<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Mülteci Hakları &#8211; HAK İnisiyatifi Genel Merkez</title>
	<atom:link href="https://hakinisiyatifi.org/kategori/kategoriler/multeci-haklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hakinisiyatifi.org</link>
	<description>Zalime karşı, Mazlumdan yana!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jun 2025 16:00:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Adları Var, Hikâyeleri Var, Hakları Var!</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/adlari-var-hikayeleri-var-haklari-var.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jun 2025 16:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8597</guid>

					<description><![CDATA[Bugün, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Yerinden edilmeye zorlanan milyonlarca insan için bu gün yalnızca bir anma değil; aynı zamanda bir hak arama ve mücadele günüdür. Ancak Türkiye’de mültecilerin karşı karşıya kaldığı ağır ve yapısal hak ihlalleri, bu günü utanç verici bir gerçeklikle karşıladığımız bir güne dönüştürmektedir. Geçici koruma altındaki Suriyeliler ve uluslararası koruma başvuru &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Yerinden edilmeye zorlanan milyonlarca insan için bu gün yalnızca bir anma değil; aynı zamanda bir hak arama ve mücadele günüdür. Ancak Türkiye’de mültecilerin karşı karşıya kaldığı ağır ve yapısal hak ihlalleri, bu günü utanç verici bir gerçeklikle karşıladığımız bir güne dönüştürmektedir.</p>
<p>Geçici koruma altındaki Suriyeliler ve uluslararası koruma başvuru sahipleri, hukuki statü fark etmeksizin tüm mülteciler; sistematik biçimde temel haklarından mahrum bırakılmakta, yargısal güvenceler etkisizleştirilmekte ve istihbarata dayalı keyfi uygulamalarla yaşamları geri döndürülemez şekilde tahrip edilmektedir.</p>
<p>İstihbarat kaynaklı soyut ve denetlenemez bilgilere dayanarak konulan G87 ve benzeri tahdit kodları, kişilerin yalnızca seyahat özgürlüğünü değil; sağlık hizmetine erişim, çalışma hakkı, eğitim hakkı gibi en temel haklarını da fiilen ortadan kaldırmaktadır. Özellikle Suriye uyruklu kişiler açısından bu kodlar, sınır dışı tehdidini kalıcı hale getirmekte, kişileri belirsizlik içinde yaşamaya, psikolojik cezaya ve sivil ölüme mahkûm etmektedir. Bu uygulamalar, hem geri gönderme yasağına (non-refoulement) hem de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde tanımlanan “insan haklarına saygılı bir hukuk devleti” ilkesine açıkça aykırıdır. Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca her bireyin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altındadır. Bu hak, idari keyfiyetle ortadan kaldırılamaz.</p>
<p>Ayrıca, uluslararası koruma başvurularına ilişkin idari süreçler kabul edilemez derecede uzun sürmekte; mülakatlar çoğu zaman başvurudan 10 ila 12 yıl sonra yapılmakta ve bu süreçlerin sonunda, başvuru sahiplerinin bireysel durumları yeterince değerlendirilmeden, standartlaştırılmış ve gerekçesiz ret kararları verilmektedir. Daha da vahimi, bu kararlara karşı yargı süreci devam ederken dahi, ilgili kişiler sosyal güvenlik sisteminden çıkarılmakta; ağır hastalığı, kronik sağlık sorunları ya da engelliliği bulunan bireyler, İl Göç İdareleri tarafından sağlık hizmetlerine erişimden fiilen mahrum bırakılmaktadır. Bu uygulama yalnızca temel insan hakları normlarına değil, aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere, Göçmen Sağlığına İlişkin Ulusal Mevzuata ve Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’na da açıkça aykırıdır.</p>
<p>Bu ağır hak ihlallerinin yanında, mülteci hakları savunucularına yönelik baskılar da sistematik bir hal almıştır. Kamuoyunun da yakından tanıdığı bir örnek olan Taha El Gazi vakası, bu baskı mekanizmalarının geldiği noktayı çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Barışçıl yöntemlerle mülteci hakları alanında çalışan, şiddet karşıtı tutumu ve insan haklarına dayalı söylemiyle bilinen El Gazi’nin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, kamu güvenliği gerekçesiyle idari bir işlem yoluyla iptal edilmiştir. Bu işlem, herhangi bir ceza mahkûmiyeti veya yargı kararı olmaksızın gerçekleştirilmiş; daha sonra hakkında sınır dışı etme kararı alınmış, idari gözetim altına alınmıştır. Süregelen baskılar ve özgürlükten mahrum bırakılma koşulları altında, El Gazi nihayetinde “gönüllü geri dönüş” belgesi imzalamak zorunda bırakılmış ve Türkiye’den ayrılmıştır.</p>
<p>Bu örnek yalnızca bireysel bir ihlal değil, mülteci hakları alanında faaliyet gösteren aktörlere yönelik sistematik bir sindirme ve susturma politikasının göstergesidir. Geri Gönderme Merkezleri&#8217;nde (GGM) alıkonan mülteciler üzerinde de benzer şekilde, zorlayıcı koşullar ve tehdide varan uygulamalarla “gönüllü geri dönüş” formlarının imzalatıldığı; bu sürecin bilgilendirilmiş rıza, serbest irade ve hukuki destekten yoksun bir biçimde yürütüldüğü açıkça gözlenmektedir. Bu tür uygulamalar, pratikte zorla geri göndermeye, yani uluslararası hukukun ağır ihlaline dönüşmektedir.</p>
<p>Tüm bu yapısal sorunların temelinde, Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi çekince yer almaktadır. Türkiye, yalnızca Avrupa konseyine üye ülkelerden gelenleri mülteci olarak tanımakta; bu nedenle Afganistan, İran, Irak ve Afrika gibi ülkelerden gelen milyonlarca kişi, gerçek anlamda mülteci statüsünden mahrum bırakılmakta; “şartlı mülteci” gibi geçici ve güvencesiz statülerle belirsizliğe sürüklenmektedir. Bu durum kişilerin kalıcı çözüm, yurttaşlık hakkı, aile birleşimi ve sosyal haklara erişimini engellemekte; uzun yıllara yayılan hukuksuzluğun süreklileşmesine yol açmaktadır.</p>
<p>İnsan hakları normlarına, adalet ilkesine ve eşit yurttaşlık vizyonuna aykırı bu coğrafi çekince derhal kaldırılmalı; Avrupa konseyine üye ülkeler dışından gelen herkes için de mültecilik statüsüne tam erişim sağlanmalıdır. Kalıcı güvencelere, şeffaf ve adil bir uluslararası koruma sistemine sahip olmayan bir göç rejimi, yalnızca hukuksuzluğu kalıcılaştırır ve mültecileri görünmezleştirir.</p>
<p><strong>Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak, devletin sorumluluklarını hatırlatıyor; hak ihlallerine karşı kamuoyunu bilgilendiriyor ve yetkilileri derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Bu kapsamda açık çağrımızdır:</strong></p>
<p>Türkiye’de mültecilerin ve uluslararası koruma başvuru sahiplerinin karşı karşıya kaldığı yapısal hak ihlalleri yalnızca bireysel mağduriyetler yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda insan haklarına dayalı hukuk düzenini tahrip etmektedir. Bu nedenle, özellikle İçişleri Bakanlığı’na, Göç İdaresi Başkanlığı’na, İl Göç İdareleri’ne ve Geri Gönderme Merkezleri’ni yöneten idari birimlere aşağıdaki acil sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz:</p>
