Home Faaliyetler Basın Açıklamaları Hukukun Üstünlüğüne ve Demokrasiye Yönelik Tehditler Kabul Edilemez

Hukukun Üstünlüğüne ve Demokrasiye Yönelik Tehditler Kabul Edilemez

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve ardından yaşanan gözaltı süreci, hukukun siyasallaşması, demokratik hakların gasp edilmesi ve hukuk güvenliğinin yok edilmesine yönelik ciddi endişeleri beraberinde getirmiştir.

Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına ilişkin tartışmalar seçimlerden sonra gündeme gelmiş, İstanbul Üniversitesi ilk açıklamasında herhangi bir usulsüzlük olmadığını belirtmiştir. Ancak, başsavcılığın “resmî belgede sahtecilik” iddiasıyla dava açmasının ardından, İstanbul Üniversitesi 18 Mart 2025’te İmamoğlu’nun diplomasının iptal edildiğini duyurmuştur. 31 yıl önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak verilen bir diplomanın siyasi saiklerle iptal edilmesi, hukuk güvenliğini ciddi şekilde zedeleyecektir.

19 Mart 2025 sabahı, İmamoğlu’nun evi basılmış ve kendisi gözaltına alınmıştır. İmamoğlu ile birlikte birçok belediye çalışanı, siyasetçi ve gazeteci de gözaltına alınmış; toplamda 106 kişi hakkında “suç örgütü üyeliği” suçlaması yöneltilmiştir. Ayrıca, muhalefet partilerinin iş birliğiyle yürütülen “Kent Uzlaşısı” süreci de suç unsuru olarak gösterilmiştir. Kent Uzlaşısı, kamuoyu önünde yürütülen ve açık bir siyasi ittifak süreci olup, somut delil olmadan kriminalize edilmiştir. Bu durum, siyasi partiler ve sivil toplum faaliyetlerinin suç sayılması ve keyfi şekilde “terör örgütleriyle iltisak” haline getirilmesidir.

Gelinen noktada, masumiyet karinesi, özel hayatın gizliliği ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekirken, siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirilmesi büyük bir hukuksuzluk örneğidir. İktidarın kamu gücünü muhaliflerini sindirmek için kullanması, kamu kurumlarına ve hukukun üstünlüğüne duyulan güveni ortadan kaldırmaktadır.

Hak İnisiyatifi olarak, bu olayları yalnızca seçilmişlerin görevlerinden alınması değil, aynı zamanda seçme ve seçilme hakkına yönelik bir müdahale olarak değerlendiriyoruz. Tüm kamu kurumlarını hukukun üstünlüğüne saygı göstermeye, siyasi rekabetin insan hakları ve demokratik değerlerle uyumlu şekilde, şeffaf ve adil koşullarda yürütülmesi için sorumluluk almaya davet ediyoruz. Gözaltı süreci sonrası getirilen yasakların kaldırılması ve halkın demokratik yollarla kendini ifade etmesinin önünün açılması için yetkililere çağrıda bulunuyoruz.