15 TEMMUZ’UN 10. YILINDA: DARBELERE DE DARBE SONRASI HUKUKSUZLUKLARA DA KARŞIYIZ
15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.
15 Temmuz, Türkiye’nin demokratikleşememe tarihinden ve köklü darbe geleneğinden bağımsız düşünülemez. Demokratik siyasetin ve hukuk devletinin yeterince kurumsallaşamaması; askeri ve sivil vesayetin, darbeci zihniyetlerin ve otoriter yönetim pratiklerinin farklı biçimlerde yeniden üretilmesine zemin hazırlamıştır.
Hak İnisiyatifi olarak; askeri ya da sivil, açık ya da örtülü her türlü darbeye ve darbeci anlayışa karşı olduğumuzu bir kez daha açıkça ifade ediyoruz. Halkın iradesini, demokratik siyaseti ve temel hakları ortadan kaldırmayı amaçlayan hiçbir girişim meşru değildir.
Ancak darbelere karşı çıkmak, darbe sonrasında devlet eliyle gerçekleştirilen hukuksuzlukları görmezden gelmek anlamına gelemez. Darbeye karşı çıkmak kadar, darbenin otoriterleşmenin gerekçesine dönüştürülmesine de karşı çıkmak, insan hakları savunuculuğunun bir gereğidir.
15 Temmuz sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal, zamanla bir yönetim anlayışına dönüşmüştür. KHK’larla on binlerce kişi kamu görevinden ihraç edilmiş, yüz binlerce insan soruşturma ve yargı süreçlerine maruz kalmış, on binlerce insan özgürlüğünden mahrum bırakılmış, ailelerle ve yakın çevreyle birlikte milyonlarca insan darbe girişimi sonrası hukuksuzluklardan etkilenmiştir. Suç ve cezanın şahsiliği, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı birçok durumda ağır biçimde zedelenmiştir. Aradan geçen on yıla rağmen KHK mağduriyetleri hâlâ devam etmektedir.
Yaşanan süreçlerdeki haksızlıklar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına da yansımış ve hukukun üstünlüğü endeksinde geriye gidişle birlikte yargının ulusal ve uluslararası itibarı zedelenmiş, yargıya güven azalmıştır. Aşağıda AİHM tarafından 15 Temmuz sonrası verilen ihlal kararlarının hak bazlı özeti yer almaktadır. Maalesef ihlal kararlarının gereği yerine getirilmediği gözlenmektedir.
| AİHS Maddesi | Karar Sayısı | Toplam Kişi |
| Madde 3: Kötü Muamele Yasağı | 4 Karar | 45 Kişi |
| Madde 5: Özgürlük ve Güvenlik Hakkı | 63 Karar | 4.106 Kişi |
| Madde 6: Adil Yargılanma Hakkı | 27 Karar | 3.650 Kişi |
| Madde 7: Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz | 7 Karar | 2.422 Kişi |
| Madde 8: Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı | 21 Karar | 157 Kişi |
| Madde 10: İfade Özgürlüğü | 15 Karar | 16 Kişi |
| Madde 11: Örgütlenme Özgürlüğü | 1 Karar | 1 Kişi |
| Ek Protokol 1/Madde 2: Eğitim Hakkı | 1 Karar | 3 Kişi |
Darbe girişiminin ardından geçici olduğu söylenen olağanüstü yönetim pratiklerinin önemli bir bölümü kalıcılaşmış; Türkiye demokratik değerlerden, hukuk devletinden ve insan hakları rejiminden daha da uzaklaşmıştır. AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması ise hukuk düzenini aşındırmış, toplumun adalete olan güvenine ağır bir darbe vurmuştur.
15 Temmuz, hukuksuzluğun başka bir hukuksuzlukla ortadan kaldırılamayacağını göstermiştir. Darbecilikle mücadele, hukuk devletini askıya alarak değil; daha fazla demokrasi, daha fazla adalet ve daha güçlü bir insan hakları rejimiyle mümkündür.
Bugün yapılması gereken, 15 Temmuz’u kalıcı bir olağanüstü hâl rejiminin ve otoriterleşmenin gerekçesi olarak kullanmak değil; hem darbecilikle hem de darbe sonrasında ortaya çıkan hak ihlalleriyle yüzleşmektir.
Bu nedenle başta KHK mağduriyetleri olmak üzere 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan hak ihlalleri giderilmeli; haksız ihraçların sonuçları ortadan kaldırılmalı; adil yargılanma hakkı ve masumiyet karinesi eksiksiz biçimde güvence altına alınmalı; AİHM ve AYM kararları gecikmeksizin uygulanmalıdır. OHAL sonrasında yasalaştırılarak kalıcı hâle getirilen güvenlik soruşturması uygulamalarına son verilmeli; kamu hizmetine girişte şeffaflık ve objektiflik esas alınmalıdır
Hak İnisiyatifi olarak bir kez daha ifade ediyoruz:
Darbeye karşı çıkmak ile darbe sonrasında ortaya çıkan hukuksuzluklara karşı çıkmak birbirinin alternatifi değildir. Darbelerin de otoriterliğin de karşısında olmak, tutarlı bir demokrasi ve insan hakları mücadelesinin gereğidir.
Türkiye, darbeler ile otoriter yönetimler arasında tercih yapmak zorunda değildir. İhtiyacımız; insan onurunu esas alan, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, çoğulcu, demokratik ve adil bir hukuk düzenidir.
Darbelerin de hukuksuzlukların da karşısında; adaletin, özgürlüğün ve demokrasinin yanında olmaya devam edeceğiz.
HAK İNİSİYATİFİ DERNEĞİ
