<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Hakları &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/kategoriler/kadin-haklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2023 10:54:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>İran’da Mehsa Emini Protestoları Sonrası Verilen İdam Cezaları Durdurulmalıdır!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/iranda-mehsa-emini-protestolari-sonrasi-verilen-idam-cezalari-durdurulmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 10:54:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7431</guid>

					<description><![CDATA[Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 22 yaşındaki Mehsa Emini İran’ın başkenti Tahran’da, 14 Eylül 2022 tarihinde “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle Ahlak Polisi olarak bilinen İrşad Devriyeleri tarafından tutuklanmış ve gözaltında öldüresiye dövülmüştür. Uygulanan şiddet sonucu Mehsa Emini 16 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar hükümet kaynaklarından yapılan açıklamaya göre kadının gözaltında kalp yetmezliği sonucu hayatını &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 22 yaşındaki Mehsa Emini İran’ın başkenti Tahran’da, 14 Eylül 2022 tarihinde “başörtüsünü uygun takmadığı” gerekçesiyle <em>Ahlak Polisi</em> olarak bilinen <em>İrşad Devriyeleri</em> tarafından tutuklanmış ve gözaltında öldüresiye dövülmüştür. Uygulanan şiddet sonucu Mehsa Emini 16 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Her ne kadar hükümet kaynaklarından yapılan açıklamaya göre kadının gözaltında kalp yetmezliği sonucu hayatını kaybettiği açıklansa da bu açıklama İran kamuoyunda inandırıcı bulunmamıştır.</p>
<p>Mehsa Emini’nin yaşamını yitirmesi sonucu, Tahran ve Kürdistan eyaleti başta olmak üzere, ülke genelinde protestolar başlamış, süreç içerisinde protestolar ülke geneline yayılmıştır. Kadınların başını çektiği protestoların sokağa taşarak kitlesel eylemlere dönüştüğü, eğitim kurumları başta olmak üzere, kitlesel eylemlerin kamusal alanlara taştığı izlenmiştir. Ülke geneline yayılan kitlesel eylemlerin süreç içerisinde başörtüsü yasağına özgürlük ve rejim karşıtı bir harekete dönüştüğü uluslararası kamuoyuna yansımıştır. Hükümet/rejim karşıtı protestolar özellikle sosyal medyada geniş yer bulmuş,  dünya kamuoyunun ilgisini çekmiştir.</p>
<p>Aylar boyu devam eden protestoların bir diğer özelliği de protestocular ile güvenlik güçleri arasında şiddet eylemlerinin vuku bulmasıdır. Kamuoyuna yansıyan sokak eylemlerine bakıldığında, güvenlik güçlerinin protestoculara karşı orantısız güç kullandığı, ölüme sebebiyet verebilecek şiddet araçlarının istimal edildiği izlenmiştir. Ortaya çıkan şiddet olayları sonucunda hem güvenlik güçleri hem de protestoculardan yüzlerce kişi yaşamını yitirmiştir. İran İnsan Hakları Örgütünün Aralık 2022 raporuna göre bu süreçte 32’si kadın, 63’ü 18 yaş altı olmak üzere 469 kişi yaşamını yitirmiştir.</p>
<p>Mehsa Emini’nin ölümü üzerine başlayan kitlesel eylemlere katılım sağlayan binlerce kişi gözaltına alınmış, işkence ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakılmış, bunlardan bir kısmına yargılama yolu açılmıştır. Eylemlerin dünya kamuoyunu ve bilhassa insan hakları örgütlerini ilgilendiren bir diğer yönü de yapılan yargılamalar sonucu protestoculardan bir kısmının idamla yargılanması, hatta bazılarına bu cezanın verilmesidir. İnsan hakları örgütlerinin bu konudaki raporları ve medyaya yansıyan haberlere göre, Mehsa Emini protestolarına katılan 100 protestocunun idam cezası ile cezalandırmayla karşı karşıya olduğu, en az 24 kişinin infaz riski altında bulunduğu, bu kişilerden 9’unun ölüm cezasına mahkûm edildiği, 15’inin ise ölüm cezası öngören suçlardan yargılandığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan İran adli makamlarınca idama mahkûm edilen kişilerin kimliklerinin kamuoyu ile paylaşılmadığı, dolayısı ile bu süreçte tam olarak kaç kişinin idam edildiğinin bilinemediği anlaşılmaktadır. Fakat hakkında kesin ölüm cezası verilen ve infazları gerçekleşen en az 4 kişinin olduğu (Muhsin Şekari, Macir Rıza Rahnavard, Muhammed Mehdi Karami ve Seyit Muhammed Hüseyni) açık kaynaklara yansımıştır.</p>
<p>Verilen idam cezalarına bakıldığında, mahkûmların yargılanma süreçlerinin çok kısa bir sürede gerçekleştiği, aile ve avukatlarına sağlıklı bilgi verilmediği, yargılamaların kamuya açık bir şekilde gerçekleşmediği izlenmektedir. Bu durum uluslararası hukuk normlarına göre adil bir yargılanmanın yapılmadığını ortaya koymaktadır. Üstelik bazı kişilere işkence altında “itiraf” mahiyetinde zorla suç dayatıldığı, bu kişilerin idama mahkûm edildiği medyada yer almıştır.</p>
