yasak kapsamındadır. Kamuoyuna yansıyan iddialar nedeniyle TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, işkence ve insan hakları ihlaline yol açan bütün eylemleri ortaya çıkartmak amacıyla alt komisyon kurarak istihbarat örgütlerinin faaliyetleri konusunda araştırma yapmalıdır.</p>
<p>Herkes kişi özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkına sahiptir. Hiç kimse keyfi olarak gözaltına alınamaz veya tutulamaz. Hiç kimse hukukun öngördüğü sebepler ve usuller dışında özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.</p>
<p>Biz insan hakları ve sağlık kurumları olarak hakikatin ortaya çıkartılmasını, gözaltında olan kişilerle ilgili usuli güvencelerin yerine getirilmesini, kötü muamele ve işkence iddiaları nedeniyle İstanbul Protokolü’nde tanımlanan yasal, etik ve mesleki standartlara uyulmasını ve hala kendilerinden haber alınamayan Mustafa Yılmaz ile Gökhan Türkmen’in de bulunmalarını ve konunun takipçisi olacağımızı buradan duyuruyoruz.</p>
<p><strong>İnsan Hakları Derneği</strong></p>
<p><strong>Türkiye İnsan Hakları Vakfı</strong></p>
<p><strong>Ankara Tabip Odası</strong></p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/kayıplar.jpg" length="363914" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/kayıplar.jpg" width="2048" height="1238" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Polis, Hukuk Devletinde Olması Gereken Sınırlarında Kalmalıdır.</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/polis-hukuk-devletinde-olmasi-gereken-sinirlarinda-kalmalidir.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/polis-hukuk-devletinde-olmasi-gereken-sinirlarinda-kalmalidir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2018 10:46:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[polis şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1142</guid>

					<description><![CDATA[Onlarca yaşanmışlık ve mağduriyet bulunmakla birlikte, son yaşanan iki örnek ile konuya açıklık getireceğiz. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ohal dönemi ile güvenlik politikalarının asıl olduğu bir devlet aklı ile karşı karşıyayız. 23.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 667 sayılı KHK’nın “Sorumluluk”  başlıklı 9. maddesine göre; “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz”. Fevkalade esnek ve tüm insan haklarını ihlal cesaretini güvenlik güçlerine verebilecek böyle bir düzenlemenin yansımaları her geçen gün daha fazla yaşam alanlarımızda hissedilmektedir. Bu gibi düzenlemelerden alınan cesaretle, bireyin güvenliği kolayca askıya alınabilmekte, kutsallaştırılan devlet denilen hizmet aygıtı için, temel haklar ve insan onuru kolayca zedelenebilmektedir.</p>
<p>Onlarca yaşanmışlık ve mağduriyet bulunmakla birlikte, son yaşanan iki örnek ile konuya açıklık getireceğiz. Birincisi, basında yer alma şansına bile sahip olmayan bir olaydır. Şanlıurfa’da, 04.07.2018 akşam saat 19.00,/20.00 arası iki minibüs dolusu ellerindeki uzun namlulu silahlarla yaklaşık 30 /35 , Polis Özel Harekat görevlisi, şehir merkezindeki, Gülhan lokantasının önünde beyaz bir arabanın sürücüsünü ailesinin gözü önünde tekme tokat döverek darp edip daha sonra da, karakolu arayarak  göz altına aldırmıştır. Etraftaki kalabalık korkuyla olayı izlemiş, ancak kimse itiraza cesaret bile edememiştir. Muhtemelen itiraz edilse, aynı şeyin kendisine yapılacağını sezen vatandaşlar olayı izlemekle yetinmiştir. Bu olayın olduğu yer, Garanti bankasının, olayın önünde işlendiği Gülhan lokantasının ve Akbank’ın güvenlik kameralarının görüş alanı içerisinde olup, bu keyfi muameleyi yapan kamu görevlileri hakkında etkin bir soruşturma ve cezalandırma talep etmekteyiz.</p>
<p>23.07.2018 tarihinde ise,  82yaşındaki Yusuf Topal, eşi eşi Fatma Topal’ın kronik hastalıkları için kullandığı ilaçların bitmesi üzerine 15 Temmuz Şehitler Aile Sağlığı Merkezi’ne gitmiş, burada reçete yazmayan doktor Ö.Y. ile tartışmıştır. Doktorun polis çağırması üzerine, polis 82 yaşındaki dedeyi gözaltına almıştır. Önce biber gazı sıkılmış, sonra herkesin gözleri önünde cadde ortasında kaba dayak atılarak ters kelepçe takılmış ve polis aracına zorla bindirilmiştir. Somut olaydaki polis uygulaması ceza yasası anlamında, “insanlık dışı muamele” vasfındadır. Neticeten yaşadıklarına yaşlı kalbi dayanamayan Yusuf dede,  kalp krizi geçirerek ölmüştür. Yakınlarına sabır, merhuma ise Allah’tan rahmet dileriz.</p>