<p>Soyut ve denetlenemez istihbarat bilgilerine dayalı olarak konulan tahdit kodları (örneğin G87) derhal gözden geçirilmeli, bu kodlar yargı denetimine açık hale getirilmeli ve temel haklara müdahale oluşturan sonuçları ortadan kaldırılmalıdır.</p>
<p>Uluslararası koruma başvurusu reddedilen kişilerin yargı süreci sonuçlanmadan sağlık ve diğer temel hizmetlere erişiminin kesilmesi uygulamasına son verilmelidir. Özellikle ağır hastalık, engellilik ve tedaviye muhtaçlık gibi insani durumlarda sağlık hakkı evrensel ve devredilemezdir.</p>
<p>Geri Gönderme Merkezleri&#8217;nde (GGM) alıkonan mülteciler üzerinde uygulanan sindirme, yıldırma ve tehdit yoluyla “gönüllü geri dönüş” belgesi imzalatma uygulamaları derhal sona erdirilmeli; tüm geri dönüş süreçleri bilgilendirilmiş onam, hukuki destek ve özgür irade temelinde yürütülmelidir.</p>
<p>Mülteci hakları savunucularına yönelik vatandaşlık iptali, idari gözetim, sınır dışı kararı gibi cezalandırıcı mekanizmalar sona erdirilmeli; hak temelli faaliyet gösteren bireylerin korunması, demokratik bir toplumun asgari gereğidir.</p>
<p>Uluslararası koruma başvurularında bireysel değerlendirme esas alınmalı; yıllar sonra yapılan mülakatlar ve şablon niteliğindeki ret kararları uygulamasına derhal son verilmelidir. Türkiye, başvurucuların yaşadığı haklı nedene dayalı zulüm korkusunu dikkate almak ve geri gönderme yasağına mutlak biçimde uymakla yükümlüdür.</p>
<p>İnsan hayatı, istihbarat notlarına ve keyfi kodlara teslim edilemez. Yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz. İltica en temel insan hakkıdır. Mültecilere yönelik hak ihlallerine son verin; devletin insan hakları yükümlülüklerini yerine getirin.</p>
<p><strong>Bugün bu vesileyle, bu topraklarda yaşayan milyonlarca mülteciyi bir kez daha hatırlıyor; anılarını ve mücadelelerini saygıyla selamlıyoruz.<br />
Yalnız değilsiniz, yalnız bırakmayacağız.<br />
Bu coğrafyada hak, adalet ve eşitlik temelinde birlikte yaşama umudunu ve direnişini büyütmeye devam edeceğiz.</strong></p>
<p>İmzacı Kurumlar:</p>
<p><strong>İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi Mülteci Komisyonu</strong></p>
<p><strong>Mülteci Medyası Derneği</strong></p>
<p><strong>İzmir Müzisyenler Derneği</strong></p>
<p><strong>İzmir Mülteci Dayanışma Platformu</strong></p>
<p><strong>Hak İnisiyatifi Derneği</strong></p>
<p><strong>ÇHD İzmir Şubesi Göç ve İltica Komisyonu</strong></p>
<p><strong>ÖHD İzmir Şubesi Göç ve İltica Komisyonu</strong></p>
<p><strong>İnsan Hakları Gündemi Derneği</strong></p>
<p><strong>Foça Barış Kadınları   </strong></p>
<p><em>20 Haziran 2025</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/06/4d7f84c3-7e19-4933-98dd-d53803bde6cb.jpg" length="69908" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/06/4d7f84c3-7e19-4933-98dd-d53803bde6cb.jpg" width="1600" height="900" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>HUKUK DIŞI DEPORTLARA SON VERİLSİN</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/hukuk-disi-deportlara-son-verilsin.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 May 2025 11:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=8481</guid>

					<description><![CDATA[Basına ve kamuoyuna, Taha El Gazi 2014 yılından bu yana Türkiye’de yaşıyordu. Kendisi 2018 yılında vatandaşlığa kabul edilmiş, birçok mülteciye, göçmene destek olmuş değerli bir insan hakları aktivistidir. Sınır dışı edilmeden birkaç gün önce de bir Özbek mültecinin hak mücadelesi davasına destek amacıyla bir basın toplantısındaydı. Ve bugün bizler malesef ki Taha Elgazi için bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Basına ve kamuoyuna,</strong></p>
<p>Taha El Gazi 2014 yılından bu yana Türkiye’de yaşıyordu. Kendisi 2018 yılında vatandaşlığa kabul edilmiş, birçok mülteciye, göçmene destek olmuş değerli bir insan hakları aktivistidir.<br />
Sınır dışı edilmeden birkaç gün önce de bir Özbek mültecinin hak mücadelesi davasına destek amacıyla bir basın toplantısındaydı.<br />
Ve bugün bizler malesef ki Taha Elgazi için bir basın toplantısı düzenliyoruz.<br />
Çünkü bu değerli insan uğruna hak mücadelesi verdiği diğer insanlar gibi hakları hiçe sayılarak vatandaşlıktan çıkarılmış ve sınır dışı edilmiştir. Üstelik sadece kendisi değil eşi de…<br />
Sınır dışı edildikten hemen sonra telefonla katıldığı bir basın toplantısında süreci şöyle aktarmıştır;<br />
“(16 Mayıs)Cuma günü, saat 21.30 sıralarında ben evde değildim. Eşim telefonla aradı. Evde üç polis var, seni istiyorlar dedi. Polislere telefonda neden geldiklerini sordum. Bu binadaki adres kaydını teyit etmek için yanıtını verdiler. Uzakta olduğumu, yarın karakol ya da muhtarlığa geleceğimi söyleyince, o zaman eşini gözaltına alırız dediler. Eşim de tüp bebek tedavisi gördüğü için kaygılandım ve tamam geliyorum dedim. Binaya daha varmadan beş sivil polis yanıma geldi ve beni sokaktan alıp Vatan’a(İstanbul Emniyet Müdürlüğü&#8217;ne) götürdüler. Üzerimde tahdit kodu olduğunu söylediler, provokatif eylemlere katılma… Ellerim arkadan bağlı, başım eğik videomu çektiler. Sonra beni Arnavutköy Geri Gönderme Merkezi’ne götürdüler. Sağlık kontrolünden sonra jandarma eşliğinde İstanbul dışına götürüldüm, nereye götürüldüğümü o an bilmiyordum. Rica ettim telefonla hem avukatıma hem de eşime haber verebildim, İzmir’e geldiğimizi söyledim. Sonra haber veremedim. Aydın’da Atatürk Devlet Hastanesi’ne getirildim. Yine sağlık raporu alındı ve Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne getirildim. Sınır dışı edilene kadar iyi davrandılar. Bir süre sonra bana bir kişi 60 sayfalık bir dosya gösterdi bana ve ‘hakkında sınır dışı kararı çıktı’ dedi. Eşimin de aynı durumda olabileceğini söylediklerinde eşimin sağlık durumunu düşündüm ve Gönüllü Geri Dönüş Formu’na imza atmak istediğimi söyledim. Çünkü zaten sınır dışı edilmiştim.”</p>
<p>Taha Elgazi’ye yapılan bu uygulama; açık ki göçmenlerle dayanışma gösteren ve ırkçılıkla mücadele eden tüm hak savunucularına da gözdağı vermeyi hedeflemektedir.<br />
Kendisi provakatif eylemlerde bulunma gerekçesiyle sınır dışı edilmiştir.<br />
Bizler kendisini tanıyoruz. Herhangi bir provokatif eylemde bulunduğuna tanık olmadık. Kendisi insan hakları savunucusudur. Ezilenlerle, göçmenlerle dayanışan bir aktivisttir. Birçok demokratik inisiyatifin, siyasi partinin, hak temelli mücadele veren kurumun ve göçmen dayanışma ağlarının, platformlarının dostudur.</p>
<p>Taha Elgazi ile eşinin tüm hukuki hakları ve Türkiye’deki temel hakları çiğnenmektedir.</p>
<p>Gözaltı gerekçesi açıklanmamış, gözaltına alındığı yerden yüzlerce kilometre uzaklıktaki Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne götürülerek ve idari tedbir kararı alınarak hukuki yardıma erişimi engellenmiş, vatandaşlık iptaline dair karar tebliğ edilmeksizin doğrudan sınır dışı işlemleri uygulanmış, itiraz ve yargı yolunu kullanmasına izin verilmemiş olması ciddi bir sorundur. Bu uygulamalar Anayasa ve Türkiye’nin tarafı olduğu sözleşmeler ile 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma kanununda güvence altına alınan Temel ilkelerle bağdaşmamaktadır.<br />