<p>Haklarında idam cezası verilen kişilerin <em>devlete karşı silahlı isyan, yeryüzünde fesat/bozgunculuk çıkarma, Allah’a düşmanlık</em> suçlarından mahkûm edildikleri izlenmektedir. <em>Allah’a düşmanlık</em> suçunun İran İslami Ceza Kanununda “güvensizlik ortamı oluşturacak şekilde halk arasında korku yaratmak için insanların hayatına, mülküne veya onuruna zarar vermek amacıyla silahlanmak” olarak tanımlanması ve “güvensizlik ortamını” oluşturacak eylemlerin kanunca tam olarak tarif edilmeyerek hakimin takdir yetkisine bırakımış olması, bu konuda keyfi bir yargılamaya mahal vermektedir. Dolayısı ile Mehsa Emini protestoları sonrası İran adli makamlarınca yapılan yargılamaların, bilhassa ölüm cezası yargılamalarının uluslararası hukuk normlarının gereklilikleri ve insan hakları temelli adil bir yargılamadan uzak olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak, İran yetkili makamlarına Mehsa Emini eylemleri sonucu ortaya çıkan insan hakları ihlalleri ve gerçekleşen/yargılaması devam eden idam cezaları hakkında ilgili önerileri sunuyoruz;</p>
<ol>
<li>Sadece Mehsa Emini’nin öldürülmesi ile ilgili olmayıp, ülkede ara ara baş gösteren ve kitlesel eylemlere (hatta kimi zaman geniş şiddet hareketlerine) dönüşebilen sokak eylemleri ülkedeki temel hak ve özgürlüklerin kısıtlılığı ile yakında ilgilidir. Bu konuda temel haklar ve özgürlükler hususunda somut adımlar atılmalıdır.</li>
<li>Ülkede hali hazırda devam eden başörtüsü zorunluğu kaldırılmalı, kadınlara başörtüsü serbestiyeti tanınmalıdır.</li>
<li>Mehsa Emini protestoları kapsamında yapılan yargılanmalar adil yargılanma hakkının gereklilikleri kapsamında yapılmalı, bu konuda tutuklu ve hükümlülere gerekli şartlar (yargılamaların kamuya açık yapılması, aile ve avukatlara gerekli bilgi verilmesi, savunma hakkı tanınması, masumiyet karinesinin gözetilmesi vb.) sağlanmalıdır.</li>
<li>Eylemlerde gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin bu süreçte işkence başta olmak, insan onuru ile bağdaşmayan çeşitli muamele biçimlerine maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. İlgili durumlara sebebiyet veren görevliler hakkında etkin soruşturmalar yürütülmelidir.</li>
<li>İdam, temel insan haklarından olan yaşama hakkının en büyük ihlal biçimidir. Ülkede idam cezası kaldırılmalıdır. Haklarında idam cezası verilen mahkûmların infazları ertelenmeli, yeniden adil yargılanma yolu açılmalıdır.</li>
<li>Ülkede huzur ve barış ortamının tesisi için devlet ve sivil toplum arasında güçlü bir iletişim sağlanmalı, bu konuda ülkedeki insan hakları örgütleri ve savunucuları güçlendirilmelidir.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ohal-uygulamalari-sonrasinda-adalet-arayisinda-neredeyiz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2022 15:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cezaevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe & OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7391</guid>

					<description><![CDATA[Ankara&#8217;da Genel Merkezimizde &#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?&#8221; konulu &#8217;10 Aralık İnsan Hakları Günü&#8217; etkinliğimizde moderatörümüz Avukat, Gazeteci Büşra Taşkıran,  konuğumuz İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman&#8217;dı. Feray Salman, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve devamındaki süreçte mağdurların ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin de ellerinden alındığı, çıkarılan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da Genel Merkezimizde &#8220;OHAL Uygulamaları Sonrasında Adalet Arayışında Neredeyiz?&#8221; konulu &#8217;10 Aralık İnsan Hakları Günü&#8217; etkinliğimizde moderatörümüz Avukat, Gazeteci Büşra Taşkıran,  konuğumuz İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman&#8217;dı.</p>
<p>Feray Salman, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ve devamındaki süreçte mağdurların ve yakınlarının hukuk ve iş güvencelerinin de ellerinden alındığı, çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile binlerce kamu personelinin işten çıkarıldığı,  binlerce kişi hakkında  adli işlem yapıldığı, halen yüz binden fazla soruşturma, kırk sekiz binden fazla davanın bulunduğu,  hak ihlallerinin sivil ölüm boyutuna ulaştığı, bu zorlu ve milyonlarca mağdur yaratan &#8216;adalet arayışı&#8217; sürecini değerlendirdi. Katılımcıların katkıları ile sorunlara ilişkin çözüm önerileri ele alındı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7401" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-300x169.jpg" alt="" width="374" height="211" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-300x169.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1024x576.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-768x432.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1536x864.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-845x475.