<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>İfade Özgürlüğü &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/kategoriler/ifade-ozgurlugu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Apr 2025 10:29:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İFADE VE TOPLANMA ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK POLİS ŞİDDETİ VE TUTUKLAMALAR KABUL EDİLEMEZ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ifade-ve-toplanma-ozgurlugune-yonelik-polis-siddeti-ve-tutuklamalar-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 10:08:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8349</guid>

					<description><![CDATA[26 Nisan 2025 tarihinde kamuoyuna yansıyan kadarıyla Ankara Konur Sokak’ta “Gençlik Ayakta Geleceği İçin Yürüyor” çağrısıyla bir araya gelen üniversite öğrencileri barışçıl bir şekilde toplanmak ve düşüncelerini ifade etmek isterken polis müdahalesine maruz kalmıştır. Kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımı sonucu çok sayıda öğrenci darp edilerek gözaltına alınmış, 4 öğrenci ise tutuklanmıştır. Müdahale esnasında polisin sert &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>26 Nisan 2025 tarihinde kamuoyuna yansıyan kadarıyla Ankara Konur Sokak’ta “Gençlik Ayakta Geleceği İçin Yürüyor” çağrısıyla bir araya gelen üniversite öğrencileri barışçıl bir şekilde toplanmak ve düşüncelerini ifade etmek isterken polis müdahalesine maruz kalmıştır. Kolluk güçlerinin orantısız güç kullanımı sonucu çok sayıda öğrenci darp edilerek gözaltına alınmış, 4 öğrenci ise tutuklanmıştır. Müdahale esnasında polisin sert ve şiddet içerikli davranışları, basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerle de açıkça ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğü, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınmış temel haklardır. Bu haklar, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır ve hakların kullanımı hiçbir şekilde cezalandırılmamalıdır.</p>
<p>Barışçıl bir gösteriyi zor kullanarak dağıtmak ve eyleme katılanları tutuklamak, bu temel hakların açık ihlalidir. Kolluk güçlerinin görevi, gösterilerin güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak ve kişilerin haklarını korumaktır. Oysa Konur Sokak’ta yaşanan müdahale, güvenlik güçlerinin bu sorumluluğunu yerine getirmek bir yana, hak ihlallerinin faili haline geldiğini göstermektedir.</p>
<p>Tutuklama gibi ağır bir tedbirin, yalnızca barışçıl bir eyleme katıldıkları için öğrencilere uygulanması, hem hukuka hem de insan hakları standartlarına aykırıdır. Barışçıl protestoların suç gibi gösterilmesi, gençlerin demokratik katılım hakkını engellemekte, toplumsal muhalefeti bastırmaya yönelik bir baskı politikasına dönüşmektedir.</p>
<p>Tutuklanan öğrenciler derhal serbest bırakılmalı, polisin orantısız güç kullanımı hakkında bağımsız, tarafsız ve etkili bir soruşturma başlatılmalıdır. Barışçıl toplanma ve ifade özgürlüğü hakkına yönelik her türlü ihlale son verilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Protestolara Yönelik Polis Şiddeti ve Demokratik Hakların İhlali Niteliğindeki Haksız Gözaltılar Kabul Edilemez</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/protestolara-yonelik-polis-siddeti-ve-demokratik-haklarin-ihlali-niteligindeki-haksiz-gozaltilar-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2025 10:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8235</guid>

					<description><![CDATA[Demokrasi, yurttaşların ifade özgürlüğünü özgürce kullanabildiği, barışçıl protesto hakkının güvence altına alındığı bir yönetim biçimidir. Ancak, son günlerde Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilen protestolara yönelik güvenlik güçlerinin aşırı ve orantısız müdahalesi, demokratik hakların ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer birçok şehirde gerçekleşen gösterilerde polis, barışçıl toplanma hakkını kullanan yurttaşlara karşı biber gazı, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrasi, yurttaşların ifade özgürlüğünü özgürce kullanabildiği, barışçıl protesto hakkının güvence altına alındığı bir yönetim biçimidir. Ancak, son günlerde Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilen protestolara yönelik güvenlik güçlerinin aşırı ve orantısız müdahalesi, demokratik hakların ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer birçok şehirde gerçekleşen gösterilerde polis, barışçıl toplanma hakkını kullanan yurttaşlara karşı biber gazı, tazyikli su ve fiziksel şiddet içeren müdahalelerde bulunmuştur. Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, orantısız güç kullanımı sonucu yaralanan protestocular, gözaltına alınan vatandaşlar ve sert müdahaleye maruz kalan gazeteciler açıkça görülmektedir.</p>