Taha Elgazi’nin hukuka erişimi engellenmiş, haklarını kullanmasına imkan tanınmamıştır.</p>
<p>Bu yanlış uygulamadan bir an önce vaz geçilmelidir. Taha Elgazi’nin ve eşinin uzun yıllardır yaşadığı Türkiye’ye hemen geri dönmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Taha Elgazi’nin maruz kaldığı bu uygulamalar son yıllarda birçok göçmenin başına gelmiş, hakları hiçe sayılarak “gönüllü” olarak sınır dışı edilmiştir.</p>
<p>Göçmenlere ve mültecilere yönelik hak ihlallerine, geri gönderme merkezlerindeki hukuka erişimi engelleyen uygulamalara son verilmelidir.</p>
<p><strong>İzmir Mülteci Dayanışma Platformu </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/05/0f08bab5-d7c8-48be-a792-60c58ca29ecc.jpg" length="259493" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2025/05/0f08bab5-d7c8-48be-a792-60c58ca29ecc.jpg" width="2048" height="1536" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Nefret Suçları Yasası Çıkarılmalı ve Yabancı Düşmanlığı Önlenmelidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/nefret-suclari-yasasi-cikarilmali-ve-yabanci-dusmanligi-onlenmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2024 16:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7649</guid>

					<description><![CDATA[Dün Kayseri’de taciz iddiası üzerine meydana gelen linç girişimi, kışkırtılan yabancı düşmanlığının endişe verici boyutlara ulaştığını bir kez daha göstermiştir. Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Kayseri’de Suriyeli bir sığınmacının kendi akrabası olan bir başka Suriyeli çocuğa yönelik taciz iddiası üzerine kısa sürede toplanan kalabalıklar, şüpheli şahsı linç etmeye kalkışmış, bölgede bulunan Suriyelilere ait araba ve &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dün Kayseri’de taciz iddiası üzerine meydana gelen linç girişimi, kışkırtılan yabancı düşmanlığının endişe verici boyutlara ulaştığını bir kez daha göstermiştir.</p>
<p>Açık kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Kayseri’de Suriyeli bir sığınmacının kendi akrabası olan bir başka Suriyeli çocuğa yönelik taciz iddiası üzerine kısa sürede toplanan kalabalıklar, şüpheli şahsı linç etmeye kalkışmış, bölgede bulunan Suriyelilere ait araba ve iş yerlerini ateşe vermiş ve kalabalığı dağıtmaya çalışan beş polisi yaralamıştır.</p>
<p>Bu olay, sistematik olarak kışkırtılan yabancı düşmanlığını bir kez daha gözler önüne sermesi bakımından ibretliktir. Her ne kadar yetkililer bu olaya karışan 67 kişinin gözaltına alındığını ifade etmiş olsa da, benzer olaylarla mücadelede etkili önlemlerin alınmadığı ve cezasızlık politikasının devam ettiği, bunun da benzer linç girişimlerini cesaretlendirdiği yönünde kamuoyunda yaygın bir kanaat bulunmaktadır.</p>
<p>Bilinmelidir ki, kim olursa olsun, herkesin yaşam hakkı başta olmak üzere bütün hak ve özgürlükleri devletlerce sağlanmak zorundadır. Bu, hükümetlerin birincil görevidir.</p>
<p>Bu nedenle, hükümetin böylesi toplumsal infialleri beklemeksizin, toplumda giderek yaygınlaşan yabancı düşmanlığı ve nefret suçlarıyla, gerekli ceza yasası da acilen çıkartılarak etkin bir şekilde mücadele etmesini Hak İnisiyatifi Derneği</p>
<p>olarak bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/07/IMG-20240701-WA0014.jpg" length="21671" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/07/IMG-20240701-WA0014.jpg" width="708" height="399" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Sığınmacılara Yönelik Keyfi Uygulamalara Son Verilmelidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/siginmacilara-yonelik-keyfi-uygulamalara-son-verilmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 13:17:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7544</guid>

					<description><![CDATA[2 Ocak 2024 tarihinde İstanbul Emniyetinde gözaltına alınan ve İl Göç İdaresine teslim edilen 56 yabancı kişiye, ailesi ve avukatları 11 gün boyunca ulaşamadı ve nerede olduklarına dair bir haber alamadı. İstanbul, Niğde, Kırklareli, Ankara, Kırklareli hiç bir yerde bulunamadılar. Günlerdir gözaltı ve idari gözetim kararı alınmaksızın haber alınmaması /bilgi verilmemesi durumu bir çok hak &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2 Ocak 2024 tarihinde İstanbul Emniyetinde gözaltına alınan ve İl Göç İdaresine teslim edilen 56 yabancı kişiye, ailesi ve avukatları 11 gün boyunca ulaşamadı ve nerede olduklarına dair bir haber alamadı.</p>
<p>İstanbul, Niğde, Kırklareli, Ankara, Kırklareli hiç bir yerde bulunamadılar. Günlerdir gözaltı ve idari gözetim kararı alınmaksızın haber alınmaması /bilgi verilmemesi durumu bir çok hak ihlalinin yanında &#8220;zorla kaybettirme&#8221; (enforced disappearance) ve &#8220;tecrit&#8221; (incommunicado) anlamına da gelmektedir.</p>
<p>Bu kişilerin hakka/avukata/mahkemeye erişimi bu ihlal ile tamamen kapatılmıştır. Bu sığınmacıların tecrit durumu sonlandırılsa bile, haklarındaki idari işleme karşı dava açtıklarında, 7 günlük hak düşürücü dava süresi engeline takılacakları açıktır.</p>
<p>Açık kaynaklardan öğrendiğimize göre, bu kişilerin bir kısmının Pehlivanköy Geri Gönderme Merkezine teslim edildiğini, diğer 5 kişinin ise gönüllü terk evrakı bile imzlatılmadan Özbekistan ülkesine sınır dışı edildiklerini öğrendik. Memurların sığınmacılar yerine imza atmaları, tecrite alıp zorla gönderilmeleri 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun(YUKK), 4 ve 55. Madde, geri göndermeme, işkence yasağının açıkça ihlali olup Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığının bu keyfi muamele ile ağır hak ihlaline sebep olan kamu görevlileri hakkında acil ve etkili soruşturma açmasını ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyor, Hak İnisiyatifi Derneği olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-16-at-10.15.16.jpeg" length="33001" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2024/01/WhatsApp-Image-2024-01-16-at-10.15.16.jpeg" width="640" height="360" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Mültecilere Dönük Nefret Söyleminden Vazgeçilmelidir</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/multecilere-donuk-nefret-soyleminden-vazgecilmelidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2023 18:56:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7476</guid>

					<description><![CDATA[Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, Suriyeli mültecilerin bir köpeği zehirleme sonucu öldürdükleri ve ev bastıkları iddiası üzerine, halktan kalabalık bir grubun sloganlar eşliğinde sokaklara döküldüğü ve ayrıca bazı mültecilerin de olaylara karıştıkları iddiasıyla yetkililerce sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine gönderildikleri iddia edilmektedir. Açık kaynaklardan edinen bilgilere göre, söz konusu olaylar, bölgede yaşayan mültecileri tedirgin etmiş &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, Suriyeli mültecilerin bir köpeği zehirleme sonucu öldürdükleri ve ev bastıkları iddiası üzerine, halktan kalabalık bir grubun sloganlar eşliğinde sokaklara döküldüğü ve ayrıca bazı mültecilerin de olaylara karıştıkları iddiasıyla yetkililerce sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezine gönderildikleri iddia edilmektedir.</p>