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35-1240x698.jpg 1240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/e8b41bc3-5665-40f3-b8b7-d84c2653dc35.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" />h<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7402" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-300x225.jpg" alt="" width="297" height="223" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-1024x768.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-1536x1152.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/94397185-4d1e-4d71-b9a1-ac9186bbd8ee.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 297px) 100vw, 297px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7397" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-300x225.jpg" alt="" width="296" height="222" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-1024x768.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-1536x1152.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/5729368c-82fb-4551-8d16-8c3c1c695c52.jpg 2000w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7393" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-300x169.jpg" alt="" width="374" height="211" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-300x169.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1024x576.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-768x432.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1536x864.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-845x475.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe-1240x698.jpg 1240w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/12/0bef8bb3-5987-4a83-8165-c9606a9c36fe.jpg 1599w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/25-kasim-kadina-yonelik-siddete-karsi-mucadele-gunu.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2022 07:40:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7375</guid>

					<description><![CDATA[“Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” denilerek bu topraklarda slogana dönüştürülen kadına yönelik şiddetin  25 Kasım 1960 tarihinde iktidara karşı mücadele eden Mirabal Kardeşlerin tecavüz edilerek öldürülmesi Dominik Cumhuriyeti’ndeki yansımasıdır. Bu olay  kadına yönelik şiddete dur demek için dünya ölçeğinde bir hareketin başlamasına ve bu  mücadelenin BM nezdinde 1999’da resmiyete dökülmesine sebep olmuştur. Kadına &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” denilerek bu topraklarda slogana dönüştürülen kadına yönelik şiddetin  25 Kasım 1960 tarihinde iktidara karşı mücadele eden Mirabal Kardeşlerin tecavüz edilerek öldürülmesi Dominik Cumhuriyeti’ndeki yansımasıdır. Bu olay  kadına yönelik şiddete dur demek için dünya ölçeğinde bir hareketin başlamasına ve bu  mücadelenin BM nezdinde 1999’da resmiyete dökülmesine sebep olmuştur.</p>
<p>Kadına yönelik şiddet sadece günümüzün ve bazı toplulukların değil; tarih boyunca yaşamış bütün toplumların temel sorunlarından biridir. Halen bütün dünyada şiddetin çoğunlukla kadın bedeni üzerinden ifade edildiğine şahit olmaktayız. Her gün her türlü ortamda kadın ve erkeklerin öfkelerini, kin ve nefretlerini kadın bedenini kullanarak karşı tarafa aktardığını duymaya devam ediyoruz.</p>
<p>Çünkü kadın toplumların kendilerini temize çıkarmak için en sık seçtiği günah keçisidir. Toplumun suçu yıkabileceği zayıf halkadır. Adem’i kandırıp cennetten kovulmalarına sebep olan Havva’dır. Yakıldığında yaşadığı toplumun düzeninin muhafaza edildiğine inanılan cadıdır. O kadar ki yaşarsa toplumu kirletir diye doğduğunda diri diri toprağa gömülendir.</p>
<p>“Diri diri gömülen kız çocuğunun hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman” der Allah.  Hesabı doğru düzgün sorulmadığı, adil ve caydırıcı bir ceza sistemi uygulanmadığı için kadına yönelik şiddetin önüne geçilememiştir. Yasaların korumadığı, hukuk düzgün işlemediği ve cezasızlık devam ettiği sürece bu sorunun artarak devam edeceği aşikardır. Bu konu diğer bütün haklar gibi toplumun vicdanına asla terk edilmemelidir. Kadına yönelik şiddeti önlemede kanunların hayata geçirilmesi, hukukun işletilmesi ve de suçluların cezadan kaçamaması sağlanmalıdır.</p>
<p>Gerek ülkemizde gerekse de dünyada her alanda şiddetin hızla yayıldığı bu günlerde kadına şiddetin  daha da artacağını göz önünde bulundurarak. daha etkin yasalar çıkarılıncaya kadar mevcut yasanın uygulanması ve hukukun gereği gibi işlemesi için sivil toplum örgütleri olayları gerektiği gibi takip edip gerekli yerlerde kamuoyu oluşturabilmeli; yasama, yürütme ve yargı erklerini harekete geçirecek çalışmalara devam etmelidir.</p>
<p>Bu çerçevede kadına yönelik şiddeti önlemede referans metin olarak kabul edilen ve Türkiye’nin öncü gayretleri ile uluslararası bilinirlik ve onay kazanan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek yerine daha etkin uygulanması gereğini belirtiriz.</p>