<p>Özellikle İstanbul’da Şehzade Camisi önünde çekilen görüntülerde, yedi polisin bir protestocuyu darp ettiği anlar, endişelerimizi daha da artırmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda, yetkililere ve kamuoyuna çağrımızdır:<br />
1. Orantısız Polis Müdahalesine Son Verilmelidir: Kolluk kuvvetleri, anayasayla güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkına saygı göstermeli, gereksiz güç kullanımına başvurmamalıdır.<br />
2. Şiddet Olayları Bağımsız Bir Şekilde Soruşturulmalıdır: Son günlerde yaşanan polis şiddetiyle ilgili olarak bağımsız bir soruşturma başlatılmalı, sorumlular adalet önüne çıkarılmalıdır.<br />
3. Hukukun Üstünlüğüne Saygı Gösterilmelidir: Demokratik toplumlarda protesto hakkı, keyfi gözaltılarla ya da baskıcı müdahalelerle engellenemez. Yurttaşların haklarını koruyacak, demokratik değerleri esas alacak bir yaklaşım benimsenmelidir.<br />
4. Gözaltına Alınanların Hukuki Süreçleri Takip Edilmelidir: Protestolarda gözaltına alınan kişilerin hakları ihlal edilmeden, adil bir yargı süreci işletilmeli ve haksız gözaltılara derhal son verilmelidir.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak; hukukun üstünlüğünün ve demokratik değerlerin önemini hatırlatarak, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine karşı sessiz kalmayacağımızı, barışçıl protesto hakkını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Hukuku Araçsallaştıran Siyasi Güdümlü Yargı Kararları ile Hukuk Devleti Krizi Derinleşmektedir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hukuku-aracsallastiran-siyasi-gudumlu-yargi-kararlari-ile-hukuk-devleti-krizi-derinlesmektedir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Mar 2025 15:45:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8228</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki 25 kişi, 23 Mart sabahı gözaltına alınıp tutuklandı. Bu süreçte ortaya çıkan hukuksuzluklar, Türkiye’de yargının içinde bulunduğu siyasal vesayeti ve keyfi uygulamaları bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak bu durum, yalnızca İmamoğlu’na özgü bir mesele değil. Selahattin Demirtaş’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen serbest &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki 25 kişi, 23 Mart sabahı gözaltına alınıp tutuklandı. Bu süreçte ortaya çıkan hukuksuzluklar, Türkiye’de yargının içinde bulunduğu siyasal vesayeti ve keyfi uygulamaları bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak bu durum, yalnızca İmamoğlu’na özgü bir mesele değil. Selahattin Demirtaş’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen serbest bırakılmaması, Ümit Özdağ’ın tutuklanması ve muhalif siyasetçilerin yargı eliyle susturulmaya çalışılması, hukukun bir iktidar aracı olarak kullanılmasının açık göstergeleridir.</p>
<p>İmamoğlu hakkındaki soruşturmada gizli tanık ifadeleri ve şüpheli ses kayıtlarına dayanılarak delil üretilmesi, geçmişte Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davalarında olduğu gibi hukuksuz yargı süreçlerinin sistematikleştiğini ortaya koyuyor. Hukukun, siyasi hesaplaşmaların bir aracı haline getirilmesi yalnızca bugünün mağdurlarını değil, tüm toplumu tehdit eden bir durumdur. Çünkü bugün bir kişi keyfi suçlamalarla tutuklanabiliyorsa, yarın herkes için aynı mekanizmalar işletilebilir.</p>
<p>Yargının bağımsızlığını yitirdiği bir ülkede, hiçbir yurttaşın hukuki güvencesi kalmaz. Hukukun siyasallaşması, yalnızca belli bir kesimi değil, toplumun tamamını etkileyen bir krizdir. Adalet, herkes için eşit ve tarafsız işlemediğinde, sonunda hiç kimse için işlemez.</p>
<p>@Hakinisiyatifi olarak, hukukun araçsallaştırılmasına karşı çıkmanın yalnızca hukuki değil, aynı zamanda demokratik bir sorumluluk olduğunu kamuoyuna deklare ederiz. Türkiye’nin adalet krizine karşı insan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını savunmaya devam edeceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Barışçıl Toplantı ve Gösteri Hakkına Yapılan Müdahaleler Kabul Edilemez</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/bariscil-toplanti-ve-gosteri-hakkina-yapilan-mudahaleler-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 17:34:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8206</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerin seçilmiş başkanları ile çalışanlarının gözaltına alınmasını takiben başlayan protestolara yönelik güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri ve barışçıl gösterilere getirilen yasaklar, Anayasa ve uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin keyfi şekilde kısıtlandığını göstermektedir. Üstelik bu yasaklar yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmayıp, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde de &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerin seçilmiş başkanları ile çalışanlarının gözaltına alınmasını takiben başlayan protestolara yönelik güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri ve barışçıl gösterilere getirilen yasaklar, Anayasa ve uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin keyfi şekilde kısıtlandığını göstermektedir. Üstelik bu yasaklar yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmayıp, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde de uygulanmaktadır.</p>
<p>Demokratik toplumun temel ilkelerinden biri, vatandaşların seçilmiş temsilciler ve kamu yöneticileri hakkında görüşlerini özgürce ve barışçıl yollarla ifade edebilme hakkıdır. Bu hakkın ihlal edilmesi, hukuk devleti ve demokratik düzen açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Anayasal güvence altındaki toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımına yönelik tüm yasaklar ve müdahaleler derhal sona erdirilmelidir.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak kamu yetkililerine çağrımızdır:</p>
<p>• Kamu görevlileri ve güvenlik güçleri, görevlerini Anayasal sınırlar çerçevesinde ve hukuk devleti ilkelerine uygun şekilde yerine getirmelidir.</p>
<p>• Barışçıl gösteriler suç olarak değerlendirilmemeli, temel haklarını kullanan vatandaşlara karşı güç kullanılmamalıdır.</p>
<p>• Demokratik toplum düzeninin korunması için yetkililer, ifade özgürlüğü ve toplanma hakkına yönelik kısıtlamaları kaldırmalı ve bu hakların kullanılmasını güvence altına almalıdır.</p>
<p>Hak ve özgürlüklerin korunması, herkes için güvenli ve adil bir toplumun temel şartıdır.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>
<p>Hak İnisiyatifi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Hukukun Üstünlüğüne ve Demokrasiye Yönelik Tehditler Kabul Edilemez</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hukukun-ustunlugune-ve-demokrasiye-yonelik-tehditler-kabul-edilemez.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Mar 2025 17:32:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8187</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından yaşanan gözaltı süreci, hukukun siyasallaşması, demokratik hakların gasp edilmesi ve hukuk güvenliğinin yok edilmesine yönelik ciddi endişeleri beraberinde getirmiştir. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin tartışmalar seçimlerden sonra gündeme gelmiş, İstanbul Üniversitesi ilk açıklamasında herhangi bir usulsüzlük olmadığını belirtmiştir. Ancak, başsavcılığın “resmî belgede sahtecilik” iddiasıyla dava &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından yaşanan gözaltı süreci, hukukun siyasallaşması, demokratik hakların gasp edilmesi ve hukuk güvenliğinin yok edilmesine yönelik ciddi endişeleri beraberinde getirmiştir.</p>
<p>Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin tartışmalar seçimlerden sonra gündeme gelmiş, İstanbul Üniversitesi ilk açıklamasında herhangi bir usulsüzlük olmadığını belirtmiştir. Ancak, başsavcılığın “resmî belgede sahtecilik” iddiasıyla dava açmasının ardından, İstanbul Üniversitesi 18 Mart 2025’te İmamoğlu’nun diplomasının iptal edildiğini duyurmuştur. 31 yıl önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak verilen bir diplomanın siyasi saiklerle iptal edilmesi, hukuk güvenliğini ciddi şekilde zedeleyecektir.</p>
<p>19 Mart 2025 sabahı, İmamoğlu’nun evi basılmış ve kendisi gözaltına alınmıştır. İmamoğlu ile birlikte birçok belediye çalışanı, siyasetçi ve gazeteci de gözaltına alınmış; toplamda 106 kişi hakkında “suç örgütü üyeliği” suçlaması yöneltilmiştir. Ayrıca, muhalefet partilerinin iş birliğiyle yürütülen “Kent Uzlaşısı” süreci de suç unsuru olarak gösterilmiştir. Kent Uzlaşısı, kamuoyu önünde yürütülen ve açık bir siyasi ittifak süreci olup, somut delil olmadan kriminalize edilmiştir. Bu durum, siyasi partiler ve sivil toplum faaliyetlerinin suç sayılması ve keyfi şekilde “terör örgütleriyle iltisak” haline getirilmesidir.</p>