<p>Açık kaynaklardan edinen bilgilere göre, söz konusu olaylar, bölgede yaşayan mültecileri tedirgin etmiş ve bu tedirginlik nedeniyle mülteciler gün boyu evlerinden çıkamamışlardır.</p>
<p>Çoğu kere olduğu gibi bu olayda da hadise bireysel bir adli vaka olmaktan çıkarılmış, mülteciler yine toplumsal lincin ve nefretin hedefi haline getirilmiştir.</p>
<p>Mal ve can güvenliği hukuk güvencesinde olması gereken mültecilerin bir kez daha nefret suçunun mağdurları haline getirilmeleri, Hak İnisiyatifi olarak biz insan hakları savunucularını derinden kaygılandırmaktadır.</p>
<p>Bizler bu vesileyle bir kez daha yetkilileri mültecilere dönük bu nefret söylemiyle mücadele etmeye, her fırsatta onları sınır dışı etmeye çalışmaktan vazgeçmeye ve mal ve can güvenliği başta olmak üzere onların haklarını koruma konusunda daha çok duyarlı olmaya çağırıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-03-at-21.01.47.jpeg" length="76832" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2023/07/WhatsApp-Image-2023-07-03-at-21.01.47.jpeg" width="1024" height="623" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>KARABURUNDAKİ SIĞINMACILARA İLİŞKİN GÖZLEM VE BASIN AÇIKLAMAMIZDIR.</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/karaburundaki-siginmacilara-iliskin-gozlem-ve-basin-aciklamamizdir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2022 20:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7354</guid>

					<description><![CDATA[GÖZLEMLERİMİZ: Basında yer alan haberler üzerine, 25 STK.nın bileşeni olduğu  İzmir Mülteci Dayanışma Platformu gönüllüleri  ile birlikte, Karaburun Belediyesine ait boş ve metruk düğün salonuna,  yerinde tespit ve basın açıklaması yapmak üzere  geldik. Yerinde tespitte, basında yer alan haberlerdeki mekan  heyetimizce gezildi. Girişten 10 basamak ile çıkılan bir yükseklikteki teras olduğu, iki adet tuvaletin olduğu, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-7355" src="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-300x225.jpg 300w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-768x576.jpg 768w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc-845x634.jpg 845w, https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/09/8ab53f0e-d8b4-47ba-a7f7-03221d73ecfc.jpg 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>GÖZLEMLERİMİZ:</p>
<p>Basında yer alan haberler üzerine, 25 STK.nın bileşeni olduğu  İzmir Mülteci Dayanışma Platformu gönüllüleri  ile birlikte, Karaburun Belediyesine ait boş ve metruk düğün salonuna,  yerinde tespit ve basın açıklaması yapmak üzere  geldik. Yerinde tespitte, basında yer alan haberlerdeki mekan  heyetimizce gezildi. Girişten 10 basamak ile çıkılan bir yükseklikteki teras olduğu, iki adet tuvaletin olduğu, bir kapalı odanın yer aldığı ve bunların önündeki teras kısmının üzerinin açık olduğu görüldü. Bu terasın bir kısmında demir korkuluklar yapıldığı ve muhtemelen güneşten korunmak için üzerinin kapatılabileceği  gözlemlendi. Bir tarafında bazı yataklar ve çokça BM. Logoları olan battaniyeler ve bir kısım yere açmak için naylon örtüler görüldü.</p>
<p>Mahallinde bulunan vatandaşlar ve ulaşılabilen yetkililer ile görüşmeye geçildi. Öncelikle alt kattaki bir şahıs  ile görüşüldü. Bu şahıs, sığınmacıların bir süreden beri geldiğini ve yukarıda açık alanda kaldıklarını, sonra götürüldüklerini söyledi.</p>
<p>Karaburun merkezde bulunan kafeye gidildi. Burada bir toplantıda bulunan Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’a bu konu soruldu. Kendisi, ilçe halkının da bu durumdan muzdarip olduğunu, aslında sığınmacıların Jandarmaya ait daha uygun mekanlarda tutulmasının uygun olacağını ancak belediyeye ait bu düğün salonunda tutulduklarını, buranın koşullarının insani olmadığını, demir korkulukların bu şahıslar güneş altında kalmasın diye Belediye tarafından yapıldığını, hijyen konusunda da destek olduklarını, ancak bu konuda yetki ve imkanlarının olmadığını, muhatabın Göç idaresi olduğunu söylemiştir.</p>
<p>Görüştüğümüz bazı yetkililer, burada sığınmacıların bir günde resmi işlemlerinin bittiğini ancak Göç İdaresinin sevki geciktirdiğini, İOM ve ASAM isimli STK.ların yemek konusunu sağladıklarını belirtmişlerdir.</p>
<p>Sığınmacıların yemeklerini temin eden lokantacı ile görüşüldü. Bunlara günlük 20,00 TL.lik iki öğün yemek verdiklerini, bazen kalanların 20 kişi olduğunu ancak iki üç gün 350 kişiye yemek çıkarmak durumunda kaldıklarınıı söyledi. Bu olay 4 yıldan beri devam etmektedir, ancak son yılda İzmir Göç İdaresinin Geri Gönderme Merkezinde yer sıkıntısı olduğu için yığılma olmaktadır, dedi.</p>
<p>BASIN AÇIKLAMAMIZ:</p>
<p>SIĞINMACILARIN TUTUKLU MUAMELESİ GÖRMESİ KABUL EDİLEMEZ.</p>
<p>Ortadoğu’da  ve dünyada yaşanan savaş ve katliamlar nedeniyle Türkiye’ye gelen mülteciler, Yunan adalarına geçmek üzere Ege sahillerine yönelmeye devam etmektedir.  İzmir’in Karaburun ilçesi de deniz yolu ile Yunanistan’a geçiş noktasında olması nedeniyle mültecilerin tehlikeli yolculuklarında güzergâh olarak kullandıkları ilçelerden birisidir. Botlarla Yunanistan’a geçtikten sonra geri itilerek yeniden Karaburun kıyılarına gönderilen mülteciler,  belediyeye ait eski düğün salonunun çatısında kilit altında tutulmaktadır.</p>
<p>Yukarıda gözlemlerimizde anlattığımız koşullar nazara alındığında, Anayasanın  19.maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği  hakkı, yine tutulma koşulları sebebiyle Anayasanın 17.maddesinde düzenlenmiş işkence yasağı  ihlal edilmekte, hiçbir suçu olmayan ve içinde çocukların da olduğu sığınmacılara yasalara ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak suçlu muamelesi yapılmakta, insani olmayan koşullarda tutulmaktadırlar.</p>
<p>İltica temel insan haklarındandır. Bu keyfi ve hukuksuz muameleden derhal vazgeçilmesini , bu uygulamaya sebep olan Kamu Görevlileri hakkında acilen yasal işlem yapılmasını talep ediyor, 25 STK nın bileşeni olduğu, İzmir Mülteci Dayanışma Platformu olarak konunun takipçisi olacağımızı Kamuoyuna bildiriyoruz.24.09.2022</p>
<p>İzmir Mülteci Dayanışma Platformu</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>MÜLTECİLER GÜNÜ (Ortak Açıklama)</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/multeciler-gunu-ortak-aciklama.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 12:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7266</guid>