<p>Kadına yönelik şiddeti durdurmada en önemli husus elbette buna itiraz eden kadın ve erkeklerdir. Son günlerde,  İran’da  <strong>kız kardeşlerimizin</strong> özgürlük mücadelesi kendilerine yönelik dayatmalara nasıl itiraz edebildiklerini göstermektedir. Hak İnisiyatifi olarak biz de Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü münasebetiyle olayları sıkı takip ederek, şiddetin önlenmesi için mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna bir kez daha deklare ediyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7376" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü-300x300.png" alt="" width="300" height="300" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü-300x300.png 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü-1024x1024.png 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü-200x200.png 200w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü-768x768.png 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü-845x845.png 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/11/Kadına-YÖNELİK-ŞiddetLE-mÜCADELE-Günü.png 1080w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADIN CİNAYETLERİ SON BULMALIDIR</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/kadin-cinayetleri-son-bulmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 11:30:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6893</guid>

					<description><![CDATA[Basında yer alan haberlere göre, üniversite öğrencisini evinde boğarak öldüren ve banyoda 5 parçaya ayırıp valizle ormana gömen emlakçı Μustafa Murat Ayhan gözaltına alındı. Kadın cinayetlerinde tek bir fail yoktur. Kadınlara karşı nefreti besleyenler, kadına şiddete karşı yasaları ve kadınların hukuki güvencesi olan sözleşmeleri hedef haline getirenler tüm kadın cinayetlerinde olduğu gibi Azra Gülendam Haytaoğlu’nun &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Basında yer alan haberlere göre, üniversite öğrencisini evinde boğarak öldüren ve banyoda 5 parçaya ayırıp valizle ormana gömen emlakçı Μustafa Murat Ayhan gözaltına alındı.</p>
<p>Kadın cinayetlerinde tek bir fail yoktur. Kadınlara karşı nefreti besleyenler, kadına şiddete karşı yasaları ve kadınların hukuki güvencesi olan sözleşmeleri hedef haline getirenler tüm kadın cinayetlerinde olduğu gibi Azra Gülendam Haytaoğlu’nun katledilmesinde pay sahibidir.</p>
<p>Kadına yönelik şiddeti durdurmak için etkin soruşturma süreçleri, yasaların uygulanması ve iyi hal indirimi gibi şiddeti ve cinayeti teşvik edici unsurların bir an önce ortadan kaldırılması ile mümkündür. Yaşamı elinden alınmış tüm kadınlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyoruz.Kadına yönelik her türlü şiddetin karşısında, kadınların mücadelesinin yanındayız.</p>
<p>HAK İNİSİYATİFİ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak Mücadelesinde Kadınlara Borcumuzu Hatırlıyoruz</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hak-mucadelesinde-kadinlara-borcumuzu-hatirliyoruz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 11:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6765</guid>

					<description><![CDATA[Hakları için mücadele eden ve bu uğurda hayatlarını kaybeden işçi kız kardeşlerimizi hatırlamak, onların genelde emekçilerin haklarını kazanmasındaki katkılarını görüp, takdir etmek ve çoğaltmak amacıyla; dünyanın geri kalanının göz ardı etmesine rağmen yıllarca 8 Mart’ı bir anma ve değerlendirme günü olarak hatırlayan ve en sonunda bütün dünyanın kabul etmesini sağlayan Clara Zetkin’i, arkadaşları ve diğer &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hakları için mücadele eden ve bu uğurda hayatlarını kaybeden işçi kız kardeşlerimizi hatırlamak, onların genelde emekçilerin haklarını kazanmasındaki katkılarını görüp, takdir etmek ve çoğaltmak amacıyla; dünyanın geri kalanının göz ardı etmesine rağmen yıllarca 8 Mart’ı bir anma ve değerlendirme günü olarak hatırlayan ve en sonunda bütün dünyanın kabul etmesini sağlayan Clara Zetkin’i, arkadaşları ve diğer tüm kadınların emeğini hatırlayarak, takdir ederek selamlıyoruz. Bütün toplumun görünen ve görünmeyen eşitsizlik ve ayrımcılık üreten pratikleri, söylemi ve zihniyetiyle mücadele eden kadınların yanında olduğumuz kadar, -hak mücadelesi bütün dinler ve öğretiler için tavsiye edilen aziz bir mücadele olmasına rağmen- statükoya boyun eğmiş ve çeşitli iktidarların günü birlik çıkarlarını korumak için bozulmuş olan dini yorumlarla da mücadele eden kadınların yanında olduğumuzu belirtiriz.</p>