<p>Gelinen noktada, masumiyet karinesi, özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekirken, siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirilmesi büyük bir hukuksuzluk örneğidir. İktidarın kamu gücünü muhaliflerini sindirmek için kullanması, kamu kurumlarına ve hukukun üstünlüğüne duyulan güveni ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak, bu olayları yalnızca seçilmişlerin görevlerinden alınması değil, aynı zamanda seçme ve seçilme hakkına yönelik bir müdahale olarak değerlendiriyoruz. Tüm kamu kurumlarını hukukun üstünlüğüne saygı göstermeye, siyasi rekabetin insan hakları ve demokratik değerlerle uyumlu şekilde, şeffaf ve adil koşullarda yürütülmesi için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Gözaltı süreci sonrası getirilen yasakların kaldırılması ve halkın demokratik yollarla kendini ifade etmesinin önünün açılması için yetkililere çağrıda bulunuyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Anneleri&#8217;nin Adalet Mücadelesi Yargılanamaz</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/cumartesi-annelerinin-adalet-mucadelesi-yargilanamaz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2025 16:26:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8155</guid>

					<description><![CDATA[Bu ülke, yıllardır yaşam hakkı ihlalinin en ağır biçimlerinden biri olan zorla kaybetmeleri konuşuyor. “Cumartesi Anneleri”, 1995’ten bu yana kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve adalet talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda buluşuyor. Ancak hakikati arayanlar, yıllardır baskıya, yasaklara ve gözaltılara maruz kalıyor. Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemi nedeniyle açılan davanın karar duruşması, 15 Mart Cuma günü &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ülke, yıllardır yaşam hakkı ihlalinin en ağır biçimlerinden biri olan zorla kaybetmeleri konuşuyor. “Cumartesi Anneleri”, 1995’ten bu yana kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve adalet talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda buluşuyor. Ancak hakikati arayanlar, yıllardır baskıya, yasaklara ve gözaltılara maruz kalıyor.</p>
<p>Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemi nedeniyle açılan davanın karar duruşması, 15 Mart Cuma günü görülecektir. Barışçıl bir şekilde adalet talep edenlerin yargılanması, hak ihlallerinin üzerini örtme çabasının bir parçasıdır.</p>
<p>Bir kez daha hatırlatıyoruz: Her bireyin yaşam hakkı kutsaldır ve devlet, bu hakkı koruma yükümlülüğü altındadır. Ancak yıllardır, kayıpların akıbetine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmemesi, cezasızlık politikalarının sürdürülmesi ve adaletin sağlanmaması, insan haklarına yönelik büyük bir tehdittir.</p>
<p>Hukukun işletilmediği, hakikatin gizlendiği bir ortamda adalet sağlanamaz. Bizler biliyoruz ki, adalet olmadan barış olmaz, hakikat ortaya çıkmadan toplum iyileşemez.</p>
<p>Bu vesileyle Hak İnisiyatifi olarak, yetkililere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz:<br />
• Zorla kaybedilenlerin akıbeti açıklansın, devlet arşivleri açılsın!<br />
• Failler yargılansın, cezasızlık son bulsun!<br />
• Barışçıl eylemler üzerindeki baskılar kaldırılsın, Galatasaray Meydanı’nda toplanma hakkı tanınsın!<br />
• Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta eylemi nedeniyle yargılanmasına son verilsin, hak savunucuları değil failler hesap versin!</p>
<p>Unutmayalım ki, insan haklarının korunmadığı bir ülkede hiç kimse güvende değildir.</p>
<p>Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi yargılanamaz. Adalet sağlanana kadar sürecin takipçisi olacağımız kamuoyuna bildiririz</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Kürt Dili ve Kültürü&#8217;ne Karşı Yasaklayıcı Uygulamalar Açık Bir Şekilde İnsan Hakları İhlalidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/kurt-dili-ve-kulturune-karsi-yasaklayici-uygulamalar-acik-bir-sekilde-insan-haklari-ihlalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 09:01:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8125</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 7.3.2025 günü sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda, Mevlüt Aykoç İstanbul’da, Sami Tan Urfa’da, Ronahî Önen ise Diyarbakır’da bulundukları evlerden gözaltına alınmıştır. Dört yazarın gözaltına alınma gerekçesi olarak, 2008 yılında çalışmalarına başlayıp hazırladıkları ve İstanbul Kürt Enstitüsü ve üniversiteler başta olmak üzere çok sayıda kurum tarafından Kürtçe öğretme materyali olarak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 7.3.2025 günü sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda, Mevlüt Aykoç İstanbul’da, Sami Tan Urfa’da, Ronahî Önen ise Diyarbakır’da bulundukları evlerden gözaltına alınmıştır.</p>