					<description><![CDATA[Bugün ırkçılığın en büyük hedefi olan mültecilere yönelik saldırıların ve ayrımcılığın dile getirilmesi için İzmir Mülteci Dayanışma Platformu adı altında burada bulunmaktayız. İzmir Mülteci Dayanışma Platformu, mültecilere yönelik her türden saldırıya karşı mücadele etmenin ve bu alanda tüm dayanışma hareketlerinin içinde olmaya çalışmanın yanı sıra, esas olarak mültecilere yönelik “ırkçı-milliyetçi” söylem ve saldırılara karşı, hem &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün ırkçılığın en büyük hedefi olan mültecilere yönelik saldırıların ve ayrımcılığın dile getirilmesi için İzmir Mülteci Dayanışma Platformu adı altında burada bulunmaktayız. İzmir Mülteci Dayanışma Platformu, mültecilere yönelik her türden saldırıya karşı mücadele etmenin ve bu alanda tüm dayanışma hareketlerinin içinde olmaya çalışmanın yanı sıra, esas olarak mültecilere yönelik “ırkçı-milliyetçi” söylem ve saldırılara karşı, hem hareketi inşa etmeyi hem de mevcut hareketlerin içinde yer almayı, mücadeleyi birleştirme ve büyütmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler, 2021 haziran ayında yayımladığı raporda, savaştan ve zulümden kaçanların artmaya devam ettiğini ve küresel çapta evlerin terk etmek zorunda kalanların sayısının 82 milyonun üzerine çıkarak on yıl önceki rakamı ikiye katladığını duyurmuştu. Rusya – Ukrayna savaşınının sonucunda yerinden edilenlerin bu rakama dahil olmadığı göz önüne alınırsa bu rakam şu anda 100 milyon civarındadır. Yani yüz milyon civarında erkek, kadın ve çocuğun dünyaları savaş, şiddet ve zulüm yüzünden alt üst olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Pandeminin en yoğun olduğu dönemde bile çoğumuz evlerimizde güven içinde kalırken, bu insanlar hayatta kalmak için evlerinden kaçmak zorunda kalmışlardır.</p>
<p>Bugün, Dünya Mülteciler Günü. Tüm dayanışma biçimlerinin çok kıymetli olsa da doğrudan ırkçı-milliyetçi hatla mücadele edilmediğinde, esas ile değil de onun sebep olduğu sonuçlarla mücadele edildiğinde köklü bir sonuca ulaşmaktan uzuk kaldığımız aşikardır. Bu günün, çatışmaları ve krizleri önlemek, bunları çözmek için şu ana kadar yapılanlardan çok daha fazlasını yapma ihtiyacının politikacılara açık bir hatırlatıcı olarak kullanılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, Dünya Mültecile Günü ırkları, milliyetleri, inançları veya diğer özellikleri ne olursa olsun insanları koruma zorunluluğunu; nefreti körüklemek yerine sesini yükseltme ve adaletsizlikle mücadele etme ihtiyacını; başkalarını suçlamak veya mağdurlara saldırmak yerine krizlere faydalı ve kalıcı çözümler bulmaya kararlı olunmasını hatırlatmak için de kullanılmalıdır.</p>
<p>Bugünde geriye baktığımızda öyle görünüyor ki dünya liderleri barışı ya sağlayamıyor ya da istemiyorlar. Bunun bedeliniyse giderek daha fazla yerinden yurdundan edilmiş insanlar ödüyor. Sadece son dört yılda, bir milyon kadar çocuk sürgünde doğdu. Bu çocukların geleceği ne olacağı, yaşamlarını düzgün sürdürmek için fırsatları olup olmayacağı meçhuldür.</p>
<p>Basitçe söylemek gerekirse, herkesin, hep birlikte bugünün küresel zorluklarını çözmek için adım atması ve birlikte çalışması gerekiyor. Bu nedenle, mültecilerin haklarının tanınması ve onlara karşı saldırıları durdurmanın yollarından birinin de birleşerek dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek olduğunu savunuyor ve bu nedenle herkesi, hep birlikte dayanışmaya ve mücadeleye davet ediyoruz.</p>
<p>Bu vesileyle, bugün 19.30’da Kâr Değil Yaşam inisiyatifi Karakedi Kültür Merkezi’nde mültecilerle ilgili dört kısa film gösterimi ve yönetmenleriyle söyleşi etkinliği gerçekleştirecektir. Bunun yanı sıra, İzmir Kent Konseyi 26 haziran 2022 de İzmir Kent ormanında 100 sığınmacı gencin katılacağı bir piknik ve atelye çalışması yapacaktır. 28 haziran 2022’de de 20 Suriyeli sığınmacı kadının katılacağı, topluma uyum, hukuki ,psikolojik ve sosyal yönden desteklenmesi atelye çalışması İzmir Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneğinde yapacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>AYRIMCI KOLLUK UYGULAMALARI SON BULMALIDIR.</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/ayrimci-kolluk-uygulamalari-son-bulmalidir.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 10:28:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7256</guid>

					<description><![CDATA[SAAB Kafe ismiyle bilinen kafenin 17 Haziran 2022 Cuma günü akşamında düzenlenen tabela açılışında, emniyet görevlilerinin Anayasa ve yasaları hiçe sayan tutumları ve baskıları sonucunda yaşanan ve basına da yansıyan, tüm vicdanları rahatsız eden olaylar, yaklaşık 9 aydır devam eden ve adeta sistematik hale gelen insan hakları ihlallerinin son halkasını oluşturmuştur. 2010 yılı ve sonrasında &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SAAB Kafe ismiyle bilinen kafenin 17 Haziran 2022 Cuma günü akşamında düzenlenen tabela açılışında, emniyet görevlilerinin Anayasa ve yasaları hiçe sayan tutumları ve baskıları sonucunda yaşanan ve basına da yansıyan, tüm vicdanları rahatsız eden olaylar, yaklaşık 9 aydır devam eden ve adeta sistematik hale gelen insan hakları ihlallerinin son halkasını oluşturmuştur.<br />
2010 yılı ve sonrasında artan şekilde, Ankara ili Çankaya ilçesi Kızılay semtinde Afrika (genellikle Somali ve Etiyopya) kökenli, bir bölümü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuş diğer bir çoğu ise yasal ikamet veya çalışma iznine sahip bireyler, kendi adlarına veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla ortak olarak kendi kültürlerini yansıtan kafe, restoran veya mağaza tarzı işyerleri açmışlardır. Bu işyerlerinde Afrika uyruklu insanlarla ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları uyum içinde çalışmış, kamuoyuna yansıyan hiçbir adli vaka yaşanmamış, komşu esnafın takdiri ve desteği oluşmuş, şehrin ve ülkenin kültürel zenginliğine önemli bir katkı sağlanmış, renklerin ve dillerin Allah’ın ayetlerinden olduğunun örneği sergilenmiştir.<br />
Yaklaşık 9 ay kadar önce başlayan ve anılan işyerleri ve sahipleri üzerine yoğunlaşan “denetim” görünümlü, yıldırmaya dönük kolluk baskısı sonucu kamuoyuna da yansıyan, yasalarımızın açıkça yasakladığı ayrımcılık ve ırkçılık dışında makul açıklaması olamayacak vahim olaylar yaşanmıştır.<br />
Kamuoyuna yansıyan olaylar sonrasında Hak İnisiyatifi Derneği olarak sık sık ziyaret ettiğimiz, hak mücadelelerine desteğimizi açıkladığımız SAAB Kafe ve diğer işletmelerin çalışan ve işletmecileriyle birlikte komşu esnaflardan duyulan baskılar son derece endişe vericidir ve emniyet görevlilerinin kullandıkları ifadeler özetle şu şekilde aktarılmaktadır:<br />
&#8211; “Ankara’nın merkezi olan Kızılay’da siyahi insanlar dikkat çekmektedir ve istenmemektedir,<br />
&#8211; Keçiören ve Mamak gibi ilçelerin kenar semtlerine giderlerse sorun olmayacaktır,<br />
&#8211; Yabancı dilde tabela ve kültürlerini yansıtan (yemeklerin ağırlıkta olduğu restoranlara, kafelere) iş yerlerine izin verilmeyecektir,<br />
&#8211; İş yerlerini kapatmadıkları takdirde denetimler, gözaltılar sıklaşacak ve sınır dışı edilmeleri sağlanacaktır.”</p>