<p>Ayrımcılık ve zulüm nasıl sadece buna maruz kalanı değil bütün toplumu çürüten, zayıflatan bir durum ise hak mücadelesi de bütünseldir. Kadın hakları için mücadele de genel insan haklarının tanınmasına ve saygı görmesine büyük katkı yaptığı için de kadınların mücadelesine insan hakları savunucuları olarak büyük değer veriyoruz. En son kadınların cezaevlerinde yaşadıkları “çıplak arama” mevzuunu dile getirmeleri, kadın-erkek ve çocuklara uygulanan bu insanlık dışı uygulamanın bilinmesine ve karşı çıkılmasına yol açtı ve umarız ki kaldırılmasına da yol açacak.</p>
<p>Bütün bu mücadelelere rağmen çeşitli şekillerde devam eden eşitsiz uygulamalara ve ayrımcılıklara ilave olarak hemen her gün tanık olduğumuz kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin son bulmasını istiyoruz. Hak İnisiyatifi olarak, kadın cinayetlerini ilahi kelamın “bir masumun ölümü bütün insanlığın ölümü gibidir” ilkesi gereğince, her gün, hatta bazen günde iki kere bütün insanlık ölmüş, kıyamet kopmuş gibi tepki vermemiz gereken bir husus olarak görüyor ve toplumu ve yöneticileri bu hususla gereken şekilde mücadele etmeye davet ediyoruz.</p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Mazlumların Sığınağı Olmalıdır</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/turkiye-mazlumlarin-siginagi-olmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 11:01:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Din ve İnanç Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6674</guid>

					<description><![CDATA[7 Eylül tarihinde, sosyal medyada, Türkiye’ye sığınmış, İranlı kadın hakları aktivisti Meryem Şeriatmedari’nin İran’a iade edilmek üzere gözaltında tutulduğuna ilişkin iddialar yer bulmuştur. Şeriatmedari’nin, İran’da 2018 yılında başörtüsü yasağını protesto ettiği için tutuksuz yargılandığı, hapis cezasına çarptırıldığı, bu cezayla muhatap olmamak için Türkiye’de yer aldığı ve İran’a iade edilmesi halinde adil olmayan bir yargısal süreç &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>7 Eylül tarihinde, sosyal medyada, Türkiye’ye sığınmış, İranlı kadın hakları aktivisti Meryem Şeriatmedari’nin İran’a iade edilmek üzere gözaltında tutulduğuna ilişkin iddialar yer bulmuştur. Şeriatmedari’nin, İran’da 2018 yılında başörtüsü yasağını protesto ettiği için tutuksuz yargılandığı, hapis cezasına çarptırıldığı, bu cezayla muhatap olmamak için Türkiye’de yer aldığı ve İran’a iade edilmesi halinde adil olmayan bir yargısal süreç sonucunda cezalandırılacağı iddia edilmiştir.</p>
<p>Derneğimiz tarafından yapılan araştırma ve görüşmeler sonucunda, 6 Eylül 2020 günü Denizli’de yapılan rutin kontrol sırasında Şeriatmedari’nin turist vizesinin süresinin bittiği tespit edildiği ve bu sebeple gözaltına alındığı ve ifadesinin alınmasının ardından Türkiye’yi terk etmesi için 15 gün süre verilerek serbest bırakıldığı bilgisine ulaşılmıştır. Kendisine Denizli Barosu’na kayıtlı avukatlar tarafından hukuki destek sağlandığı, bu destekle iltica başvurusunda bulunduğu ve iltica başvurusu sonuçlanana kadar Türkiye’de yaşamasına bir engel olmadığı öğrenilmiştir.</p>
<p>İran İslam Devletinde uygulanan başörtüsü zorunluluğu ve bu zorunluluğun protesto edilmesine ilişkin yasaklar, hem İslami hem de evrensel hukuk açısından kabul edilebilir değildir. Bu yasaklardan veya bunları protesto etmekten dolayı insanların hapis cezasına çarptırılmasının da derin bir haksızlık ve adaletsizlik içerdiği aşikar görünmektedir.</p>
<p>Türkiye, dünyanın dört bir yanından kendisine sığınan mazlum ve mağdurların sığınağı olmalıdır. Hak İnisiyatifi Derneği olarak, Meryem Şeriatmedari ve benzeri şekilde ülkemize sığınan insanların adaletsiz ve haksız bir muameleyle karşı karşıya olacaklarının muhtemel göründüğü koşullarda ülkelerine iade edilmemelerinin ahlaki bir ödev olduğunu hatırlatmayı bir borç biliriz.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları ve Uygulamada İstanbul Sözleşmesi</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/toplumsal-cinsiyet-tartismalari-ve-uygulamada-istanbul-sozlesmesi.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2020 16:24:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=6628</guid>

					<description><![CDATA[13 Mayıs Çarşamba saat 21.30&#8217;da YouTube canlı yayınımızda Av. Hülya Gülbahar ile İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin imzalanmasına giden süreç, sözleşmenin neler getirdiği, pratikteki uygulaması ve işlevi; Doç. Dr. Alev Erkilet ile toplumsal cinsiyet eşitliği talebi, boşanma olgusunun yorumlanması, ülkemizde şiddetin meşrulaştırılma biçimleri ve aile algısı gibi sorulara cevap arayacağız. YouTube kanalımıza abone olmak için tıklayın. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>13 Mayıs Çarşamba saat 21.30&#8217;da YouTube canlı yayınımızda Av. Hülya Gülbahar ile İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin imzalanmasına giden süreç, sözleşmenin neler getirdiği, pratikteki uygulaması ve işlevi; Doç. Dr. Alev Erkilet ile toplumsal cinsiyet eşitliği talebi, boşanma olgusunun yorumlanması, ülkemizde şiddetin meşrulaştırılma biçimleri ve aile algısı gibi sorulara cevap arayacağız.