<p>Dört yazarın gözaltına alınma gerekçesi olarak, 2008 yılında çalışmalarına başlayıp hazırladıkları ve İstanbul Kürt Enstitüsü ve üniversiteler başta olmak üzere çok sayıda kurum tarafından Kürtçe öğretme materyali olarak kullanılan “Hînker” kitabı gösterilmiştir. &#8220;Hînker&#8221; le ilgili 2023’te gözaltına alınan kişilerin evlerinde yapılan aramalarda bulunduğu, bugün ise gözaltı gerekçesi olarak gösterildiği belirtilmiştir.</p>
<p>&#8220;Kürt dili eğitimi üzerine 2005 yılında ders kitabı hazırlayan yazarlarına yönelik gerçekleştirilen bu antidemokratik ve hukuk normlarına aykırı gözaltı kararı kabul edilemez niteliktedir. Söz konusu soruşturma, toplumsal barışın tesis edilmesi umudunu zedeleyici mahiyettedir. Yargı organları, bu tür hukuka aykırı uygulamalara derhal son vermeli ve uluslararası hukuk standartlarına uygun hareket etmelidir. Gözaltına alınan bireylerin, hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde derhal serbest bırakılmaları gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>ZORLAMA SORUŞTURMA VE GÖZALTILAR İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNE ZARAR VERİR</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/zorlama-sorusturma-ve-gozaltilar-inanc-ozgurlugune-zarar-verir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2025 06:42:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8111</guid>

					<description><![CDATA[Bir Holdingin iki üst düzey yöneticisi arasında Ramazan tebriği mesajına ilişkin yaşanan tartışmanın soruşturma ve gözaltına dönüşmesi ile ilgili haberler kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu işlemin TCK 115. Maddesinde yer alan “Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Holdingin iki üst düzey yöneticisi arasında Ramazan tebriği mesajına ilişkin yaşanan tartışmanın soruşturma ve gözaltına dönüşmesi ile ilgili haberler kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu işlemin TCK 115. Maddesinde yer alan “Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü çerçevesinde yapıldığı belirtilmektedir.</p>
<p>İki üst düzey yöneticinin basına yansıyan şirket içi yazışmalarından cebir ve tehdit unsurunu da içerecek şekilde madde kapsamında bir suçun oluştuğunu iddia etmek oldukça zorlama bir yorumdur. Bu yoruma dayanılarak soruşturma ve gözaltı işlemi yapılması dini inanç açıklamasını koruyan maddenin amacına da aykırıdır. Zira bu tarz yaklaşımlar dini inançlara dair demokratik kamusal tartışmaları baskılayarak en çok dini inanca ve inanç hürriyetinin gerektirdiği özgürlük ortamına zarar vermektedir.</p>
<p>Ayrıca bu yargısal işlemlerin iktidar ile bağlantılı olduğu algısı yargı bağımsızlığına da zarar vermektedir. Bağımsız bir yargı inanç özgürlüğü de dâhil olmak üzere insan haklarının güvencesidir. Bu konuda en çok yargı organlarının ve mensuplarının özen göstermesi gerekmektedir.</p>
<p>Yargı makamları başta olmak üzere tüm kamuoyuna dini inancın baskı aracına dönüştürülmemesi ve dini konuların da özgür demokratik tartışmalarda ele alınabilmesinin önünün yargısal mekanizmalarla kesilmemesi gerektiğini bu vesile ile bir kez daha hatırlatıyor; bu soruşturmanın bir an önce sonlandırılmasını talep ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>İran’da Mehsa Emini Protestoları Sonrası Verilen İdam Cezaları Durdurulmalıdır!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/iranda-mehsa-emini-protestolari-sonrasi-verilen-idam-cezalari-durdurulmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 10:54:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7431</guid>

					<description><![CDATA[Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 22 yaşındaki Mehsa Emini İran’ın başkenti Tahran’da, 14 Eylül 2022 tarihinde “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle Ahlak Polisi olarak bilinen İrşad Devriyeleri tarafından tutuklanmış ve gözaltında öldüresiye dövülmüştür. Uygulanan şiddet sonucu Mehsa Emini 16 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar hükümet kaynaklarından yapılan açıklamaya göre kadının gözaltında kalp yetmezliği sonucu hayatını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 22 yaşındaki Mehsa Emini İran’ın başkenti Tahran’da, 14 Eylül 2022 tarihinde “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle <em>Ahlak Polisi</em> olarak bilinen <em>İrşad Devriyeleri</em> tarafından tutuklanmış ve gözaltında öldüresiye dövülmüştür. Uygulanan şiddet sonucu Mehsa Emini 16 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar hükümet kaynaklarından yapılan açıklamaya göre kadının gözaltında kalp yetmezliği sonucu hayatını kaybettiği açıklansa da bu açıklama İran kamuoyunda inandırıcı bulunmamıştır.</p>