<p>Bu ve benzeri olaylarda devlet ivedi şekilde etkin soruşturma başlatmalı, devletin gücünü keyfi olarak kullanan kamu görevlilerini tesirli bir şekilde cezalandırmalıdır. Polis hukuk devletindeki konumunda kalmalı, vatandaşın güvenliğini önceleyen bir zihniyete sahip kılınmalı, kutsallaştırılan devlet için kişi özgürlüğü ve güvenliği feda edilmemeli, bunlara zemin hazırlayan düzenlemeler ise kaldırılarak, acilen herkesin kendisini hukukun güvencesinde hissedeceği bir yapıya ulaşılmalıdır.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.</p>
<p>03.08.2018</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Hak İnisiyatifi</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/polis-hukuk-devletinde-olmasi-gereken-sinirlarinda-kalmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/08/POLİS-HUKUK-DEVLETİNDE-OLMASI-GEREKEN-SINIRLARINDA-KALMALIDIR.-3.png" length="26924" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/08/POLİS-HUKUK-DEVLETİNDE-OLMASI-GEREKEN-SINIRLARINDA-KALMALIDIR.-3.png" width="560" height="315" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Olağanüstü Hal Koşullarında Grev Hakkı Raporu</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/olaganustu-hal-kosullarinda-grev-hakki-raporu.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/olaganustu-hal-kosullarinda-grev-hakki-raporu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2018 13:53:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kategoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yayınlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt İçi Raporlar]]></category>
		<category><![CDATA[emek]]></category>
		<category><![CDATA[grev hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[işçi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ve ekonomik haklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1102</guid>

					<description><![CDATA[Hak İnisiyatifi İstanbul Temsilciliği tarafından OHAL koşullarında grev hakkının kullanımına ilişkin bir rapor hazırlanmıştır. Raporun sunuş yazısı şu şekildedir: &#8220;Cumhurbaşkanının, OHAL&#8217;in patronlar lehine daha rahat bir ortam yaratmak için grevlere karşı kullanıldığını beyan eden açıklamalarının üzerinden neredeyse bir sene geçti. O günlerden, OHAL&#8217;in 7. kez uzatıldığı bu günlere gelirken, biz de İstanbul Hak insiyatifi olarak, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak İnisiyatifi İstanbul Temsilciliği tarafından OHAL koşullarında grev hakkının kullanımına ilişkin bir rapor hazırlanmıştır.</p>
<p>Raporun sunuş yazısı şu şekildedir:</p>
<p>&#8220;Cumhurbaşkanının, OHAL&#8217;in patronlar lehine daha rahat bir ortam yaratmak için grevlere karşı kullanıldığını beyan eden açıklamalarının üzerinden neredeyse bir sene geçti. O günlerden, OHAL&#8217;in 7. kez uzatıldığı bu günlere gelirken, biz de İstanbul Hak insiyatifi olarak, OHAL&#8217;in greve gitme hakkının kullanımınına etkisini merak etmekteydik. Bu sorudan yola çıkarak hazırladığımız raporun ilk bölümünde Türkiye&#8217;yi bağlayan uluslararası belgeleri, ikinci bölümde Türk hukukunda grev hakkını; üçüncü ve dördüncü bölümde grevlerin uygulanmasını engellemek için başvurulan ve sıkça karıştırılan grev yasağı ve grev ertelemesi kavramlarını, bunların 2000&#8217;lerden bugüne fiili uygulamasını; beşinci bölümde 2017-2018 yıllarındaki grev ertelemelerini ve gerekçelerini inceledik. Aynı bölümde OHAL döneminin grev erteleleme kararına etkisi üzerine, sendikacılarla yapılan görüşmeleri değerlendirdik. Grev hakkının ülkemizde uzun yıllar siyasetin müdahalesine açık bir şekilde ve kanunların hukuka aykırı bir biçimde tevil edilmesi yoluyla sınırlandırıldığı, OHAL döneminde de var olan bu durumun aynen devam ettiği, ancak grev hakkına müdahale edilen işçi sayısının arttığı ve bunun yanında grev dışı hak arama yollarının ise gün geçtikçe zorlaştığı sonucuna ulaştık.&#8221;</p>
<p><a href="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/05/HAKinisiyatifi_OHALde_Grev_Raporu.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Rapora ulaşmak için lütfen tıklayınız.</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/olaganustu-hal-kosullarinda-grev-hakki-raporu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" length="133510" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2018/06/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