<p>Ülkemiz görüldüğü kadarıyla bir devlet politikası olarak son yıllarda artan bir şekilde Afrika ülkeleriyle yakınlaşma çalışmaları sürdürülmekte, açılan temsilcilikler, okullar, ibadet mekanları, sivil toplum çalışmaları ve insani yardım faaliyetleri yoluyla ülkeler ve halklar arasında dayanışmayı artırmaya gayret etmektedir. Evrensel insan hakları ile Anayasal ve yasal tüm sınırlamaların yanı sıra söz konusu kamu görevlilerinin yasal görev tanımlarına da aykırı olan baskılara son verilmelidir.<br />
Yaklaşık 9 aydır devam eden baskılar sonucu Afrika kökenli insanların işletmesinde yer aldıkları 10 kadar iş yeri kapanmak zorunda kalmıştır. Geriye kalan birkaç iş yerinden SAAB Kafe&#8217;nin tabelaları sökülmüş ve müşterilerin yoğun olduğu zaman dilimleri de dahil olmak üzere baskılar devam ettirilmiştir. Baskıların kamuoyuna yansıması sonrası kafe&#8217;ye toplumun her kesiminden destek ziyaretleri olmuş ve 17 Haziran 2022 günü saat 18:00’de Afrika kültürünü yansıtan rengarenk tabelaların açılışının yapılacağı kamuoyuna duyurulmuştur.<br />
Açılışa Hak İnisiyatifi Derneği üyeleri de katılmışlar ve yaşanan olaylara şahit olmuşlar, işletme sahiplerine destek olmaya çalışmışlardır. Kamuoyuna yansıyan ve Hak İnisiyatifi Derneği üyelerinin de şahit olduğu vahim olaylar şu şekilde özetlenebilir:<br />
&#8211; Açılış saatinden önce açılışa katılan insan sayısından fazla sayıda olduğu görülen çoğu sivil emniyet görevlileri işletmenin etrafında yerleşmiş ve açılış saatine çok kısa zaman kala kendi tabirleriyle “denetime” başlamışlardır.<br />
&#8211; Diğer kolluk görevlilerinin amiri olduğu anlaşılan (kimlik ibraz etmeyen) sivil giyimli görevli, maalesef halka hizmetle sorumlu bir kamu görevlisi olma anlayışından uzak, nezaket dışı, anayasal ve yasal sınırlarının ve görev tanımının dışında tavırlarla ve söylemlerle “denetim” ve diğer kolluk görevlilerine talimat verme faaliyetlerini yürütmüştür.<br />
&#8211; Açılışta olan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun uyarıları neticesinde söz konusu kolluk amirinin ve amirin talimatlarıyla kolluk görevlilerinin kamuoyuna yansıyan davranışları ve baskıları ortaya çıkmıştır. Kolluk amirinin halkın temsilcisi olarak seçilmiş, bir dönem TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığını da yapmış ve anayasal dokunulmazlığı olan bir Millet vekiline karşı yasal sınırların ve asgari nezaket ölçülerinin tamamen dışındaki tavırları kamuoyuna yansımıştır.<br />
&#8211; Tabela açılışı yapılmış ancak açılış sonrasında kolluk görevlilerinin hemen her rengi taşıyan ve Afrika kültürünü yansıtan tabelada yer alan bazı renklere karşı hassasiyetinin olduğu belirtilmiştir.<br />
&#8211; İki avukat eşliğinde kolluk görevlileriyle işletmecilerin eşliğinde görüşme sağlanmış ve görüşme tutanak haline getirilmiş, isim haricinde kalan tabela bölümlerinin beyaza boyanması sonrası sorun çıkarılmayacağı anlaşılmıştır.<br />
&#8211; Tabelanın isim haricinde kalan bölümleri beyaza boyandıktan sonra yine kolluk görevlileri talebiyle gece saatlerinde tüm tabela beyaza boyanmıştır.</p>
<p>Kamuoyu tepkisi sonrasında Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce yapılan açıklama ise bahane bulma olarak anlaşılmış ancak hem atıf yapılan TSE standardının konuyla ilgili olmadığı hem de tabela standartlarına yönelik bu ölçüde bir kolluk kuvveti kullanımı ile yapılan herhangi bir uygulamanın Ankara Kızılay semti başta olmak üzere ülkenin herhangi bir yerinde görülmediği de bilinmektedir. Söz konusu “açıklama metni” ise olay yerindeki kolluk amirinin hak ihlali dili ile adeta ihlal konusunda yarışan vahim ifadelerle doludur. Demokratik bir toplum düzeninde hayal edilemeyecek düzeyde Parlamentoyu ve halkın seçilmiş temsilcisini hedef alabilen bu yaklaşım ülkemiz demokrasisinin durumu ve geleceği açısından var olan endişeleri güçlendirecektir.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği olarak;<br />
&#8211; TBMM Başkanlık Divanını insan hakları çalışmaları ile tanınan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’na yönelik bu hak ihlali karşısında kamuoyuna açık şekilde sonuç alıcı nitelikte tavır geliştirmeye davet ediyoruz.<br />
&#8211; SAAB  Kafe ve bölgedeki diğer benzer işletmelere yönelik hukuksuz, insan haklarına açıkça aykırı ve ırkçı/ayrımcı baskıları yapan tüm kamu görevlilerinin etkin şekilde adli ve idari soruşturmalardan geçirilmesini talep ediyoruz.<br />
&#8211; Aynı semtte faaliyet gösteren Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nu, tamamen görev ve sorumluluk alanına giren bu ayrımcı baskıların ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi konusunda daha fazla gecikmeden harekete geçmeye davet ediyoruz.<br />
&#8211; Ayrımcılık mağduru tüm kesimlerin hak taleplerinde yanlarında olduğumuz gibi baskı altındaki bölge esnafının hak taleplerinin de yanında olmaya devam edeceğiz.20.06.2022<br />
Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.</p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" length="18999" type="image/png"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2019/07/manşetresim3-e1544574501667.png" width="620" height="261" medium="image" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>BASINA VE KAMUOYUNA</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/basina-ve-kamuoyuna.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 08:48:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7200</guid>

					<description><![CDATA[21.04.2022 14. 07.2022 tarihinde İzmir Geri Gönderme Merkezinde sayıları net olmamakla birlikte  160-170 kadar Afganistanlı mültecilerin işkence ve kötü muameleye maruz bırakılarak  gönüllü geri dönüş adı altında,geri dönüş belgelerini imzalamaya ve bu belgelere parmak basmaya zorlanmıştır. İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezindeki Afgan uyruklu mültecilerin Afganistan’a geri gönderilmeleri için zorla imza almaları ve parmak basmaları iddiaları &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>21.04.2022</p>
<p>14. 07.2022 tarihinde İzmir Geri Gönderme Merkezinde sayıları net olmamakla birlikte  160-170 kadar Afganistanlı mültecilerin işkence ve kötü muameleye maruz bırakılarak  gönüllü geri dönüş adı altında,geri dönüş belgelerini imzalamaya ve bu belgelere parmak basmaya zorlanmıştır.</p>
<p>İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezindeki Afgan uyruklu mültecilerin Afganistan’a geri gönderilmeleri için zorla imza almaları ve parmak basmaları iddiaları üzerine 19.04.2022 tarihinde İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi üyeleri tarafından bir heyet ile Geri Gönderme Merkezine gidildi. Yapılan görüşmede mülteciler maruz kaldıkları kötü muameleyi tarafımıza aktarmıştır.</p>