<p>Mehsa Emini’nin yaşamını yitirmesi sonucu, Tahran ve Kürdistan eyaleti başta olmak üzere, ülke genelinde protestolar başlamış, süreç içerisinde protestolar ülke geneline yayılmıştır. Kadınların başını çektiği protestoların sokağa taşarak kitlesel eylemlere dönüştüğü, eğitim kurumları başta olmak üzere, kitlesel eylemlerin kamusal alanlara taştığı izlenmiştir. Ülke geneline yayılan kitlesel eylemlerin süreç içerisinde başörtüsü yasağına özgürlük ve rejim karşıtı bir harekete dönüştüğü uluslararası kamuoyuna yansımıştır. Hükümet/rejim karşıtı protestolar özellikle sosyal medyada geniş yer bulmuş,  dünya kamuoyunun ilgisini çekmiştir.</p>
<p>Aylar boyu devam eden protestoların bir diğer özelliği de protestocular ile güvenlik güçleri arasında şiddet eylemlerinin vuku bulmasıdır. Kamuoyuna yansıyan sokak eylemlerine bakıldığında, güvenlik güçlerinin protestoculara karşı orantısız güç kullandığı, ölüme sebebiyet verebilecek şiddet araçlarının istimal edildiği izlenmiştir. Ortaya çıkan şiddet olayları sonucunda hem güvenlik güçleri hem de protestoculardan yüzlerce kişi yaşamını yitirmiştir. İran İnsan Hakları Örgütünün Aralık 2022 raporuna göre bu süreçte 32’si kadın, 63’ü 18 yaş altı olmak üzere 469 kişi yaşamını yitirmiştir.</p>
<p>Mehsa Emini’nin ölümü üzerine başlayan kitlesel eylemlere katılım sağlayan binlerce kişi gözaltına alınmış, işkence ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakılmış, bunlardan bir kısmına yargılama yolu açılmıştır. Eylemlerin dünya kamuoyunu ve bilhassa insan hakları örgütlerini ilgilendiren bir diğer yönü de yapılan yargılamalar sonucu protestoculardan bir kısmının idamla yargılanması, hatta bazılarına bu cezanın verilmesidir. İnsan hakları örgütlerinin bu konudaki raporları ve medyaya yansıyan haberlere göre, Mehsa Emini protestolarına katılan 100 protestocunun idam cezası ile cezalandırmayla karşı karşıya olduğu, en az 24 kişinin infaz riski altında bulunduğu, bu kişilerden 9’unun ölüm cezasına mahkûm edildiği, 15’inin ise ölüm cezası öngören suçlardan yargılandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan İran adli makamlarınca idama mahkûm edilen kişilerin kimliklerinin kamuoyu ile paylaşılmadığı, dolayısı ile bu süreçte tam olarak kaç kişinin idam edildiğinin bilinemediği anlaşılmaktadır. Fakat hakkında kesin ölüm cezası verilen ve infazları gerçekleşen en az 4 kişinin olduğu (Muhsin Şekari, Macir Rıza Rahnavard, Muhammed Mehdi Karami ve Seyit Muhammed Hüseyni) açık kaynaklara yansımıştır.</p>
<p>Verilen idam cezalarına bakıldığında, mahkûmların yargılanma süreçlerinin çok kısa bir sürede gerçekleştiği, aile ve avukatlarına sağlıklı bilgi verilmediği, yargılamaların kamuya açık bir şekilde gerçekleşmediği izlenmektedir. Bu durum uluslararası hukuk normlarına göre adil bir yargılanmanın yapılmadığını ortaya koymaktadır. Üstelik bazı kişilere işkence altında “itiraf” mahiyetinde zorla suç dayatıldığı, bu kişilerin idama mahkûm edildiği medyada yer almıştır.</p>
<p>Haklarında idam cezası verilen kişilerin <em>devlete karşı silahlı isyan, yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkarma, Allah’a düşmanlık</em> suçlarından mahkûm edildikleri izlenmektedir. <em>Allah’a düşmanlık</em> suçunun İran İslami Ceza Kanununda “güvensizlik ortamı oluşturacak şekilde halk arasında korku yaratmak için insanların hayatına, mülküne veya onuruna zarar vermek amacıyla silahlanmak” olarak tanımlanması ve “güvensizlik ortamını” oluşturacak eylemlerin kanunca tam olarak tarif edilmeyerek hakimin takdir yetkisine bırakımış olması, bu konuda keyfi bir yargılamaya mahal vermektedir. Dolayısı ile Mehsa Emini protestoları sonrası İran adli makamlarınca yapılan yargılamaların, bilhassa ölüm cezası yargılamalarının uluslararası hukuk normlarının gereklilikleri ve insan hakları temelli adil bir yargılamadan uzak olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak, İran yetkili makamlarına Mehsa Emini eylemleri sonucu ortaya çıkan insan hakları ihlalleri ve gerçekleşen/yargılaması devam eden idam cezaları hakkında ilgili önerileri sunuyoruz;</p>
<ol>
<li>Sadece Mehsa Emini’nin öldürülmesi ile ilgili olmayıp, ülkede ara ara baş gösteren ve kitlesel eylemlere (hatta kimi zaman geniş şiddet hareketlerine) dönüşebilen sokak eylemleri ülkedeki temel hak ve özgürlüklerin kısıtlılığı ile yakında ilgilidir. Bu konuda temel haklar ve özgürlükler hususunda somut adımlar atılmalıdır.</li>
<li>Ülkede hali hazırda devam eden başörtüsü zorunluğu kaldırılmalı, kadınlara başörtüsü serbestiyeti tanınmalıdır.</li>