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6629 size-full" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram.jpg" alt="" width="1600" height="1074" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram.jpg 1600w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram-300x201.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram-1024x687.jpg 1024w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram-768x516.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram-1536x1031.jpg 1536w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2020/05/istanbulsözleşmesiprogram-845x567.jpg 845w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCOe27jLbyT9Iw9urklQyw0w/featured" target="_blank" rel="noopener noreferrer">YouTube kanalımıza abone olmak için tıklayın. </a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halime Gülsu’nun Yaşam Hakkını İhlal Edenler Yargılansın!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/halime-gulsunun-yasam-hakkini-ihlal-edenler-yargilansin.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 May 2019 14:48:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=4955</guid>

					<description><![CDATA[Halime GÜLSU Gaziantep Üniversitesi İngilizce bölümünden mezun olduktan sonra bir süreliğine -daha sonra KHK ile kapatılan- özel eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmıştır. Görev yaptığı kurumun kapatılmasından sonra ,ailenin ifadesi ile annesinin de bakıma muhtaç olmasından dolayı çalışmaya devam etmemiş, evde olduğu sürede ise kendilerinin hazırlayıp satışını gerçekleştirdikleri yiyecek ürünlerinin geliri ile KHK mağduru ailelere yardımlar yapmıştır. &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halime GÜLSU Gaziantep Üniversitesi İngilizce bölümünden mezun olduktan sonra bir süreliğine -daha sonra KHK ile kapatılan- özel eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmıştır. Görev yaptığı kurumun kapatılmasından sonra ,ailenin ifadesi ile annesinin de bakıma muhtaç olmasından dolayı çalışmaya devam etmemiş, evde olduğu sürede ise kendilerinin hazırlayıp satışını gerçekleştirdikleri yiyecek ürünlerinin geliri ile KHK mağduru ailelere yardımlar yapmıştır.</p>
<p>Söz konusu bu faaliyeti gerekçe gösterilerek 20.02.2018 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile evinde gözaltına alınıp TEM şubesinde alıkonulmuş, 15 gün süren gözaltı süresi sonucunda ise Mersin 4.Sulh Ceza Hakimliği kararı ile tutuklanarak Tarsus Kapalı Kadın Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir.</p>
<p>Halime GÜLSU 34 yaşında vefat etmeden 15 yıl önce SLE ( Sismik Lupus Eritematozus ) hastalığı teşhisi konulan birisiydi. Söz konusu hastalık; kişinin yaşam koşullarını ağırlaştıran, ölümcül olabilen, steril ve sağlıklı yaşamsal ortamı zorunlu kılan, tedavi süreci ise ciddi bir prosedür gerektiren bir hastalıktır. Şahsın cezaevine girmeden yaklaşık 2 ay öncesi de dahil olmak üzere hastalığının pasif duruma geçirildiği, uzun yıllardır günlük ve haftalık periyotlar ile düzenli kullanılması gereken ilaçların olduğu ailesi ve doktoru tarafından teyit edilmiştir.</p>
<p>Gözaltı sürecinden başlayarak hastalığı göreceli bir şekilde kötüleşmeye başlamıştır. Şahsın CİMER’e kendi yazdığı şikayet mektubunda da belirttiği üzere gözaltında kaldığı iki haftalık süreçte sadece günlük kullanması gereken ilaçlarını yanına alabilmiş, haftalık olan ilacı alamadığını, ailesinden talep edilmesini istemiş, bir haftanın sonunda polislerin aileye bilgi verdikleri söylenmiş ancak aileye bilgi verilmediği ortaya çıkmıştır. Bu süreçte de sadece günlük olan ilacı kullanmış, asıl önemli olan haftalık kullanılan ilacın iki dozu eksik kalmıştır. Bunların üstüne uzun gözaltı süreci ve uygun olmayan fiziksel koşullar da eklenince durumu buradayken kötüleşmeye başlamıştır.</p>
<p>Yargılama esnasında da belirtmesine rağmen hastalığı ile ilgili bir işlem yapılmayıp tutuklu yargılanması kararı verilmiş ve cezaevi sürecinde de çok sayıda ‘’ acil ‘’ kodu ile yazdığı revire çıkarılması talebine de ancak gözaltı sürecinden itibaren, 1 ay sonra karşılık verilmiştir. Cezaevindeki sorumlu doktor tarafından hastalığını belirtmesine rağmen Romotoloji bölümüne sevk edilmesi gerekirken Mersin Şehir Hastanesi Dahiliye bölümüne sevk edilmiş ve iddia edildiği üzere tetkikler eksik yapılarak cezaevi görevlilerine önemli bir rahatsızlığı olmadığı bilgisi verilmiştir. İlaçlarına ise ancak abisiyle yaptığı görüşmede kendi talebi neticesinde bir hafta sonra ulaşabilmiş ve yaklaşık olarak iki ay süresince düzenli kullanması gereken ilaçlarını kullanamamıştır. Bu süreçte ise öncesinde cezaevi yönetimine teslim edilen raporun kaybedildiği bilgisi de ailesi tarafından iddia edilmektedir.</p>