<p>14.04.2022 tarihinde  Afganistan Konsolosluk görevlileri  Geri Gönderme Merkezi’ne ziyaret etmiştir. Bu ziyaret sonrasında İzmir,Muğla,Manisa ,Denizli ve diğer illerden  İzmir Geri Gönderme Merkezine getirilen Afganistanlı mültecilerin kurumun spor salonunda 14.04.2022 tarihinde saat 10:00 illa 15.04.2022 tarihinde saat 04:00 e kadar bekletilerek ;gönüllü geri dönüş adı altında geri dönüş belgelerini imzalamaya ve bu belgelere parmak basmaları için zorlanmışlardır.</p>
<p>Mültecilerin bir kısmı bu belgeleri imzalama istemedikleri halde elleri kelepçelenerek veya jandarmalar  tarafından kolları tutularak zorla parmak basmalarını sağlanmıştır.</p>
<p>Mülteciler kurum görevlileri ve jandarmalar tarafından fiziksel şiddet ile hakarete maruz kalmıştır.</p>
<p>Mültecilere ; yaşanılanlar sonrasında tecrit uygulandığı ve  telefon haklarının yasaklanmıştır.</p>
<p>GGM’de  geri gönderilmeye zorlanan bir kişinin 5. Kattan atlayarak intihar girişiminde bulunmuştur.İki kişinin de aldıkları duyumlar da kendilerini ip benzeri cisimle asarak intihar etmeye çalıştıklarını ve bir kişinin bu sebeple yaşamını yitirdiğini aktarmışlardır.</p>
<p>Savaş, siyasi krizler, sosyal, ekonomik olumsuz koşullar nedeni ile yerlerinden edilmiş olan mülteciler, göçmenler, sığınmacılar,  Geri Gönderme Merkezlerinde,   sıklıkla kötü muamele, şiddet ve insan hakları ihlali ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Zorla geri gönderilecek kişiler ülkelerinde alacakları ağır cezalar nedeniyle yaşamlarına dahi son verebilmektedir</p>
<p>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 14. Maddesine göre,  herkesin başka ülkelerde sığınma talep etme ve sığınma hakkı bulunmaktadır.  1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin BM Sözleşmesi ve 1967 Protokolü, mültecilerin zulüm görme riski altına girebilecekleri, hayatlarını ve özgürlüklerini tehdit edecek durumda olacakları ülkelere geri gönderilmesini yasaklamaktadır. Geri göndermeme ilkesi, uluslararası korumanın temel bir unsurudur. İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele ve Cezaya karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 3. Maddesinde de  “ Hiçbir Taraf Devlet, bir şahsı, işkenceye tabi tutulacağı tehlikesinde olduğuna dair esaslı sebeplerin bulunduğu kanaatini uyandıran başka devlete geri göndermeyecek, sınır dışı etmeyecek veya iade etmeyecektir. Yetkili merciler, söz konusu devlette sistemli biçimde yaygın, açık seçik insan hakları ihlalleri bulunup bulunmadığı ile ilgili tüm hususları göz önünde tutacaktır.” İbaresi bulunmaktadır.</p>
<p>Muhalif oldukları ve Afganistanda kötü muameleye maruz kaldıkları için Afganistan’dan kaçmak zorunda kalan kişilerin Taliban kontrolündeki konsolosluk görevlileri ile yüzleştirilmeleri insan haklarına aykırıdır.</p>
<p>Aydınlatılmış onamları alınmadan, kişilerin her biri için geri gönderilecek kişilerden olup olmadıkları yönünde araştırmalar yapılmadan yürütülen sınır dışı işlemleri, kanunlarımıza ve taraf olduğumuz sözleşmelere aykırıdır.</p>
<p>Gönüllü geri dönüş evrakının imzalatılması sırasında bağımsız bir STK Görevlisinin veya avukatın da hazır bulunması ve ayrıca kişilerin gerçek iradelerinin kurum yetkilileri, tercümanları olmadan tek tek teyit edilmesi gerektiği emredici bir düzenleme iken, bu konuda görev alan kişi ve kurumların düzenlemenin var oluş amacına aykırı hareket etmeleri durumunda suç işlemiş olacakları da tartışmasızdır.</p>
<p>Bizler bir kez daha buradan çağrıda bulunuyoruz!</p>
<p>Mültecilere uygulanan işkence ve kötü muameleden derhal vazgeçmelidir.</p>
<p>Mültecilere işkence ve kötü muamele sorumlusu  faillerin tespit edilerek  haklarında işkence ve kötü muamele suçu işledikleri sebebiyle cezalandırılmalıdır.</p>
<p>İzmir Geri Gönderme Merkezi tarafından uygulanan hak ihlallerinin derhal durdurulmalıdır</p>
<p>Tüm mültecilerin beslenme, barınma, sağlık, eğitim, çalışma, serbest dolaşım ve yerleşim hakları tanınmalı, insani ihtiyaçları derhal karşılanmalıdır</p>
<p>Yaşanan bu hak ihlallerine son vermeye, Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi , 1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin BM Sözleşmesi ve 1967 Protokolü olmak üzere ulusal ve uluslararası hukuk normlarını etkin bir biçimde işletmeye, insan hakları metadolojisine uygun sorumluluk ve misyon ile tavır sergilemeye davet ediyoruz.</p>
<p>HAK İNİSİYATİFİ DERNEĞİ</p>
<p>İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ</p>
<p>ÖZGÜRLÜKÇÜ HUKUKÇULAR DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ</p>
<p>MÜLTECİLERLE DAYANIŞMA DERNEĞİ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/04/WhatsApp-Image-2022-04-22-at-05.19.19-2.jpeg" length="30843" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2022/04/WhatsApp-Image-2022-04-22-at-05.19.19-2.jpeg" width="690" height="390" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İzmir Güzelbahçe&#8217;de 3 Suriyeli Mültecinin Yakılarak Öldürülmesi Hakkında Ortak Açıklama</title>
		<link>https://hakinisiyatifi.org/izmir-guzelbahcede-3-suriyeli-multecinin-yakilarak-oldurulmesi-hakkinda-ortak-aciklama.html</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2021 18:21:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Faaliyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hakinisiyatifi.org/?p=7048</guid>

					<description><![CDATA[2 gün önce 20 Aralık 2021 tarihinde Sığınmacı Halkları Platformunun İnsan Hakları Derneği’ne ulaşması ile birlikte İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde işçi 3 Suriyeli mülteci: Ahmed El Ali, Memun En Nebhan ve Muhammed El Hüseyin El Abdo El Biş’in 16 Kasım 2021 tarihinde yaşamlarını yitirdiklerini haberini öğrendik. Bu haber üzerine derhal inceleme ve araştırmalara başladık.  Araştırmalarımız gereğince &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2 gün önce 20 Aralık 2021 tarihinde Sığınmacı Halkları Platformunun İnsan Hakları Derneği’ne ulaşması ile birlikte İzmir’in Güzelbahçe ilçesinde işçi 3 Suriyeli mülteci: Ahmed El Ali, Memun En Nebhan ve Muhammed El Hüseyin El Abdo El Biş’in 16 Kasım 2021 tarihinde yaşamlarını yitirdiklerini haberini öğrendik. Bu haber üzerine derhal inceleme ve araştırmalara başladık.  Araştırmalarımız gereğince yaşamını yitiren mültecilerin aileleriyle iletişime geçtik. Edinebildiğimiz ilk bilgiler; 3 Suriyeli mülteci gencin benzinle yakılarak hayatını kaybettiğiydi. Bugün sabah ailelerle ve Sığınmacı Halkları Platformu ile bir araya gelerek olayın yaşandığı yeri inceledik. İşçilerin çalıştığı yer sahibi ve avukatlarıyla görüşme sağladık.</p>
