<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Din ve İnanç Hakları &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/kategoriler/din-inanc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Jan 2024 18:22:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Ayrımcı Uygulamalar Kabul Edilemez!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ayrimci-uygulamalar-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2024 18:22:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7540</guid>

					<description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi işbirliğinde Cuma ve Bayram hutbelerinin 8 farklı dil seçeneği ile hem e-Devlet hem de diyanet.gov.tr web sitesinden ulaşılabileceği ifade edilmiştir. Bu dillerin Türkçe, Arapça, Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca ve Rusça olduğu izlenmiştir. Ülkemizde 20 milyonu aşkın Kürt başta olmak üzere pek çok farklı ırk &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanı tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi işbirliğinde Cuma ve Bayram hutbelerinin 8 farklı dil seçeneği ile hem e-Devlet hem de diyanet.gov.tr web sitesinden ulaşılabileceği ifade edilmiştir. Bu dillerin Türkçe, Arapça, Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca ve Rusça olduğu izlenmiştir. Ülkemizde 20 milyonu aşkın Kürt başta olmak üzere pek çok farklı ırk ve kökenden vatandaşımız mevcuttur. Kurmanci ve Zazaki lehçeleri başta olmak üzere, diğer yerel halklara ait dillerden hiç birinin dahil edilmeden, Türkiye&#8217;de konuşulma oranı oldukça sınırlı olan dillerde hutbe verilmesi açık bir ayrımcılıktır. Anadilde dini yayın ve açıklamaların insan hakları kapsamında olduğunu hatırlatarak, hutbelerin bu dillerde de yayınlanmasını talep etmekteyiz. Ayrıca bu talep sadece insan hakları kapsamında olmayıp, dinin de bir gereğidir. Rum Suresi 22. Ayette &#8220;Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O&#8217;nun âyetlerindendir.&#8221; denmektedir. Bu doğrultuda Hak İnisiyatifi olarak hutbelerin mevcut bu 8 dil dışında başta Kurmanci ve Zazaki olmak üzere diğer yerel halklara ait dillerle de erişime açılmasını talep etmekteyiz. ‎</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;">Hak İnisiyatifi Derneği Genel Merkezi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-13-at-17.38.28.jpeg" length="10394" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-13-at-17.38.28.jpeg" width="225" height="225" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İran’da Mehsa Emini Protestoları Sonrası Verilen İdam Cezaları Durdurulmalıdır!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/iranda-mehsa-emini-protestolari-sonrasi-verilen-idam-cezalari-durdurulmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 10:54:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7431</guid>

					<description><![CDATA[Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 22 yaşındaki Mehsa Emini İran’ın başkenti Tahran’da, 14 Eylül 2022 tarihinde “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle Ahlak Polisi olarak bilinen İrşad Devriyeleri tarafından tutuklanmış ve gözaltında öldüresiye dövülmüştür. Uygulanan şiddet sonucu Mehsa Emini 16 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar hükümet kaynaklarından yapılan açıklamaya göre kadının gözaltında kalp yetmezliği sonucu hayatını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 22 yaşındaki Mehsa Emini İran’ın başkenti Tahran’da, 14 Eylül 2022 tarihinde “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle <em>Ahlak Polisi</em> olarak bilinen <em>İrşad Devriyeleri</em> tarafından tutuklanmış ve gözaltında öldüresiye dövülmüştür. Uygulanan şiddet sonucu Mehsa Emini 16 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar hükümet kaynaklarından yapılan açıklamaya göre kadının gözaltında kalp yetmezliği sonucu hayatını kaybettiği açıklansa da bu açıklama İran kamuoyunda inandırıcı bulunmamıştır.</p>
<p>Mehsa Emini’nin yaşamını yitirmesi sonucu, Tahran ve Kürdistan eyaleti başta olmak üzere, ülke genelinde protestolar başlamış, süreç içerisinde protestolar ülke geneline yayılmıştır. Kadınların başını çektiği protestoların sokağa taşarak kitlesel eylemlere dönüştüğü, eğitim kurumları başta olmak üzere, kitlesel eylemlerin kamusal alanlara taştığı izlenmiştir. Ülke geneline yayılan kitlesel eylemlerin süreç içerisinde başörtüsü yasağına özgürlük ve rejim karşıtı bir harekete dönüştüğü uluslararası kamuoyuna yansımıştır. Hükümet/rejim karşıtı protestolar özellikle sosyal medyada geniş yer bulmuş,  dünya kamuoyunun ilgisini çekmiştir.</p>