<p>Yaşanan bu ihmaller zinciri sonrası ve ağır cezaevi koşulları nedeniyle Halime GÜLSU’nun durumu ağırlaştığından dolayı 23.04.2018 tarihinde talebi üzerine tekrar Dahiliye servisine götürülmüş ve oradan da Romotoloji servisine sevki yapılmış ancak son güne kadar götürülmemiştir. 25.04.2018 tarihinde durumunun ağırlaşması üzerine Mersin Şehir Hastanesi Romotoloji servisine götürülmüş ve aynı gece kalp ve böbrek yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmiştir.</p>
<p>Hak İnisiyatifi olarak 34 yaşında gencecik bir öğretmenin yaşam hakkını ihlal eden bu ihmaller zincirinin etkin bir şekilde soruşturulup sorumluların ortaya çıkarılmasını, kasıt ihtimalinin araştırılmasını, sorumlular hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep ediyoruz. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı ve konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi de kamuoyunun bilmesini istiyoruz.</p>
<p>HAK İnisiyatifi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların Yıllardır Verdikleri ve Veriyor Oldukları Mücadeleyi Saygıyla Selamlıyoruz</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/kadinlarin-yillardir-verdikleri-ve-veriyor-olduklari-mucadeleyi-saygiyla-selamliyoruz.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2019 06:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=4886</guid>

					<description><![CDATA[8 Mart 1857 yılında ABD’deki bir fabrikada kadınların insancıl yaşam koşullarında çalışmak için haksız iş koşullarına karşı ayaklanmaları, 129 emekçi kadının can vermesiyle neticelenmiştir.  Ardından; Danimarka’da 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında bu ölümlerin de anılması ve emekçi kadınların ezilmesine son verilmesi için bir gün tayin edilmiştir. Ancak 8 Mart başlangıçta emekçi kadınların hakları için kutlanılırken, zamanla &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>8 Mart 1857 yılında ABD’deki bir fabrikada kadınların insancıl yaşam koşullarında çalışmak için haksız iş koşullarına karşı ayaklanmaları, 129 emekçi kadının can vermesiyle neticelenmiştir.  Ardından; Danimarka’da 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında bu ölümlerin de anılması ve emekçi kadınların ezilmesine son verilmesi için bir gün tayin edilmiştir. Ancak 8 Mart başlangıçta emekçi kadınların hakları için kutlanılırken, zamanla özgürlüğü kısıtlanan, hak ihlallerine maruz kalan bütün kadınların şiddet ve ayrımcılığa karşı seslerini yükselttikleri uluslararası bir gün haline gelmiştir.</p>
<p>Kadınlar yaşamın her alanında şiddete ve ayrımcılığa uğramakta; aile içinde, siyasette, karar mekanizmalarında, iş hayatında, eğitimde, medyada ve reklam dünyasında cinsel bir obje olarak istismar edilmekte; kültürel, ideolojik nedenlerden ayrımcılığa uğramaktadırlar. Kadınların yaşadıkları bu ayrımcılıklar ve bunlara karşı verilen mücadeleler insanlık tarihi kadar eskidir.</p>
<p>Günümüzde, kısmen kültürel alt yapının da beslediği kadına yönelik ayrımcı uygulamalar ve şiddetin en uç noktası olan yaşam hakkı ihlallerinin sayısıher yıl artmaktadır. Bu artışta çeşitli kadına yönelik şiddet davalarında &#8220;saygın tutum, iyi hal indirimi&#8221; ve sair kararlarla, yasal müeyyidenin taşıması gereken caydırıcılık niteliğinin ortadan kalkmasının etkisi olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz olaylarında failin tanıdık, ünlü olması da failin “onurunu” korumak için mağdurun beyanının sorgulanmasına ve mücadele alanının daraltılmasına sebebiyet vermektedir.  Gerçekleşen hak ihlallerinde failin kimliğinden, unvanından bağımsız olarak davaların görülmesi gerektiğini, “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışının insanlık suçu olduğunu düşünüyoruz. Benzer şekilde kadına yönelik şiddetle mücadele kanunu “yuvaların dağılması, aile mefhumunun tehlikede olması” gibi kamuoyunu yanıltan iddiaların ve düzenlenen kampanyaların kabul edilemez olduğunu belirtiyoruz. Ayrıca 2015 yılında imzalanan ve 2016 yılında hayata geçirilen “Yükseköğretim Kurumları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi ” de yakın zamanda toplumun “değerleriyle” örtüşmediği gerekçesiyle YÖK başkanı tarafından sonlandırılmış olmasını kültürel ve dini değerlerin bahane edilerek var olan, elde edilmiş hakların, uygulamaların dahi nasıl sonlandırıldığını görüyoruz. Kadına yönelik şiddet ve tacize karşı yapılacaklar konusunda akademik çalışma yürütülmesini öngören bir projenin dahi sonlandırılmış olmasını endişe vericidir. Birleşmiş Miller Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşmelerinin imzalanması sayesinde kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve önlemler alınması kapsamında olan bu projenin kamuoyunun yanlış yönlendirilmesi ve geçerliliği olmayan sebepler sunularak sonlandırılmasını sadece kadınlar değil erkekler için de zulüm ve hak ihlali olduğunu düşünüyoruz. Bu tutumların yürürlülükte olan kanunların içlerinin boşaltılmasına sebebiyet verdiğini ve kadınların gerekli kurumlara başvuru yapmalarını zorlaştırdığını görüyoruz. Ve ilgili kurumları sorumluluklarını yerine getirmeye ve imzaladıkları sözleşmelerin yaptırımlarını uygulamaya, yaptıkları yanlıştan ivedilikle dönmeye çağırıyoruz.</p>