<p>Görüşmelerimizden olayın 16 Kasım 2021 günü sabah dört sıralarında mültecilerin kaldığı odaya benzin dökülerek ateşe verildiği, olayı gören diğer çalışanların hemen hızla oraya koştuğu ve üç mültecinin de kendilerini dışarıya atmaya çalışarak yardım istediklerini gördükleri, hemen iş yeri sahibine haber verdikleri, iş yeri sahibinin 4 buçuk sıralarında olay yerinde olduğu, hemen ambulans, polis ekipleri ve itfaiyeye haber verdikleri, aynı saatlerde devriye polislerinin de yangını görerek olay yerine geldikleri, üç kişinin Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Yeşilyurt Devlet Hastanesi ve 9 Eylül Hastanesine kaldırıldıkları, yoğun bakıma alındıkları, Ahmed ve Muhammed’in olay gününden iki gün sonra sabaha karşı ikişer saat arayla yaşamını yitirdikleri, Memun’un ise olay gününden bir hafta sonra yaşamını yitirdiği, yaşamını yitirenlerden ikisinin İzmir’de cenazelerinin defnedildiği, bir kişinin ise ailesinin talebi üzerine Suriye’ye defnedilmesi için gönderildiği bilgilerine ulaştık.</p>
<p>Olayın detaylarına ilişkin öğrenebildiklerimiz de; 16 Kasım 2021 günü saat sabah 4 civarında katil, mültecilerin kaldığı odayı benzin dökerek yakmıştır. Olay günü; olay yeri inceleme, Güzelbahçe Emniyeti ve itfaiye ekiplerinin olay yerinde incelemeler gerçekleştirdiği, itfaiye ekiplerinin gerçekleştirdiği incelemelere göre ilk raporlarında mültecilerin kaldığı odada bulunan elektrikli sobadan kaynaklı yangının çıktığı belirtilmiştir. Ancak olayı gerçekleştirmeden önce akşam 8-9 civarı Urla’da çalışan bir işçi arkadaşına ‘orası yanacak, o Suriyeliler bugün ölecek’ şeklinde konuştuğu daha sonra iş yeri çalışanlarının bu duyumu öğrenmeleri üzerine iş yeri sahibi ve avukatlarına bilgi verdiği ve daha sonra bu duyumun emniyete iletildiği ve emniyet tarafından kişinin tespit edilerek teknik takibe alındığı belirtilmiştir.</p>
<p>26 Kasım 2021 günü aynı kişinin Güzelbahçe’de bulunan iddia bayisi sahibi bir kişiyi takip ederek evinin önünde kişinin eşi ve kendisini bıçaklaması üzerine olay yerinden kaçarken yakalandığı ve o gün verdiği ifadesinde Güzelbahçe’de yaşamını yitiren Suriyeli mültecileri kendisinin bir bidon benzin dökerek yaktığını söylemiştir. Katil bu ifadesinin üzerine tutuklanmış ve hapishaneye sevk edilmiştir.</p>
<p>Dosyayı inceleyebildiğimiz kadarıyla olayın tasarlanarak ırkçı saikle işlendiği ortadadır. Ancak bu durum kamuoyunda kişinin akli dengesinin bozuk olduğu, Suriyeli mültecilere yönelik ırkçı saikle cinayet işlemediği gibi bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu durum ırkçı saikle işlenen cinayetin örtbas edilmesine yöneliktir. Dosyadaki kısıtlama nedeniyle şimdilik bu kadar bilgi verebilmekteyiz. Ancak soruşturma ve kovuşturma sürecini takip edeceğimizi ve ilerleyen aşamalarda bilgilendirmeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz.</p>
<p>Geçmişten bugüne Türkiye’de nefret söylemleri, ırkçı saldırılar ve cinayetler her geçen gün katlanarak artmaktadır. Mülteciler ile ilgili sorunların başında ülkedeki yasalar ve yasaların uygulanışı gelmektedir. Türk Ceza Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde bu durum her ne kadar düzenleme altına alınmış olsa da pratikte hiçbir karşılığı olmamakta, adli olaylar olarak dosyalara konu edilmektedir.</p>
<p>Türkiye, mülteciler yönünden Avrupa’ya geçiş olarak kullanılan bir alan olması nedeniyle gerek Ortadoğu’da süren savaş ve gerekse de ekonomik ve siyasi baskılar nedeniyle yoğun bir mülteci akınına uğramaktadır.</p>
<p>Kendi ülkelerinde süren savaş ve karşılaştıkları siyasi baskılar ve ekonomik sorunlar nedeniyle ülkelerini terk eden insanlar bir umutla insanca yaşadığı bir ülke ve koşullar aramak zorunda kalmaktadırlar. İnsanların umutları çoğunlukla devletleraracılığıyla birbirlerine karşı şantaj ve tehdit amaçlı kullanılmaktadır. Böylece mülteci konumundaki insanlar bu politikaların aracı olarak kullanılmalarının ağır bedellerini ödemektedirler.</p>
<p>Mülteci, sığınmacı, göçmenlere dönük ırkçı ve ayrımcı söylemlerin sürekli gündemde tutulduğu ve bu söylemler için etkin soruşturmaların açılmadığı bilinmektedir. Siyasi iktidar tarafından mülteci, sığınmacı ve göçmenleri araçsallaştıran söylem ve politikalar muhalefet tarafından mültecileri, sığınmacıları ve göçmenleri yük olarak gösteren politik söylem konusu haline getirilmesinde iktidar ve muhalefetin sorumluluğu olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye’deki yoksulluğun, işsizliğin sorumlusu olarak mültecileri sığınmacıları ve göçmenlerin gösterilmesi onları nefret söylemine maruz bırakarak ırkçı saldırılara açık hale getirmektedir. Mülteci düşmanlığının gittikçe yayılmasının sonucu olarak 16 Kasım’da Güzelbahçe’de yaşanan bu saldırının benzerlerinin devamının geleceği endişesini yaşamaktayız.</p>
<p>Mülteci/sığınmacı ve göçmenler savaşlardan, yoksulluktan, yaşamlarını tehdit eden tehlikelerden kaçmak, yalnızca yaşama tutunmak amacıyla bulunduğu yeri terk etmek zorunda kalan insanlardır. Mültecilik bir neden değil acı bir sonuçtur. Terk etmek zorunda kaldıkları yerlerde yaşadıkları travmanın dışında da geldikleri yerlerde yaşamış oldukları her türlü zulüm kendini sürekli tekrar eden bir travmaya dönüşmekte; emekleri sömürülmekte, kötü yaşam koşullarının olduğu yerlerde yaşamaya zorlanmakta, hakları ihlal edilmekte, şiddet görmekte ve yaşamlarını kaybetmektedirler.</p>
<p>Siyasetçilerin araçsallaştırıcı, ırkçı ve ayrımcı söylemleri terk ederek öncelikle mülteci/sığınmacı ve göçmenlerin yaşam güvenliğini sağlamak ve devamında insani olarak yaşam koşullarını düzenlemek, insani bir göç ve mülteci politikasını geliştirmek gibi zorunlulukları vardır. Siyasetçilerin hitap etmiş oldukları kitlelere karşı, mülteci/sığınmacı ve göçmenleri sorunların kaynağı olarak gösteren, provoke edici ve linçe açık hale getiren söylemleri derhal terk etmelidir.</p>
<p>İnsan hakları savunucuları olarak Güzelbahçe’de yaşanan saldırı ile ilgili adli ve idari yönden etkin bir soruşturma süreci yürütmeye davet ediyoruz. İnsan Hakları Derneği olarak da sürecin takipçisi ve müdahili olduğumuzu, dosyanın takipçisi olduğumuz buradan kamuoyu ile paylaşıyoruz.</p>
<p style="text-align: right;"><strong>İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>SIĞINMACI HAKLARI PLATFORMU</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DESTEKLEYİCİ KURUMLAR </strong></p>
<p><strong>ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ </strong></p>
<p><strong>ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ </strong></p>
<p><strong>TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI İZMİR TEMSİLCİLİĞİ </strong></p>
<p><strong>HAK İNİSİYATİFİ </strong></p>
<p><strong>HALKLARIN KÖPRÜSÜ DERNEĞİ </strong></p>
<p><strong>MÜLTECİ MEDYASI DERNEĞİ </strong></p>
<p><strong>İNSAN HAKLARI GÜNDEMİ DERNEĞİ </strong></p>
<p><strong>İZMİR BAROSU </strong></p>
<p><strong>MÜLTECİ DER </strong></p>
<p><strong>KONAK KENT KONSEYİ MÜLTECİ KOMİSYONU</strong></p>
<p><strong>HEPİMİZ GÖÇMENİZ IRKÇLIĞA DUR DE</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<enclosure url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/12/WhatsApp-Image-2021-12-22-at-20.51.53.jpeg" length="70982" type="image/jpeg"/><media:content url="https://hakinisiyatifi.org/wp-content/uploads/2021/12/WhatsApp-Image-2021-12-22-at-20.51.53.jpeg" width="1600" height="1200" medium="image" type="image/jpeg"/>	</item>
	</channel>
</rss>