<p>Aylar boyu devam eden protestoların bir diğer özelliği de protestocular ile güvenlik güçleri arasında şiddet eylemlerinin vuku bulmasıdır. Kamuoyuna yansıyan sokak eylemlerine bakıldığında, güvenlik güçlerinin protestoculara karşı orantısız güç kullandığı, ölüme sebebiyet verebilecek şiddet araçlarının istimal edildiği izlenmiştir. Ortaya çıkan şiddet olayları sonucunda hem güvenlik güçleri hem de protestoculardan yüzlerce kişi yaşamını yitirmiştir. İran İnsan Hakları Örgütünün Aralık 2022 raporuna göre bu süreçte 32’si kadın, 63’ü 18 yaş altı olmak üzere 469 kişi yaşamını yitirmiştir.</p>
<p>Mehsa Emini’nin ölümü üzerine başlayan kitlesel eylemlere katılım sağlayan binlerce kişi gözaltına alınmış, işkence ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakılmış, bunlardan bir kısmına yargılama yolu açılmıştır. Eylemlerin dünya kamuoyunu ve bilhassa insan hakları örgütlerini ilgilendiren bir diğer yönü de yapılan yargılamalar sonucu protestoculardan bir kısmının idamla yargılanması, hatta bazılarına bu cezanın verilmesidir. İnsan hakları örgütlerinin bu konudaki raporları ve medyaya yansıyan haberlere göre, Mehsa Emini protestolarına katılan 100 protestocunun idam cezası ile cezalandırmayla karşı karşıya olduğu, en az 24 kişinin infaz riski altında bulunduğu, bu kişilerden 9’unun ölüm cezasına mahkûm edildiği, 15’inin ise ölüm cezası öngören suçlardan yargılandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan İran adli makamlarınca idama mahkûm edilen kişilerin kimliklerinin kamuoyu ile paylaşılmadığı, dolayısı ile bu süreçte tam olarak kaç kişinin idam edildiğinin bilinemediği anlaşılmaktadır. Fakat hakkında kesin ölüm cezası verilen ve infazları gerçekleşen en az 4 kişinin olduğu (Muhsin Şekari, Macir Rıza Rahnavard, Muhammed Mehdi Karami ve Seyit Muhammed Hüseyni) açık kaynaklara yansımıştır.</p>
<p>Verilen idam cezalarına bakıldığında, mahkûmların yargılanma süreçlerinin çok kısa bir sürede gerçekleştiği, aile ve avukatlarına sağlıklı bilgi verilmediği, yargılamaların kamuya açık bir şekilde gerçekleşmediği izlenmektedir. Bu durum uluslararası hukuk normlarına göre adil bir yargılanmanın yapılmadığını ortaya koymaktadır. Üstelik bazı kişilere işkence altında “itiraf” mahiyetinde zorla suç dayatıldığı, bu kişilerin idama mahkûm edildiği medyada yer almıştır.</p>
<p>Haklarında idam cezası verilen kişilerin <em>devlete karşı silahlı isyan, yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkarma, Allah’a düşmanlık</em> suçlarından mahkûm edildikleri izlenmektedir. <em>Allah’a düşmanlık</em> suçunun İran İslami Ceza Kanununda “güvensizlik ortamı oluşturacak şekilde halk arasında korku yaratmak için insanların hayatına, mülküne veya onuruna zarar vermek amacıyla silahlanmak” olarak tanımlanması ve “güvensizlik ortamını” oluşturacak eylemlerin kanunca tam olarak tarif edilmeyerek hakimin takdir yetkisine bırakımış olması, bu konuda keyfi bir yargılamaya mahal vermektedir. Dolayısı ile Mehsa Emini protestoları sonrası İran adli makamlarınca yapılan yargılamaların, bilhassa ölüm cezası yargılamalarının uluslararası hukuk normlarının gereklilikleri ve insan hakları temelli adil bir yargılamadan uzak olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak, İran yetkili makamlarına Mehsa Emini eylemleri sonucu ortaya çıkan insan hakları ihlalleri ve gerçekleşen/yargılaması devam eden idam cezaları hakkında ilgili önerileri sunuyoruz;</p>
<ol>
<li>Sadece Mehsa Emini’nin öldürülmesi ile ilgili olmayıp, ülkede ara ara baş gösteren ve kitlesel eylemlere (hatta kimi zaman geniş şiddet hareketlerine) dönüşebilen sokak eylemleri ülkedeki temel hak ve özgürlüklerin kısıtlılığı ile yakında ilgilidir. Bu konuda temel haklar ve özgürlükler hususunda somut adımlar atılmalıdır.</li>
<li>Ülkede hali hazırda devam eden başörtüsü zorunluğu kaldırılmalı, kadınlara başörtüsü serbestiyeti tanınmalıdır.</li>
<li>Mehsa Emini protestoları kapsamında yapılan yargılanmalar adil yargılanma hakkının gereklilikleri kapsamında yapılmalı, bu konuda tutuklu ve hükümlülere gerekli şartlar (yargılamaların kamuya açık yapılması, aile ve avukatlara gerekli bilgi verilmesi, savunma hakkı tanınması, masumiyet karinesinin gözetilmesi vb.) sağlanmalıdır.</li>