<p>Ancak göz önünde bulunan kadınların yaşadıkları şiddet ya da kamuoyunda ses bulan olayların etkisiyle kadına yönelik şiddet davalarında emsal kararların verildiğini ve kadınların mücadele etmelerinin bu anlamda önemli olduğunu da vurguluyoruz. Bununla birlikte hak ihlallerine karşı verilen mücadeleler sonucunda kazanılmış hakların da yeterli olmadığını ve kadınların elde edilen bu kazanımların uygulanması için dahi mücadele etmek zorunda kaldıklarını görüyoruz.</p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi</strong> olarak kadınlara karşı yapılan hak ihlallerinin her zaman peşinde olacağımızı, özelde kadın haklarının genelde de insan haklarının pazarlık konusu yapılamayacağını beyan ediyoruz.  Tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü kutluyor ve kadınların yıllardır verdikleri ve veriyor oldukları mücadeleyi saygıyla selamlıyoruz.</p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi-Genel Merkez </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık Engellenmelidir!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-2018.html</link>
					<comments>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-2018.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2018 00:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.net/?p=1084</guid>

					<description><![CDATA[8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özgürlüğü kısıtlanan, hak ihlallerine maruz kalan kadınların dayanışma içinde haklarını gündem yaptıkları bir gündür. Günümüzde, kadınların mücadeleleri sonucu kazanılmış hakların, imzalanan sözleşmelerin varlığına rağmen kadınlar ayrımcılık ve şiddete yaşamlarının her alanında maruz kalmaktadır. İşte bu yüzden sesimizi duyurmak amacıyla da bugünü önemsiyor, kadınların hak arama mücadelesinde taraf olduğumuzu beyan &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özgürlüğü kısıtlanan, hak ihlallerine maruz kalan kadınların dayanışma içinde haklarını gündem yaptıkları bir gündür. Günümüzde, kadınların mücadeleleri sonucu kazanılmış hakların, imzalanan sözleşmelerin varlığına rağmen kadınlar ayrımcılık ve şiddete yaşamlarının her alanında maruz kalmaktadır. İşte bu yüzden sesimizi duyurmak amacıyla da bugünü önemsiyor, kadınların hak arama mücadelesinde taraf olduğumuzu beyan ediyoruz.</p>
<p>Kadınlar her devirde hak ihlalleriyle karşılaşıyorlar ve bu konuda yetkili merciler çözüm noktasında bir adım atmazken, kimi zaman da “cezasızlık” ile adeta ihlalcinin ödüllendirilmesine sebep oluyorlar. Kültürel altyapıdan ve dini argümanların geleneksel yorumları ile “meşrulaştırılan” kadına yönelik ayrımcı uygulamalar kadınları eğitim hayatlarından çalışma hayatlarına kadar pek çok alanda dezavantajlı hale getirmiştir.</p>
<p>Evlerinde, iş yerlerinde tecavüz, fiziksel-sözel taciz ve diğer fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan kadınların sayısı endişe verici boyuttayken aynı zamanda kadınlara yönelik bu tutum sonucu olarak şiddetin en uç noktası olan yaşam hakkı ihlallerinin sayısının resmi rakamlara göre arttığını görmekteyiz.</p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun rakamlarına göre 2017’de 339 kadın, 2018’in başı itibariyle ise 76 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Dünya Ekonomik Forumu’nun raporuna göre ise Türkiye, cinsiyet eşitsizliği uçurumunda 140 ülke arasında 2016 yılında 130’uncu sıradayken, 2017 yılında 131’inci sıraya geriledi. Aile içi şiddet, istismar, boşanma davalarında kadına verilen koruma kararının uygulanmaması konularına bir çözüm geliştirilmezken, hükümet politikalarının boşanma oranlarını düşürme odaklı olması kadınların hayatlarının ikinci plana atıldığını göstermektedir.</p>
<p>Bu konuda kadınların mücadeleleri sonucu elde ettikleri ve İstanbul Sözleşmesi (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ve CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) gibi sözleşmelerle teminat altına alınan hukuki kazanımların bağlayıcılığını hatırlatıyoruz.</p>
<p>Kadınlara karşı yapılan hak ihlallerinin her zaman peşinde olacağımızı, özelde kadın haklarının genelde de insan haklarının pazarlık ve politik malzeme konusu yapılamayacağını beyan ediyor, tüm dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.</p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ &#8211; Diyarbekir</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hakinisiyatifi.org/8-mart-2018.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