<li>Mehsa Emini protestoları kapsamında yapılan yargılanmalar adil yargılanma hakkının gereklilikleri kapsamında yapılmalı, bu konuda tutuklu ve hükümlülere gerekli şartlar (yargılamaların kamuya açık yapılması, aile ve avukatlara gerekli bilgi verilmesi, savunma hakkı tanınması, masumiyet karinesinin gözetilmesi vb.) sağlanmalıdır.</li>
<li>Eylemlerde gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin bu süreçte işkence başta olmak, insan onuru ile bağdaşmayan çeşitli muamele biçimlerine maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. İlgili durumlara sebebiyet veren görevliler hakkında etkin soruşturmalar yürütülmelidir.</li>
<li>İdam, temel insan haklarından olan yaşama hakkının en büyük ihlal biçimidir. Ülkede idam cezası kaldırılmalıdır. Haklarında idam cezası verilen mahkûmların infazları ertelenmeli, yeniden adil yargılanma yolu açılmalıdır.</li>
<li>Ülkede huzur ve barış ortamının tesisi için devlet ve sivil toplum arasında güçlü bir iletişim sağlanmalı, bu konuda ülkedeki insan hakları örgütleri ve savunucuları güçlendirilmelidir.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Halkların Demokrasi Partisi&#8217;ne Yönelik Açılan Kapatılma Davası</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/halklarin-demokrasi-partisine-yonelik-acilan-kapatilma-davasi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 16:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7426</guid>

					<description><![CDATA[Bu dava, seçimlerden önce siyasi muhalefete ve demokratik kurallara karşı bir saldırıdır! [İstanbul, 9 Ocak 2023] Hak İnisiyatifi Derneği ‘nin de  aralarında bulunduğu 10 uluslararası ve yerel sivil toplum örgütü, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ikinci büyük muhalefet partisinin tasfiyesine yönelik mevcut çabaların siyasi partilerin kapatılmasına yönelik son derece sorunlu uygulamaların &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu dava, seçimlerden önce siyasi muhalefete ve demokratik kurallara karşı bir saldırıdır!</strong></p>
[İstanbul, 9 Ocak 2023]
<p>Hak İnisiyatifi Derneği ‘nin de  aralarında bulunduğu 10 uluslararası ve yerel sivil toplum örgütü, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ikinci büyük muhalefet partisinin tasfiyesine yönelik mevcut çabaların siyasi partilerin kapatılmasına yönelik son derece sorunlu uygulamaların en son örneği olduğunu belirtti. Geçmiş uygulamalar, örgütlenme, toplanma ve ifade özgürlükleri ile seçmenlerin arzu ettikleri temsilcileri seçme hakkı da dahil olmak üzere serbest ve adil seçim haklarını ihlal etmişti.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nden, mecliste 56 milletvekili bulunan bir siyasi parti olan Halkların Demokratik Partisi HDP&#8217;nin kapatılmasına karar vermesi talep ediliyor. Siyasi parti aleyhindeki iddianame ile, 451 siyasetçi ve parti üyesinin beş yıllık bir süre boyunca örgütlü siyasi faaliyetten ve siyasi parti üyeliğinden yasaklanması ile partinin malvarlığına el konulması talep ediliyor. 5 Ocak tarihinde Anayasa Mahkemesi, partinin meclisteki siyasi parti gruplarının almaya hak kazandığı hazine desteğini içeren banka hesaplarının geçici olarak bloke edilmesine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tedbir talebini kabul etti. 10 Ocak&#8217;ta Başsavcı, Anayasa Mahkemesi&#8217;ne parti aleyhindeki davaya ilişkin sözlü beyanlarda bulunacak. HDP, Başsavcının beyanlarına karşı sonraki bir tarihe kadar savunmalarını sunduktan sonra, Mahkeme müzakere için toplanarak nihai bir karar verecek.</p>
<p>11 Ekim 2022 tarihinde 10 sivil toplum örgütü, siyasi partilerin keyfi olarak kapatılmasının çok sayıda hak ihlaline sebebiyet verdiğini savunarak Anayasa Mahkemesi&#8217;ne bir üçüncü taraf görüşü sundular.</p>
<p>Görüşü sunan sivil toplum örgütleri arasındaki Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi&#8217;nden Philip Leach, ”Uluslararası hukuk, örgütlenme, ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü çerçevesinde siyasi partilerin haklarını güvence altına almakta, her vatandaşın kamusal faaliyetlerin yürütülmesine katılma, seçme ve seçilme haklarını demokrasinin temel ilkeleri olarak ele almaktadır. Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin kapatılma ihtimaline ilişkin olarak Türkiye&#8217;de Anayasa Mahkemesi&#8217;nde görülen dava, mahkemenin uluslararası hukuka uyup uymayacağı ve demokratik normlara saygı gösterip göstermeyeceği konusunda temel bir test niteliği taşımaktadır. Bir siyasi partiyi zorunlu gerekçeler olmadan kapatmak çok sayıda hak ihlaline sebebiyet verir ve bu aynı zamanda demokrasiye yönelik bir saldırıdır” dedi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nde görülen dava, 7 Haziran 2021 tarihli ve 834 sayfalık bir iddianameye dayanıyor. İddianamede HDP&#8217;nin faaliyetlerinin yasadışı silahlı Kürdistan İşçi Partisi/Kürdistan Topluluklar Birliği&#8217;nin (PKK/KCK) amaçları doğrultusunda yürütüldüğü iddia ediliyor. İddianameye göre, PKK/KCK ile HDP&#8217;nin faaliyetleri arasında &#8220;organik&#8221; bir bağ bulunuyor. Savcı bu faaliyetlerin &#8220;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne .. aykırı&#8221; şekilde bölücülüğü desteklediğini ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;nın 68/4. maddesi ile Siyasi Partiler Kanunu&#8217;ndaki hükümleri ihlal ettiğini iddia ediyor. İddianame, parti üyelerini ve alt organlarını bu nitelikteki suçların işlenmesine iştirak etmekle, bu suçları işlemeye teşvik etmekle veya bu suçları ve işleyenleri övmekle suçluyor.</p>
<p>Sivil toplum örgütleri, üçüncü taraf görüşlerinde HDP aleyhindeki davanın Türkiye’nin siyasi parti kapatmalarına ilişkin uzun geçmişi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu geçmişin Avrupa Konseyi’nin üyesi olan diğer ülkelerden önemli ölçüde farklılaştığını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin defaatle ihlal edildiğinin tespit edildiğini savunmuştur.</p>
<p>Türkiye’nin Anayasa Mahkemesi, 1982’den bu yana incelediği 40 davada <a href="https://www.swp-berlin.org/en/publication/the-motion-before-turkeys-constitutional-court-to-ban-the-pro-kurdish-hdp">19 ayrı siyasi partinin kapatılmasına</a> karar verdi. Kapatılan partilerin çoğu Türkiye’deki Kürtlerin haklarını savunan partiler ile solcu partilerdi. Geniş ve belirsiz niteliğe sahip “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne .. aykırı” hareket etme yasağı ise başlıca isnadı oluşturmuştu. Eşit şekilde belirsizliğe sahip “demokratik ve laik cumhuriyetin ilkelerine .. aykırı” faaliyet gösterme gerekçesiyle ise üç parti kapatıldı. 2008 yılında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendisi de bu gerekçeyle kapatılmaktan zorlukla kurtulabildi.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye ilişkin olarak, incelediği yedi davanın altısında siyasi parti kapatma kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini tespit etti.</p>
<p>AİHM, temelde bu davalardaki kararlarıyla geliştirdiği içtihadında siyasi partilerin kısıtlanması ya da kapatılmasına yönelik tedbirlerin istisnai ve olağandışı olduğuna hükmetti. Mahkeme’nin, bir siyasi parti kapatma kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlululuğunun incelenmesine ilişkin kriterlerinin üç unsuru bulunmaktadır. Mahkeme, kapatmanın yasal bir dayanağa sahip olup olmadığını, meşru bir amacı olup olmadığını, demokratik toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığını incelemektedir.</p>
<p>Sivil toplum örgütleri sundukları görüşte, Kürtlerin haklarını savunan partilere ilişkin AİHM’e gönderilen davaların tümünde, Mahkemenin, halkların kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını, Kürtçe diline ilişkin hakların veya Kürt kimliğinin tanınmasını barışçıl şekilde savunmanın kendi başına demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmadığına, siyasi parti kapatmanın örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdiğini vurgulamışlardır. AİHM, siyasi partilerin kapatılmasının birçok durumda “acil bir toplumsal ihtiyacı” karşıladığının söylenemeyeceğini tespit etmiştir.</p>
<p>STK&#8217;lar görüşlerinde ayrıca AİHM&#8217;in HDP&#8217;lilerle ilgili davalarda yakın tarihlerdeki tespitlerini, ceza yargılamalarının siyasi rakip olarak algılananlar ve hükümeti eleştirenleri susturmak için kötüye kullanıldığına ilişkin uygulamaları ve Türkiye hükümetinin yargıya sistematik olarak müdahale ettiğine dair delilleri incelemektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;ne üçüncü taraf müdahalesini sunan STK&#8217;lar şunlardır:</p>
<p>ARTICLE 19,</p>
<p>Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD),</p>
<p>Dünyada Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupalı Hukukçular Birliği (ELDH),</p>
<p>Avrupalı Demokrat Avukatlar (AED),</p>
<p>İnsan Hakları Derneği (İHD),</p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW),</p>
<p>Uluslararası Hukukçular Komisyonu (ICJ),</p>
<p>Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH),</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (TLSP).</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
	</channel>
</rss>