<li>Eylemlerde gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin bu süreçte işkence başta olmak, insan onuru ile bağdaşmayan çeşitli muamele biçimlerine maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. İlgili durumlara sebebiyet veren görevliler hakkında etkin soruşturmalar yürütülmelidir.</li>
<li>İdam, temel insan haklarından olan yaşama hakkının en büyük ihlal biçimidir. Ülkede idam cezası kaldırılmalıdır. Haklarında idam cezası verilen mahkûmların infazları ertelenmeli, yeniden adil yargılanma yolu açılmalıdır.</li>
<li>Ülkede huzur ve barış ortamının tesisi için devlet ve sivil toplum arasında güçlü bir iletişim sağlanmalı, bu konuda ülkedeki insan hakları örgütleri ve savunucuları güçlendirilmelidir.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye Mazlumların Sığınağı Olmalıdır</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/turkiye-mazlumlarin-siginagi-olmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 11:01:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6674</guid>

					<description><![CDATA[7 Eylül tarihinde, sosyal medyada, Türkiye’ye sığınmış, İranlı kadın hakları aktivisti Meryem Şeriatmedari’nin İran’a iade edilmek üzere gözaltında tutulduğuna ilişkin iddialar yer bulmuştur. Şeriatmedari’nin, İran’da 2018 yılında başörtüsü yasağını protesto ettiği için tutuksuz yargılandığı, hapis cezasına çarptırıldığı, bu cezayla muhatap olmamak için Türkiye’de yer aldığı ve İran’a iade edilmesi halinde adil olmayan bir yargısal süreç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>7 Eylül tarihinde, sosyal medyada, Türkiye’ye sığınmış, İranlı kadın hakları aktivisti Meryem Şeriatmedari’nin İran’a iade edilmek üzere gözaltında tutulduğuna ilişkin iddialar yer bulmuştur. Şeriatmedari’nin, İran’da 2018 yılında başörtüsü yasağını protesto ettiği için tutuksuz yargılandığı, hapis cezasına çarptırıldığı, bu cezayla muhatap olmamak için Türkiye’de yer aldığı ve İran’a iade edilmesi halinde adil olmayan bir yargısal süreç sonucunda cezalandırılacağı iddia edilmiştir.</p>
<p>Derneğimiz tarafından yapılan araştırma ve görüşmeler sonucunda, 6 Eylül 2020 günü Denizli’de yapılan rutin kontrol sırasında Şeriatmedari’nin turist vizesinin süresinin bittiği tespit edildiği ve bu sebeple gözaltına alındığı ve ifadesinin alınmasının ardından Türkiye’yi terk etmesi için 15 gün süre verilerek serbest bırakıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Kendisine Denizli Barosu’na kayıtlı avukatlar tarafından hukuki destek sağlandığı, bu destekle iltica başvurusunda bulunduğu ve iltica başvurusu sonuçlanana kadar Türkiye’de yaşamasına bir engel olmadığı öğrenilmiştir.</p>
<p>İran İslam Devletinde uygulanan başörtüsü zorunluluğu ve bu zorunluluğun protesto edilmesine ilişkin yasaklar, hem İslami hem de evrensel hukuk açısından kabul edilebilir değildir. Bu yasaklardan veya bunları protesto etmekten dolayı insanların hapis cezasına çarptırılmasının da derin bir haksızlık ve adaletsizlik içerdiği aşikar görünmektedir.</p>
<p>Türkiye, dünyanın dört bir yanından kendisine sığınan mazlum ve mağdurların sığınağı olmalıdır. Hak İnisiyatifi Derneği olarak, Meryem Şeriatmedari ve benzeri şekilde ülkemize sığınan insanların adaletsiz ve haksız bir muameleyle karşı karşıya olacaklarının muhtemel göründüğü koşullarda ülkelerine iade edilmemelerinin ahlaki bir ödev olduğunu hatırlatmayı bir borç biliriz.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/09/ekran-resmi-2020-09-09-08-q2fJ.png" length="306108" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/09/ekran-resmi-2020-09-09-08-q2fJ.png" width="1074" height="758" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Rahip Aho Bileçen&#8217;in Gizli Tanık İfadesiyle Tutuklanması Ölçüsüz Bir Karardır!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/rahip-aho-bilecenin-gizli-tanik-ifadesiyle-tutuklanmasi-olcusuz-bir-karardir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jan 2020 13:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6565</guid>

					<description><![CDATA[Mardin’in Nusaybin İlçesinde 9 Ocak günü saat 06:00&#8217;da eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlar ile 2 Süryani köy ve manastırına jandarma tarafından baskın düzenlenmiş, Nusaybin Mor Yakup Manastırı Rahibi Aho (Sefer) BİLEÇEN, Üçköy Muhtarı Josef YAR ve Musa TAŞTEKİN adlı Süryani vatandaşlar gözaltına alınmışlardır. Köy karakoluna götürüldükten sonra gözaltına alınan şahıslar Mardin İl Jandarma Alay Komutanlığına &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mardin’in Nusaybin İlçesinde 9 Ocak günü saat 06:00&#8217;da eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlar ile 2 Süryani köy ve manastırına jandarma tarafından baskın düzenlenmiş, Nusaybin Mor Yakup Manastırı Rahibi Aho (Sefer) BİLEÇEN, Üçköy Muhtarı Josef YAR ve Musa TAŞTEKİN adlı Süryani vatandaşlar gözaltına alınmışlardır. Köy karakoluna götürüldükten sonra gözaltına alınan şahıslar Mardin İl Jandarma Alay Komutanlığına götürülmüşlerdir. Soruşturma işlemlerinden sonra Rahip Aho BİLEÇEN dışındaki şüpheliler adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmışlardır. Rahip Aho BİLEÇEN ise tutuklanma talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesince sorgusunun ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.</p>
<p>Yapmış olduğumuz görüşmelerde, gözaltına alınma gerekçeleri hakkında “dosyada gizlilik kararı var” denilerek hiçbir bilgi alınamamıştır. Ancak delil olarak gizli tanık beyanlarının olduğu bilgisine ulaşılmıştır.</p>
<p>Öncelikle bir din adamının sabahın erken saatlerinde Jandarma ekiplerince baskın yapılarak gözaltına alınması kabul edilebilecek bir yöntem değildir. Yapılacak çağrı ile her zaman ifade vermeye gidebilecek şahısların bu yöntemle gözaltına alınması amaca aykırı ve bir anlamda görevin kötüye kullanılmasıdır.</p>
<p>Gizli tanık müessesesi hukukumuzda yer alan ancak çoğu zaman usule aykırı bir şekilde kullanılan, adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engellerden bir tanesidir. İstisnai olarak uygulanması gereken bu müessese maalesef çok sık bir şekilde kullanılmaktadır.</p>
<p>AİHS’nin 6. maddesine göre, bir suç ile itham edilen herkes iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek hakkına sahiptir. Yine savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmeleri ve dinlenmelerinin sağlanması gerekmektedir.</p>
<p>Anayasanın 36/1. maddesine göre, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanma suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak, iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.</p>
<p>Tanık Koruma Kanununun 9/8. maddesine göre gizli tanık beyanı tek başına hükme esas alınamaz. Özellikle mahkumiyet kararı, ek başka delil olmadıkça yalnızca gizli tanık beyanı esas alınarak verilemez. Dinlenen gizli tanığın birden fazla olmasının da önemi yoktur. Delil türü olarak yalnızca gizli tanık beyanına dayanılarak mahkumiyet kararı kurulamaz. Tanık Koruma Kanununun 9/10. maddesine göre kanunda geçen madde hükümleri, savunma hakkını kısıtlayacak şekilde uygulanamaz hükmüne amirdir.</p>
<p>Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 14.09.2018 tarih ve 30535 sayılı kararı ile gizli tanık beyanlarına karşın sanığın adil yargılanmasını kapsamında gizli tanık beyanının tek başına hükme esas olamayacağına hükmedilmiştir. Kararda ayrıca hükmün belirleyici biçimde gizli tanığın ifadesine dayandırıldığında, sanık (başvurucu) lehine alınan teminatlar gözetildiğinde tanık menfaatleri ile sanığın adil yargılanma kapsamındaki haklarının dengelenemeyeceği vurgulanmıştır.</p>
<p>Tüm bu yasal düzenlemeler karşısında gizli tanık beyanlarına itibar edilerek veya gizli tanık kullanılarak delil elde etmeye çalışmak kişi hak ve özgürlüklerine ağır bir darbe vurmaktadır.</p>
<p>İnzivaya çekilmiş  ve yaşamını Tanrı’ya adamış bir rahibin sabahın erken saatlerinde ev baskını sonucu gözaltına alınmasının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu tür gözaltılar, o bölgede yaşayan Süryani vatandaşlarımız nezdinde, kendilerine gözdağı verilmesi ve topraklarını terk etmeye zorlanmak şeklinde anlaşılmaktadır.</p>
<p>Delillerin niteliği göz önüne alındığında ağır ve bu aşamada ölçüsüz olan tutuklama tedbirine başvurmak zorunlu olmayıp, tutuklamadan beklenen amaç adli kontrol tedbirleri ile de sağlanabilecektir. Bu nedenle tutuklanan Rahip Aho BİLEÇEN’in  bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.</p>
<p><strong>HAK İnisiyatifi Derneği</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
